Sigara ve Kahve Gebeliğin Baş Düşmanı
Üreme Tıbbı Derneği Başkanı Prof.Dr.Erol Tavmergen, günde 10 ve üzeri sigaranın, 5 fincan ve üzeri kahvenin gebelik oranında yüzde 50, canlı doğum oranında is yüzde 40 dolayında azalmaya neden olduğunu söyledi.
Üreme Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Erol Tavmergen, günde 10 ve üzeri sigaranın, 5 fincan ve üzeri kahvenin gebelik oranında yüzde 50, canlı doğum oranında is yüzde 40 dolayında azalmaya neden olduğunu söyledi.
Üreme Tıbbı Derneği'nce düzenlenen 4'üncü Uluslararası Üreme Tıbbı Derneği Kongresi, Antalya'da başladı. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında Üreme Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Erol Tavmergen, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 9'unun kısırlık sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Tüm dünyada yaklaşık 75 milyon kadının ise kısırlık nedeniyle tedavi gördüğünü kaydeden Prof. Dr. Tavmergen, son yıllarda özellikte laboratuvar ve klinik uygulamalardaki gelişmelere rağmen başarının yüzde 60'lar civarını geçemediğini vurguladı.
ÖNCELİK KADININ YAŞI
Çocuk sahibi olmak amacıyla yapılacak her türlü tedavide başarıyı etkileyen en önemli faktörün halen kadın yaşı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Erol Tavmergen, "35 yaş üzerinde giderek hızlanan kapasite azalmasından söz edilebilir" dedi.
Yaştan bağımsız olarak gebe kalmayı olumsuz yönde etkileyen çevresel faktörlerin başında sigaranın geldiğini kaydeden Prof. Dr. Tavmergen, "Kaliteli yumurta gelişimini bozduğu, döllenmeyi güçleştirdiği yumurta ve spermlerin genetik yapısında hasarlar meydana getirdiği için aktif ve pasif sigara içiciliğinden sakınılmalıdır" diye konuştu.
SİGARA KULLANIMI
Erol Tavmergen, sigara kullanımının gebelik oranlarının yüzde 50 seviyesinde azalttığını, bununla birlikte yüzde 1 -2 arasında ortaya çıkan dış gebeliklerin yine sigara içerisinde bulunan kotinin maddesi nedeniyle gerçekleştiğini kaydetti.
Günde 10 ve üzeri sigara içilmesinin kadınların yumurtalık damarlarında daralmaya ve yumurtalık dokusunun beslenmesinde olumsuzluklara neden olduğunu ve bunun da kadınlarda beklenenden 3-5 yıl daha erken kısırlık ve menopoza girilmesine neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Tavmergen, "Ülkemizde ortalama menopoza girme yaşının 48 olduğu düşünülecek olursa sigara içen veya pasif içici durumundaki kadınların yumurtlama ile ilgili sorunları 36- 38 yaşlarından itibaren beklenilmelidir" diye konuştu.
KAHVE İÇİMİ DE ETKİLİ
Sigaranın yanı sıra alkol ve kafein tüketiminin de gebe kalma oranlarını etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Tavmergen, günde 5 fincan ve üzeri kahve tüketen kadınlarda gebelik oranlarının yüzde 50, canlı doğum oranlarının ise yüzde 40'lar düzeyinde azaldığının yapılan araştırmalarla gösterildiğini kaydetti. Prof. Dr. Tavmergen, 5 fincan ve üzeri kahve içmenin gebelik oranlarını sigara içimine yakın oranlarda azalttığının altını çizdi.
Prof. Dr. Erol Tavmergen, erkek kısırlığını etkileyen diğer durumun ise mesleki toksik madde, ağır metaller, pestisidler, ionize radyasyon, yüksek ısı gibi etkenlere maruz kalma olduğunu söyledi. Bu durumun erkeklerde sperm sayısı ve yapısında bozukluklar yarattığını balirten Prof. Dr. Tavmergen, "Erkekte kısırlık araştırılırken mesleğinin sorgulanarak kaydedilmesi ve gerekli uyarılarda bulunulması önemlidir" dedi.
Üreme Derneği Başkanı Prof. Dr. Tavmergen, kök hücre ve gen çalışmaları yardımcı üreme teknikleri alanında da değişim ve ilerleme vaat ettiğini söyledi. Genç yaşta çocuksuzluk sorunu yaşayan çiftler üzerinden toplumsal ve psikolojik baskı oluştuğunu, özellikle kadınların bu baskıyı erkeğe oranla daha fazla hissettiğini kaydeden Prof. Dr. Tavmergen, "Kadınların yüzü bu alandaki ilerlemelerle gülecektir" dedi.
Erol Tavmergen, kök hücre çalışmalarında testiste sperm üretimi sorunu yaşayan erkeklerde de vücudun bazı hücrelerinden sperm hücresi oluşturulabilmeye yönelik olarak sürdüğünü kaydetti.
KÖK HÜCRE TEDAVİSİ
Avrupa ve Amerika'da kök hücre ve gen çalışmaları hakkında konuşan Avrupa İnsan Üremesi ve Embiryoloji Derneği (ESHRE) eski Başkanı Prof. Dr. Anna Veiga, "Kök hücrelerin tıbbi tedavi olarak kullanmak için erken bir dönemdeyiz. Bu tür hastalar son derece hassastırlar. Burada çOk dikkatli olunması gerekiyor. Klinik bir tedavi olarak hastaya sunulabildiği yerler de olabilir ama bu doğu ve gerçek değil. İnsanlar bunlar için çok paralar harcayabiliyor. Şu an için daha pozitif sonuç alındığını söyleyemeyiz" diye konuştu.
KANSER VE DOĞURGANLIĞIN KORUNMASI
Tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 3'ünün 40 yaş altındaki üreme çağındaki genç bireylerde ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Tavmergen, kanser hastalığında uygulanan tedavilerle sağ kalım süresi uzarken fiziksel ve psikolojik yan etkileri de beraberinde getirdiğini kaydetti. Kemoterapi ve radyoterapi sonucunda doğurganlık ihtimalinde kayıp gelişebildiğini belirten Prof. Dr. Tavmergen, "Doğurganlığın korunması yöntemleri olarak kanser tedavileri öncesi sperm hücresi- testis dokusu, embriyo veya yumurta hücresi dondurulması, yumurtalık dokusu dondurulması gibi çeşitli, standart kabul gören ve halen deneysel kabul edilen yöntemler bulunmaktadır. Günümüzde dünyada yumurtalık dokusunun dondurulup çözülmesi ve ardından nakli yöntemiyle 25 kadar gebelik ve doğum bildirilmiştir" diye konuştu.
SOSYAL YUMURTA DONDURMASI
Prof. Dr. Erol Tavmergen, bu bağlamda üreme tıbbında yumurtalık dokusu, sperm ve embriyo dondurması ile ilgili gelişmeler kanser hastası olan ve kemoterapi tedavisine girecek hastalara yönelik yeni uygulama alanları olduğunu söyledi. Yumurtalık dokusunun tamamı veya bir kısmının dondurularak kanser tedavisi sonrası yeniden vücuda yerleştirilmesi ile gebelikler elde edilmesinin tıpta yeni bir çığır açtığını kaydeden Prof. Dr. Tavmergen, şunları söyledi:
"Bu tür uygulamalar henüz evli olmayan genç hastaların üreme fonksiyonlarının korunması, saklanması anlamı taşımaktadır. Bu tür olgular kendilerinin ileri yaşamlarında iyileşip evlendiklerinde veya evli olanların iyileşmeleri sonucunda çocuk sahibi olmalarına yardımcı olabilecektir. Türkiye'de bu konu ile ilgili çalışmalar ve yasal çerçeve kısmen mevcuttur. Ancak yaşının ilerlemesi nedeniyle yumurtalarının dondurularak saklanmasını veya spermlerinin dondurularak saklanmasını isteyen kişilere ülkemizde gerekli izin mevcut yönetmelik çerçevesinde verilmemiştir."
ESHRE Genel Koordinatörü Prof. Dr. Timur Gürgan ise Türkçe'ye 'sosyal yumurta dondurması' olarak tercüme edilebilecek bu işlemin amacın kadının doğurganlık potansiyelini korumak olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Gürgan, Türkiye'de başkasının yumurtasını kullanmanın yasak olduğunu ve böyle bir ortamda kişinin kendi yumurtalarının dondurarak geriye almasının tartışmaya açılması gerektiğini dile getirdi.
Anna Veiga ise Avrupa'da gebelik yaşını geciktirme amacıyla da yapılan sosyal yumurta dondurma işleminin 35 yaş öncesi kadınlar için tavsiye edilebileceğini söyledi. - Antalya