Sudan'daki Savaşın Sebebi BAE Desteği

Son Güncelleme:

Sudan Büyükelçisi Eltayeb, savaşın BAE'nin desteklemesi nedeniyle uzadığını belirtti.

Sudan'ın Ankara Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb, Sudan'daki savaşın temel nedeninin Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) verdiği destek olduğunu savunarak, "BAE'nin desteği olmasaydı ülkedeki savaş bir ya da iki ay içinde sona ererdi." dedi.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), İstanbul'da "Sahadan Politikaya: Sudan krizini yeniden okumak" başlıklı konferans düzenledi.

Konferansta, Sudan'da 4. yılına giren krizin seyri, çatışmaların bölgesel etkileri, uluslararası yansımaları ve Türkiye-Sudan ilişkileri ele alındı.

Sudan'ın Ankara Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, Sudan'da 15 Nisan 2023'te başlayan çatışmaların bir darbe girişimi ve egemen devlete karşı saldırı olduğunu ifade etti.

Eltayeb, HDK'nin, bazı ülkeler tarafından silah, eğitim ve paralı asker desteğiyle güçlendirildiğini ileri sürdü.

Sudan'daki savaşın temel nedeninin Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) verdiği destek olduğunu savunan Eltayeb, "BAE'nin desteği olmasaydı ülkedeki savaş bir ya da iki ay içinde sona ererdi." dedi.

Eltayeb, BAE'nin milyonlarca dolar harcayarak, Kolombiya, Libya, Güney Sudan ve Suriye dahil birçok ülkeden paralı asker topladığını öne sürdü.

HDK'nin daha önce insansız hava araçları kullanma kapasitesine sahip olmadığına işaret eden Eltayeb, "Son dönemde Sudan'daki havaalanlarına yönelik saldırılarda kullanılan gelişmiş dronlar dış destek olmadan işletilemez." diye konuştu.

Eltayeb, Sudan hükümetinin çatışmaların başından bu yana siyasi çözüm arayışını sürdürdüğünü belirterek, "Mayıs 2023'te Suudi Arabistan ve ABD gözetiminde imzalanan Cidde Anlaşması da halen geçerliliğini koruyor." ifadesini kullandı.

Bazı üst düzey HDK komutanlarının da son dönemde orduya katıldığını vurgulayan Eltayeb, "Milis yapıda çözülme başladı. Bu grubun geleceği yok." değerlendirmesinde bulundu.

Eltayeb, Hartum'da güvenliğin önemli ölçüde sağlandığını, uluslararası uçuşların yeniden başladığını ve 1 milyondan fazla kişinin başkente geri döndüğünü kaydetti.

Türk sivil toplum kuruluşları ile sendikaların Sudan konusundaki tutumunu da takdir ettiklerini dile getiren Eltayeb, Ankara'da BAE Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestoların Sudan'daki krizin nedenlerine ilişkin farkındalık oluşturduğunu söyledi.

Eltayeb, Türk iş insanlarının Sudan'a dönüşünde artış yaşandığına dikkati çekerek, "Nisan ayında Sudan'a iş amacıyla gidenlerin sayısı ocak ayına göre dört kat arttı." dedi.

Sudan'daki savaş artık ülke sınırlarını aştı

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinden Prof. Dr. Muhittin Ataman ise Sudan'da yaşananları anlamak için yalnızca diplomatik açıklamalara, askeri gelişmelere ya da uluslararası medya anlatılarına bakmanın yeterli olmadığını belirtti.

Ataman, krizi değerlendirirken sahadaki aktörleri, devlet kurumlarının uğradığı tahribatı, toplumun karşı karşıya kaldığı insani yükü ve krizin bölgesel bağlantılarını ele almak gerektiğini ifade etti.

Sudan'da 15 Nisan 2023'te başlayan çatışmaların bugün devlet kurumlarını, toplumsal yapıyı, ekonomik kaynakları, sınır güvenliğini, medya alanını, diplomatik dengeleri ve bölgesel güvenlik mimarisini doğrudan etkileyen çok katmanlı bir krize dönüştüğüne işaret eden Ataman, "Sudan meselesini yalnızca Hartum ya da Darfur'daki askeri gelişmeler üzerinden okumak eksik kalır. Sudan'daki savaş, artık Sudan sınırlarını aşarak Kızıldeniz'den Sahel'e, Afrika Boynuzu'ndan Kuzey Afrika'ya ve dolaylı olarak Akdeniz güvenliğine uzanan geniş bir coğrafyada etkiler üreten bir kriz haline gelmiştir." dedi.

Ataman, Sudan'ın Afrika kıtasında önemli bir jeopolitik konuma sahip olduğunu kaydederek, "Kızıldeniz'e açılan limanları, Afrika Boynuzu ile Sahel bölgesi arasında kurduğu geçiş hattı ve Kuzey Afrika ile Sahraaltı Afrika'yı birbirine bağlayan coğrafi derinliği Sudan'ı bölgesel dengeler açısından kritik bir ülke haline getiriyor. Port Sudan ve Sevakin Adası gibi yerler yalnızca Sudan ekonomisi açısından değil, Kızıldeniz güvenliği, bölgesel ticaret, enerji güzergahları ve küresel ulaşım hatları bakımından da stratejik öneme sahiptir." diye konuştu.

Savaşın dış boyutuna da dikkati çeken Ataman, Sudan'daki çatışmaların uzamasında dış destek ağlarının, paralı savaşçıların, altın kaçakçılarının ve sınır aşan silah ile finans akışlarının önemli rol oynadığı anlattı.

Ataman, Sudan'daki krizin klasik anlamda iç savaş tanımının ötesine geçtiğini vurgulayarak, "Süreç giderek daha belirgin biçimde bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmektedir. Sudan sahasında yaşanan her gelişme, diğer ülkeleri de etkiliyor. Bu bağlamda Sudan, Libya'dan Çad'a, Etiyopya'dan Kızıldeniz ve Sahel hattına kadar uzanan daha geniş bir güç rekabetinin sahası haline gelmiştir." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA