TCMB: Enflasyonda Gıda ve Enerji Etkili

Son Güncelleme:

TCMB, şubat enflasyonunu gıda ve enerji fiyatlarının etkisiyle değerlendirdi, yıllık enflasyon %31,53 oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantı Özeti'nde, jeopolitik gelişmelerle yükselen petrol fiyatları nedeniyle yurt içi enerji fiyatlarının akaryakıt öncülüğünde önemli ölçüde yükseldiğinin izlendiği belirtilerek, "Eşel mobil uygulamasına bağlı olarak, rafineri ürün fiyatlarındaki artışların önemli bir bölümünün maktu ÖTV tutarından karşılanmasıyla bu grupta daha olumsuz bir görünümün önüne geçilmiştir." ifadesi kullanıldı.

TCMB Para Politikası Kurulunun 12 Mart'taki toplantısına ilişkin özet yayımlandı.

Özette, tüketici fiyatlarının şubat ayında yüzde 2,96 oranında arttığı, yıllık enflasyonun 0,88 puan yükselişle yüzde 31,53 olduğu anımsatıldı.

Yıllık enflasyonun gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında belirgin oranda yükseldiği, diğer ana gruplarda ise gerilediğinin belirtildiği özette, "Yıllık tüketici enflasyonundaki yükselişe karşın, B endeksinin (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 0,2 puan, C endeksinin (enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ise 0,34 puan düşerek sırasıyla yüzde 29,91'e ve yüzde 29,46'ya gerilemiştir." bilgisi verildi.

Özette, yıllık tüketici enflasyonuna temel mallar ve enerji gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,45 ve 0,25 puan azalırken, gıda ve alkolsüz içecekler, hizmet ve alkol-tütün-altın gruplarının katkılarının sırasıyla 1,24, 0,24 ve 0,10 puan arttığı belirtildi.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışının bir önceki aya kıyasla görece yatay seyrettiği, gıda hariç tüketici enflasyonunun yavaşladığı kaydedildi.

Özette, şu değerlendirmede bulunuldu:

"Şubat ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte gıda grubunun etkisi öne çıkmıştır. İşlenmemiş gıda fiyatları büyük ölçüde sebze ile beyaz et fiyatlarına bağlı olarak yükselirken, işlenmiş gıda grubunda özellikle süt ve süt ürünlerinin etkisi belirgin olmuştur. Bununla birlikte, fiyat artışlarının grup geneline yayıldığı izlenmiştir. Söz konusu dönemde gıda fiyatları üzerinde hava koşullarının yanı sıra ramazan ayına özgü unsurların da etkisi hissedilmiştir. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında hizmet enflasyonu, haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki belirgin artışların da katkısıyla bir önceki aya kıyasla yükselmiştir. Enerji grubunda, bu dönemde uluslararası enerji fiyat gelişmelerini takiben akaryakıt ve tüp gaz fiyatlarında artışlar gözlenmiştir. Diğer taraftan, piyasa takas fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) kaynaklı elektrik fiyatındaki gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlamıştır. Temel mal grubunda, giyim ve ayakkabı fiyatları mevsimsel etkilerle gerilemeye devam ederken, dayanıklı tüketim malları fiyatları ılımlı bir oranda yükselmiştir. Diğer temel mallar alt grubunda ise fiyatlar yataya yakın seyretmiştir. Bu görünüm altında, mevsimsel etkilerden arındırılmış temel mal enflasyonu düşüş kaydetmiştir."

Özette, enflasyonun ana eğiliminin şubat ayında yataya yakın seyrettiği belirtildi.

Mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyonun B endeksinde sınırlı bir oranda yükseldiği, C endeksinde ise düştüğü, bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki kayda değer artışın (ocak ayında yüzde 2,7'den şubat ayında yüzde 5,2'ye) etkili olduğu bildirildi.

Özette, fiyat artışlarının B endeksini oluşturan gruplardan işlenmiş gıda ve hizmet gruplarında yükseldiği, temel mallarda belirgin şekilde zayıfladığı belirtildi.

TCMB bünyesinde takip edilen tüm göstergeler bir arada değerlendirildiğinde, ana eğilimin yataya yakın seyrettiği belirtilen özette, "Göstergeler 3 aylık ortalamalar bazında ise sınırlı bir artış göstermiştir. Şubat ayı itibarıyla son 3 aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama enflasyon bir önceki aya kıyasla temel mallarda gerilerken hizmet sektöründe görece yatay seyretmiştir." ifadesi kullanıldı.

Özette, şu ifadelere yer verildi:

"Hizmet sektöründe hakim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mallara göre yüksek seyretmektedir. Şubat ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 27, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Şubat ayında alt kalemler arasında haberleşme hizmetleri aylık yüzde 8,73'lük artışla öne çıkmış, bu gelişmede cep telefonu görüşme ücretleri etkili olmuştur. Son 3 aylık dönemde haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki hızlı yükseliş dikkat çekmektedir."

Özette, diğer hizmetler grubunda en belirgin yükselişin yüzde 11,06 ile finansal hizmetlerde gözlendiği, bunu yüzde 5 artışla bakım-onarım kaleminin izlediği bildirildi.

Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışının bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleştiği belirtilerek, "Bu dönemde, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 3,46 olurken yıllık bazda yüzde 53,91'e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, gıdadaki olumsuz seyre rağmen, yüzde 2,82 ile görece daha sınırlı bir oranda artmıştır. Ulaştırma hizmetleri fiyatları, hava yolu ücretlerindeki dönemsel gerilemeye bağlı olarak ılımlı seyretmiştir." denildi.

Özette, yurt içi üretici fiyatlarının şubat ayında yüzde 2,43 artışla yüksek seyretmeye devam ettiği ve yıllık enflasyonun 0,39 puan artarak yüzde 27,56 olduğu belirtildi.

Bu dönemde enerji fiyatları (yüzde -0,22) düşerken, dayanıklı (yüzde 4,47) ve dayanıksız (yüzde 3,30) tüketim mal fiyatlarının yüksek artış oranları ile öne çıktığının ifade edildiği özette, "Şubat ayında ortalama 71,1 dolar civarında seyreden Brent ham petrol fiyatları, mart ayının ilk haftalarında jeopolitik gelişmelerin etkisiyle oldukça dalgalı bir seyir izlemiş, 11 Mart itibarıyla ortalamada 88,5 dolar seviyesine ulaşmıştır. Diğer taraftan, yurt içinde eşel mobil uygulamasının ivedilikle devreye alınması, ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici enflasyonuna yansımasını önemli ölçüde sınırlamıştır. Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları arz kısıtları endişesiyle bu dönemde belirgin bir oranda yükselmiştir." ifadesi kullanıldı.

Özette, ayrıca enerjiyle bağlantısı güçlü üre, sülfür, polipropilen, polietilen gibi emtiaların fiyatlarının da yukarı yönlü seyrettiği belirtildi.

Enerji ve ham madde akışındaki kesintilerin, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşıdığının altı çizilen özette, küresel arz zinciri baskı endeksinin şubatta tarihsel ortalamasının üzerinde gerçekleştiği ifade edildi.

Özette, mart ayında Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve alternatif rota arayışlarının teslimat sürelerini uzattığı, güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri ve navlun fiyatlarının da yükseldiğine işaret edildi.

Bu dönemde, Çin'e yönelik konteyner endeksinin önemli ölçüde yükseldiği, kuru yük taşımacılık endekslerinin de arttığının bildirildiği özette, küresel konteyner endeksinin ise gerilediği belirtildi.

Özette, döviz kuru sepetinin 11 Mart itibarıyla avro kurundaki gelişmelerle görece yatay seyrettiği ifade edilerek şöyle denildi:

"Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri şubat ayında hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Şubat ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,9 puan yükselerek yüzde 24,1 seviyesinde, 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,6 puan artışla yüzde 18,4 düzeyinde ölçülmüştür. 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,1 puan aşağı yönlü güncelleme ile yüzde 22,1 olurken, 24 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,2 puan artışla yüzde 17,1 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselerek yüzde 11,4 düzeyine çıkmıştır. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, şubat ayında 0,9 puan azalarak yüzde 32,0 seviyesine gerilemiştir. Aynı dönemde hane halkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise yüzde 48,8 ile yatay seyretmiştir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir."

Özette, öncü verilerin son 2 ayda gıda fiyatlarında gözlenen olumsuz seyrin mart ayında hız kestiğine işaret ettiği belirtildi.

Geçen dönemde sebze fiyatlarında kaydedilen yüksek artışların, mart ayının ilk yarısında yerini görece düşük oranlı bir artışa bıraktığı belirtilerek, "Diğer yandan, jeopolitik gelişmelerle yükselen petrol fiyatları nedeniyle yurt içi enerji fiyatlarının akaryakıt öncülüğünde önemli ölçüde yükseldiği izlenmektedir." ifadesi kullanıldı.

Özette, eşel mobil uygulamasına bağlı olarak, rafineri ürün fiyatlarındaki artışların önemli bir bölümünün maktu ÖTV tutarından karşılanmasıyla bu grupta daha olumsuz bir görünümün önüne geçildiği vurgulandı.

Hizmet grubunda, mart ayında ulaştırma hizmetlerinin öne çıkmasının beklendiği ifade edilerek, "Jeopolitik gerilim ve uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmelerin yansımasıyla başta hava yolu yolu ile yolcu taşımacılığı olmak üzere ulaştırma hizmetleri fiyatlarının yükselme eğiliminde olduğu takip edilmektedir." denildi.

Özette, ayrıca, özel okul ücret gelişmelerine istinaden eğitim fiyatlarındaki yükselişin sürdüğü belirtilerek, öncü göstergelerin temel mal grubunda ise görece ılımlı bir seyre işaret ettiği bildirildi.

Emtia fiyatlarındaki oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik belirsizliklerin önemli ölçüde yükseldiğinin belirtildiği özette, "Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir." ifadesi kullanıldı.

Özette, jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan belirsizliklerin, ham petrol, doğal gaz ve emtia fiyatlarında yüksek oynaklıklara ve artışa neden olduğu bildirildi.

Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla sıkı para politikasını destekleyici kararlar ve eş güdüm dahilinde mali tedbirlerin alındığı belirtilen özette, şunlar kaydedildi:

"Bu kapsamda, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak, sıkı parasal duruşu desteklemek amacıyla 1 hafta vadeli repo ihalelerine 2 Mart itibarıyla ara verilmiştir. Böylece, likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılarak ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranı olan yüzde 40'ta oluşması sağlanmıştır. Ayrıca, döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başlanmıştır. Para politikası uygulamalarının yanı sıra eş güdüm dahilinde mali tedbirler de uygulamaya alınmıştır. Bu kapsamda, eşel mobil uygulanması kararı, gübre ithalatında gümrük vergisinin kaldırılması ve gübre ihracatına kısıtlama getirilmesi emtia fiyatlarındaki gelişmelerin tüketici enflasyonu ve üretici maliyetlerine geçişkenliğini sınırlayacaktır."

Özette, PPK'nin son toplantıda politika faizini yüzde 37'de, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını da yüzde 35,5'te sabit tuttuğu anımsatıldı.

Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğine vurgu yapılan özette, Kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği vurgulandı.

Özette, şunlar ifade edildi:

"Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir."

Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."

Kaynak: AA