Türk : İttihatçı Uzantılardan Arınmalıyız

Son Güncelleme:

DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, Operasyona Temiz Eller Benzetmesi Yapılmasını Eleştirirken Mardin Milletvekili Ahmet Türk İse Hem "Temiz Ellere" Benzetti Hem de Bir Umut Olarak Değerlendirdi.

DTP Mardin Milletvekili ve Genel Başkan adayı Ahmet Türk, Ergenekon soruşturmasını bir umut olarak değerlendirerek, "Fırat'ın batısındaki Ergenekon'u soruştururken, doğusundaki gerçek Ergenekonları açığa çıkarmamak, şeffaflaşma ve hukuk dışı yapılardan arınma sürecini eksik bırakacaktır. Bu nedenle diyoruz ki, İtalya'da örneğini

gördüğümüz bir temiz eller operasyonuyla ülkemizi demokrasiyi zehirleyen bu ittihatçı uzantılardan arındırmalıyız" dedi.

Türk, DTP 2. Büyük Olağan Kongresinde konuştu. Yoğun alkış alarak kürsüye çıkan Türk, konuşmasında eski DEP eski milletvekili Orhan Doğan ve trafik kazasında yaşamını yetiren DTP'li Cihan Deniz ve Hüsnü Ablay'ı andı.

Türk, DTP'nin halkın temel sorunlarını Türkiye'nin gündemine taşımak ve birçok alanda eksiklikler yaşadığını söyleyerek, "Bu anlamda rolümüzü tam anlamıyla oynayabildiğimizi söyleyemeyiz. Bu halkımıza bir özeleştirimizdir. Başlangıçta hedeflenen genişleme projesini yeterince hayata geçiremedik. Demokratik siyaset mekanizmalarımızı tam olarak oluşturamadık. Karar süreçlerimize, örgütlenme modelimizde öngördüğümüz gibi, tam anlamıyla demokratik bir nitelik kazandıramadık ve halkımızın tam katılımını sağlayamadık" dedi.

Eksikliklerine karşın 22 Temmuz seçimlerinde Meclis'te bir grup oluşturmayı başardıklarını söyleyerek, "Meclise girmemiz, DEP'in kapatılıp milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılarak cezaevine atıldığı 1994'ten bu yana 14 yıllık süreç geçmiştir" diye konuştu.

-"GERİLİMİN TARAFI OLMADIK"-

Türk, daha Meclise adımlarını atmadan önce "gerginlik-gerilim" senaryolarının yaratıldığını ancak kendilerinin bunun tarafı olmadıklarını büyük bir siyasi kararlılıkla ortaya koyduklarını söyledi.

DTP'nin Türkiye'de yeni bir sayfanın açılması, barış ve uzlaşının sağlanması için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırlanırken, çatışmaların tırmanmasıyla birlikte siyasetin, medyanın, bazı devlet kurumlarının, yargının ve sokağın hedefi haline getirildiğini savunan Türk şöyle konuştu:

"Başlangıçtaki olumlu hava birden tersine döndü ve gerek tüzel anlamda DTP'nin kendisi gerekse de milletvekilleri, yöneticileri, belediye başkanları siyasi yönelimlerin merkezine oturtuldu. Jet hızıyla milletvekillerimiz hakkındaki dokunulmazlık fezlekeleri Meclise gönderildi, parti hakkında kapatma davası açıldı. Meclis çatısı altında parti grubumuza karşı iktidar ve muhalefet birleşerek bir blok oluşturdu. Biz ise, gerginliklerin tarafı olmamak için sağduyulu yaklaşımımızı büyük bir kararlılıkla sürdürdük ve sürdürmeye de devam ediyoruz."

-"TEZKEREYE KARŞI ÇIKAN TEK PARTİ BİZDİK"-

DTP'ye karşı oluşturulan psikolojik ortamla sınır ötesi operasyonun zemini yaratıldığını ve böylesi bir atmosferde tezkerenin Meclise geldiğini savunun Türk, Meclisten geçen sınır ötesi operasyon tezkeresine karşı çıkan tek grubun kendileri olduğunu ifade etti. Ahmet Türk, savaşa, çatışmalara ve operasyonlara karşı direnmelerinden dolayı "statükonun hedefi haline geldiklerini ve DTP hakkında kapatma davası açıldığını kaydeden Türk, Eş Genel Başkan Nurettin Demirtaş'ın tutuklanmasıyla DTP'ye yönelik yürütülen linç kampanyasının en üst düzeye çıkarıldığını söyledi.

-"KÜRTLERİ SUSTURABİLDİNİZ Mİ?-"

Türk sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buradan şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek istiyorum. Bugün partimizi kapatabilirsiniz. Hatta bizleri tutuklayıp cezaevine de atabilirsiniz. Ama şu bir gerçektir ki; Kürtleri asla ve asla susturamazsınız. Aksini düşünenler ve hesaplayanlar varsa dönüp bir yakın siyasi tarihe baksınlar. 1994'te Kürt milletvekillerini yaka paça Meclisten attınız, DEP'i kapattınız. Partinin birçok yönetici ve üyesi katledildi, parti binaları bombalandı. Peki, Kürtleri susturabildiniz mi?"

"Kürtlere siyaset kanallarını kapatırsanız, halkımız kendi alternatif siyaset kanallarını yaratacaktır" diye konuşan Türk, Kürtlerin her türlü bedeli bundan sonra da ödemeye hazır olduğunu söyledi. Kürtlerle ve DTP'yle diyaloga girilmesini isteyen Türk, "Silahı bir hak arama aracı olmaktan çıkartalım, demokratik ve barışçıl bir siyaset alanı yaratalım. Bu her şeyden önce Türkiye'yi büyütecektir, Türkiye'nin önünü açacaktır" dedi.

-"SEÇMEN İRADESİNİN YARISI YOK SAYILMAYA ÇALIŞILIYOR"-

Türk, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinin en büyük kriziyle karşı karşıya olduğunu de savunarak "Siyaset çatışma halinde, toplumda ciddi bir güven kırılması yaşanıyor, çözüm gücü olması gereken Meclisin iradesi giderek zayıflıyor. Partimiz ve Ak Parti hakkında açılan kapatma davalarıyla siyasete yargı eliyle bir müdahale süreci yürütülüyor. DTP ve AK Parti'nin oy oranları dikkate alındığında Mecliste temsil imkanı bulan seçmen iradesinin yarısından fazlası yok edilmeye çalışılıyor" şeklinde konuştu.

Krizin Türkiye'nin yapısal sorunlarından kaynaklandığını belirten Türk, "ret ve inkar üzerine kurulu 85 yıllık cumhuriyet sistemi daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük talebinde bulunan toplumsal dalga karşısında zorlanmakta ve giderek tıkanmaktadır. Tıkandığı noktada ise çatışma ve kriz üretmektedir" dedi.

Konuşmasında AKP'yi de eleştiren Türk, AKP'nin "statükoyla' uzlaşma aradığını ve zaman zaman da kol kola girdiğini belirtti. Türk, AKP'nin özgürlüklere ve demokratik açılımlara çok dar bir pencereden yaklaştığını da söyleyerek, AKP'yi "kendine demokrat ve kendine Müslüman" bir parti olduğunu kaydetti.

-"İTTİHATÇI UZANTILAR"-

Konuşmasında Ergenekon soruşturmasını da değerlendiren Türk, operasyonun tarihi bir fırsat yarattığını söyledi. Türk, Türkiye çağdaş demokrasilerde olduğu gibi bir şeffaflaşma sürecine girme eğiliminde olduğunu ifade ederek, "Geç kalınmış bir süreç olsa da umut vericidir. Bu nedenle soruşturmanın derinleştirilmesi demokrasi standartlarımızı yükseltecektir" dedi.

Türk şöyle devam etti:

"Bu yolda, Kürt coğrafyasında işlenen binlerce faili meçhul cinayetin, yargısız infazın, gözaltında kayıpların, onlarca aydının katledilmesinin soruşturulup, hakikatlerin araştırılması, faillerin açığa çıkartılması bu şeffaflaşma sürecini hızlandıracak ve güçlendirecektir. Fırat'ın batısındaki Ergenekon'u soruştururken, doğusundaki gerçek Ergenekonları açığa çıkarmamak, şeffaflaşma ve hukuk dışı yapılardan arınma sürecini eksik bırakacaktır. Bu nedenle diyoruz ki, İtalya'da örneğini gördüğümüz bir temiz eller operasyonuyla ülkemizi demokrasiyi zehirleyen bu ittihatçı uzantılardan arındırmalıyız."

-TÜRK DE 'SAYIN ÖCALAN' DEDİ-

Türk, Abdullah Öcalan'dan "Sayın Öcalan" diye bahsederek şöyle dedi:

"Sayın Öcalan, "Farklı kimlik ve kültürler Anayasal güvence altına alınsın, silahlar bir ayda bırakılır' diyor. Bu son derece önemli ve tarihi bir çağrıdır. Bu çağrıya kimse kulaklarını tıkayamaz. Uzatılan bu barış eline ağırlaştırılan tecrit politikalarıyla ve onur kırıcı uygulamalarla karşılık verilmesi tam bir provokasyondur ve çözümsüzlüğü derinleştirmektedir. Bu uygulamalardan bir an önce vazgeçilmelidir. Toplumsal hassasiyete dikkat edilmelidir. Bu yolda gösterilecek bir tavır ve tutumu, Kürt sorununu çözme niyeti konusunda bir ölçü olarak kabul ederiz." (ANKA)

(EKİP)

Kaynak: ANKA