Türkiye-Avrupa İş Konseyi iş insanları Meloni'ye mektup yazdı, AB'de değişim istedi
DEİK bünyesindeki Türkiye-Avrupa İş Konseyi iş insanları, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'ye açık mektup yazdı. Mektupta, Türkiye'nin AB üyelik sürecini sekteye uğratan mevcut yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi istendi; mektup Corriere della Sera'da yayımlandı.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-Avrupa İş Konseyine mensup iş insanları, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'ye hitaben yazdıkları açık mektupta, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecini sekteye uğratan mevcut yaklaşımı yeniden değerlendirmenin zamanı geldiğini belirtti.
DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve DEİK Türkiye-İtalya İş Konseyi Başkanı Lale Cander'in de aralarında bulunduğu iş insanları, İtalya'nın yüksek tirajlı gazetelerinden Corriere della Sera'da yayımlanan açık mektupla, İtalya Başbakanı'na seslendi.
Söz konusu mektupta, Avrupa'nın ekonomik rekabet güç, teknolojik güç ile güvenliğin artık birbirinden ayrılamaz bir bütün olarak ele alındığı döneme girdiği ifade edilerek, jeopolitik istikrarsızlık, yapay zeka ve ileri teknolojilerin hızla gelişiminin, enerji dönüşümü ve değişen küresel ekonomik düzenin; Avrupa'nın menfaatlerini, kırılganlıklarını ve hareket kabiliyetini yeniden tanımladığı belirtildi.
Mektupta, "Bu kritik anda, Türkiye ile AB üyesi ülkeler arasındaki 26 iş konseyinin başkanları olarak, size şu yalın değerlendirmeyi sunmak istiyoruz. Avrupa, Türkiye'nin ortak bir Avrupa geleceğine kattığı ekonomik, teknolojik ve stratejik potansiyelden tam anlamıyla yararlandığı takdirde küresel sahnede daha güçlü olacaktır." değerlendirmesi yapıldı.
Türk iş dünyasının, uzun süredir Avrupalı ??ortaklar, kurumlar ve pazarlarla yakın etkileşim içinde olduğu ve Avrupa'nın birliğini, dayanıklılığını ve küresel rolünü güçlendirmeye yönelik çabaları büyük bir dikkatle izlediği aktarılan mektupta, "Avrupa değerlerine ve ideallerine olan sarsılmaz bağlılığımızı, aynı zamanda Avrupa'nın ekonomik gücüne ve küresel rekabetçiliğine yapıcı şekilde katkıda bulunma konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz." denildi.
Mektupta, Türk şirketleri ve girişimcilerinin, onlarca yıldır Avrupa'nın değer zincirlerinin, sanayi ekosistemlerinin ve inovasyon ağlarının ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkati çekildi.
Artan toplumsal kaygılar, demografik değişimler, giderek karmaşıklaşan küresel bir bağlam, mevcut jeopolitik dengesizliklerin Avrupa'nın güvenlik ortamını şekillendirmeye devam ettiği vurgulanan mektupta, şunlar kaydedildi:
"AB'nin vereceği yanıtın temel bir unsuru; Türkiye'nin, Birliğin küresel bir güç olma istikrarına ulaşma yolundaki süregelen yolculuğuna tam olarak entegre edilmesidir. Bu süreçte her iki tarafın da göğüslemesi gereken mevcut sorunların farkındayız. Ancak dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çalkantılar göz önüne alındığında, Türkiye'nin katılım sürecindeki mevcut durgunluk döngüsünün kırılması aciliyet kazanmıştır."
Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde bir paradigma değişikliğine gidilmesi çağrısı yapılan mektupta, şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye'nin katılım sürecini sekteye uğratan mevcut yaklaşımı yeniden değerlendirmenin zamanı gelmiştir. Türkiye'ye AB üyeliği konusunda net ve tartışmaya yer bırakmayan bir perspektif sunmak, Türkiye ile AB'nin birbirine derinden bağlı geleceğini yeniden teyit etmek, stratejik netliğin ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesine yardımcı olacaktır. Güçlendirilmiş bir yol haritası, Türk toplumunun dinamizmi ve AB'nin dönüştürücü gücü mevcut zorlukların çözümüne yönelik yapıcı bir yolun önünü açarak katılım sürecini şekillendirebilir."
Mektupta, Türkiye'nin, AB'nin yeni ekonomik güvenlik ve savunma mimarisine tam entegre edilebileceği, diğer yandan da yenilenmiş bir AB-Türkiye Gümrük Birliği de jeopolitik açıdan parçalanmış bir dünyada Avrupa'nın rekabet gücünü pekiştirmeye yardımcı olacağı vurgulandı.