Türkiye'nin SEEBRIG karargahını devralması Balkan güvenliğinde yeni dönemi başlatıyor

Son Güncelleme:

Türkiye, 2026-2032 döneminde SEEBRIG karargahına ev sahipliği yapacak. Bu durum, Türkiye'nin Balkanlar'daki bölgesel sahiplenme ve çok taraflılık politikasının bir yansıması olarak değerlendirilirken, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası artan güvenlik sınamaları karşısında tugayın varlığı daha da önem kazandı.

SETA Vakfı Savunma Araştırmacısı Rıfat Öncel, Türkiye'nin Güneydoğu Avrupa Tugayı'nı (SEEBRIG) devralmasını ve Balkanlar'ın Avrupa güvenliğindeki yerini, AA Analiz için kaleme aldı.

***

Türkiye'nin 2026-2032 döneminde Güneydoğu Avrupa Tugayı (SEEBRIG) karargahına ev sahipliği yapacak olması, Türk dış ve güvenlik siyasetindeki devamlılığın ve Balkanlar'da benimsenen bölgesel sahiplenme, kapsayıcılık ve çok taraflılığın bir yansıması şeklinde değerlendirilebilir. Güneydoğu kanata yönelik sınamaların arttığı mevcut güvenlik ortamında çokuluslu bir tugay olan SEEBRIG'in varlığı da daha anlamlı hale gelmiştir.

Türkiye'nin Balkanlar politikası ve SEEBRIG

Balkan ülkelerinde yaşayan Türk nüfus, tarihsel bağlar ve bölgenin jeopolitik konumlanması nedeniyle Türkiye, Balkanlar'da barış ve istikrarın korunması politikasını benimsemiştir. Bu doğrultuda Türkiye, bölgede teşkil edilen uluslararası misyonlara güçlü destekte bulunmuştur. Örneğin Avrupa Birliği'nin (AB) NATO'dan devralarak yürüttüğü Bosna Hersek'teki Avrupa Birliği Barış Gücü Misyonu'na (EUFOR) AB dışı en fazla personel katkısı yapan ülke olmuştur. Benzer şekilde Kosova Barış Gücüne (KFOR) de güçlü personel katkısı sağlayan Türkiye, bu mekanizmanın iki kez komutasını üstlenmiştir.

Türkiye, geçtiğimiz yıllarda bölgedeki siyasi ağırlığını artırıcı yeni adımlar atmıştır. Bunların arasında en önde gelen girişimlerden biri 2009-2010 döneminde teşkil edilen Türkiye, Bosna-Hersek, Sırbistan ile Türkiye, Bosna-Hersek, Hırvatistan arasındaki üçlü danışma mekanizmalarıdır. 2025'te ise Türkiye öncülüğünde Balkan Barış Platformu oluşturularak AB üyesi olmayan altı Balkan ülkesi ile Türkiye arasında sürekli bir diyalog sağlanmıştır.

1999'da kurulan SEEBRIG'in misyonuysa Avrupa'nın güneydoğusunda bölgesel istikrar, askeri işbirliği ve iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkıda bulunmak olarak belirlenmiştir. Karargahın konumu ve tugayın komutanlığı üye ülkeler olan Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan, Kuzey Makedonya, Romanya ve Yunanistan arasında dönüşümlü olarak gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla deniz sınırları düşünüldüğünde bu misyon, Adriyatik Denizi'nden Ege ve Akdeniz üzerinden Karadeniz'e kadar uzanan stratejik bir hat teşkil etmektedir.

SEEBRIG, NATO'ya bağlı bir yapılanma değildir; ancak doğal olarak ittifakla yakın bir ilişki içindedir. Tugay 2006'da NATO'nun Afganistan misyonu Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü (ISAF) kapsamında alan dışı görev gerçekleştirmiştir. Bu görevi kapsamında, Kabil ve çevresinde güvenlik ve istikrarın sağlanması ile sivil halka yönelik insani yardım faaliyetlerinin koordinasyonunu yürütmüştür. Yasal zemin sağlandığı takdirde SEEBRIG, bu tarz operasyonlar veya gönüllüler koalisyonu tarzında girişimler kapsamında konuşlandırılabilir. Bunun gerçekleşmesi için tüm üye ülkelerin onay vermesi ve ayrıca iç yasal süreçlerini tamamlaması gerekmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında barışı destekleme adına geçtiğimiz dönemde Birleşik Krallık ve Fransa tarafından Gönüllüler Koalisyonu fikri ortaya atılmış, Türkiye de bunu desteklemişti. Rusya'nın şiddetli muhalefeti sebebiyle bu fikrin hayta geçirilmesi olası olmasa da SEEBRIG açısından bu kapasitenin sağlanabilmesi dikkat çekicidir.

Avrupa güvenlik mimarisi, Balkanlar ve Türkiye'nin konumu

Rusya-Ukrayna Savaşı dolayısıyla Avrupa'da savunma mimarisinin yeniden şekillendiği günümüz güvenlik ortamında, Balkanlar da Doğu Avrupa, Baltık ve İskandinavya gibi bir kanat olarak değerlendirilebilir. Söz konusu bölgelerde olduğu gibi Balkanlar'ın önemi de bu süreçte artmıştır. Bu durum en açık şekilde AB'nin bölge ülkelerine yönelik genişleme siyasetini Şubat 2022'den sonra hızlandırmasında görülebilir. Bu tarihten itibaren Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Moldova'nın AB'ye katılım müzakereleri başlatılmış, Bosna Hersek'e adaylık statüsü verilmiş, Kosova ise katılım başvurusunda bulunmuştur. 2014'te katılım müzakereleri başlayan Sırbistan'ın ise AB'ye üyeliği yönünde bir adım gerçekleşmemiştir. Katılım şartları arasında AB'nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası çizgisine uyumun kritik bir önem taşıdığı düşünüldüğünde bölgedeki Batı yönlü hizalanma anlaşılabilmektedir.

Stratejik düzlemde, Balkanlar'ın önemi, sağladığı coğrafi derinlik ile jeopolitik konumlanmasından kaynaklanmaktadır. Bu anlamda batı-doğu lojistik hattı olarak Batı Avrupa'yı NATO'nun en doğudaki üyelerinden Romanya'ya bağlamaktadır. Romanya, Balkanlar'da en fazla ABD askeri bulunan ülke konumunda olup aynı zamanda NATO'nun balistik füze savunması kapsamında Aegis Ashore sistemine ev sahipliği yapmaktadır. NATO ve AB üyesi olmayan Moldova ise Romanya ile Ukrayna arasında bulunmaktadır. Moldova'nın Rusya etkisi altındaki Transdinyester bölgesinin tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmesi, Moldova-Rusya ilişkilerini sürekli gergin durumda tutarken Batı'daki stratejik değerlendirmelerde Ukrayna'dan sonra Rusya'nın yeni hedefinin Moldova olacağı yönünde görüşler ortaya atılmıştır. Hatta bazı görüş ve istihbarat değerlendirmelerine göre Rusya'nın Transdinyester üzerinden Ukrayna'nın stratejik önemdeki liman şehri Odessa'ya yönelik bir askeri harekat gerçekleştirebileceğinden bahsedilmektedir.

Dolayısıyla, Balkanlar aslında iç içe geçmiş birçok yerel ve bölgesel problemin merkezinde bulunmakta, aynı zamanda Baltık bölgesinde olduğu gibi savaşın yayılabileceği alanlardan biri olarak değerlendirilmektedir. Son dönemde Karadeniz'de sivil ticaret gemilerine yönelik artan sayıdaki saldırı, bölgedeki tırmanmanın da yükseldiği bir dönemi işaret etmekte, bu açıdan bölgesel işbirliğinin önemi artmaktadır.

Tüm bu hususlar ve bölgenin iç dinamikleri Balkanlar'ı, Avrupa güvenlik mimarisinin sofistike bir parçası haline getirmektedir. Türkiye'nin, bölge ile askeri işbirliğini artırmasının yanında savunma satışları ile bunu daha da derinleştirmesi beklenebilir. Örneğin, SEEBRIG üyelerinden Arnavutluk, Romanya ve Kuzey Makedonya son yıllarda Türkiye'den insansız hava araçları (İHA), zırhlı kara araçları, topçu sistemleri ve savaş gemisi sipariş etmiştir. Bulgaristan ise Romanya ve Türkiye ile birlikte MCM Black Sea girişimi içerisinde yer almaktadır. AB'nin yasal mekanizmalarından dolayı birçok Avrupa ülkesi ile savunma sanayi işbirliği tam potansiyeline ulaşamasa da geçtiğimiz yıllarda Türk savunma ihracatının yarısından fazlasının Avrupa ve NATO müttefiklerine gerçekleştirilmesi dikkat çekici ve sürmesi beklenen bir trend olarak değerlendirilebilir. Önümüzdeki süreçte ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltma riski devam ederken bu noktada SEEBRIG gibi mekanizmaların öneminin artması beklenecektir.

[Rıfat Öncel, SETA Vakfı'nda Savunma Araştırmacısı ve ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde doktora adayıdır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA