Anketler Toplumun Nabzını Tutuyor: Türkiye'nin Savaş ve Güvenlik Algısı
Mart 2026 verilerine göre, Türkiye halkının savaş, adalet ve güvenlik konularında gösterdiği tepkiler ve düşünceler, kriz anlarının sosyolojisini gözler önüne seriyor. Anket sonuçlarına göre, tarafsızlık ve güvenlik talepleri ön plana çıkıyor.
Toplumlar, uzun nutuklardan ziyade anketlerdeki kısa cevaplarla konuşur, çünkü bu cevaplar süslenmiş cümleler değil, doğrudan hissiyatı yansıtır. Doğru yapılan anketler, toplumun nabzını tutmanın sağlıklı bir yoludur. Örneğin, ABD'de savaşın etkisiyle Trump'ın onay oranları düşerken, Türkiye gibi demokratik ülkelerde halkın düşünceleri önem arz eder, çünkü halkın gidişat hakkında söz söyleme gücü vardır.
Prof. Dr. Ömer Çaha yönetimindeki AREDA'nın Mart 2026 verileri, Türkiye toplumunun savaş, devlet, adalet ve güvenlik ekseninde yeniden konumlandığını gösteriyor. İlk bakışta, AK Parti %34 ile önde, CHP %29,2 ile ikinci sırada, siyasette klasik dengeler korunuyor. Ancak bu veri, bir kriz anının sosyolojisini yansıtıyor. Katılımcıların %63,8'i Türkiye'nin savaşta tarafsız kalması gerektiğini düşünüyor, bu tarihsel bir eğilimi gösteriyor. Aynı zamanda, %54'ü hükümetin İran savaşındaki tutumunu başarılı buluyor, toplum tarafsızlığı savunurken mevcut politikayı destekliyor.
Güvenlik konusunda, Türkiye'de Amerikan üslerine izin verilmemesi gerektiğini düşünenlerin oranı %98,1 gibi neredeyse mutlak bir seviyede, bu güçlü bir egemenlik refleksini ve ABD ile İsrail'e karşı hissiyatı yansıtıyor. İran'ın ABD üslerini vurmasını doğru bulanların oranı %73,2, toplumun olaylara reaktif bir adalet duygusuyla yaklaştığını gösteriyor. İç politikada, Ekrem İmamoğlu'nun yargı sürecinin canlı yayınlanmasını isteyenler %69, şeffaflık talebini ortaya koyarken, %62,1'i onun suçlu bulunacağını düşünüyor, bu hakikat arzusuna işaret ediyor.
Gündelik hayatta, trafikte saldırgan davranışlara verilen cezalar %87,9 oranında destekleniyor, güvenlik ihtiyacının arttığını gösteriyor. Ekonomik olarak, %50,3'ü savaşın etkisini akaryakıt fiyatlarında hissediyor, %47,3'ü Türkiye ekonomisinin uzun savaşa dayanamayacağını düşünüyor. Bütün bu veriler, Türkiye toplumunun kriz koşullarında pragmatik bir bilinçle hareket ettiğini, hem temkinli hem tepkisel olabildiğini ortaya koyuyor. Bu, bir jeopolitik türbülansın toplumsal yansımasıdır.