Usta'nın Hikayesi

Son Güncelleme:

Başbakan Erdoğan: (4) "Neden siyaset derseniz, insan için siyaset. İki ülke için siyaset. Bu soruyu kendinize sorduğunuz zaman orada kendinizi buluyorsunuz zaten. İnsan için siyaset yaptığınız zaman kendiniz için aynı zamanda bu siyaseti yapıyorsunuz. Aileniz için, millet için yapıyorsunuz"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Neden siyaset derseniz, insan için siyaset. İki ülke için siyaset. Bu soruyu kendinize sorduğunuz zaman orada kendinizi buluyorsunuz zaten. İnsan için siyaset yaptığınız zaman kendiniz için aynı zamanda bu siyaseti yapıyorsunuz. Aileniz için, millet için yapıyorsunuz" dedi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gençlik yıllarından başbakanlığa giden yolda yaşadıklarının anlatıldığı "Usta'nın Hikayesi" belgeseli, Beyaz TV'de yayınlandı.


Erdoğan, "Torunlarınızın siyasete girmesini istermisiniz" şeklindeki soruya, "Biz, çekildikten sonra niye olmasın. Onlar bunu devam ettirsin, derim. Çünkü siyaset yaşamımızın bana göre olmazsa olmazıdır. ve iyi yetişmiş, dürüst, doğru, gayretli. Çünkü siyasette de sonunda insanımıza hizmet vereceksin. Bunu birilerinin yürütmesi lazım. Eğer böyle bir kabiliyet varsa, hakikaten bu işte kendileri de bir heyecan duyuyorlarsa, bence olmalarını isterim" yanıtını verdi.


Torunlarıyla bir araya geldiğinde ne yaptığının, çizgi film izleyip izlemediğinin, parka götürüp götürmediğinin sorulması üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:


"Çizgi film izlemede zaman zaman onlar beni zorladıkları için izliyorum. Çünkü çizgi film çok seviyorlar ama tabi anneleri de belli bir limit koyuyor. Diyelim ki 10 dakika 15 dakika. 'Daha fazla izleyemezsiniz'. Biz de tabi katlanmak durumundayız. Yani onlarla beraber, onu izliyoruz veya onlar bizim üzerimizden çizgi film izleme fırsatı buluyorlar. Bizi orada da istismar ediyorlar. Biz de 'peki' diyoruz. 'Annen ne kadar müsaade etti', '10 dakika 15 dakika',  'peki' 15 dakika beraber onlarla izliyoruz. Park derken zaten sağ olsun İstanbul'da hakikaten oturduğumuz yer adeta bir park gibidir. Onun için çocuklarımızla, torunlarımızla beraber orada böyle bir imkan, fırsat buluyoruz ve onlarla da orada... Ben mesela büyük torun bizim, topu çok sever. Çokta hırslı. İki numara o kadar değil. Onlarla bazen ben top oynarım... Ama en ufağı, Mahinur torunum var, kızımız. O bir başka sevgi odağı, yumağı. ve size ayrı bir sinerji veriyor, bunlar ayrı bir güç veriyor."


"Kız torun olması hasebiyle mi acaba" diye sorulması üzerine Erdoğan, "Onun sinerjisi farklı, belki geometrik karşılıkları farklıdır, diyebilirim. Yani diğerlerininki daha farklı " dedi.


"İki müdürlüğü üstlendiğim dönem oldu"


Milli Türk Talebe Birliği ve İstanbul İl Başkanlığı arasındaki sürecin sorulması üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:


"Milli Türk Talebe Birliği ile olan süreç, imam hatipte okuduğumuz yıllarda orta öğretim çalışmaları, faaliyetleriyle başladı. Üniversiteye geçtikten sonra Milli Türk Talebe Birliğinde, 2 müdürlüğü üstlendiğim dönem oldu. Bunlardan bir tanesi işte, Teşkilat ve Kültür Müdürlükleri, ayrı ayrı orada o görevleri üstlendim. Tabi o dönemlerde Milli Türk Talebe Birliği yükseköğrenim gençliği noktasında muhafazakar kesimi temsil eden en güçlü kuruluştu. Çok aktifti, çok faaldi. Sadece İstanbul değil Türkiye genelinde yaygın bir potansiyeli vardı. ve bugün gerçekten, devletimizin bir çok kademelerinde emeği geçmiş, o çarktan yetişmiş gelmiş insanlar var. Parlemantoda geçmişten bugüne görev almış, üstlenmiş birçok isimler var. Özellikle de gerek kültür bakanlığı yapmış olan İsmail Kahraman bey, orada bir dönüşümün aslında ismidir adıdır. Onunla beraber Milli Türk Talebe Birliği çok farklı bir dönüşümü yaşamıştır. ve o süreç o şekilde devam ederek gelmiş. ve Milli Türk Talebe Birliğinde çalıştığım süreç içerisinde Beyoğlu...


O zamanki Milli Selamet Partisi'nden Beyoğlu ilçe gençlik kolu başkanlığı için bir teklif gelmişti. Bizde muhasebesini, müzakeresini yaptık. Peki dedik. Beyoğlu'nda ilçe gençlik başkanlığına seçildim. Kısa bir süre orada gençlik kolu başkanlığını yaptıktan sonra Partinin İstanbul İl Gençlik Kolları başkanlığı için teklif edildim. Çekişmeli bir kongreden sonra İstanbul  Gençlik Kolları Başkanlığına getirildim. Gençlik kolları başkanlığına geldiğim dönemler tabi 80 öncesi dönem. Gerçekten üniversitelerin sıkıntılı olduğu dönem. O zaman tabi terör yoktu ama anarşi vardı. Öğrenci olayları vardı, onların olduğu bir dönemdi. Bize düşen görevde tabi, sorumlusu olduğumuz teşkilatımızı mümkün olduğunca bu olayların içine sokmamaktı ve şiddet eylemlerinden hamdolsun teşkilatımızı hep uzak tuttuk ve bunu başardık. O süre içinde üniversiteye devam edemiyorduk ancak imtihanlara gidiyorduk. Böyle üniverisiteyi devam ettirdik."


" Kağıthane'nin üstü deyince kepi fırlattım"


Bu süreç içerisinde hem siyasetle uğraştığını hem top oynadığını hem de İETT'de çalıştığını anlatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:


"İETT'de çalışıyordum aynı zamanda futbol oynuyordum. Siyaset, okul o süreç içinde devam ediyordu ve 12 Eylül hadisesi bizim üniversiteyi bitirmemize katkısı oldu. Böylece gittik, Tuzla'da yedek subay eğitimi aldık. Ondan sonra, kuramızı çektik. Güzel bir kura, yeni evlenmiştim, artık çocuklar olmaya başlamıştı. Kura bilmediğim bir yere çıktı. Hasdal'a diye çıktı. Ben o zaman Hasdal'ın İstanbul'da neresi olduğunu bilmiyordum. Neşelenmedim. Albay 'Oğlum niye neşelenmiyorsun' dedi. 'Hasdal neresi Albayım' dedim. 'Kağıthane'nin üstü' dedi. Kagıthane'nin üstü deyince, o zaman kepi fırlattım."


Hasdal'ın evlerine yarım saat mesafede olduğunu anlatan Erdoğan, akşam servis aracıyla evine geldiğini sabahta aynı şekilde tekrar oraya gittiğini söyledi.


Bölükte yedek subay olarak göreve başladığını dile getiren Erdoğan, kantin subaylığı yaptığını ve 77. Piyade Alayı'nda bu görevi sürdürdüğüne belirtti.


Neden siyaset?


"O dönemde memleket meselelerine kafa yormak mı istediniz, yoksa o dönemde her genç memleket meselesine kafa yoruyordu. Neden siyaset sorusunun bir cevabı olmalı sizde" sözleri üzerine Erdoğan, şunları söyledi:


"Neden siyaset derseniz, insan için siyaset. İki ülke için siyaset. Bu soruyu kendinize sorduğunuz zaman orada kendinizi buluyorsunuz zaten. İnsan için siyaset yaptığınız zaman kendiniz için aynı zamanda bu siyaseti yapıyorsunuz. Aileniz için, millet için yapıyorsunuz ve ülke için siyaset dediğimiz zaman da içinde bulunduğunuz bu ülkeye farklı zenginlikler katıyorsunuz veya katacaksınız. Gerek üniversite öncesi gerek üniversite sonrası verilmiş olan bu mücadelede bizler, şimdikiler gibi gökten zembille in parlamentoya gir. Böyle gelmedik bu işe... Siyasi liderlerin şu anda hangisi böyle tabandan kazıya kazıya bir yerlere geliyor."


Büyükşehir Belediye Başkanlığı


Programda daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı ve başkanlık dönemine ilişkin görüntüler izletildi.


"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya nasıl karar verdiniz" sorusu üzerine Erdoğan, "Aslında bu dönüşüm 1994 değil, 1989.. 1989'da partinin il başkanıyım, aynı zamanda partinin Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesiyim. Beyoğlu Belediye Başkanlığı için Beyoğlu'na aday olmak istedim. Rahmetli Hocamıza 'Eğer müsade ederseniz Beyoğlu'ndan aday olmak istiyorum' dedim" diye konuştu.


"O riskli kararı almak zor değil miydi?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları anlattı:


"Zor tabi. Mesele zoru başarmak değil mi? Her zaman bizim bir iddiamız var. Biz diyoruz ki ticaret risktir, siyaset risktir, yaşam risktir. Eğer siz bu riski göze alamazsanız başarıyı yakalayamazsınız. O zaman Hocama onu söyledim. Dedim ki 'Eğer müsaade ederseniz, Beyoğlu'ndan aday olmak istiyorum: ' Biz de bir anlayış var, görev istenmez verilir. Fakat bu konuda bir şeyin ispat edilmesi gerekiyordu. Çünkü Refah Partisi o oranda kalacak parti değildi, daha yükseklere çıkması gerekiyordu. Olabilirdi, bunu başarabilirdi. Bazı tıkandığı noktalar vardı."


- Ankara

Kaynak: AA