Yok Olmaya Yüz Tutan Meslekler
Değişen yaşam koşulları ve teknolojik gelişmeler, birçok mesleğin yok olmasına neden oldu.
Teknoloji, sanayileşme ve değişen yaşam alışkanlıkları, bir zamanlar insanların vazgeçilmezi birçok mesleği tarihin tozlu sayfalarına gömerken, bazılarına ise yeni fırsatlar sundu.
Toplumun ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri üreten bazı meslekler, zaman içinde ya kayboldu ya da modern dünyanın ihtiyaçlarına göre form değiştirerek bugüne ulaştı.
Bu kapsamda, at arabacısının yerini taksici, minibüsçü ve servisçi, kervancının yerini lojistik firmaları, daktilocunun yerini bilgisayarcı, postacının yerini kargo acenteleri veya dijital iletişim mecraları, hallacın yerini yorgan üreticileri, sepetçinin yerini ambalajcı aldı.
Bunun yanı sıra fotoğraf tablacısı yerini dijital baskıcıya, eskici yerini spotçuya, dülger yerini mobilyacıya, sakalar yerini su bayilerine, oduncu ve kömürcü yerini tüpçüye ve doğal gaz bayilerine, macuncular yerini paketli şekercilere, sokak tellalları yerini sosyal medya ve anons sistemcilerine, hokkabazlar yerini dijital içerik üreticileri ve sahne göstericilerine, semai kahvecileri yerini kafe zincirleri sahiplerine bıraktı.
Bunlar gibi yok olup giden ya da kabuk değiştirerek varlığını sürdüren onlarca meslek, toplumsal dönüşümün de en somut örnekleri arasında yer alıyor.
Yok olmaya yüz tutan 123 meslek
İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) Başkanı Mesut Şengün, AA muhabirine, mesleği "esnafın bir konu üzerinde uzmanlaşması", esnafı ise "kısıtlı sermayesiyle beden ve akıl gücüyle çalışan kimseler" olarak tarif etti.
Hayatın içinde yüzlerce meslek bulunduğunu belirten Şengün, birlikleri bünyesinde 141 meslek odası ile 3 bine yakın mesleki birimi olduğunu söyledi.
Şengün, İSTESOB'a 270 bin esnafın kayıtlı olduğunu, çalışanlarıyla birlikte bu sayının 1 milyonu bulduğunu bildirdi.
Mesleklerin zamanla şekil değiştirdiğine dikkati çeken Şengün, söz konusu meslekleri "yok olmaya yüz tutan" ve "günün şartlarına göre değişen" meslekler olarak ikiye ayırdıklarını vurguladı.
Bugün nalbant, sayacı, oduncu ve hallaç gibi mesleklerle uğraşanları görebilmenin imkansız hale geldiğini anlatan Şengün, şöyle konuştu:
"Bunlar değişen meslekler. Eskiden dilekçe yazdırmak için arzuhalciler vardı, şimdi onlar yok. Ticaret Bakanlığımızın açıkladığı 123 meslek maalesef bugün artık 'yok olmaya yüz tutan meslekler' sınıfına giriyor. Devletimiz bu meslekleri desteklemek için vergi muafiyeti de getiriyor. Fakat günün koşullarına göre bunlar bazen isim değiştiriyor. Arzuhalci bir bakıyorsunuz bilgisayarda dilekçe yazan kişilere dönüşüyor. Eskiden at arabacısı vardı. Onlarla mal taşınırdı, şimdi kamyonlarla taşınıyor. Bunun gibi birtakım meslekler değişiklik gösteriyor."
Teknolojinin gelişmesinin, konforun artmasının ve yaşam koşullarının değişmesinin mesleklere etki ettiğini belirten Şengün, "kişisel girişimci" olarak gördüğü esnafın günün şartlarına çabuk adapte olduğunu ve koşullarını yenilikçi şekilde yeniden oluşturduğunu kaydetti.
Geleneksel zanaatların yerini yeni mesleklerin aldığını, bu değişimin ise usta-çırak ilişkisini zayıflattığını dile getiren Şengün, "Bir esnaf kendini dönüştürebiliyor ama o konuda altyapıdan gelen birileri olmadığı için onların da eğitimi maalesef sıkıntı yaratıyor. Bu konuda da Milli Eğitim Bakanlığımızla işbirliği yaparak mesleki eğitim konularında hocalarımızdan da yardım alıp eğitimlerimizi veriyoruz. Çırak, kalfa, ustaları yeni mesleklerde de yetiştirmeye çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.
Şengün, değişimlerin meslek kültürünü etkilediğine işaret ederek, "Örneğin, eskiden lokantaya yönelik alışkanlıklar artık farklı alanlara dönüyor. Artık dijital ortamın oluşmasıyla birlikte insanlar dışarıya gitmeden hemen siparişle de yemeklerini getirtebiliyor." dedi.
Mesleklere ilginin azaldığına değinen Şengün, sanatkarların bile çocuklarını "beyaz yakalı" olması için yetiştirdiğini söyledi.
"Bu sadece Türkiye'nin problemi de değil"
Dünya genelinde sanatkar açığı bulunduğuna dikkati çeken Şengün, şunları kaydetti:
"Ülkelerin artık sanatkara ihtiyacı var. Yani bir ampulünüz söndüğü zaman onu tamir edecek, elektrik işiniz olduğu zaman onu tamir edecek, musluğunuzun bir yerinden su aktığı zaman onu tamir edecek birine, ev eşyasında yaratıcı olacak bir marangoza ihtiyacınız var. Fakat alttan gelmediği için, gençlerimiz mesleğe yönelmediği için maalesef burada bir açığımız var. Bu konuda Bakanlığımızdan 4+4'ten (eğitim sistemi) sonra meslek konusunda daha çok kardeşimizi, öğrenciyi yönlendirmelerini talep ediyoruz. Yani haftanın 4-5 günü pratik eğitim alıp, haftanın bir günü diğer eğitimini alırlarsa o zaman alttan çırak yetişir. Neticede çırak kalfa olacak, daha sonra da ustalaşabilecek. Her meslekte maalesef böyle açığımız var. Bu, sadece Türkiye'nin problemi de değil, Avrupa'nın da problemi. Avrupa'da da artık mesleğe teşvik etmek için veya iyi ücret verdiklerinden oturumu bile serbest bıraktılar. 'Meslek sahibiyseniz gelin bizde size olanaklar var.' diyen ülkeler var. O nedenle hepimizin mesleki konularda çırak, kalfa ve usta ihtiyacımızın karşılanacağı ortamı yaratmamız lazım."
En fazla kayıp yaşayan sektörler
İSTESOB Başkanı Şengün, yorgancılar, sayacılar, terlikçiler, saraçlar ve hamamcıların mesleki dönüşümden en fazla etkilenen ve üye sayısı en fazla azalan odalar arasında yer aldığını söyledi.
Şengün, üye sayısı 100'ün altına düşen meslek odalarının bulunduğunu vurgulayarak, "Dönüşüm daha çok güzellik, ulaşım, gıda sektörümüze yaradı. Gıda sektörümüzde daha çok eve getirme, ayağa kadar hizmet etme konularında. Güzellik uzmanlarında, teknolojinin ilerlemesi ve sosyal medyada görünürlüğün artması nedeniyle insanlar kendilerini daha bakımlı hale getirmeye uğraşıyor. Bu tür teknolojinin getirdiği değişimler oldu. Ulaşımda da özellikle kuryeler bizde çok daha ön planda, bu konuda üye sayımız arttı. Bu tür alanlarda üye sayımız teknolojinin gelişmesiyle beraber yükseldi." bilgisini verdi.
Vatandaşların ustalık isteyen işlerde fiyatları yüksek bulduğunun altını çizen Şengün, bunların tecrübe ve birikimle oluştuğuna, el işçiliği ve beden gücüyle ortaya çıktığına işaret etti.
El işçiliği ile teknolojinin yarış halinde olduğunu belirten Şengün, şu ifadeleri kullandı:
"Bazen bir dolabı fabrika ortamında hızlı bir şekilde çıkarabiliyorsunuz ama hiçbir zaman o el işçiliğinin verdiği tadı, zevki vermiyor. Ondan dolayı böyle bir ayrıcalık var tabii ki. Ustalık ayrı bir şey. Usta mobilyacılarımız, sanatkarlarımız el işçiliğiyle ahşabı işliyor. İşledikleri ahşaba hem zaman ayırıyor hem de onun uzun süre gitmesini sağlıyor. Fabrikadan aldığınız suntadan, birbirine ekleme ürünler ucuz görülebilir, maliyet açısından vatandaşımıza cazip de gelebilir ama usta ile fabrikasyon ürünün farkı göz ardı edilemez. Aynı şey terzilerimiz için de geçerli. Belki şu anda kumaşı ayrı, dikimi ayrı, düğmesi ayrı. Belki size bir maliyet olarak çıkıyor ama bir takım elbise dikildiğinde onu 10 yıl kullanabiliyorsunuz."