2 İleri 1 Geri
Gelenek sürüyor
Bu sezon 4. kez bir lig maçını 2-1 kazanan Galatasaray'da 2. yarıda oynanan futbol umut verici, ama aynı zamanda kafa karıştırıcıydı. Mancini'nin aklında "ideal sistem" veya "ideal 11" fikirlerinin zerresinin oluşmadığına eminiz.
Maçın ilk 10 dakikasında Sivasspor'un Chahechouhe'nin kontrolündeki ataklarla Galatasaray sol tarafını meşgul etmesinin nedeni Sivasspor'un son 9 resmi maçına bakıldığında görülebiliyor. Bu maçlarda 2'si kupada olmak üzere 8 galibiyet alan ve sadece Trabzonspor deplasmanında 0-0'a razı olan Sivasspor gibi takımların bu istikrar karşısında aldıkları tek ödül puanlar değil, takım olarak rakibi çabuk analiz etme, maç içindeki gelişmelere daha çabuk adapte olma ve en iyi yapılan işi sabırlı şekilde tekrarlama gibi önemli kabiliyetlere de sahip olmaktır. Sivassporlu futbolcular Riera'nın form olarak geçen sezondan çok daha farklı bir yerde olduğunu ve pas organizasyonları ile sarı-kırmızılıların sol kanatına problem yaratacaklarını biliyorlardı, nitekim yaratacaklardı da, ama Galatasaray savunması sıkıntıya girdiğinde aralarına girip yardıma gelmeyi gelenek haline getirmiş olan Melo yine imdada yetişti.
Yetiş Melo
Galatasaray'ın rakip kaleye 3 pas yaparak geldiği ilk pozisyonun gol olmasının sebebi de 2010-12 model bir pozisyon olması. Melo ve Selçuk'un orta sahada yaptıkları baskı ile topu kapmaları, Selçuk'un eski günlerini hatırlatan harika ara pası ve Burak Yılmaz'ın, kendisinin evde defalarca izlemesi gereken golü. Bu sezon hem kendi takımında hem de milli maçlarda çok büyük eleştiri aldı Burak, çünkü soğukkanlı bir golcü gibi davranmaktan başka her şeyi yapıyordu. 100. golü ise tipik bir "striker" işiydi. Çok iyi yere boş koşusu (Burak bazen alakasız biçimde korner bayraklarına doğru boş koşular yapıyor), topu alır almaz rakibin arkasına geçirip onu son adam durumuna sokması ve vuruşu.
İki kırılma noktası
Karşınızda henüz kadro ve taktik disiplinini oturtmamış bir takım olursa böyle bir olay maçın tüm çehresini değiştirebilir. Ama bu akşam TT Arena'da olanlar farklıydı. Girişte bahsettiğimiz Sivasspor'un ne yaptığını bilen bir takım haline dönüşmüş olmasına, Dany'nin ne yaptığını sezon başından beri bilmeyen hali eklenince Galatasaray 10 kişi kaldı, Mancini'nin tüm hücum planı değişti ve Sivas sabırlı biçimde maçın başından beri kullandığı sol taraftan çok gecikmeden beraberlik golünü buldu. Sonrası yine Galatasaray lehine 2 kırılma noktası, penaltı ve kırmızı kart.
Drogba'lı 4-4-2 vs. Drogba'sız 4-4-1
2.yarının ilk yarım saatindeki Galatasaray'ın, Aydın Yılmaz'ın sakatlık sebebiyle oyundan çıktığı ana kadar oynadığı hücuma dönük 4-4-1'in 0 kişi olmasına rağmen, Drogba ve Burak'ın ileri uçta oynayıp Umut Bulut'un kenarda beklediği bir 4-4-2 ile pekala rekabet edebileceğini düşünüyorum. Mancini'nin, Burak Yılmaz'ı kanatta, Drogba'yı ileri uçta oynatarak denediği 4-1-4-1'in yerine, Umut'u kanatta, Sneijder'ı tek forvet arkasında oynatacağı Burak-Drogba değişmeli forvetten oluşan bir 4-4-1-1'i denemesi Galatasaray açısından bazı problemlere çözüm alternatifi yaratabilir. Son olarak, yazının girişinde ideal 11 ve sistem karmaşasından bahsettik ama Galatasaray'ın daha ideal bir penaltıcısı bile yok. Sivasspor'un da, teknik direktörü hala arayışlar içinde olan ve 2 maç üst üste aynı 11'i sahaya süremeyen Galatasaray'a karşı, 2.yarıda oynadığı silik oyunu düşünmesi lazım. Başaltı takım olmakla, zirve takımı olmak arasında tahmin edilenden de büyük fark olabiliyor bazen.
Özkahya
"Hakemler de insan" lafı nasıl onların da hata yapabilecek canlılar olduğunu bize hatırlatıyorsa, aynı zamanda içlerinde mesleğinde çok kötü olanların da var olduğunu hatırlatmalı. Nasıl kötü doktor, kötü avukat, kötü politikacı oluyorsa, kötü hakem de oluyor. Dikkat edin, art niyetli demiyorum, işinde kötü. Halis Özkahya böyle bir hakem işte, işini en kötü yapanlardan. Herhangi bir takımı kayırmıyor, herhangi bir takımın kaderiyle oynamıyor, futbolun kaderiyle oynuyor, onun yaptığı kötü hakemlik sahadaki futbolun kendisine ihanet. Her canının yandığını düşünen kulüp hakemlerden şikayet edeceğine bu noktaya değinse iyi-kötü hakem ayrımını daha iyi yapabileceğiz.