2026 Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda... Erhan Usta: "Ypg Nasıl Entegre Olacak Suriye Devletine? Bunlar Doktor Mu, Hemşire Mi, Öğretmen Mi?"
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın "YPG'nin Suriye devletine entegre olması" gerektiği yönündeki açıklamasına tepki göstererek "Nasıl entegre olacak yani YPG Suriye devletine? Bunlar mühendis mi, doktor mu, hemşire mi, öğretmen mi? Bunlar katil, bunlar terörist, bunlar silahtan başka bir şey bilmez; bunların Suriye devletine entegre olması ancak onun askeri olarak olur. Türkiye bunu nasıl önerebilir, böyle bir şeyi? Net olarak şu soruyu soruyorum Sayın Bakan; YPG size göre hâlâ bir terör örgütü müdür değil midir" dedi.
(TBMM) - İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın " YPG'nin Suriye devletine entegre olması" gerektiği yönündeki açıklamasına tepki göstererek "Nasıl entegre olacak yani YPG Suriye devletine? Bunlar mühendis mi, doktor mu, hemşire mi, öğretmen mi? Bunlar katil, bunlar terörist, bunlar silahtan başka bir şey bilmez; bunların Suriye devletine entegre olması ancak onun askeri olarak olur. Türkiye bunu nasıl önerebilir, böyle bir şeyi? Net olarak şu soruyu soruyorum Sayın Bakan; YPG size göre hala bir terör örgütü müdür değil midir" dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Dışişleri Bakanlığı'nın 2026 bütçesi ve kesin hesabının görüşmeleri devam ediyor. Bütçe üzerinde söz alan DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, şunları söyledi:
Oluç: "Muhalefetin konuştuğu şeyleri 'mesnetsiz' olarak tanımladınız"
"4 Kasım'da Avrupa Birliği Komisyonu bir genişleme paketi çerçevesinde Türkiye'yle de ilgili bir rapor açıkladı ve raporun çok bölümleri var. Bu raporda demokratik standartlardaki yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanlarındaki bozulmaların hala ele alınmayı beklediğini ifade ettiler. Yani birçok şey var onun içinde, mesela, 'İleri derecede merkezi Cumhurbaşkanlığı sistemi, parlamentonun yetkilerini ve kuvvetler ayrılığını önemli ölçüde zayıflatmıştır' dediler, biz de bunu hep söylüyoruz. 'Etkili bir denetim ve denge mekanizması bulunmamakta, Hükümetin seçimler dışında hesap verebilirliğini sağlayacak araçlar eksiktir hala' dediler, biz de bunu hep söylüyoruz. 'Düzenleyici kurumların çoğu doğrudan Cumhurbaşkanlığı'na bağlıdır ve kamu idaresi ileri derecede siyasallaşmıştır' dediler, biz de bunu söylüyoruz. 'Seçilmiş muhalefet belediye başkanlarının yargılanıp görevden alınması ve yerlerine hüümet tarafından kayyım atanması yerel demokrasiye daha da zayıflatmıştır' dediler, biz de bunu söylüyoruz.
Peki, sizin Bakanlığınız ne yaptı? Geleneksel olarak bir açıklama yayınladı ve Türkiye raporuna ilişkin olarak 'taraflı, ön yargılı, mesnetsiz iddiaları reddediyoruz'. Yani aslında muhalefetin, bizlerin hep konuştuğu şeylerin hepsini taraflı, ön yargılı ve mesnetsiz olarak tanımladınız. Bunu hep yapıyorsunuz."
Bayhan: "Ne çağımızı anlıyorsunuz ne de halkın çıkarlarını esas alan bir dış politikanız var"
EMEP Genel Başkan Yardımcısı İskender Bayhan, şu ifadelere yer verdi:
"Çağımız emperyalist kapitalizmle sömürülen sınıflar ve ezilen halkların mücadele çağı, kurtuluş çağdır. Siz böyle bir çağda 'bölgede haritalar yeniden çizilecekse biz de payımıza düşeni alacağız' diyorsunuz. Bölgenin yeniden paylaşımından yani pastadan pay kapma peşinde koşuyorsunuz. Bu yaklaşımınızla siz bu çağı sömürülen ve ezilen halklardan yana okumuyorsunuz, onların çıkarını temel alan bir dış politika ne yazık ki uygulamıyorsunuz; böyle bir stratejiden de yoksunsunuz. Her türlü ekonomik, ticari rekabetin silahla, çatışma ve savaşla desteklenip sürdürülmedikçe sonuç vermeyeceği bir sürece girmiş durumdayız ama siz bu yokmuş gibi davranıyorsunuz. ya serbest rekabetçi, demokratik bir nüfus paylaşım mücadelesi hayali kuruyorsunuz ya da gerçekleri böyle gizleyip yeni Osmanlıcı bir politika anlayışını halkımıza böyle pazarlamaya çalışıyorsunuz. Sunumunuzda sürekli 'diyalog', 'itidal', 'barış' diyorsunuz. Savaşlar ve savaş tehditleri o kadar büyüyor ki siz sunumunuzda bunu üreten nedenlere, en bilinenlere bile değinmiyorsunuz. Ne çağımızı anlıyorsunuz ne de halkın çıkarlarını esas alan bir dış politikanız var. Çok kutupluluk, çok çelişkililik, belirsizlik, yaşanan krizler ve uzak olmayan yeni krizler üzerine sofistike cümlelerle, ömrünü doldurmuş, günümüz dünyasının ve yakın geleceği anlamaktan uzak dış politika faraziyeleriyle halkı oyalıyorsunuz. Savruk ve ABD emperyalizmine muhtaç olmaktan çıkamayan bir çizginiz var."
Usta: "Türkiye mavi vatanda hiçbir faaliyette bulunmuyor"
İYİ Parti Komisyon Sözcüsü ve Samsun Milletvekili Erhan Usta ise Tayvanlı şirketlerin yatırım eğilimlerini Çin'den Avrupa ülkelerine açılmak istediğini ancak Türkiye'nin kendisini kapattığını belirtti. Usta, "Türkiye Hükümeti Tayvanlı yatırımcıları ülkeye çekmek için resmi heyetler gönderiyor mu? Eğer bu girişimler yoksa bunun nedeni nedir? Gelecekte ikili ekonomik ilişkileri nasıl geliştirmeyi planlıyorsunuz" diye sordu.
"Türkiye artık Doğu Akdeniz'de yok" diyen Usta, şunları söyledi:
"Türkiye mavi vatanda hiçbir faaliyette bulunmuyor. Oysaki geçmiş birkaç yıla bakın, bunun üzerine çok güçlü bir iç siyaset yönetildi Türkiye'de. Yani dış politika her zaman olduğu gibi tamamen iç siyasete malzeme edildi. Ondan sonra şu anda Türkiye'nin 8 tane gemisi var, 2 tane sismik araştırma, 6 tane derin sondaj gemisi aldık ki dünyada böyle bir örnek yok yani dünyada herkes bunu kiralayarak yapıyor, biz gemi aldık, başkaları bize gemi vermiyor diye. Tamam hadi aldık ama gemileri Doğu Akdeniz'den çektik. Doğu Akdeniz'de hiçbir faaliyeti yok Türkiye'nin. Nasıl olabilir böyle bir şey? Kabul etmek mümkün değil."
"Türkiye orada bir Kürt devletinin kurulmasına müsaade etti"
Usta, Suriye'ye ilişkin ise şunları söyledi:
"Suriye'yle daha sonra Mısır'la münhasır ekonomik bölge anlaşması yapmak durumundayız. Madem bu Suriye'yle aramız o kadar iyi bizim istediğimiz, benimsediğimiz bir devlet geldi. Tepelere çıkıyoruz, çay içiyoruz, kahve içiyoruz; yapalım şu anlaşmayı. Niye yapmıyoruz, niye yapamıyoruz? Hani o kadar güçlüydük? Mutlak surette bu münhasır ekonomik bölge anlaşmasının dediğim gibi önce Suriye sonra Mısır'la yapılması gerekir. Türkiye'de Doğu Akdeniz'de kendi münhasır ekonomik bölge alanını artık ilan etmenin vakti gelmiştir. Dolayısıyla, sonuç itibarıyla adalarda yaşadığımız fiili durumu mavi vatanda veya Doğu Akdeniz'de de yaşamamamız gerekir.
Türkiye orada bir terör devletinin, bir Kürt devletinin kurulmasına müsaade etti ve ağzımızı açıp bir şey söylemiyoruz. Geçmiş olsun ne toprak bütünlüğü yani Türkiye maalesef orada bir terör devleti İsrail ve Amerika sömürgesi bir devlet kurulurken yani varımızla yoğumuzla mücadele etmemiz gereken bir alanda maalesef biz yokuz. Bu, Türkiye açısından en büyük, en büyük sorundur, ciddi bir beka sorunudur. 'YPG Suriye devletine entegre olmalıdır' diye İbrahim Kalın'ın sözleri var. Nasıl entegre olacak yani YPG Suriye devletine? Bunlar mühendis mi, bunlar doktor mu, bunlar hemşire mi, bunlar öğretmen mi? Ya, bunlar katil, bunlar terörist, bunlar silahtan başka bir şey bilmez; bunların Suriye devletine entegre olması ancak onun askeri olarak olur. Türkiye bunu nasıl önerebilir, böyle bir şeyi? Hani burada başlangıçta içerdeki süreç başlatılırken YPG'yi de kapsayacaktı bu silah bırakma meseleleri falan. Net olarak şu soruyu soruyorum Sayın Bakan; YPG size göre hala bir terör örgütü müdür değil midir? Bize bunun lütfen cevabını verin."