5. Uluslararası Parlamenterler Konferansı
TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı Vekili Cemil Çiçek, dünya tarihinde bir dönüm noktasında bulunulduğunu belirterek, "Küresel kriz ciddi riskler içermekle birlikte daha müreffeh ve adil bir uluslararası düzen yaratılması hususunda önemli fırsatlar da"...
TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı Vekili Cemil Çiçek, dünya tarihinde bir dönüm noktasında bulunulduğunu belirterek, "Küresel kriz ciddi riskler içermekle birlikte daha müreffeh ve adil bir uluslararası düzen yaratılması hususunda önemli fırsatlar da sunmaktadır. Krizin derslerini doğru okuyabilir, krize yol açan hataları tekrarlamaz, çözüm yolunda kuvvetli bir siyasi irade birlikte ortaya koymayı başarabilirsek, en güçsüzlerimiz başta olmak üzere toplumlarımızın refah düzeyinin yükseltilmesi ve yeni bir kalkınma anlayışını birlikte hayata geçirme noktasında önemli bir fırsatı yakalamış oluruz" dedi.
Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı (ICPD) Eylem Programı'nın uygulanmasına ilişkin 5. Uluslararası Parlamenterler Konferansı'nda konuşan Çiçek, Türkiye'nin bugün karşı karşıya olunan sorunların çözümünde, temel unsurun küresel işbirliği olduğu görüşünü güçlü biçimde desteklediğini ve her alanda bu anlayışla hareket ettiğini söyledi.
Türkiye olarak ortak bir küresel dayanışma vizyonunu egemen kılmanın önemine inandıklarını belirten Çiçek, küresel refahın artırılması, açlığın ve yoksulluğun yok edilmesi için ortak aklın ve küresel vicdanın harekete geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bölgesel ve küresel ortaklık anlayışının güçlendirilmesinde, Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Parlamenterler Konferansı'nın önemli bir rol oynadığını ve oynaması gerektiğini düşündüklerini vurgulayan Çiçek, şöyle devam etti:
"Ekonomik alanda atılacak adımlar mutlaka sosyal politikalarla desteklenmelidir. Sosyal adalet anlayışını esas almayan ekonomik politikalar yeterince başarılı olamazlar. Ekonomik gelişmişlik elbette önemlidir ama tek başına anlam taşımaz. Ekonomik zenginlik ancak sosyal adaletle birlikte sağlandığında başarılı olacak ve toplumların desteğine mazhar olacaktır.
Türkiye bahsettiğim bu ilkeleri kalkınma gayretlerinin merkezine yerleştirmiş bir ülkedir. Yoksullukla mücadelede uyguladığımız güçlü sosyal politikaları sürdürmekte kararlıyız. Yoksul kesimlere gelir getirici projeleri desteklemekte, özellikle kırsal kesimde ve az gelişmiş bölgelerde girişimciliği teşvik ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Uyguladığımız sosyal politikalar sonucunda ülkemizdeki yoksulluğun azaltılması ve adil gelir dağılımının sağlanması konusunda kayda değer mesafeler elde edilmiştir. Özellikle eğitim, sağlık ve istihdam alanında düşük gelir grupları lehine yapılan reformlar gelir eşitsizliğinin azaltılmasında önemli rol oynamıştır. Sürdürülebilir büyüme ve istihdam, eğitim, sağlık ve çalışma hayatı politikalarıyla ülkemizde yoksulluk ve gelir dağılımındaki dengesizlik kalıcı bir şekilde azaltılmaya çalışılmaktadır. Yoksulluk ve sosyal dışlanma riski taşıyan başta kadınlar olmak üzere çeşitli grupların ekonomik ve sosyal hayatta yer almaları sağlanmakta ve yaşam kaliteleri yükseltilmektedir. Türkiye olarak ulusal kalkınma önceliklerimizi Binyıl Kalkınma Hedefleri ile uyumlu hale getirdik ve bu yolda önemli adımlar attık. Ülkemiz anne ve çocuk sağlığı alanında büyük ilerleme kaydetmiş, bebek ölüm hızını önemli ölçüde düşürmüş, okullaşma oranlarını yükseltmiştir. Kadınlarımızın toplumun eşit bir parçası olarak hak ettikleri yerlere gelebilmelerini sağlayacak önemli düzenlemeler yapılmıştır, bu yöndeki çalışmalar halen sürdürülmektedir."
-"Türkiye bu konuları slogan olarak söyleyen bir ülke değildir"-
TBMM Başkanı Çiçek, Türkiye'nin uluslararası alanda da kalkınma konusunda küresel dayanışmanın güçlendirilmesinin dış politikasının ayrılmaz parçası olarak benimsediğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Gelişmekte olan ülkelerin kaderlerine terk edilemeyeceklerini yüksek sesle söyledik ve söylemeye her yerde devam ediyoruz. Bu çerçevede az gelişmiş ülkelere yönelik girişimlere öncülük etmeliyiz. Türkiye sadece bu konuları slogan olarak söyleyen bir ülke değildir. Söylediklerinin arkasına da dünyanın her tarafında, ırkına, bölgesine, sorununa bakmaksızın somut örnekler de ortaya koyan bir ülke olmanın mutluluğunu taşıyoruz. Bu ülkelerde kalkınmanın sürdürülebilir kılınması için üretim kapasitelerinin artırılması, yatırımların teşvik edilmesi, uluslararası ticaretteki paylarının yükseltilmesinin önemine dikkati çekiyoruz. Resmi kalkınma yardımları için yapılan taahhütlerin yerine getirilmesi gerektiğini her vesileyle vurguluyor, taahhütte bulunanların da bir an evvel taahhütlerini yerine getirmelerini bir defa daha buradan ifade etmek istiyoruz."
Türkiye'nin kısıtlı kaynaklarına rağmen, pek çok alanda sağladığı yardımların gelişme yolundaki ülkelere yönelik kuvvetli desteğinin somut bir göstergesini teşkil ettiğini belirten Çiçek, Türkiye'nin, yüzde 38 oranında bir artışla, 2011 yılında resmi kalkınma yardımlarını en fazla artıran OECD ülkesi olduğunu hatırlattı.
-"Kriz odaklı değil, çözüm odaklı"-
Ülke ve bölge ayrımı yapmaksızın, hem kendi bölgesinde hem de uzak coğrafyalarda siyasi diyaloğun, herkes için güvenlik hakkının, bölgesel sahiplenmenin, tamamlayıcılığın, ekonomik olarak karşılıklı bağımlılığın ve kültürel uyum ve hoşgörünün kök salması için çaba sarf ettiklerini belirten Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kriz odaklı değil, çözüm odaklı, uzak görüşlü yaklaşımlar ortaya koymaya ve bunları mümkün olan en etkin biçimde uygulamaya çalışıyoruz. Dünya tarihinde bir dönüm noktasında bulunmaktayız. Küresel kriz ciddi riskler içermekle birlikte daha müreffeh ve adil bir uluslararası düzen yaratılması hususunda önemli fırsatlar da sunmaktadır. Krizin derslerini doğru okuyabilir, krize yol açan hataları tekrarlamaz, çözüm yolunda kuvvetli bir siyasi irade birlikte ortaya koymayı başarabilirsek, en güçsüzlerimiz başta olmak üzere toplumlarımızın refah düzeyinin yükseltilmesi ve yeni bir kalkınma anlayışını birlikte hayata geçirme noktasında önemli bir fırsatı yakalamış oluruz.
Türkiye bu doğrultuda üzerine düşeni eksiksiz biçimde yerine getirecek, küresel vicdana saygının ortak gayretlerimizin kalbinde yer almasını her düzeyde ve her vesileyle kuvvetle savunmaya devam edecektir. 2 gün sürecek çalışmaların bu kapsamda taşıdığı önem açıktır. Çalışmalarınızda uzlaşma ruhunun ve herkes için kalkınma anlayışının egemen olmasını temenni ediyorum."
- İSTANBUL