"Aile İçi Şiddet 2001'e Kadar Ana Rahmindeki Çocuğa Kadar İnmişti"
Adana'da tarihi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi'nde her cumartesi düzenlenen toplantıya konuk olan Dr. Yıldırım M. Ramazanoğlu, 'Aile içi şiddet' konulu konferans verdi.
Adana'da tarihi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi'nde her cumartesi düzenlenen toplantıya konuk olan Dr. Yıldırım M. Ramazanoğlu, 'Aile içi şiddet' konulu konferans verdi. Aile içi şiddetin muhataplarının kadın ve çocuk olduğunu belirten
Ramazanoğlu, en önemli çözümün eğitim olduğunu söyledi. Şiddetin fiziksel olmasına gerek olmadığını belirten Ramazanoğlu, "2001 yılına kadar bir çocuğun kız mı erkek mi olacağını ana rahmindeyken öğrenip kız olacaksa düşük yaptırma durumu vardı. Bu 2001'den sonra yasaklandı. Bu dişi - erkek oranını az da olsa etkiledi. Bunun yasaklanması uygun oldu. Şimdi aileler çocuğun cinsiyetini anne karnındayken sadece merak gidermek adına öğrenebiliyorlar." dedi.
AİLE İÇİNDE EN ÇOK NAMUS YÜZÜNDEN CİNAYET İŞLENİYOR
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre aile içi şiddette cinayetlerin en çok namus adı altında işlendiğini belirten Ramazanoğlu sözlerine şöyle devam etti:
"Ülkemizde aile içi şiddette işlenen cinayetlerin yüzde 29.51'i namus, 29.15'i aile içi sorun, 14.57'si yasak ilişki, 9.99 kan davası, 8.71'i cinsel taciz, 3.3'ü tecavüz, 3.03'ü gelin alıp verme, 1.74'ü ise diğer sebeplerden işleniyor. Burada aileyi doğrudan ilgilendiren cinayetler, en başta geliyor. Tabi töre cinayetlerinde erkekler de kurban ediliyor. Bunlara karşı makam ve merciler tedbirler almaya çalışılıyor."
ÇOCUĞA İSTİSMAR TEŞEBBÜSTE BİLE KALSA, CEZA İSTİSMAR GİBİ VERİLMELİ
Çocuklara karşı istismarın teşebbüs halinde kalması halinde dahi istismar gibi ceza verilmesi gerektiğini belirten Ramazanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çocukla ilgili durumlar da var. Çocuğun ihmal edilmesi, uykusuna özen gösterilmemesi bile istismara giriyor. Çocuk uyurken yanında gürültü yapmak bile istismar. Bu yüzden biraz ince düşünmek lazım. Çocuklarda istismar, teşebbüs halinde kalması halinde bile istismar sayılmalıdır. Ülkemizde işçi, evli, suçlu, eylemci, mülteci ve kayıp çocuklarımız var. Bunların hepsi ayrı sorudur. Bunların hepsine ayrı eğilmek gerekir."