AK Parti TBMM Grup Toplantısı

Son Güncelleme:

Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan: (4) "Sözde bir Türk, oradaki bir siyasi partinin eş başkanı. Toplantımızın öncesinde ve döndükten sonra kullandığı ifadeler çok çirkin.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Sözde bir Türk, oradaki bir siyasi partinin eş başkanı. Toplantımızın öncesinde ve döndükten sonra kullandığı ifadeler çok çirkin. Sen nasıl demokratsın? Seni Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'nın oraya gelmesi bu kadar rahatsız mı ediyor? Sen kökenin itibariyle, mensubu olduğun ülkenin Başbakanı'na bu şekilde konuşma hakkına sahip değilsin. Nerede milletvekili olursan ol, önce haddini bileceksin" dedi.


Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, 2004 yılında Avrupa'da, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) isimli sivil toplum örgütü kurulduğunu anımsattı.


Almanya'da dönemin şansölyesi Schröder ile bu örgütün hizmet binasının açılışını birlikte yaptıklarını belirten Erdoğan, UETD'nin kuruluşunun 10. yıldönümünde Köln kentinde düzenlenen etkinliğe katıldığını söyledi. Erdoğan, Köln Arena'da yaklaşık 20 bin Türk vatandaşı ile biraraya geldiğini, hasret giderdiğini belirterek, "Salonun dışında kalanları bu rakama dahil etmiyorum. Çünkü, önce LED kurulmasına müsaade etmişlerdi, sonra bunu da yasakladılar. Bunların dışarıdan izlenmesi olayı çok daha farklı bir hale getirecekti" dedi.


Başbakan Erdoğan, dışarıda LED ekran kurulmamasına rağmen, içerideki heyecan ve coşkunun çok çok farklı olduğunu söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:


"Orada iki şeyi bir arada yaptık. Soma'daki kaza ve yitirdiğimiz 301 şehidimiz nedeniyle, 10. kuruluş yıldönümü etkinliği anma merasimi şeklinde gerçekleşti. İndirilen, okunan hatmi şerifler, orada okunan aşr-ı şerifler, kasideler, ilahiler ve orada yine aynı şekilde hocalarımızın gerçekten, çift hocamızın birlikte okumuş olduğu ezan, o arenadaki havayı farklı bir heyecana, farklı bir sükunet, bir sühunet ama ardından da büyük bir coşku... Burada Diyanet İşleri Başkanı ve başkan yardımcımız duasını yaptı. Ardından Başbakan yardımcımız ve UETD başkanının konuşmaları oldu. Ardından şahsımın tüm katılanlara bir hitabı oldu. Tabi Almanya'ya yapacağımız bu ziyaret, Alman medyasında ve bazı Alman siyasetçiler nezdinde çok ciddi tedirginlik oluşturdu. Alman medyasının önemli bir kısmı ziyaretimizi provoke etmek amacıyla, çok aleni şekilde ırkçı ifadelere başvurmaktan dahi kaçınmadı. Türkiye'deki bazı medya kuruluşlarıyla işbirliği içinde ortak bir dil kullanarak, Alman medyasının yaptığı saldırıları elbette umursamadık. Hatta bazıları bize oraya gitmememizin uygun olacağını söyledi. Dedik ki orada üç milyon Türk var mı? Var. Biz oraya gideriz. Bedeli ne olursa olsun gideriz.


Ziyaretimizin hemen öncesinde, Şansölye Sayın Merkel ile bir telefon görüşmemiz oldu. Sayın Merkel'le hem bu ziyaretimizi konuştuk hem bölgesel meseleleri değerlendirdik hem de Sayın Merkel bizlere bir kez daha Soma kazası nedeniyle taziyelerini iletti. Hatta teknoloji noktasında da müşterek işler yapabileceğimizi ifade etti. Almanya'da gayet güzel bir şekilde önce görüşmelerimizi yaptık, ardından Köln Arena'da, ağırbaşlı, vakur, sağduyulu kardeşlerimizin arasında hasret giderdik. Tabi şurası ilginç; Alman medyası ırkçı, ayrımcı, nefret dolu başlıklarla bize saldırırken, bizim ziyaretimizin hemen ertesinde yapılan, Avrupa Parlamentosu seçimleri de Avrupa'da yükselen tehdidin güçlü bir sinyalini verdi. Biz yıllardır Avrupa'da artan ırkçı saldırılara dikkat çekmeye çalışıyoruz. Özellikle Almanya'da Türkler'e yönelik Neonazi cinayetlerine vurgu yapıyor, bu tehdide, tehlikeye Avrupa'nın önlem almasını her fırsatta ifade ettik. Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları kaygılarımızın ne kadar haklı olduğunu, ne kadar yerinde olduğunu, bir kez daha teyit etmiş oldu.


Burada tabi bir şeyi özellikle söylemek isterim: Sözde bir Türk, oradaki bir siyasi partinin eş başkanı. Toplantımızın öncesinde ve döndükten sonra kullandığı ifadeler çok çirkin. Sen nasıl demokratsın? Sen nasıl düşünce hürriyetinden... Seni Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'nın oraya gelmesi bu kadar rahatsız mı ediyor? Orada vatandaşlarımızın bir kısmının olumsuz yaklaşımını Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın hangi tür ifadelerle, nasıl yatıştırdığı ortada. Kusura bakma, senin sayın Merkel'e ne kadar saygı duyacağını biz biliriz. Ama biz saygıyı yerinde en güzel şekilde ifade etmesini de biliriz. Ama önce sen kökenin itibariyle, mensubu olduğun ülkenin Başbakanı'na bu şekilde konuşma hakkına sahip değilsin. Nerede milletvekili olursan ol, önce haddini bileceksin, önce haddini bileceksin. Zaten eşbaşkanlığını yaptığın bir başka bayan vardı, şimdi değil zannediyorum. O da zaman zaman bakarsınız birçok şeyler yapar, birçok şeyler konuşurdu. Ama biz hiçbir zaman kalkıp da Türkiye'nin kapılarını ona kapatmadık. Ama sen yaptığın açıklamalarla 'Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın oraya gitmesinin doğru olmayacağını söyleyecek' kadar ileri gittin. Bunlara senin gücün yetmez, önce haddini bileceksin."



"Kimsin sen, ne demek yapılamaz?"



Başbakan Erdoğan, Türkiye'de milletten yüz bulamayan, milletle aynı dili konuşamayan seçkinci zümrelerin, Avrupa başta olmak üzere, yurtdışında kendilerine yandaşlar bularak Türkiye aleyhine ciddi bir karalama kampanyası yürüttüklerini belirterek, "İşte bu dediğim zat, diyor ki 'Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili kampanya burada yapılamaz." Kimsin sen ya, ne demek yapılamaz? 1.5 milyon insan orada oy kullanacak. O insanlar da bu kampanyayı izleyecekler, takip edecekler. Ama Türkiye'de ama orada. Giden giden orada da yasal çerçevesi neyse o çerçeve içerisinde kampanyasını yapar. Sen buna engel koyamazsın, böyle bir yetkin yok. Türkiye'de de Almanya seçimleri için oy kullanacak olanlar varsa, gelirsin sen de burada böyle bir salon toplantısını yapabilirsin. Mesele farklı. Ama alışacaklar, hazmedecekler, hiç şakası yok bu işin" dedi.


Türkiye üzerine yapılan değerlendirmelerin objektif olmaktan çok uzak olduğunu, içerideki seçkinci zümrenin dilini kullandığını, zaman zaman ırkçılığa kaydığını müşahede ettiklerini ifade eden Erdoğan, "Türkiye'deki kimi medya kuruluşlarının, başta ana muhalefet partisi olmak üzere kimi siyasetçilerin de Türkiye aleyhine bu karalama kampanyasının değirmenine su taşıdıklarını biliyoruz. Uluslararası basın kuruluşlarının bazı Türk muhabirlerinin de gazetecilik namusunu, meslek şerefini bir kenara bırakıp bu kampanyalara dahil olduklarını da biliyoruz" diye konuştu.


Başbakan Erdoğan, Soma'da, uluslararası medya kuruluşunun muhabiri olan Türk gazetecinin iki kadını figüran olarak kullandığını, yalan haber yaparak bütün dünyaya servis ettiğinin görüldüğünü söyleyerek, "Aslında bu kadınlar başı açık. İkisinin de başları örtülü, üstü şişhane altı kaval. Sırıtıyor. ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol, nedir bu hal böyle. Bununla bizim insanımızı dünyada farklı gösterecek. Böyle bir gayretin içerisine giriyor. Ama devran değişti. O, bu tür dezenformasyon yapmak suretiyle aleyhe bir kampanya yapacağını zannederken, suçüstü yakalanıyor. Gezi olayları esnasında, 17-25 Aralık darbe girişimi sırasında, bu ve benzer muhabirlerin, davalarına hizmet için mesleki onurlarını nasıl çiğnediklerini gördük. Türkiye'nin imajı yalan haberlerle, iftiralarla, karalama kampanyalarıyla yıpranacak kadar zayıf, cılız bir imaj değildir. O devir gerilerde kaldı. Biz artık güçlü ekonomimizle, aktif dış politikamızla, demokrasi yolundaki samimi mücadelemizle uluslararası platformlarda varız ve varolmaya devam edeceğiz" dedi.


- TBMM

Kaynak: AA