Azerbaycan Dini Kurumlardan Sorumlu Devlet Bakanı İskenderov Açıklaması
Azerbaycan Dini Kurumlardan Sorumlu Devlet Bakanı Elşad İskenderov, "Azerbaycan ve Türkiye'nin İslam'ın hoşgörü ve toleranslık esasında kurulmuş modelini dünyaya sunma imkanları var."
Azerbaycan Dini Kurumlardan Sorumlu Devlet Bakanı Elşad İskenderov, "Azerbaycan ve Türkiye'nin İslam'ın hoşgörü ve toleranslık esasında kurulmuş modelini dünyaya sunma imkanları var. Dünyanın bunu bizim sunumumuzda tanıması, aynı zamanda islamofobi ile mücadeleye de katkı olacaktır" dedi.
İskenderov, Conrad Oteli'nde düzenlenen basın toplantısında, ilk resmi yurt dışı gezisini Türkiye'ye gerçekleştirdiğini belirterek, gezisinin amacının devlet din mekanizması ve dini eğitimle bağlantılı olan mekanizmada Türkiye'nin tecrübelerini daha yakından öğrenmek olduğunu söyledi.
Gezisinin diğer amacının ise Türkiye ile Azerbaycan arasında olan sorunlar hakkında diyalog ortamı yaratmak olduğunu ifade eden İskenderov, şunları kaydetti:
"Bizim için sadece tecrübe paylaşmak yeterli değil. Bilgi olarak bunların ötesinde uluslararası alanda neler yapılabiliriz konusu da önemli. Önemli görüşmelerimiz oldu. Güzel diyaloglarımız gerçekleşti. Ankara'da Diyanet İşleri Başkanı Görmez'le, Diyanet Vakfı yönetimiyle bir araya geldik. Ankara İlahiyat Fakültesi'ne gittik. Yeni bir bağımsız devlet olarak tecrübe alacağımız alanlar var. Onları tespit ettik. Elemanlarımız daha detaylı çalışma yapacaklar."
Din devlet ilişkileri sahasında, dinle bağlı olan sahalarda iki kardeş devlet arasında birbirini anlama ikliminin sürdüğünü belirten İskenderov, şöyle devam etti:
"Yani beklentilerimiz var. Diyaloglarımız var. Bu diyalogda neden bu Azerbaycan'da bu şekilde yapılıyor- Neden Türkiye'nin isteği şudur. Bunu tam olarak anlıyoruz. Bu çok önemli. ve samimi bir diyaloğun olması bu sahada çok önemli. Bu gezinin en önemli sonuçlarından bir tanesi diyebilirim. Uluslararası alanda tabii ki Azerbaycan da Türkiye de birkaç önemli konuda yani dinle bağlı olan konularda ortak noktadırlar, ortak pozisyondadırlar. Hem Azerbaycan'ın hem Türkiye'nin çok özel bir toleranslık, hoşgörü şeklinde bir tarihi var."
İskenderov, Azerbaycan'ın dini azınlıklar bakımından en toleranslı ülkeler listesinde bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
"Azerbaycan ve Türkiye'nin İslam'ın hoşgörü ve toleranslık esasında kurulmuş modelini dünyaya sunma imkanları var. Dünyanın bunu bizim sunumumuzda tanıması, aynı zamanda islamofobi ile mücadeleye de katkı olacaktır. Özellikle bugün çok kültürlülük, multikültüralizm olarak adlanan bir mefhum Avrupa'da buhran içinde, kriz içinde. Yani bu değerler ilan edildi ama bu değerleri Avrupa'da bir türlü tam tutamıyorlar. ve tehlikeli bir trend de var. Çok kültürlülükten geri çekilme trendi. Almanya'da biz bunun şahidi oluyoruz. Son seçimlerden önce Fransa'da bunun şahidi olduk. Bu sahada hem Azerbaycan hem Türkiye'nin yapacağı işler var. Söylediğim gibi tolerans ve hoşgörülü, milli manevi değerlerimizin dünyaya çıkarılması zamanıdır. Bunu beraber yapabiliriz."
-Kafkas Albanyası-
İskenderov, Azerbaycan'da tarihin belli dönemlerinde yayılan dünyevi dinlerin varlığının bulunduğuna dikkati çekerek, "Azerbaycan'da farklı dönemlerde ayrı ayrı dünyevi dinler yayılmıştır. Mesela Kafkaslar'da en ilk meskunlaşan Yahudi cemaati bugünkü Azerbaycan'ın arazisinden, Kafkaslar'da yayılmaya başlamıştır" diye konuştu.
Azerbaycan'da tarihi Kafkas Albanyası diye bir tarihi devletin varlığına da değinen İskenderov, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kafkas Albanyası'nda Hıristiyanlık 4. asırda resmi din olarak kabul edilmiş. 15 yüzyıl da sürmüş tarihi. Yalnız 19. asırda Rus Çarı'nın fermanıyla bu kilisenin tüm maddi varlığı Ermeni Gregoryan Kilisesi'ne verilmiş. Bugün küçük bir azınlığımız var. Onlar 150 yıl kiliselerinden tecrit edilmişler. Çünkü kiliselerinin bütün arşivleri, bütün yazıları, İncilleri Ermeni Kilisesi'ne verilmiş. Tarihi dokümanlarda bugün Karabağ arazisinde olan bütün Hıristiyan mabetleri, manastırları, kiliseleri, okulları Alban Kilisesi'nin maddi mülkiyet listesinde olmuş. Hatta Kudüs'te de bahçeli bir manastırları da olmuş. Maalesef bunlar Rus Çarı'nın kararıyla Ermeni kilisesine verilmiş.
Dağlık Karabağ sorunu öncesinde Albanlar'ın bölgede 25 manastırı ve kilisesinin bulunduğunu bildiren İskenderov, "Savaştan sonra Alban Kilisesi'ne mahsus tarihi yapılar değiştirilmiştir. Mesela orada özel bir haç forması var. Şimdi bizde de kullanılan bir nakıştır. Öyle haçları değiştirip, Ermeni Kilisesi'ne ait haçları yapmışlar. Ermenileştirme sürecinden geçilmiş" dedi.
İskenderov, bir gazetecinin, "İslam'a hakaret içeren film ve karikatür krizi konuları Azerbaycan'da nasıl karşılandı" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Azeraycan'da ister devletin, ister halkın bundan rahatsızlığı var. Bütün dünyada olduğu gibi. Televizyonlarda dikkat ettiyseniz Arap Baharı zamanında şiddet sahnelerinde Allahü Ekber çağırışlarının verildiği görüldü. Bu dinimiz hakkında çok yanlış bir bilgi ve imaj yarattı. Allahü Ekber bizim aynı zamanda ezanımızın bir parçası. Dine de şiddete de aynı kelimeyle çağrılması çok yanlış bir mesaj veriyor. Bu islamofobinin artması dindarlığı olan Müslamanlar'ı da hiç dinle alakası olmayan sadece kültürel olarak Müslümanlar'ı da ilgilendirmeli. Çünkü islamofobi artarken, 'sen dindar, sen dindar değilsin' diye bakmıyorlar. Eğer Müslüman kökünden geliyorsan o seni etkileyecektir."
İskenderov son olarak provokasyona karşı dikkatli olunması gerektiğine değinerek, "Provokasyona gelirsen sen de oyunun bir parçası olursun. Maalesef bu provokasyona da gelindi. Hiçbir din bir insana, bir diplomata saldırıyı kabul etmez. Bu teessüf doğuran bir olaydır. Dinimize ve kültürümüzün imajına bir zede geldi" diye konuştu.
Muhabir: Muharrem Aksakallı
Yayıncı: Sabri Çelebioğlu - İSTANBUL