Bağış: Reform Çabalarını Sürdürmeye Devam
AB Bakanı Egemen Bağış, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerine karne vermeye yetkili tek mercinin yüce Türk milleti olduğunu söyledi.
AB Bakanı Egemen Bağış, Türkiye Cumhuriyeti
hükümetlerine karne vermeye yetkili tek mercinin yüce Türk milleti olduğunu
belirterek, "Ülkemiz AB standartlarına ulaşmak amacıyla reform çabalarını
sürdürmeye devam edecektir" dedi.
Bağış, Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk'un yazılı soru önergesine
verdiği yanıtta, AB katılım sürecini Cumhuriyetin ilanından sonraki en önemli
çağdaşlaşma projesi olarak kabul eden AK Parti hükümetlerinin, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan liderliğinde bu milli davaya en fazla hizmet etmiş Cumhuriyet
hükümetleri olduğunu kaydetti.
1959 yılında yola çıkılan AB sürecinde, 45 yıl sonra müzakerelerin
başlatılmasının sağlandığını belirten Bağış, "AB, Cumhuriyetimizin
demokratikleşme ve çağdaşlaşma idealleri açısından yarım asır boyunca Türkiye'ye
önemli bir perspektif sağlamış, ülkemizin çağdaş medeniyet yolculuğu AB'ye
entegrasyon süreciyle yönünü belirlemiştir" dedi.
Bağış, şunları ifade etti:
"Bu anlayış çerçevesinde Hükümet olarak göreve geldiğimiz ilk günden
itibaren bu perspektifi her zaman canlı tuttuk ve AB standartlarını yakalamak
için kararlı bir reform süreci yürüttük. Türkiye, demokratik standartları hayata
geçirdiğimiz reformlarla her geçen gün daha ileri bir seviyeye ulaşmış aynı
zamanda Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi olmuştur. AB perspektifiyle
gerçekleştirilen yargı reformu paketleriyle Türk yargısı daha şeffaf, daha
objektif ve tarafsız bir nitelik kazanmıştır. Azınlık hakları konusunda önemli
ilerlemeler kaydedilmiş, farklı inanç gruplarına mensup vatandaşlarımız önemli
özgürlükler elde etmiş ve bütün meseleleri cesaretle, açıklıkla tartışabildiğimiz
bir ortam yaratılmıştır.
Türkiye'nin müzakere sürecindeki siyasi engellere rağmen, AB üyelik yolunda
gösterdiği kararlı çabalarını sürdüreceği yönünde AB'ye verilen en önemli mesaj
AB Bakanlığı'nın kurulmasıdır. AB Bakanlığı, AB perspektifinde gerçekleştirilen
reformların mutfağı niteliği kazanmıştır. Bakanlığın, Türkiye'nin siyasi,
ekonomik ve sosyal dönüşümünde reform mutfağı olmak gibi kritik bir rolü vardır.
Bakanlığımız çalışmaları kapsamında, gerek 2008 yılında yayımlanan Ulusal
Program, gerekse 2009 yılında hazırlanan 'Türkiye'nin Katılım Süreci için AB
Stratejisi Eylem Planı' ile AB Müktesebatına uyum amacıyla çıkarılan mevzuat
takip edilmekte ve mevzuat alanında kaydedilen son gelişmeler üç aylık dönemler
halinde Bakanlar Kurulu'na sunulmaktadır. Bunun yanında, son bir yıl içerisinde
Meclisimizde kabul edilen kanunlar, diğer mevzuat ve bunların uygulanmasıyla, AB
yolunda hangi adımların atıldığına dair ayrıntılı bir değerlendirmemizi ve öz
eleştirimizi yapmaktayız. Bu açıdan bakıldığında, kendi değerlendirmemizi
kendimizin yaptığı bir gerçektir. Şu hususun özellikle altını çizmek isterim ki;
Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerine karne vermeye yetkili tek merci yüce Türk
milletidir. Bütün bu olumlu gelişmeler çerçevesinde, her yıl düzenli olarak
yayımlanan İlerleme Raporlarında kat ettiğimiz gözle görünür mesafenin hakkının
verilmesini istemek en doğal beklentimizdir."
-"Tepkimizi Komisyon'a ilettik"-
AB'nin objektif gözlemlerine dayanarak hazırlaması beklenen İlerleme
Raporu'nun, özellikle siyasi kriterler bölümü itibariyle, Türkiye'yi hayal
kırıklığına uğrattığını vurgulayan Bağış, "İlerleme Raporu'nda münferit olaylara
fazlasıyla yer verildiği ve bu münferit olaylardan hatalı genellemelere
ulaşıldığı, Raporun yer yer hatalı bilgiler ve sübjektif, değerlendirmeler
içerdiği özellikle dikkat çekmektedir. Bakanlık olarak Raporda yer alan hatalı
bilgiler ve sübjektif değerlendirmelere ilişkin tepkimiz Komisyon'a
iletilmiştir" dedi.
Bağış, "Bu açıdan, İlerleme Raporu Türk halkında haklı bir kızgınlık ve
hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu tepki AB standartlarına, Birliğin temsil ettiği
değerlere ya da AB yolunda atılan reform adımlarına değil, AB'nin Türkiye'ye
karşı uyguladığı çifte standartlı yaklaşıma yöneliktir. Türkiye'nin
demokratikleşmesinden, şeffaflaşmasından, kalkınmasından rahatsız olan kesimlerin
Raporu etkilemeye çalışması da Rapordaki olumsuz havayı tetikleyen bir başka
unsur olarak görülebilir. Biz yine de her yıl olduğu gibi bu yıl da Raporun
içerisinden makul ve yapıcı eleştirileri dikkatle not edecek, eksikliklerimizi
gidermek için hassasiyetle hareket edeceğiz" ifadelerini kullandı.
-"Üyelik Türkiye'nin stratejik hedefi"-
Öte yandan, Raporda objektif değerlendirmelerin de yer aldığını belirten
Bağış, raporun Türkiye'nin 33 faslın 32'isinde ilerleme kaydettiğini tespit
ettiğini; bu durumun daha müzakere süreci devam ederken AB üyesi birçok ülkeden
ileri noktada olunduğunu gösterdiğini bildirdi.
"Türkiye, AB tarihinde emsali bulunmayan zorlu bir katılım süreciyle karşı
karşıya bırakılmıştır" görüşünü dile getiren Bağış, şöyle devam etti: "Bu zorlu
sürece rağmen son on yılda Hükümetimiz reformları yapma kararlılığından asla ödün
vermemiştir. Ülkemiz AB'ye üyelik perspektifiyle AB standartlarına ulaşmak
amacıyla reform çabalarını sürdürmeye devam edecektir. Bu çerçevede, AK Parti
2023 vizyonu, Hükümetimizin demokrasiyi güçlendirme ve ülkemizi layık olduğu
noktalara yükseltme yönündeki kararlılığının devam ettiğinin en açık
göstergesidir."
Bağış, AK Parti'nin 2023 vizyonunun 63 maddesinin yüzde 75'inin AB'ye üyelik
sürecinin önemli bir kısmını oluşturan "Siyasi Kriterler", "Yargı ve Temel
Haklar Faslı, "Adalet, Özgürlük ve Güvenlik Faslı" ile birebir ilgili olduğu
belirterek, bu belgede, AB'ye üyeliğin Türkiye'nin stratejik hedefi olduğu bir
kez daha vurgulandığını kaydetti.
Muhabir: Alp Özden
Yayıncı: Sefa Salantur - ANKARA