Başbakan Erdoğan, Edirne'de

Son Güncelleme:

Erdoğan, Valilikçe onuruna verilen kahvaltıda konuştu: (2) "Bu ülkede ikinci bir bayrağın tasavvuru düşünülemez" "Vatan, 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları, Türkiye Cumhuriyeti vatan...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülkede ikinci bir bayrağın tasavvuru düşünülemez" dedi.


Erdoğan, Edirne Valiliği tarafından onuruna verilen kahvaltıda yaptığı konuşmada, ortak değerlerin istismarının hiç kimseye fayda sağlamayacağını vurguladı.


Başbakan Erdoğan, parti olarak yola çıkarken, "tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" dediklerini anımsatarak, şunları kaydetti:


"Tek millet, niçin diyoruz? Çünkü, bu kavramın içinde Türk var, Kürt var, Laz var, Çerkez var, Roman var, Boşnak var, yani Türkiye'deki 36 etnik unsur bu kavramın içerisinde var. Bu ülke, ne etnik bakımından Türklerindir ne etnik bakımdan Kürtlerindir ne Gürcü'nündür, şunundur bunundur, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 76 milyonundur. Buna böyle bakacağız. Kimse kimseye bu noktada farklı nazarla, farklı gözlerle bakamaz. 76 milyonun her biri, bu ülkede eşit vatandaştır. Olaya böyle bakacağız. Biz yaradılanı yaradandan ötürü sevmeye mecburuz. Kimse doğarken, 'ben Türküm, Kürdüm' diye bunu belirleme hakkınına sahip değil. Allah nasıl yaratıyorsa öyle. Arap ırkından da olabilir, farklı ırklardan da olabilir. Diyebilir mi ben, şöyle doğmam lazım, şu ırktan doğmam lazım veya şu dili konuşarak doğmam lazım? Böyle bir yetkisi hakkı var mı? Yok. Mevla nasıl yaratıyorsa öyle. O da doğduğu toplumda kendisi o toplumun bir bireyi, bir ferdi olarak, kendisi yaşama devam edecek, o toplum içerisinde layık olduğu yeri alacaktır."


-"Bu ülkede ikinci bir bayrağın tasavvuru düşünülemez"


Bayrağın da 76 milyonun ortak bayrağı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu ülkede ikinci bir bayrağın tasavvuru düşünülemez" dedi.


"Bizim bayrağımızın rengi belli. Şehidimizin kanı" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Hilalimizin manası belli. Bağımsızlığımızın ifadesi. Yıldız, şehidimizin sembolü. Şairin o güzel ifadesiyle, 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak uğrunda ölen varsa vatandır'. Vatan, 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 76 milyonundur. Burada kimsenin herhangi bir operasyon yapma yetkisi hakkı yoktur. İşte burada bizler Hükümet olarak, tüm enstrümanlarımızı kullanarak buna asla fırsat vermeyiz. Bu bize ecdadımızdan böyle devredildi. Bu devredilen toprakları aynen korumak durumundayız. Bedeli ne olursa olsun. Efendim şehitler geliyor. Tabii gelecek, şahadet bir makamdır. Niçin? İşte bunlar için. Buna fırsat verdiğimiz anda milletimizin bize vermiş olduğu yüzde 50'lik oy, o zaman değerini kaybeder, görevimizi yapmamış oluruz."


Şehitlerin de herkesin aynı derece saygı duyduğu kutsallar olduğunu dile getiren Erdoğan, "Hiçbir dönemde, hiçbir zaman şehidine bizler kadar sahip çıkan iktidar olmamıştır, bu ülkede" ifadesini kullandı.


Akif'in ifadesiyle, 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı cananı bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda' diyerek şehide sarıldıklarını ifade eden Erdoğan, "Çünkü ona sarılmak, bu toprağa sarılmaktır. Böyle baktık. Bu toprakla bütünleşmektir. Öyle baktık" şeklinde konuştu.


-"Madem siz milliyetçisiniz de bu millet için ne yaptınız"


"Hiç kimse çıkıp da ben bu bayrağı sizden çok seviyorum iddiasında bulunamaz. Çünkü o bayrağı seven diğerlerini siz sevmiyorsunuz diyerek rencide etmiş olur" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:


"Kimse çıkıp da ben bu vatanı sizden çok seviyorum, sizden çok düşünüyorum iddiasında bulunamaz. Çünkü bu ortak değerlerin yarıştırıldığı anlamına gelir ve kimseye fayda sağlamaz. Aynı şekilde hiç kimse şehitlerimizi diğerlerinden daha fazla önemsediği vurgusunu yapamaz, eğer yapıyorsa bir şeyler ortaya koyması lazım. Bize kadar maalesef ne şehidin ailesine, eşi çocuklarına sahip çıkmak, onların geleceğini hazırlakmak böyle bir adımı hiçbir iktidar atmadı. Ama biz attık. Çünkü bizim manevi bir sorumluluğumuz var. Bunun gereğini yerine getirmemiz lazımdı. Biz onların yavrularına eşine sahip çıktık. Onlara birçok imkanlar sağladık. Yani maaşlarından, tutunuz da hatta hatta ileriye gideceğim, çocuklarının bir tanesi istihdam edilirken, biz onu ikiye çıkardık. Bu çocuk değil icabında kardeş olabilecek noktaya getirdik. Niye? Onların acılarını, devleti olarak sahiplenelim, bunu ortaya koyalım dedik. Onların ruhunun incinmesine fırsat vermeyelim, dedik.


Birileri çıkıyor, 'ben daha milliyetçiyim' diyor. 'Milliyetçiyim' demekle milliyetçi olunmaz. Ben 'Cumhuriyeti daha çok seviyorum' demekle Cumhuriyetçi olunmaz, vatansever olunmaz. Şehit cenaze merasimlerini, siyasi parti mitinglerine dönüştürmekle şehitlere hürmet gösterilmez. Milletini çok seven, milleti için eser ortaya koyar, eser. Cumhuriyeti, vatanı çok seven, onlar için ortaya eser koyar, hizmet koyar. Şehitlere saygı sloganla olmaz, şehitlerin uğruna can verdikleri bu toprakları ve bu milleti yücelterek olur. Slogan atmak en kolay olandır. Afiş yapıştırmak, pankart asmak en kolay yöntemdir. Zor olan bunları aşıp, kolları sıvayıp ülke için, millet için, gelecek için iş üretmek, eser üretmek Türkiye'nin her anlamda itibarını daha da yükseltebilmektir. Birileri çıkıyor 'Ben milliyetçiyim bunlar ise bölücü' diyor. Birileri çıkıyor 'Ben Cumhuriyetçiyim, bunlar Cumhuriyet düşmanıdır' diyor. Bu tasnifi, bu ayrımı ve ayrımcılığı yapanlara şunu herkesin sorması ve cevabını da ısrarla araması gerekiyor. Madem siz milliyetçisiniz de bu millet için ne yaptınız? Bunu bir söyleyin bakalım. Bunu onlara sormak lazım. Madem siz Cumhuriyetçisiniz de bu Cumhuriyet için ne yaptınız? Lütfen bunu onlara sorun."


-"11 yıldır bu iftiraları bu ithamı savuranlar var"


Kendilerine 11 yıldır adeta parmaklarını sallayarak bu iftiraları bu ithamları savuranlar olduğunu dile getiren Erdoğan, "Onlar iftira attılar, karaladılar, tehdit ettiler, çamur attılar biz ise Türkiye'yi büyüttük" dedi.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkrmak hedefine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Biz Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarıyoruz. Neyle? Marmaray ile çıkarıyoruz. Neyle? Yüksek hızlı trenlerle çıkarıyoruz. Neyle? Türkiyemizin dört bir yanını demir ağlarla örmek suretiyle. Neyle kardeşlerim? 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapılan Türkiye'ye, biz 10 yılda 11 yılda 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık, bununla. Göreve geldik, Türkiye'de 26 tane havaalanı, havalimanı vardı. Şimdi Türkiye'de 52 tane havalanı, havalimanı var. Milliyetçilik budur, Cumhuriyet'e sahip çıkmak budur. Öyle lafla peynir gemisi yürümüyor. İcraat yok, laf çok. Böyle bir yere varamazsınız.


Göreve geldik, 230 milyar dolar milli geliri olan bir Türkiye vardı. Şimdi 782 milyar dolar milili gelire sahip olan bir Türkiye var. Milliyetçilik bu. Hep söylüyorum. İşte Merkezi Bankası, milli bankamız değil mi? Göreve geldik Merkez Bankasının kasasında döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. Ama şu anda 135 milyar doları aştık. Onun için güçlüyüz. Bizim IMF'ye olan borcumuz, bu milliyetçi beyefendiler, Cumhuriyetçi beyefendiler, öyle geçiniyorlar ya, bize 23,5 milyar dolar borçla devrettiler. Biz ödedik be. Tamamını ödedik. 14 Mayıs'ta sıfırladık. Şimdi biz IMF'ye borç verir duruma geldik. Tablo bu. Kim milliyetçiymiş? Biz, biz. Kim Cumhuriyetçiymiş? Biz, biz. Biz yaptık bunları. Bunlar yapamadı. Çünkü Cumhuriyetçi olmak cumhura yani halka sahip olmaktır. Onun gücünü, onun değerlerini yükseltmektir. Milliyetçiyim demek, tüm milli değerlere sahip çıkmak, milletin değerlerini yükseltmek demektir. İşte biz bunu yaptık."


Görevi devraldıklarında bankaların görev zararlarıyla sıkıntılı günler yaşadığını anlatan Erdoğan, sadece Ziraat Bankasının 16 milyar lira görev zararı olduğunu söyledi. Erdoğan, "Faizleriyle değerlendirirseniz yaklaşık 45, 46 milyar lira gibi bir rakamdaydı. Şimdi aynı banka karda. Avrupa'nın en sayılı bankası haline geldi. Kim vardı iktidarda? DSP, MHP, ANAP vardı. Benim çitfçi kardeşim, köylü kardeşim, kardeşlerim Ziraat Bankasından, çok manidardır, yüzde 59 faizle kredi alıyordu, esnaf kardeşim yüzde 46 faizle kredi alıyordu. Şimdi ortalama söyleyeceğim, bakınız, ikisi de yüzde 0-7 aralığına geldi. Ortalamasını alırsan, yüzde 4-5. Buralarda faizle şimdi kredi alıyorlar. Esnaf da öyle. Çiftçi kardeşim de öyle" diye konuştu.


-"Artık bu iktidar hayvan ithal etmiyor"


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Hükümetin hayvan ithalatı yaptığını söylediğini  anımsatarak, şöyle konuştu:


"Geçen gün buralara geldi, anamuhalefetin genel müdürü, aynen şu ifadeyi kullanıyor, çok manidar, diyor ki, 'Bunlar hala dışarıdan hayvan ithal ediyor.' İki kurbandır hayvan filan ithal ettiğimiz yok, tam aksine kasım ayı itibarıyla hayvan ihraç etmeye başladık. Trakya burası ya, Trakya'da hayvancılık var ya, diyor 'Biz burayı aldatırız.' Ben de diyorum ki gerçekten, hakikaten bu ülkede şu yükselen değerleri görenlerin bunu anlatması lazım. Artık bu iktidar hayvan ithal etmiyor. Eğer biz hayvan ithal ettiysek ülkenin sıkıntısı olduğu için o dönemlerde ithal ettik. Ama şimdi ihracatına başladık. Şu anda biz süt hayvancılğında da et hayvancılığında da çok iyi konumdayız. O kadar iyi konumdayız ki artık biz yavrularımıza okullarda süt veriyoruz, bedeva süt içiriyoruz ki hem piyasayı balansa edelim hem de bu noktada sütün ticaretini yapanlar, üreticiyi sömürmesin diye. Bunun adımlarını atıyoruz. Fiyatlarda belli bir dengeyi böyle meydana getirdik. Şu anda gayet iyi bir şekide devam ediyoruz. Ha arada sırada ufak tefek sıkıntılar olmaz mı tabii ki olur yani kalıbından mal üretmiyorsunuz ki normal hayatta olan doğada olan şeyler bunlar."


- Ankara

Kaynak: AA