Başbakan Erdoğan, Ordu'da
Erdoğan, Ünye'de toplu açılış töreninde konuştu: (4) "Biz, yolsuzluğun hortumunu kopardık.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz, yolsuzluğun hortumunu kopardık. Ama kişilerin bireysel olarak yaptıkları hatalar varsa bu ülke bir hukuk devletidir, yalnız bu slogan bir hukuk devleti olmasın, gerçek bir hukuk devleti olsun. Hukukun içerisinde, yargı kurumunda yer alanlar, bu yetkiyi kullanmak durumundadır. Ama hukukun dışına çıkarak eğer birileri afra, tafra yapıyorsa, birileri gelip de yürütmeye baskı kurmak istiyorsa kusura bakmasınlar. Yürütme olarak da bizler onların karşısında dikiliriz" dedi.
Başbakan Erdoğan, Ünye Şehir Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, bir yandan tren yollarını ihya ettiklerini, diğer yandan ise hızlı tren projeleriyle bu alanda yepyeni bir dönem başlattıklarını, yüksek hızlı trenle Türkiye'nin kendi iktidarları döneminde tanıştığını belirtti.
Eskişehir-Ankara, Ankara- Konya,Konya-Eskişehir hızlı tren projelerinin bittiğini, bir iki ay içerisinde Eskişehir-İstanbul'un da biteceğini kaydeden Erdoğan, "Bütün bunların yanında Gazi Mustafa Kemal'in, demir ağlarla örme idealine, onun döneminde nokta kondu, nokta demeyeyim virgül kondu. Virgülden sonrasına gelenlerin hiçbirisi devam edemedi. CHP zihniyetinin yaptığı raylı sistem yok. Biz geldik tekrar tren yollarına başladık. ve yoğun şekilde rayılı sistemleri örmeye başladık. ve demir ağlarla ülkeyi biz örüyoruz, Türkiye'nin dört bir yanına evelallah. Yolsuzluğun olduğu bir ülkede bu yatırımlar yapılabilir mi? Sadece bunlar değil enerjide, attığımız adımlar ortada. TOKİ aracılığıyla 615 bin konut inşa edildi. Bunların 505 bini sahiplerine teslim edildi" diye konuştu.
İktidara geldiklerinde Türkiye'de 346 bin olan derslik sayısına, 11 yılda 205 bin derslik ilave ettiklerini, 407 bin yeni öğretmen ataması yaptıklarını, 99 yeni üniversite açtıklarını anlatan Erdoğan, "Biz geldiğimizde 76 üniversite vardı. Şimdi 175 üniversite oldu. Üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. 175 yeni yurt blok inşaa ettik" bilgisini verdi.
Sağlık alanındaki yatırımlara da değinen Erdoğan, şunları söyledi:
"Artık biliyorsunuz yeni yapılan hastanelerimizde 3 yatak, 2 yatak, 1 yatak, tuvaleti, banyosu içinde. Eskiden adeta koğuş sistemi gibiydi. Katta sadece bir tuvalet, banyo. O da sağlam girsen hasta çıkarsın. Böyle dönemlerden buraya geldik. Artık benim vatandaşlarım, istediği hastaneye gidiyor. Bunun bedelini kim ödüyor? CHP'nin Genel Müdürü ödemiyor, biz ödüyoruz, biz. Onlar malesef suistimallerin içindeydiler. Şimdi ise geçmişte istediği eczaneden gidip ilacını alamayan benim vatandaşım, istediği eczaneden gidip ilacını alıyor. Doktorun yazdığı reçetenin bir kısmının alınıp, bir kısmının alınmaması gibi bir şey yok, onlar geride kaldı, tarih oldu. Şimdi soruyorum: CHP'nin Genel Müdür'ü, sen SGK'nın Genel Müdürü iken acaba böyle bir imkanı benim vatandaşıma sağlayabildin mi? Ama biz, bunu sağladık. Ben çocuktum, numara almak için sabah namazında annem gönderirdi, giderdim. Ben numarayı alırdım daha sonra annem gelir muayene olurdu. Biz, bunları yaşadık ama biz bunları, iktidarımızda halkımıza yaşatmadık."
Cumhuriyetçi olmanın, bu ülkeye sahip çıkmak olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, "Milliyetçiymiş. Ne milliyetçisi ya. Laf milliyetçiliği, laf. Milliyetçi olmak 'bu milletin hizmetkarı olmak' demektir. Bu ülkeyi 'muasır medeniyetler seviyesi üzerine çıkarmak' demektir. Bu noktada ne yaptılar? Hiç. Biz, yaptık" değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, KÖYDES Projesi'ni kendilerinin çalıştırdığını vurgulayarak, söz konusu projeyle köylere 103 bin kilometre asfalt yol yaptıklarına ve suyu olmayan köy bırakmadıklarına işaret etti.
Eskiden savunma sanayinin her şeyiyle dışa bağımlı olduğuna dikkati çeken Başbakan Erdoğan, "Türkiye'yi kendi tankını, kendi helikopterini, kendi insansız hava aracını yapar hale getirdik. Kendi savaş gemisini, kendi uydusunu üretir hale getirdik. Şimdi bizim kendi uydu araçlarımız uzayda. Bu hale gedik. Bizden öncekiler, neredeydi? Niye bunları yapamadılar? Yolsuzlukların olduğu bir iktidarda bunlar yapılabilir mi" diye konuştu.
-"Yürütme olarak da bizler onların karşısında dikiliriz"
Yolsuzluğun hortumunu kopardıklarını belirten Başbakan Erdoğan, "Ama kişilerin bireysel olarak yaptıkları hatalar varsa bu ülke bir hukuk devletidir, yalnız bu slogan bir hukuk devleti olmasın, gerçek bir hukuk devleti olsun. Samsun'da söyledim. Hukukun içerisinde yargı kurumunda yer alanlar, bu yetkiyi kullanmak durumundadır. Ama hukukun dışına çıkarak eğer birileri afra, tafra yapıyorsa, birileri gelip de yürütmeye baskı kurmak istiyorsa kusura bakmasınlar. Yürütme olarak da bizler onların karşısında dikiliriz" dedi.
Herkesin Anayasa ve yasaya göre görevini yapması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Eğer görevini, gereğini yapmazsa kusura bakmasın. Bizi oraya millet gönderdi. Yargı mensuplarını oraya millet göndermedi, milletin gönderdikleri gönderdi. Dolayısıyla yasama, yürütme, yargı hepsi bağımsızdır ama yasalarda tanımlandığı şekliyle de hareket etmek zorundadır. Ben yargı olarak elime yetkiyi aldım, istediğim gibi baskıyı yapayım, istediğim gibi istediğim yeri opersasyonlarla basayım. Kusura bakma. Yetkiyi alırsın, yetki çerçevende bunu yaparsın" ifadelerini kullandı.
Erdoğan polis için verdiği mücadeleyi herkesin bildiğini ifade ederek, "Ama burada bir şey söylemek zorundayım. 20 kişiyle bir ofisi basacaksınız, bir evi basacaksınız ondan sonra da orada külhanbeyleri gibi bacak bacak üstüne atıp, elinde bir tespihle orada volta atacaksın, koltukta görüntü vereceksin. Ha buna biz, sabretmeyiz. Buna da yine yasalar neyi gerektiriyorsa haddini bildiririz, ne gerekiyorsa. Herkes görevini yasalar nasıl düzenlemişse ona göre yapacak" diye konuştu.
-"Yan gelip yatarak bu olur mu"
Erdoğan, IMF'e olan borcu DSP, MHP VE ANAP'tan 23,5 milyar dolar ile devraldıklarını ve bu borcu 14 Mayıs'ta sıfırladıklarını anımsattı. Şu anda IMF'e borç olmadığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Şimdi de onlara 5 milyar dolar borç vereceğiz. Veren el, alan elden hayırlıdır. Veren el, alan elden üstündür. Bu hale geldik. Size bir müjde daha veriyorum. Biz iktidara geldik, Merkez Bankasının döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. Şimdi Merkez Bankasının rezervi tarihi bir rekor kırdı. Ne oldu biliyor musunuz? 136 milyar dolar oldu. Gelişmiş ekonomilerin dahi sıkıntı çektiği, daraldığı, küçüldüğü bir ortamda biz, son çeyrekte dört dörtlük bir büyüme kaydettik. Son 9 ayda yüzde 4'lük bir büyüme kaydettik. Enflasyon rakamlarında tarihi başarılara imza attık. Enflasyon canavarını yok ettik. İşsizliği, tek haneli rakamlara düşürdük. Çalışan maaşlarını, emekli maaşlarını bugünkü seviyelere biz getirdik. Enflasyon hiçbir zaman maaşı eritemedi. Yolsuzluğun olduğu yerde Merkez Bankasının bu kasası dolar mı? Bu büyüme olur mu? Bu bir güven ortamının neticesidir. Ülkemize 11 yılda 132 milyar dolar uluslararası sermaye girişi olmuştur. Bizden önce 10 yılda ortalama her yıl 1 milyar doları bile bulamadılar. İhracatımız 36 milyar dolardı. Şimdi 152,5 milyar dolar. Yan gelip yatarak bu olur mu? Demek ki bu iktidar çalışıyor. Sadece kendi vatandaşlarımıza hizmet etmekle kalmadık. Dünyanın neresinde mağdur, muhtaç varsa hepsine el uzattık. Türkiye'nin büyüklüğünü, Türkiye'nin gücünü gösterdik. Bizden öncekilerin döneminde 70 sente muhtaç olan bir Türkiye'yi biz şu anda para verir hale getirdik. Yolsuzlukların olduğu yerde bu başarıların elde edilmesi mümkün mü?"
- Ankara