Başbakan Erdoğan: Şahsım ve Çalışma Arkadaşlarım 28 Şubat'ın Mağdurları Olduk

Son Güncelleme:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Viyana'da MÜSİAD Avusturya ve WONDER adlı öğrenci derneğinde Türk vatandaşlarıyla bir araya geldi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Viyana'da MÜSİAD Avusturya ve WONDER adlı öğrenci derneğinde Türk vatandaşlarıyla bir araya geldi. Burada konuşma yapan Erdoğan, "Ben 28 Şubat'ın mağduriyetini yaşarken aynı zamanda bir baba olarak da bu mağduriyeti yaşadım. 2 kızım 2 çocuğum bunları yaşadı. Kızlarım başörtüsü, çocuklarım da katsayıdan dolayı bu mağduriyeti yaşadı. Şimdi katsayı ve başörtüsü diye sorunumuz kalmadı" dedi.


" YETİŞMİŞ BEYİNLERİN KENDİ ÜLKESİNE DÖNMESİ LAZIM


Başbakan Erdoğan, yakın tarihte Türkiye'den yurt dışına göçlerin olduğunu, son 10 -15 yıl içinde özellkle 28 Şubat sürecinden sonra kendi ülkesinde inanç, düşünce özgürlüğü sorunları nedeniyle gençlerin, "Benim de okuma hakkım var" diyerek batının kapılarını çalmaya başladığını söyledi. Erdoğan, "Bu süreçte en fazla arz Avusturya'ya oldu. Biz diyoruz ki yetişmiş beyinlerin kendi ülkesine dönmesi lazım" dedi.


28 ŞUBAT'IN MAĞDURLARI OLDUK


Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:


"Bizzat 1997'de yaşadıklarımızın üzerinden yarın 16 yıl geçmiş olacak. Bu karanlık dönmin mağdurları olarak hep birlikte bulunuyoruz ama artık bu aydınlık yarınlara dönüşüyor. MÜSİAD 28 Şubat sürecinin aslında en büyük mağdurlarındandır. Bizzat şahsım ve çalışma arkadaşlarım 28 Şubat'ın mağdurları olduk. Okuduğum şiir nedeni ile cezaevinde yattım. Mağduriyetlerinin üzerinde durulmayan bir kesim daha var. Ben 28 Şubat'ın mağduriyetini yaşarken aynı zamanda bir baba olarak da bu mağduriyeti yaşadım. 2 kızım 2 çocuğum bunları yaşadı. Kızlarım başörtüsü, çocuklarım da katsayıdan dolayı bu mağduriyeti yaşadı. Şimdi katsayı ve başörtüsü diye sorunumuz kalmadı."


"O gençler şu anda Türkiye'nin kardeşliği yüceltmenin mücadelesini veriyor" diyen Erdoğan, şunları söyledi:


"Hak şerleri hayr eyler, Zannetme ki gayr eyler, Arif anı seyreyler, Mevla görelim neyler, Neylerse güzel eyler. Biz de şerlerin hayra dönüşmesine vesile olduk. Bir konuda çok hassasız. 16 yıl önce yaşadıklarımız başkalarına yaşatmamak konusunda çok ama çok hassasız. Bu millete yaşatılanların tekrar yaşatılmaması için çok ama çok hassasız. Kimsenin vatan hasreti çekmesini istemiyoruz. 76 milyonun her bir ferdi devlet karşısında birinci sınıf vatandaştır. Önce devlet değil önce insandır."


"HER KUTLU DOĞUM SANCILI OLUR"


Başbakan Erdoğan bugünkü tarihin 27, yarın 28 Şubat olduğunu haütırlatırken, "İstesek belki de böyle bir şeyi organize edemezdik" dedi.


MÜSİAD'ın, 28 Şubat sürecinin aslında en büyük mağdurlarından biri olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:


"Bizzat şahsım ve çalışma arkadaşlarım, o dönemin mağdurlarından olduk. Hatta okuduğum bir şiir bahanesiyle biliyorsunuz hapse dahi mahkum edildim, cezaevinde yattım. Ancak mağduriyetleri çok fazla bilinmeyen, mağduriyetlerinin üzerinde çok durulmayan, hikayeleri anlatılmayan bir kesim daha var. İşte ben 28 Şubat'ın mağduriyetini yaşarken aynı zamanda bir baba olarak da bu mağduriyeti yaşadım. Çünkü benim de iki kızım, iki çocuğum onlar da bu mağduriyeti yaşadı. Kızlarım başörtüsünden dolayı bu mağduriyeti yaşadı, çocuklarım da katsayıdan dolayı bu mağduriyeti yaşadılar. Çünkü hepsi imam hatip mezunuydular, imam hatip mezunu oldukları için bu mağduriyeti yaşamakla karşı karşıya kaldılar. Şimdi katsayı diye bir sorunumuz var mı? Yok, kalktı. Artık başörtü olayı diye de bir sorunumuz yok. O da kalktı. Ama daha almamız gereken mesafe var. Bunun farkındayım. Fakat sabırla, inşallah nasıl bugüne kadar sabrettiysek bu oldu, bundan sonrası da olacak. Şimdi altını çiziyorum, unutmayın, her kutlu doğum sancılı olur. Sağlıklı doğum 9 ay 10 günde olur. Erken olursa sıkıntılı olabilir. İnşallah bu sağlıklı doğum için de bu yürüyüşümüzü sabırla devam ettiriyoruz."


Başbakan Erdoğan, "Türkiye'de okuma imkanları elinden alınan ve başörtüsü yasağıyla, katsayı uygulamasıyla istikballeri karartılmak istenen çocuklarımız o süreçte yurt dışına çıkıp eğitimlerini yurt dışında tamamladılar. O süreçte yüzlerce, binlerce gencimizin Avusturya'ya geldiğini, burada okuma imkanlarını araştırdığını, burada tutunmaya çalıştığını çok iyi bilenlerdenim" dedi.


Bu sürecin kolay olmadığını belirten Erdoğan, şunları dile getirdi:


"17 yaşında, 18 yaşında, ailesinden hiç ayrılmamış, ailesinden uzakta yaşamamış, maddi imkanı bulunmayan nice gencimiz, başka çareleri, başka seçenekleri olmadığı için buralara geldiler. Annesinin, babasının vergileriyle kurulmuş okullarda okuyamayan çocuklarımız gurbet yollarına düştüler, gurbet. Yani garip kalmak. O garip ellerde onlar kendileri için yaşam mücadelesi verdiler. Hangi alanda? Bilim yolunda, ilim yolunda... Şehit dedelerinin mezarlarına mahzun mahzun bakan çocuklarımız, kendi topraklarında okuyamamanın ezikliğiyle, buruk şekilde, evet kırık bir kalple yollara revan oldular. O çocuklarımız, o gençlerimiz gözyaşları içinde, vatan hasreti içinde bu yollara döküldüler. Ama ne oldu biliyor musunuz? Nasıl ki bu sıkıntıları, bu acı tabloyu hazırlayanların bir hesabı varsa Rabbimin de hesabı var. Milletimin de hesabı var. Bundan 16 yıl önce üniversite kapılarından çevrilen, üniversite kapıları yüzlerine kapatılan o çocuklar, hakikaten onurlu bir direniş sergilediler, sabırla direndiler, çok çalıştılar ve işte bugün ülkeyi onlar yönetiyorlar. Ülkenin iktidarında şimdi onlar var. Bu yetkiyi onlara kimler verdi? Millet verdi. Demek ki millet doğruyu görüyor, görebiliyor. Bizim milletimiz de burada demokrasinin o çerçevesi içerisinde hakkı sahiplerine teslim ediliyor. Türkiye'yi, bir dönem üniversite kapısından çevrilen, Avusturya'ya, diğer ülkelere okumaya gönderilen çocuklar şimdi büyütüyorlar. Ne dediler? 'Başörtülüler gitsin Suudi Arabistan'da okusunlar.' Dediler mi? Yıllarca bu ülkede milletimizin omzundan bunlar inmedi ve o ifadeyi kullandılar. Hatta daha da ileri gittiler. 'İmam hatipliler yarasa' dediler. Yarasayı da bu millet Başbakan yaptı. Böyle bir anlayış var. 'Muhtar bile olamaz' dediler. İşte o çocuklar bugün ülkelerini yönetiyorlar, hem de hamdolsun gayet iyi yönetiyorlar." Başbakan Erdoğan, "4+4+4 ile Türkiye'de bir değişim başlıyor. Biz rekabeti eğitime de getirdik. Bir yandan yetiştireceğiz bir yandan da yola devam edeceğiz. Başta Avrupa olmak üzere bir çok ülke kriz yaşarken Türkiye büyümeye devam ediyor. Tüm dünyada işsizlik yükselirken Türkiye'de bunun tam tersi oluyordu."


Türkiye'nin dış borcuna da değinen Erdoğan, "Mayıs ayında 400 milyon Dolar borcumuzu da ödeyip İMF ile işimizi bitiriyoruz" dedi.

Kaynak: DHA