Başbakan Yardımcısı Atalay Açıklaması
"Gençlerimiz çok değerli, ben o gençlerimizin "benim hayat tarzıma müdahale ediyor" şeyine katılmıyorum."
- "Gençlerimiz çok değerli, ben o gençlerimizin "benim hayat tarzıma müdahale ediyor" şeyine katılmıyorum. AK Parti'ye AK Parti hükümetlerine "işte özgürlük alanlarını daraltıyor", "hayat tarzına müdahale ediyor" suçlaması hem hükümete haksızlıktır, hem Türkiye'ye haksızlıktır. Bakın şu 11 yılda bizim en büyük mücadelemiz yasaklarlardır, tabularlardır. Türkiye'yi normalleştirmek için çalışıyoruz. Nice yasaklar vardı, olağanüstü haller vardı"
"Hiçbir yerde insanların kıyafetine filan bir müdahale söz konusu olmamıştır. Türkiye ilk defa bu kadar normal bir dönem yaşıyor. Ama birileri bundan rahatsız. Hayat tarzına müdahale diye, yani şöyle somut olarak söylenilsin neler var. Nerede nasıl müdahale edilmiş?"
-"Bu kadar büyük gelişmeler içerisinde yanlışlıklar olabilir onlar düzeltilir"
-"Biz kendimiz hükümet olarak İmralı'yla görüşmüyoruz, orayla istihbarat teşkilatımız görüşüyor. Ama biz BDP ile görüşüyoruz. Bu süreç böyle yürüyor. Şu anda da yürüyen süreçle ilgili değerlendirmeler yapıyorlar"
Atalay, Kanal 7 televizyonunda canlı yayımlanan "İskele Sancak" programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Başbakan Yardımcısı Atalay, katılımcılığı önemli gördüklerini, daima gençlere ülke meseleleriyle ilgilenmeleri, siyasetten uzak durmamalarını tavsiye ettiklerini belirterek, "İnsanlar dileklerini, düşüncelerini Türkiye'de daima ortaya koyarlar ve biz onlardan faydalandık, faydalanırız. Bunların yöntemleri vardır, yolları vardır. Sivil toplum kurululuşlarıyla biz çok yakın bir temas içindeyiz. STK'ları teşvik ediyoruz. Demokrasinin olmazsa olmaz şartı seçimse, sandıksa, birisi de STK'lardır" ifadelerini kullandı.
Siyasetteki en önemli rehberlerinin milletin tercihleri olduğunu dile getiren Atalay, "Böyle bir parti böyle bir hükümet vatandaşın masum tabii tercihlerini gözardı edebilir mi? Gençlerimiz çok değerli, ben o gençlerimizin "benim hayat tarzıma müdahale ediyor" şeyine katılmıyorum. AK Parti'ye AK Parti hükümetlerine "işte özgürlük alanlarını daraltıyor", "hayat tarzına müdahale ediyor" suçlaması hem bizim hükümete haksızlıktır, hem Türkiye'ye haksızlıktır. Bakın şu 11 yılda bizim en büyük mücadelemiz yasaklarladır, tabularladır. Türkiye'yi normalleştirmek için çalışıyoruz. Nice yasaklar vardı, olağanüstü haller vardı" diye konuştu.
Tasim Platformuyla diyaloglarını sürdürüp sürdürmeyecekleri yönündeki soru üzerine Atalay, şöyle devam etti:
"Zaten görüşülüyor. O diyaloglar daha da fazla olmalı, ben o diyalogları da çok önemli görüyorum. Ama şunu ayıracağız bakın; Türkiye'de bu olay Taksim kalsaydı farklı değerlendirilirdi. Ama Ankara'nın dışına hem Taksim'in dışına; işte bir çarşı grubu var; Başbakanlık Ofisini işgal etmek istiyor, Dolmabahçeyi. Efendim Kızılay'dan Başbakanlığa yürümek istiyorlar. Yani neticede masum bir çevre hareketi değil. İdeolojik, siyasi ortaya illegal örgütler ki; onların ismi var bizde, tespitleri var. İllegal örgütler böyle zamanlarda böyle fırsatları kullanan çoktur. Kimi muhalefet partileri kullanır, kimi illegal örgütler kullanır. Baktığımızda olayın çehresi çok değişti."
Olaylarda kamu mallarına ve vatandaşların mallarına verilen zararlarla ilgili tespitlerin yapıldığını, vatandaşların zararlarının telafisinin yapılacağını kaydeden Atalay, yakıp yıkmakla hiçbir talebin dile getirilemeyeceğini vurguladı.
Kendi dönemlerinde Türkiye'nin normalleştiğini, üniversitelerde kıyafet tartışmalarının sona erdiğini, herkesin istediği gibi yaşadığını belirten Atalay, "Hiçbir yerde insanların kıyafetine filan bir müdahale söz konusu olmamıştır. Türkiye ilk defa bu kadar normal bir dönem yaşıyor. Ama birileri bundan rahatsız. Hayat tarzına müdahale diye, yani şöyle somut olarak söylenilsin neler var. Nerede nasıl müdahale edilmiş?" diye konuştu.
Atalay, Taksim Gezi Parkı olaylarının arkasındaki faiz lobisine ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:
"Türkiye'de büyük firmaların iş çevrelerinin şu bir haftalık olaylarda aldığı roller var, katılımlar var, bunları da biliyoruz. Kimler hangi rolleri aldı, teşvik olarak, reklam piyasasına müdahale olarak, diğer katılımlar olarak biraz da o çerçevede bunu ifade ediyoruz. Ama burada şunu görmek lazım, AK Parti döneminde ekonominin siyasetin bu istikrarında en fazla kazananlar bu sermaye çevreleridir. Gelirleri çok katlanmıştır, kimi bu medya kuruluşlarının arkasında olanlar. Ben burada isim olarak anmak istemiyorum. Eylemleri yapanlara değişik şekillerde destek verenler var. Bazı üniversitelerde de eylemlere katılanların sınavlardan muaf tutulacağı şeyler oldu. Bunların hepsinin sebepleri biliniyor, YÖK başkanıyla görüşmem oldu. Ben kendim görüştüm o üniversitelerin rektörleriyle, bunlar niçin nasıl yapıldı filan onlar da değerlendiriliyor. Gerçek sebepleri değerlendiriliyor."
-Alkol düzenlemesi
Atalay, alkollü içkilerle ilgili kanunun Mecliste kabul edilmesiyle ilgili soru üzerine şunları söyledi:
"Alkolle ilgili, sigarayla ilgili düzenleme yapmayan hiç bir ülke yoktur. Her yerde bunların alışı, satışı ve kullanılışıyla ilgili sınırlar vardır. Bu düzenleme Türkiye'de daha önce de yapılmış, şimdi de bununla ilgili reklama dönük sadece bazı yenilikler oldu. Yani bu düzenleme incelenirse hangi ülkede hangi düzenleme var görürler. Bu düzenleme trafikte gerekli, insan hayatının korunması için gerekli, çocukların korunması için gerekli. Bu düzenlemeleri yapmamak yanlıştır. Bunu alkolü kullananlar daha iyi bilirler. Onun için bunu bireysel hayat tarzına müdahale gibi asla almamak lazım."
Atalay, insan odaklı düşündüklerini, insan sevgisini önemsediklerini, partilerinin en baştan beri temel ilkesinin insanı yaşat ki; devlet yaşasın olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
"İnsanlar hata yapabilir, hayatın içinde yanlışlar varsa onun üzerine de gideriz. Yani o muhasebeyi değerlendirmeyi de yaparız. Ama bakın Türkiye bu 11 yılda, hem ekonomik olarak hem demokratikleşme olarak bir çok mesafe aldı. Nice zorluklardan çıkarak, bugün dünyanın en parlak ülkesi haline geldi. Bu olaylarda 11 tane parti binamız tahrip edildi. Ankara, İstanbul ve İzmir'de arabaları durduruyorlar insanlara müdahale ediyorlar. Arabaları durduyor, 'Niye korna çalmıyorsun', 'Bu gösterilere niye katılmıyorsun' diyorlar normal giden vatandaşa. Aynen sizin televizyonları arayarak, reklam verenlerin "bu tepkilere yeterince yer vermiyorsunuz, reklamını kesiyoruz" dediği gibi bir şey bu. İnsanları, kurumları tehdit ettiler. Böyle bir ortam yaşattılar. Olayı analiz ederken bütün boyutlarıyla bakmak lazım. İnsanlar düşüncelerini dile getirsin. Gençler taleplerini dile getirirse biz onları memnuniyetle dinleriz ve o konuda yapılması gereken yapılır."
Polisin vatandaşın ve kamunun malını korumak için var olduğunu ifade eden Atalay, "Bu kadar büyük gelişmeler içerisinde yanlışlıklar olabilir olanlar düzeltilir. Herkes insandır, güvenlikçiler de savcılar da. Sosyal medya üzerinden tahrik eden tamamen yalan ne haberler yayınlandı. Onların da elde listeleri var. Sosyal medya ile ilgili sorun olarak o boyutu önümüzde onu da görmek lazım" dedi.
Neden her şeye devlet karışıyor gibi sosyal medya üzerinden gelen sorular olduğu hatırlatılan Atalay, "Hükümet her şeye karışıyor lafı çok genel bir laf, hükümette her bakanlığın görevi vardır onu yapar. Vatandaşın daha sağlıklı yaşaması için çalışırlar. Emek Sineması ile ilgili belediye meclisi, yerel yönetim karar vermiş. Şehirlerde bütün tasarrufların vatandaşın iradesi dışında yapılması diye bir şey olmaz. Neticede şehir yönetimlerini de vatandaşlar seçiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi pekçok konuda da vatandaşa soruyor" şeklinde cevap verdi.
Bu işin sakin sakin çözüleceğini, vatandaşların hangi sebeple olursa olsun belki kendine göre hükümete iletmek istedikleri olduğunu belirten Atalay, "Herkes olayları gördü, gelişmeleri yaşadı. Ama neticede mesaj alması gerekenler de bir çok mesaj aldı. Biz de onları daha çok değerlendiriyoruz. Bundan sonrası sakin sakin, talebi olanlar taleplerini dile getirecekler. Karar vericiler onları tekrar değerlendirecekler. Yani sorunlar ancak öyle çözülür. Şu anda ülkemiz genelinde olaylarda bir şey yok" şeklinde konuştu.
"Şiddet içermeyen düşünce ve ifade doğrusu her yerde değerlidir" diyen Atalay, şöyle devam etti:
"Attığımız en ileri adımlardan birisi "Çözüm süreci", bu Türkiye'nin en büyük sorununu çözüyor. Tam da bu olaylar bu süreçte meydana geliyor. Bunun bir öncesi şehirlerimizde Akil İnsanlara karşı organize tepkilerdi. Bu da çözüldüğünde Türkiye çok daha büyüyecek, herkes bunu görüyor. Uluslararası alanda bunu görüyor. Bu gelişmelerin tamamının "çözüm süreci"nden uzak onunla irtibatsız görülmesi yanlıştır. Uluslararası medyada, Türkiye'deki medyada bu olayların değerlendirilmesi bazı kesimlerin, Taksim'deki saf masum sırf çevre hassasiyeti olanları istisna tutuyorum, hedef noktaları "çözüm süreci". Şu anda "çözüm süreci" gayet verimli gidiyor. Türkiye hamdolsun şu anda terörden arınıyor. En önemlisi şu anda Anayasa çalışması yani bu toplumsal talepler biraz da oraya yönelsin, yeni Anayasa, bütün demokratikleşme adımlarının en temel düzenlemesi bu Anayasadadır. Demokratikleşme adımlarımız daima devam edecek."
-İmralı ile görüşmeler
İmralı'ya 6. heyetin gitmesi ve görüşmenin devamına ilişkin soru üzerine ise Atalay, "Burada iki boyut var, bir istihbarat birimlerimiz İmralı'yla görüşüyor, onu istihbarat teşkilatımız yürütüyor. Bir de siyasi ayağı var, buda BDP'dir, onu da biz çok önemli görüyoruz. Yani siyaset kurumu olarak işin içinde. Biz kendimiz hükümet olarak İmralı'yla görüşmüyoruz, orayla istihrabarat teşkilatımız görüşüyor. Ama biz BDP ile görüşüyoruz. Bu süreç böyle yürüyor. Şu anda da yürüyen süreçle ilgili değerlendirmeler yapıyorlar. BDP'nin grup başkanvekili ve eş başkanı gittiler, onlar geldikten sonra da tekrar onlarla görüşüyoruz. Bunun mahiyeti sürecin yürümesiyle ilgili yani bilgi değişimi, mevcut süreç nerede şu anda, dışarıya çıkış hangi safhada, bütün bunlar, onların kendi aralarında yaptığı çalışmalar" diye konuştu.
- Ankara