"Görevlendirme ve Atama Yaparken Mutlaka Liyakata Dikkat Ettik"

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Bütün kurumlarda görevlendirme ve atama yaparken mutlaka liyakata dikkat ettik." dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Bütün kurumlarda görevlendirme ve atama yaparken mutlaka liyakata dikkat ettik. Hem kurumlarımızdaki yöneticilerin liyakatini biliyoruz hem de dirayetlerine güveniyoruz" dedi.


Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) 15. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı ve genişletilmiş üyelik yapısıyla gerçekleştirilen ilk Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Babacan, geçen yıl mayıs ayından bu yana uluslararası basında Türkiye hakkında çıkan haberlerin yüzde 1-2'sinin olumlu, yüzde 75-80'inin olumsuz ve geri kalanın da nötr olduğunu, bu kadar olumsuz haberlere rağmen Türkiye'nin yoluna devam ettiğini vurguladı.


Ali Babacan, içerden ve dışardan farklı amaçlarla ulaşmak için epey bir çabanın ve yaklaşımların olduğunu dile getirdi.


Türkiye'nin ekonomi yönetiminde günlük polemiklerden uzak bir anlayışın hakim olduğuna dikkati çeken Babacan, şunları kaydetti:


"Günlük siyasi gürültü olabilir,  polemikler çıkabilir. Bu ekonomi yönetimimizin yaptığını ve yönünü asla değiştirmez.  Şu parti şöyle söyledi, bu parti şöyle söyledi. Tabi ki hepsini dinleriz, mutlaka dikkate alır ve değerlendiririz ama ülkemiz ekonomisi için doğrusu neyse onu yaparız. Türkiye'nin asıl ekonomi yönetiminin can alıcı birimlerine baktığınızda hepsi işlerin yönünü değiştirebilecek birimler. Artık kurum ve kurallarıyla işleyen bir piyasa ekonomimiz var. Bütün kurumlarda görevlendirme ve atama yaparken mutlaka liyakat dikkat ettik. Hem kurumlarımızdaki yöneticilerin liyakatini biliyoruz hem de dirayetlerine güveniyoruz.


Her kurum kendi üzerine düşeni kendi görev alanı içerisinde doğruları yaptıktan sonra endişe etmeye gerek yok. Kurumların birbirileriyle sürekli istişare içinde olması gerekiyor. Bütün kurumlarımızın makro çerçevede aynı istikamette ileriye bakmaları ve düzenleme yaparken de yine aynı makro çerçeveden meseleleri el  almaları gerekmektedir. Türkiye'de kurmuş olduğumuz bu denge bir çok ülke tarafından gıpta edilen bir denge. Şu anda 15-20 ülkeye bu konularda destek veriyoruz."


Başbakan Yardımcısı Babacan, hükümet programlarında, Orta Vadeli Program'da, 5 Yıllık Kalkınma Planlarında hep "kurum ve kurallarıyla işleyen bir piyasa ekonomisine" yer verildiğini anımsatarak, "Bazen bu 'piyasa' tabirini evirip çevirip olumsuz tarafa doğru kaydırıp farklı ideolojik ve siyasi gerekçelerle kullananlar var. Biz  onların niyetlerini ve amaçlarını biliyoruz ama çok önemli değil. Burada önemli olan devletçi bir zihniyetten uzak duruyor olmamız. Milletimize, çalışanlarımıza, girişimcilerimize ve özel sektörümüze güveniyoruz. İşleyen piyasa ekonomisi bu demek başka bir şey demek değil. Onun için hiç sağa sola çekmeden doğruları konuşmak lazım. Türkiye için doğruları yapmaya devam etmek lazım" değerlendirmesinde bulundu.



"Güven inşa etmek sermaye piyasalarımız açısından en önemli konu"



Sermaye piyasalarının Türkiye ekonomisinin çok önemli bir ayağı olduğunu belirten Babacan, Türkiye ekonomisinin 230 milyar dolardan 820 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığını ve bankacılık sektörünün bilanço büyüklüğünün geçen yıl itibariyle GSYH'yı da geçmiş durumda olduğunu kaydetti.


Sermaye piyasalarına bakıldığında ise ekonominin büyüklüğü ve bankacılık sektörünün büyüklüğünün yanında hala arzu edilen noktada olmadığının görüldüğünü kaydeden Babacan, bunun önemli bir eksiklik olduğunu söyledi.


Babacan, şu anda Borsa İstanbul bünyesinde 425 şirket ve 268 milyar dolara ulaşmış bir büyüklük olduğunu belirterek, bir milyonu aşmış yatırımcı sayısının olduğunu ifade etti.


Özellikle son yıllarda sermaye piyasalarına çok yoğun ilgi göstermeye başladıklarını dile getiren Babacan, şunları söyledi:


"İlgi derken; yasal düzenleme olsun, SPK'nın yeni Kurul yapısı olsun. Yeni bir yasal düzenleme, ikincil düzenlemeler, yeni bir birlik. Dolayısıyla şu anda hükümet olarak özel bir ilgi konstrasyon olarak piyasalarımızı seçmiş durumdayız. Türkiye'nin bu konudaki potansiyelinin çok büyük olduğuna da inanıyoruz. Ama işte bu güven inşa etmek sermaye piyasalarımız açısından da en önemli konu. Herkese tek tek görev düşüyor. Şu anda bu Sermaye Piyasaları Birliği'nin her bir üyesi, her bir şirket, her bir kuruluş ve her bir kuruluşun çalışanının bu güven faktörüne çok çok dikkat etmesi lazım ki arzu ettiğimiz noktaya gidebilelim.


Tahvil piyasası Türkiye'de çok yeni. Burada ülkelerin farklı farklı yaklaşımları var. Bazı ülkeler diyor ki, teknik hukuki çerçevesine bakarız ondan sonra tahvili çıkaracak olan çıkarır. Alacak olan da baksın, etsin. Alanın zaten riskidir. Gerisine karışmayız. Biz dedik ki en azından ilk 10 yıl bu Türkiye'de böyle olmamalı. Çok yeni çünkü. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir şirketinin bir tahvili piyasada, o artık dünyada saygı gören, itibar gören bir tahvil olmalı. Bu hisse senetleri açısından da böyle."


Bir dönem hızlı halka arzı teşvik etmek gibi bir yaklaşım olduğunu ama kaliteden büyük ödün verildiğini dile getiren Babacan, bu da doğru olmadığını belirtti.


Bunun yine kısa vadeli bakış açısı olduğuna dikkati çeken Babacan, "Sayıyı artırdık. Artırdık da sonuç ne oldu. Dolayısıyla mutlaka kaliteye de dikkat etmemiz lazım. Sadece sayılara değil. Bizim halka açık şirketlerimiz, tahvili piyasada alınıp satılan şirketlerimiz bunların hepsi böyle pırlanta gibi dünyada geçerliliği olan her an herkesin ilgi gösterdiği varlıklar olmalı. Bu bakış açısını ben önemsiyorum. Belli bir noktaya geliriz aradan 10 yıl, 20 yıl geçer, gelişmiş bir ülke oluruz. Bu konulara daha rahat bakabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.



"Borsa İstanbul'un yeri ve konumu çok çok önemli"



Başbakan Yardımcısı Babacan, bu açıdan bakıldığında İstanbul'un uluslararası bir finans merkezi olmasının çok çok önemli bir proje olduğunu ve 2009 yılında açıkladıkları bu projede 5 yıllık eylem planına açıp baktıklarında oradaki planın tamamını bugün itibariyle yerine getirmiş durumda olduklarını söyledi.


Bütün bu yapıda Borsa İstanbul'un yerinin ve konumu çok çok önemli olduğuna dikkati çeken Babacan, sermaye piyasalarının dışarı açık kapısı ve en önemli yüzünün Borsa İstanbul olduğunu belirtti.


TSPB'nin her bir kurumunun da dışarı ile bağlantı noktası olduğunu ifade eden Babacan, sözlerine şöyle devam etti:


"Ama Borsa İstanbul'un yeri de önemli. Borsa İstanbul'un da bu son bir kaç yıldır içinde olmuş olduğu atılım ve kabuk değişimini biz çok çok önemsiyoruz. Bu dışarıda çok yakından takip ediliyor. Şu anda dünyadaki büyük finans merkezlerine bakın hepsi İstanbul'a, Borsa İstanbul'a özel ilgi gösteriyorlar ve çok yakından takip ediyorlar. Bugünün adımları bundan 10 yıl sonrasının ciddi bir kurumu ve Türkiye açısından uluslararası finans merkezi taşıyacak bir tablo gösteriyor bize. Tabi bu bazılarının işini gelmeyecek, bazıları bize rakip olacak mı? Korkacaklar, edecekler, bunların hepsi ile tek tek uğraşmak gerekiyor."



"17 Aralık süreci ile başlayan lüzumsuz tartışmalar var"



Bir yandan şu anda içeride de bir mücadele olduğunu vurgulayan Babacan, bunların özellikle 17 Aralık süreci ile başlayan lüzumsuz tartışmalar olduğunu kaydetti.


Sadece Borsa İstanbul değil diğer bazı kuruluşlarla da alakalı tartışmalar olduğunu belirten Babacan, şunları kaydetti:


"Biz arkadaşlarımıza hep şunu söylüyoruz. Siz doğruları yapın. Gerisinden korkmayın. Dirayetinizi, moralinizi de hep yüksek tutun. Gürültünün çok olduğu dönemlerde maalesef çok farklı kişilikler, çok farklı eğilimler ortaya çıkabilir. Bir bakıma böyle dönemlerde insanları test ediyorsunuz. Bazı insanlar, hatta bazı kurumlar sınavlardan geçiyor. Herkesin doğru bildiğini doğru şekilde yapması lazım. Kanunlar belli, kurallar belli, çerçeve belli. İkincil düzenlemelerimiz zaten kurumlarımızın elinde.


Dolayısıyla doğruyu yapmaya her kurumun devam etmesi lazım. Ancak böylelikle,  böyle içeride dışarıda sorunların çok olduğu dönemler aşılabilir. Şundan etkilen, bundan etkilen, şundan moral bozulsun, kurumda şöyle diyorlar. Böyle bir lüksümüz yok. Hep beraber ısrarla ve inatla doğruları yapmaya devam ediyoruz. Böyle sisli ortamı fırsat bilen bir sürü tipler ortaya çıkabilir. Bunların hiçbirisi önemli değil. Sorumluluk kimin üzerinde ise o sorumluluğu sırtında taşıyanlar her an doğruları yapmakla mükellef. Kural bu. Her şeyin güllük gülistanlık olduğu dönemlerde işi yönetmek kolay. İçeride işler iyi, dışarıda işler iyi. Tamam o çok zor değil. Asıl imtihan hem şahıslar açısından hem kurumlar açısından zor dönemlerdedir. Bunlarda sınav dönemleridir. Bu imtihanları, bütün kurumlarımızla, Türkiye ile ekonomi yönetimimizle başarı ile geçeceğiz. Türkiye'yi, halkımızı layık olduğu yere hep beraber ulaştıracağız."


- İstanbul

Kaynak: AA