Başbakan Yardımcısı İşler: Dünyada Yaşanan Değişimlere Bugüne Kadar Kayıtsız Kalmadık

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, bugün İslam dünyasının mezhep kavgaları ile zulüm, savaş çatışma insan hakları ihlalleri, cinayetler, terör, ekonomik sıkıntı, fakirlik, cehalet ve geri kalmışlığın pençesine itilmeye çalışıldığını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, bugün İslam dünyasının mezhep kavgaları ile zulüm, savaş çatışma insan hakları ihlalleri, cinayetler, terör, ekonomik sıkıntı, fakirlik, cehalet ve geri kalmışlığın pençesine itilmeye çalışıldığını söyledi. İnsanlarla merhamet dilini konuşmak durumunda olduğunu belirten İşler, dünyada yaşanan değişimlere bugüne adar kayıtsız kalmadıklarına vurgu yaptı.


Başbakan Yardımcısı İşler, Sakarya'da yapılan "Yurtdışı Din Hizmetleri Toplantısı"na katıldı.


Toplantıda yaptığı konuşmada, yeni bakış açıları, iş birliği modelleri gelişirken, farklı anlayışların ortaya çıktığını ve yeni sorunlara farklı yöntemlerle kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini belirten Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, "Ülkeler bu dönüşüme uyum sağmaya çalışırken yumuşak güç kavramı en stratejik kavramlardan biri olarak günden güne önem kazanmaktadır" dedi.


İslam dininin barış dini, kültürümüzün barış kültürü olduğunu anımsatan İşler konuşmasını şöyle sürdürdü:


-"11 EYLÜL SONRASI İSLAMA BAKIŞ"-


"11 Eylül 2011'de ABD'de yaşanan terör saldırısı sonrasında batıda İslam korkusu olarak ifade edebileceğimiz "islamafobi" hastalık suretti. Bu korku neticesinde olumsuz Müslüman ve Hz. Muhammed (S.A.S) imajı oluşturuldu. Ayrıca ayrımcılık, ötekileştirme, ırkçılık bütün yönleriyle siyaset kurumlarına sirayet etti. Entegrasyon kavramı da salt güvenlik problemi olarak ele alınmaya başlandı. Asimilasyon politikaları başvurulan bir yol olarak açıkça ortaya çıkmaya başladı. Medeniyetler çatışması gündeme getirildi. Oysa küreselleşen dünyada farklılıkları ret eden, yakınlıklara kuşku ile bakan, fanatik yaklaşımlar değil mutlaka barış, bir arada yaşama, dayanışma kazanmak zorundadır. Nihayetinde medeniyetlerin çatışması tezi değil, "İttifakı" dünyaya hâkim olmalıdır. Biz buna inanıyor. Bunun için gayret sarf ediyoruz.


Avrasya dünyası soğuk savaşın ardına devletleşme ve kimlik sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. Bu coğrafya bir taraftan Müslüman kimliğini inşa etmek, diğer taraftan geleneksel dini dokusuna yabancı yorumlarla, baş etmek durumunda kalmıştır. Yüzyıllar boyu hem maddi hem de manevi açıdan sömürülen Afrika adeta açlık, kıtlık ve sefalete terk edilmiştir. Yakın coğrafyamızda mezhep farklılıkları üzerinden Müslümanı Müslümana düşürüp, kırdırmaya çalışanlar dini farklılıklar üzerinden asırlarca aynı sokağı, aynı şehri, aynı mahalleyi paylaşmış Müslümanları, Hristiyanları, Sünnileri, Şiileri, Nusayrileri birbirinden ayırmaya çalışmaktadır. Bugün İslam dünyası meydana gelen mezhep kavgaları ile zulüm, savaş çatışma insan hakları ihlalleri, cinayetler, terör, ekonomik sıkıntı, fakirlik, cehalet ve geri kalmışlığın pençesine itilmeye çalışılmaktadır.


-" İNSANLARA MERHAMET DİLİ İLE KONUŞMAK DURUMUNDAYIZ"-


Rahmet peygamberinin takipçileri olarak bizlere düşen çok önemli görevler bulunmaktadır. Bizlerin bütün mezhepleri kuşatan, her birine saygı ile yaklaşan, hiçbir mezhep çatışmasını mazur görmeyen, anlayışımız bölgede egemen kılmamız gerekmektedir. İnsanlara merhamet dili ile konuşmak durumundayız. Bu merhamet dili hem dini anlayışımızın hem de siyasi anlayışımızın temelini oluşturmaktadır. Bu dili bütün kıta ülkeleri ve insanlarına egemen olması için çalışmalıyız. Allah bu merhamet mesajının bütün insanlığa ulaşmasında gayret edenler yardımını esirgemesin.


-"TARİH ÇOK HIZLI BİR ŞEKİLDE AKMAKTADIR"-


Bilindiği tarih çok hızlı bir şekilde akmaktadır. Bu akış karşısında takınabileceğimiz 3 tavır bulunmaktadır. Birincisi, bu tarihi akışın hızından ürküp direnç göstererek içimize kapanmak suretiyle zaman çok hızlı değişiyor bizi olumsuz etkilemesin diyecek ve elimizde ne varsa korumaya çalışacağız. İkincisi Takibi oldukça zor olan söz konusu tarihi akışa irade gösterebilecek kadar, güçlü olmadığımızı söyleyip direnç göstermeden akıntıya kapılacağız. Üçüncüsü ise ben bu tarihin bir parçası bir öznesiyim, akışa kapılan değil aksine onu şekillendirecek ve ona yön vereceğim diyeceğiz. İşte bu çerçevede hükümet olarak 2002'den bu güne, Ekonomi, eğitim, kültür, sağlık ve güvenlik gibi her alanda uyguladığımız gerçekçi, istikralı, şeffaf, kararlı ve her daim milletimizin iradesini dikkate alan bir anlayışla hareket etmekteyiz. Tüm iç ve dış politikalarımızın temelinde bu anlayışı hakim kıldık. Bu sayede ülkemiz bölgesinde ve uluslararası platformlarda söz sahibi ve lider ülke konumuna geldi."


-"YAŞANAN DEĞİŞİMLERE KAYITSIZ KALMADIK"-


Dünyada yaşanan değişimlere bugüne adar kayıtsız kalmadık. Kalamazdık, bütün çalışmalarımızı, ufkumuzu, bakış açımızı yönetim anlayışımızı bütün bu değişim ve gelişmeleri dikkate alarak, ülkemizin ali menfaatleri doğrultusunda ortak akılla belirlediğimiz ilkelerle oluşturduk."


Uluslararası örgütlerin din özgürlüğü ve Türkiye hakkında açıkladığı bazı raporları eleştiren Başbakan Yardımcısı İşler, artık Türkiye'nin de ülke raporu yayınlaması gerektiğinin altını çizdi.

Kaynak: ANKA