CHP'nin "Milletle Birlikte Milletin Emrinde" Buluşması... Özgür Özel: "Bir Daha Hiç Kimse Bugünkü Cumhurbaşkanı'nın Yetkileriyle Donatılmayacak.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bugün burada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kara düzenini değiştireceğiz. AK Parti'nin kara düzenini değiştireceğimiz, herkes için özgür, adil, refah, huzur dolu Türkiye'yi inşa edeceğimiz bir sürecin önemli bir adımını hep birlikte atıyoruz. Çünkü artık kendi iktidarını biraz daha sürdürmek için milletimizin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmeyen yönetim anlayışıyla ilerleyeceğiz. Ülkemiz kutuplaşmayla, baskıyla, keyfiyetle yönetilemez. Ülkemiz liyakatsizlikle, plansızlıkla, adaletsizlikle ayakta kalamaz. Yaşadığımız sorunlar yalnızca ekonomik değildir. Yalnızca hukuki ve toplumsal da değildir. Sorun sistemseldir. Bu yüzden biz yalnızca iktidara değil, yeni bir siyaset ve yönetim anlayışını ülkemizde hakim kılmaya talibiz. Hiçbir soruna deva olmayan ve aslında yaşadığımız her soruna temel oluşturan bu yönetim sistemini mutlaka değiştireceğiz. Türkiye'yi çoğulcu, demokratik bir ülke haline getireceğiz. Bir daha hiç kimse bugünkü Cumhurbaşkanı'nın yetkileriyle donatılmayacak. Cumhurbaşkanı dahil herkes denetlenecek" dedi.
(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bugün burada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kara düzenini değiştireceğiz. AK Parti'nin kara düzenini değiştireceğimiz, herkes için özgür, adil, refah, huzur dolu Türkiye'yi inşa edeceğimiz bir sürecin önemli bir adımını hep birlikte atıyoruz. Çünkü artık kendi iktidarını biraz daha sürdürmek için milletimizin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmeyen yönetim anlayışıyla ilerleyeceğiz. Ülkemiz kutuplaşmayla, baskıyla, keyfiyetle yönetilemez. Ülkemiz liyakatsizlikle, plansızlıkla, adaletsizlikle ayakta kalamaz. Yaşadığımız sorunlar yalnızca ekonomik değildir. Yalnızca hukuki ve toplumsal da değildir. Sorun sistemseldir. Bu yüzden biz yalnızca iktidara değil, yeni bir siyaset ve yönetim anlayışını ülkemizde hakim kılmaya talibiz. Hiçbir soruna deva olmayan ve aslında yaşadığımız her soruna temel oluşturan bu yönetim sistemini mutlaka değiştireceğiz. Türkiye'yi çoğulcu, demokratik bir ülke haline getireceğiz. Bir daha hiç kimse bugünkü Cumhurbaşkanı'nın yetkileriyle donatılmayacak. Cumhurbaşkanı dahil herkes denetlenecek" dedi.
CHP'nin "Milletle Birlikte Milletin Emrinde Buluşması" bugün CHP Genel Merkezi'nde yapıldı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin (CAO) bugüne kadarki çalışmalarının CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından vaatler dizisi olarak kamuoyuyla paylaşıldığı programa il ve ilçe belediye başkanları, milletvekilleri, PM üyeleri ile il ve ilçe örgütleri katıldı. Programa CHP'nin Silivri'de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu da katıldı.
İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başlayan programın açış konuşmasını CAO Genel Koordinatörü Bülent Tezcan yaptı. Tezcan'ın konuşmasının ardından tüm politika kurulu başkanlarının tek cümleyle kendi alanlarındaki çalışmalarını anlattığı "Yola Çıktık" başlıklı tanıtım filmi izletildi.
Ardından CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke konuşmasını gerçekleştirdi. Böke'nin konuşmasından sonra İmamoğlu'nun yapay zekayla oluşturulmuş video mesajı gösterildi. Ardından tüm politika kurullarının başkan ve üyeleri tanıtıldı.
Özgür Özel, şunları kaydetti:
"Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda"
"Dünyada büyük dönüşümlerin yaşandığı ve bölgemizde yeniden savaşların başladığı kritik bir dönemden geçiyoruz. Ama maalesef bu kritik dönemi ülkemizde demokrasinin gerilediği, toplumsal baskıların arttığı, en temel insan haklarının ihlal edildiği adı konulmamış bir ara rejim ve sivil darbe ortamında karşılıyoruz. Bu darbe ikliminde sadece bugüne odaklanarak iktidarın bizi sürüklemek istediği savunma reflekslerinin tuzağına düşmemeliyiz, düşemeyiz. Ülkemizin geleceğine, bölgesel ve küresel dönüşümlere kayıtsız kalamayız, kalmıyoruz. İşte burada Türkiye'mizin daha güvenli, daha müreffeh, daha huzurlu, daha adil ve daha özgür bir ülke olması mücadelesinin içinde olduğumuzu kanıtlayan bir buluşmadayız, hep birlikteyiz. Bölgemiz bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Bölgemizin Amerika ve İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan, masum sivilleri hedef almaktan çekinmeyen müdahalelerine maruz bırakılmasını reddediyoruz. Bu anlayışla komşumuz İran'a yapılan saldırıya karşı çıkıyoruz. Mevcut krizin bir an evvel diplomasi masasına dönülmesi ve uzlaşıyı esas alan bir yaklaşımla çözülmesini savunuyoruz. Bölgemizin huzuru ve güvenliği ülkemiz için hayati öneme sahiptir. Burayı istikrarsızlaştıracak her türlü girişimin karşısındayız."
"Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ilkesiz bir tutum göstermesini asla kabul etmiyoruz"
Geldiğimiz noktada Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının bölgemizdeki ülkelere liderlik ederek bu savaşı engelleme, bölgesel barışı tesis etme konusunda başarısız olduğunu tespit etmek zorundayız. Amerika ve İsrail'in Filistin, Venezuela, Suriye, Grönland, İran örneklerinde olduğu gibi istediği her ülkeye müdahale edebileceği, kuvvet kullanarak rejim değiştirebileceği ve toprak elde edebileceği bir sistem kurmaya çalıştıklarını görmek durumundayız. Biz uluslararası toplumun kayıtsızlığından cesaret alan ve bu pervasızlığa karşı devletlerin egemenlik haklarına saygılı, hukuka ve etiğe dayalı uluslararası düzeni savuna geldik, savunmaya da devam edeceğiz. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının sanki tüm varlığını ona bağlamış gibi her koşulda Trump yönetiminin safında durması, Amerika ve İsrail'in saldırganlığına dayanan yeni dünya düzeni arzularına karşı utangaç ve ilkesiz bir tutum göstermesini asla kabul etmiyoruz. Türkiye'nin bu konuda ciddi tutum alması hem ülkemizin güvenliğini sağlamak hem de dünyanın benzer ülkelerinde bu hassasiyetlerin gelişmesine liderlik etmesi için şarttır. İran'daki rejimin baskıcı ve insan haklarını yok sayan politikalarını tasvip etmemekle birlikte, İran'ın ve bölgemizin geleceğine karar verecek olanların sadece ve sadece burada yaşayanlar olduğunu hatırlatmak ve bunun için mücadele etmek siyasi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuzdur. İçeride kutuplaştırmayı arttıran, dışarıda ise kurumsallığı bir kenara bırakarak kişisel ilişkilerle dış politika yürütmeye çalışan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bunu başarabilmesi artık mümkün değildir.
"Türkiye İttifakı'nın ete kemiğe bürünmüş haliyle karşınızdayız"
Türkiye'nin güvenliği, refahı, demokrasisi ve toplumsal barışı için iktidar değişikliği zorunlu hale gelmiştir. İşte biz bunun için buradayız. Bir yandan tarihin en uzun seçim kampanyasını yürütüyoruz. Diğer yandan yeni bir modeli hayata geçiriyoruz. Cumhurbaşkanlığı aday ofisimiz, toplumun tüm kesimlerinin oluşturduğu bir yapı olarak Türkiye İttifakı'nın ete kemiğe bürünmüş haliyle karşınızdayız. Bugün burada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kara düzenini değiştireceğiz. AK Parti'nin kara düzenini değiştireceğimiz, herkes için özgür, adil, refah, huzur dolu Türkiye'yi inşa edeceğimiz bir sürecin önemli bir adımını hep birlikte atıyoruz. Çünkü artık kendi iktidarını biraz daha sürdürmek için milletimizin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmeyen yönetim anlayışıyla ilerleyeceğiz. Ülkemiz kutuplaşmayla, baskıyla, keyfiyetle yönetilemez. Ülkemiz liyakatsizlikle, plansızlıkla, adaletsizlikle ayakta kalamaz.
"2023 seçimlerinde milletin sandıkta verdiği mesajı aldık"
Yaşadığımız sorunlar yalnızca ekonomik değildir. Yalnızca hukuki ve toplumsal da değildir. Sorun sistemseldir. Bu yüzden biz yalnızca iktidara değil, yeni bir siyaset ve yönetim anlayışını ülkemizde hakim kılmaya talibiz. ve bunun için çalışıyoruz. Biz bir daha hiç kimsenin bugünkü yetkilerle donatılmadığı, kuvvetler ayrılığının en etkili şekilde hayata geçirildiği, Meclis'in Türkiye yönetiminin asli unsuru haline geldiği gerçek bir anayasal düzeni ve parlamenter demokrasiyi kurmaya talibiz. 2023 seçimlerinde milletin sandıkta verdiği mesajı aldık. Türkiye İttifakı'nı ilmek ilmek örerek girdiğimiz ilk yerel seçimlerde 47 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi olduk. Ardından milletin kararına hürmetsizlik edenlerin tüm saldırılarına rağmen hedeften şaşmadık, rotamızı kaybetmedik. Parti programımızı bir yıllık yoğun çalışmanın ardından hedefe uygun olarak yeniledik. Kurultayda hep birlikte oy birliği ile kabul ederek yürürlüğe koyduk. Daha sonra Türkiye İttifakı adına kurumsal bir zemin kazandı. Ülkemizin zekasını ve yeteneğini güçlü, güvenli, müreffeh, adil ve özgür bir ülke hayali etrafında buluşturmak üzere Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizi oluşturduk. Aday ofisimiz 8 aydır, yürütme kurulumuz ise 3 aydır çalışıyor. Parti programımızı hükümet programına dönüştürmek, ülkemizin yapısal sorunlarına yapısal çözümler üretmek için yoğun bir mesafe alıyoruz. ve bugün 18 politika kurulu başkanımız, koordinasyon kurulu üyelerimiz, politika kurulu üyelerimizden oluşan güçlü kadrolarımızla huzurunuzdayız.
"Demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir"
Bugün aylardır yürütülen çalışmaların ilk çıktıları olarak Türkiye'yi yönetme vizyonumuzu yansıtan somut adımları milletimizle paylaşmak üzere bir aradayız. İlk başlığımız demokrasi. Demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir. Asıl mesele seçildikten sonra gücün nasıl kullanıldığı ve nasıl denetlendiğidir. Kalıcı istikrar, güçlü bir Meclis, bağımsız kurumlar ve dokunulmaz haklar üzerine inşa edilir. Ülkemizin 2018'den beri yaşadığı sistem krizinden çıkışının yolu yetkinin sınırsızlaşmasıyla değil, hukukun ve demokrasinin kurumsallaşmasıyla mümkündür. Biz güçlü ve eksiksiz bir demokrasi kurmaya talibiz. Hiçbir soruna deva olmayan ve aslında yaşadığımız her soruna temel oluşturan bu yönetim sistemini mutlaka değiştireceğiz. Türkiye'yi çoğulcu, demokratik bir ülke haline getireceğiz. Bir daha hiç kimse bugünkü Cumhurbaşkanı'nın yetkileriyle donatılmayacak. Cumhurbaşkanı dahil herkes denetlenecek. Kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda tesis edilecek. Meclis hak ettiği güce kavuşacak. Meclis'in yasama ve denetim yetkileri tahkim edilecek. En kısa sürede demokratik parlamenter sisteme geçilecek. Temel hak ve özgürlükler dokunulmaz olacak. Düşünce, ifade ve basın özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılacak. Devlet bir partinin değil, milletin devleti olacak.
"Yargıyı siyasetin arka bahçesi olmaktan, bir partiden emir alır halde olmaktan mutlaka kurtaracağız"
Adalet bir devletin temelidir. O temel çatladığında bina ayakta görünse bile içten içe çürümeye başlar. Yargıya güvenin yüzde 20'lerin altına düştüğü bir ülkede ne ekonomi güçlenir, ne demokrasi kök salar, ne de toplumsal barış kalıcılaşır. Hiçbir reform, adalet tesis edilmeden başarıya ulaşamaz. Hukukun üstünlüğü sağlanmadan hiçbir üstünlük sürdürülemez. İşte bu nedenle ülkemizin geleceğini güvence altına almanın ilk şartı bağımsız ve tarafsız bir yargı düzenini inşa etmektir. Biz bağımsız, tarafsız, adil, hızlı bir yargı sistemi için kapsamlı bir adalet reformu hazırlıyoruz. Yargıyı siyasetin arka bahçesi olmaktan, bir partiden emir alır halde olmaktan mutlaka kurtaracağız. Yargı karşısında herkes eşit olacak ve bağımsız yargı karşısında eşit muamele görecek. Yargıç ve savcılara her türlü yer ve kürsü güvencesi sağlanacak. Yıllarca süren yargılama çileleri bitecek. Yargıda üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü egemen olacak. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına tam bir uyum sağlanacak.
"Toplumsal travma yaratmış olan tüm davaların yeniden görülmesinin önü açılacak"
Kişilerin adil yargılanmadıklarına, yanlı, talimatlı mahkemelerde hak ihlaline uğradıklarına yönelik iddialarının değerlendirilmesine ve gereğinde yeniden yargılama hakkının tanınmasına imkan veren düzenlemeler hayata geçirilecek. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında adalete erişilemediği için toplumsal travma yaratmış olan tüm davaların yeniden görülmesinin önü açılacak. Haklarında hiçbir yargı kararı olmayan ya da yargılanıp da beraat edenlerin işlerine iadeleri konusunda ortaya konulan hukuk tanımaz tutum derhal terk edilecek. Yaratılan mağduriyetler giderilecek.
"İlk hedef olarak dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını OECD ülkeleri seviyesine indireceğiz"
Bu millet çalışıyor ama kazanamıyor. Üretiyor ama karşılığını alamıyor. Emek veriyor ama ayın sonunu getiremiyor. Bir avuç azınlık zenginleşirken milyonlar fakirleşiyor. Bu adaletsiz düzeni mutlaka değiştireceğiz. Vergi adaleti için kapsamlı bir vergi reformunu hayata geçireceğiz. İlk hedef olarak dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını OECD ülkeleri seviyesine indireceğiz. Yani bugünkü yüzde 65 seviyesinden yüzde 30'lu seviyelere düşüreceğiz. Dünyanın en adaletsiz vergi biçimi olan, zengin ve fakir ayırt etmeden herkesten eşit alınan dolaylı vergiler yerine; çok kazananın çok, az kazananın az, kazanmayanın vergi ödemeyeceği, kazancı ancak kendine yetenlerin ise vergiden büyük oranda muaf tutulacağı adil bir vergi sistemi kuracağız. Temel tüketim ürünlerini vergiden muaf tutacağız. Doğal gazdan, mutfak tüpünden, tırnak makasından, zaruri ev aletlerinden Özel Tüketim Vergisi alınmayacak. Ancak elmastan, pırlantadan, lüks kol saatinden Özel Tüketim Vergisi alınacak. Çalışanlar üzerindeki ağır gelir vergisi yükü mutlaka azaltılacak. Gelir vergisi yoksulluk sınırı hesabıyla yeniden güncellenecek, orta ve düşük gelirlilerin vergi yükü hafifletilecek. Kayıt dışıyla etkin mücadele edilerek vergi gelirleri artırılacak. En düşük emekli maaşı asgari ücrete yükseltilecek. Emeklilerimize söz verdiğimiz bayramlarda bir asgari ücret ikramiyeyi derhal hayata geçireceğiz. Gerçek intibak yöntemiyle emekliler arasındaki gelir adaletsizliğini ortadan kaldıracağız. Kamuda israfı mutlaka bitireceğiz. Tasarruf edilen bütçeyi işsize, çalışana ve emekliye aktaracağız.
"İktidarımız dünyadaki hiçbir lidere karşı boynunu bükmeyecek"
Dış politika hamasi söylemlerin değil, ülkeye refah, güvenlik ve itibar kazandıran akılcı stratejilerin alanıdır. Güçlü bir ekonomi ve sağlam bir demokrasi, etkili bir dış politika ile tamamlandığında kalıcı hale gelir. Aynı şekilde güvenlik, korku siyasetinin değil, güçlü kurumların, adil düzenin ve sosyal politikanın ürünü olmalıdır. Türkiye'nin hem dünyada saygın hem kendi içinde huzurlu bir ülke olma potansiyeli vardır. Mesele bu potansiyeli doğru yönetmektir. Biz refah üreten bir dış politika ile güçlü, etkili, itibarı yüksek bir Türkiye için yola çıkıyoruz. Dış politikayı yatırım ve istihdam yaratan bir kalkınma aracına dönüştüreceğiz. İktidarımız dünyadaki hiçbir lidere karşı boynunu bükmeyecek. Dış politikamız mahkumlarla, damatlarla kurulan ilişkilerle ciddiyetsiz bir yöne evrilmeyecek. Demokrasisi ve ekonomisi gelişen, Orta Doğu'da barışın, kardeşliğin ve refahın liderliğini yapan bir Türkiye'ye dönüşeceğiz. Türkiye'nin pozisyonu dışarıdaki güçlü ülkelere, Amerika'ya, Rusya'ya ve onlarla kurulan kişisel ilişkilere göre değişmeyecek. Demokrasi, adalet ve ekonomide atacağımız adımlar, dış politikada elde edeceğimiz saygınlık; bizi lideriyle pazarlık edilen bir ülke olmaktan çıkarıp ciddiye alınan, vazgeçilmez, stratejik bir ortak olarak görülen çağdaş dünyanın ayrılmaz bir parçası kılacak.
"Avrupa Birliği'ne tam üyelik için tüm adımları hızlı ve etkili şekilde atacağız"
Dünyanın her yerinde vatandaşlarımız devleti yanında hissedecek. Pasaportumuz saygınlık kazanacak. Avrupa Birliği'ne tam üyelik için tüm adımları hızlı ve etkili şekilde atacağız. Yasaksız bir Türkiye'yi vizesiz Avrupa'ya kavuşturacağız. İktidarımızda devletimiz güçlü, ülkemiz güvende olacak. Tüm Cumhuriyet hükümetlerinin ve milletimizin ortak eseri olan savunma sanayimiz; etkin, adil ve denetlenebilir proje yönetimiyle, kayırmacılıktan uzak personel yönetimiyle daha da güçlenecek. Kendisine tevdi edilen görevleri etkin biçimde yerine getiren, barışta caydıran, savaşta kazanan bir Türk Silahlı Kuvvetleri hedefine ulaşmak için gerekli tüm tedbirler alınacak. Krizlerle çevrili bir coğrafyada görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin faaliyetlerini başarı ile icra edebilmesi için askeri sağlık sistemi yeniden tesis edilecek. Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük ve sosyal haklarında bulunan adaletsizlikler giderilecek, gerekli iyileştirmeler yapılacak. Kıdemli binbaşılar ile astsubaylara makam ve görev tazminatları, emeklilik haklarını da kapsayacak şekilde verilecek. Lojman kapasiteleri artırılacak. Kira yardımları mutlaka sağlanacak. Şehit aileleri ve gazilerin temel sorunlarının çözümü için 18 kanun teklifi hazırlamış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne göndermiştik. Tüm girişimlerimize rağmen bunların hayata geçmesi mümkün olmadı. İktidarımızda ortak akılla bu kanun teklifleri derhal yasalaştırılacak. Yine en önemli güvenlik sorunlarından biri olan uyuşturucu ve organize suç örgütleri ile etkin mücadele için gerekli tüm tedbirler alınacak. Finansal ağları çökertilecek, suç ekonomisi kaynağında kurutulacak. Eğitim, rehabilitasyon ve toplum temelli programlar yaygınlaştırılacak. Kolluk, sosyal hizmetler ve yerel yönetimler eşgüdüm içinde çalışacak.
"Temel hedefimiz iktidarımızın ilk döneminde Avrupa Birliği'ne tam üye olmaktır"
Ekonomide kalıcı refah, günübirlik kurallarla değil; akılcı planlama, kurumsal kapasite ve üretim gücüyle sağlanabilir. Üretimi yüksek katma değerle buluşturmadan, nitelikli istihdamı artırmadan ve teknolojik dönüşümü başarmadan güçlü bir ekonomi inşa edilemez. Bu nedenle ticaret ve sanayide yeni bir kalkınma hamlesini planlı, şeffaf ve stratejik bir anlayışla başlatacağız. Ülke kaynaklarının ihtiyaçlar ve öncelikler doğrultusunda öngörülebilir, hesap verebilir, verimli şekilde planlanmasını sağlamak için Türkiye Planlama Teşkilatı'nı kuracağız. Küresel ticarette aktif, kural koyan bir ülke olacağız. İhracatçıyı en etkin şekilde koruyacağız. Temel hedefimiz iktidarımızın ilk döneminde Avrupa Birliği'ne tam üye olmaktır. Tarım, hizmetler ve dijital ticareti Gümrük Birliği'ne dahil edeceğiz. Ulusal Teknoloji Stratejisi ile üniversite-sanayi iş birliğini güçlendireceğiz. Bir milyon üretim uzmanı seferberliğini başlatacağız. Organize sanayi bölgeleri, teknoparklar ve eğitim kurumlarıyla entegre edilecek. Bilgiyi üreten ve ihraç eden Türkiye vizyonuyla beyin göçünü tersine çevirmeyi hedefliyoruz.
"Bir ülke toprağını ve çiftçisini kaybederse geleceğini kaybeder"
Ülkemizin sağlıklı ve ucuz gıdaya ihtiyacını karşılayan bir tarım politikası hem geçim derdi ile ilgilidir hem de ulusal bir beka sorunudur. Bir ülke toprağını ve çiftçisini kaybederse geleceğini kaybeder. Ancak bugün çiftçilerimiz belirsizlik içinde üretim yapmaktadır. Çiftçi ekim zamanı fiyat bilmiyor. Hasat zamanı ise maliyetini bile kurtaramıyor. Bu anlayışı mutlaka düzelteceğiz. Alım garantili üretim modelini hayata geçireceğiz. Çiftçi ürününü satacağı fiyatı ekimden önce bilecek. Planını yapacak, ona göre ekecek. Alıcı ne alacağını, üretici ne üretmesi gerektiğini bilecek. Arz-talep dengesi planlı şekilde kurulacak. Bu sistemle hem fiyat istikrarı sağlanacak hem de çiftçi korunacak. Tarım Kanunu milli gelirin yüzde 1'inin çiftçiye destekleme olarak ödenmesini öngörürken Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı bunun ancak beşte birini veriyor. Bütçeye de sadece beşte birini koyuyor zaten. Biz kanuna uyacağız. Desteklemeyi eksiksiz vereceğiz. Çiftçi borçlarının faizini sileceğiz. Ana parayı 5 yıla bölerek çiftçimize bir kez daha yeniden başlama imkanını yaratacağız. Elektrik borçlarını her ay değil, hasattan hasada tahsil edeceğiz. Çiftçinin kullandığı mazottan vergiyi tamamen kaldıracağız. Süt üretimini doğru süt-yem paritesi ile garanti altına alacağız. 1 kilo sütün en az 1,6 kg yem alabildiği adil bir fiyat belirleyeceğiz ve uygulayacağız. Hayvancılık destekleriyle yurt dışından et ithalatını bitireceğiz. Et üretimini artıracağız. Ette ithalatçı değil, ihracatçı olacağız. Yanlış politikalar balıkçılığımıza büyük zarar verdi. Bilimsel yöntemler ve çalışmalarla balık stoklarını takip ederek sürdürülebilir bir balıkçılığı hedefliyoruz. Gıda fiyatlarındaki fahiş artışlara karşı denetimleri sıkılaştıracağız. Zincir marketlerle yerel üretici arasındaki aracıların azaltılmasını veya tamamen kaldırılmasını sağlayacağız.
"İlk 100 günde temel vatandaşlık geliri uygulamasını başlatacağız"
Nasıl ki geçmişteki 'Cumhuriyet Halk Partisi gelirse sosyal yardımları keser' propagandası, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin sosyal yardımları dört beş katına çıkarmasıyla çöktüyse, gerçek bir sosyal devlet de partimizin iktidarında kurulacak. İlk 100 günde temel vatandaşlık geliri uygulamasını başlatacağız. Bu ülkenin vatandaşı olmak onurlu bir yaşam için yeterli olacak. Herkese belli bir gelir desteğini sağlayan sosyal devleti mutlaka kuracağız. Yardımlar sürekli kılınacak. Amaç yoksulluktan tam bir çıkış olacak. Barınmayı temel bir insan hakkı olarak görüyoruz. Gerçek bir sosyal devlet seferberliğini başlatacağız.
"Ülkemizde insanlar artık kombiyi açmaya korkuyorlar"
TOKİ'nin yıllık konut üretimi 45 binden 120 bine çıkarılacak. Üretilen konutların en az yüzde 25'i kiralık sosyal konut olacak. Sosyal konut kira bedeli hane gelirinin yüzde 25'ini geçmeyecek. Ülkemizde insanlar artık kombiyi açmaya korkuyorlar. Işığı yakarken de iki kere düşünüyorlar. Sayın Erdoğan ise iftar için gittiği doğal gazı olan mahalledeki evde soba yanında oturmaktan çekinmiyor. Biz sosyal enerji destek fonunu kuruyoruz. İhtiyaç sahiplerine her ay 300 kW saate kadar elektrik, kışın 80 metreküp, yazın 30 metreküpe kadar ücretsiz doğalgaz sağlayacağız. Kalıcı yaz saati uygulamasına ilk elden son vereceğiz.
"Öğrencilere bir öğün ücretsiz okul yemeği ve içme suyu vereceğiz"
Eşit, parasız ve nitelikli eğitim devletin görevidir. İktidarımızda devlet okullarında okuyarak liseyi bitiren her genç en az bir yabancı dili iyi seviyede konuşacak ve dünya ile rekabet edecek kadar teknolojik becerilere sahip olacak. Kaliteli eğitim sadece zenginin ulaştığı bir imkan olmaktan çıkacak. Okullarımız temiz ve güvenli olacak. Öğrencilere bir öğün ücretsiz okul yemeği ve içme suyu vereceğiz. Kamuda mülakatı kaldıracağız, liyakati getireceğiz. 100 bin öğretmen, 100 bin temizlik görevlisi ve ataması yapılmamış uzmanlar arasından 65 bin güvenlik görevlisi ile 75 bin okul sağlığı personelini ilk yıl atayacağız. Her okula temel ihtiyaç ödeneği tahsis edeceğiz. Okullarda uyuşturucu, suç çeteleri ve akran zorbalığına karşı kararlı ve etkili önlemler alacağız. Sağlık, piyasanın insafına bırakılmayacak kadar hayati bir bütçe kalemidir. ve bir bütçe kalemi olarak görülmeyecek kadar da değerlidir."