Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? Abdest nasıl alınır?

Son Güncelleme:

İslam aleminde heyecanla beklenen bir zaman olan günlerin en değerlisi Cuma günü geldi! Duaların geri çevrilmediği bu mübarek günde, Cuma namazı için camilere akın edilir. Sokaklara taşan cemaat, imamın okuyacağı 15 Kasım Cuma hutbesi huşu içinde dinleyecek. Peki, Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattir? İşte, Cuma hutbesi metni ve detaylar...

Bir cuma gününe daha gelmenin sevinci ve heyecanı ile Cuma namazı vakti için hazırlıklara başlandı. İslam aleminin haftalık bayramı olan Cuma gününde, Müslümanlar camileri dolduracak ve hatta birçok yerde sokaklara taşacak. Diyanet tarafından 15 Kasım Cuma hutbesi konusu ise 'Gün Birlik ve Dayanışma Günüdür' şeklinde belirlendi. Peki, Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır, kime farzdır, sünnetleri nelerdir? Abdest nasıl alınır? Cuma hutbesi metni ve Cuma namazı hakkında merak edilenler haberimizde.

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR, KAÇ REKATTIR?

Cuma günü camide öğle namazı vaktinde cemaatle kılınır. Cuma namazı dört rekat ilk sünnet, iki rekat farz ve dört rekat son sünnet olmak üzere on rekattır. Önce ilk sünnet tıpkı öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Sünnetin ardından imam-hatip minbere çıkarak oturur. Müezzin, iç ezanı okur. Ezandan sonra imam-hatip kalkarak iki kısımdan oluşan hutbeyi okur. Hutbede cemaati dini konularda bilgilendirici ve yönlendirici konuşma yapar.

Hutbe okunduktan sonra imam-hatip minberden inerek cemaatin önüne geçer ve cemaate iki rekat Cuma namazı kıldırır. İmam-hatip, Cuma namazının farzına ve cemaate imam olmaya, cemaat de Cuma namazına niyet eder. Tıpkı cemaatle kılınan sabah namazı gibi iki rekat Cumanın farzı kılınır. Cuma namazında imam-hatip, Fatiha ve zamm-ı sûreyi sesli olarak okur.

namazının farzı kılındıktan sonra, cumanın son sünneti kılınır. Bu sünnet, öğlenin ilk sünneti gibi kılınır. Böylece Cuma namazı tamamlanmış olur.

CUMA NAMAZI KİMLERE FARZDIR?

Şu şartları taşıyan kişiye Cuma namazı kılmak farz olur:

1. Müslüman olmak,

2. Akıllı olmalı,

3. Ergenlik çağına gelmiş olmak,

4. Erkek olmak,

5. Hür ve serbest olmak,

6. Mukim olmak (misafir olmamak),

7. Sağlıklı olmak,

8. Kör olmamak,

9. Ayakları sağlam olmak.

ABDEST NASIL ALINIR?

Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafında abdest nasıl alınır şöyle anlatılmış; Niyet ve besmele ile abdeste başlanıp önce eller bileklere kadar ve parmak araları da hilallenerek/ovuşturularak üç defa yıkanır. Varsa deri üzerindeki hamur, boya, sakız gibi maddeler temizlenir. Parmaktaki yüzük oynatılır. Misvak veya diş fırçası ile, bunlar yoksa sağ elin parmaklarıyla dişler temizlenir. Sağ el ile üç defa ağza, üç defa da burna su verilir. Üç kere yüz yıkanır. Sonra dirsekle birlikte sağ kol üç defa, sonra aynı şekilde sol kol üç defa yıkanır. Sağ el ıslatılarak avuç ve parmakların içiyle başın üstü bir defa mesh edilir. Bu şekilde başın dörtte birini mesh etmek yeterli ise de iki elle başın tamamının mesh edilmesi Malikî mezhebine göre farz, diğer mezheplere göre sünnettir. Eller yine ıslatılarak başparmakla kulağın dışı, şehadet parmağı veya serçe parmakla içi mesh edildikten sonra her iki elin arkasıyla boyun mesh edilir. Önce sağ, sonra sol ayak, parmak uçlarından başlanarak topuk ve aşık kemikleri de dâhil olmak üzere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına özen gösterilir.

CUMA HUTBESİ METNİ

Diyanet'in sitesinde yayımlanan 15 Kasım Cuma Hutbesi metni şu şekilde:

PEYGAMBERİMİZ VE AİLE

Muhterem Müslümanlar!

Sevgili Peygamberimize (s.a.s), Hira'da ilk

vahiy gelmiş, Kur'an-ı Kerim nazil olmaya

başlamıştı. İlahî buyruğun ağırlığıyla yüreği

titreyerek evine dönmüş, can yoldaşı Hz. Hatice

validemize "Beni örtün" demişti. Eşine, sırdaşına

sığınmış, ondan destek almıştı. Hz. Hatice, güven

veren ve teskin eden haliyle Peygamberimize o gün

şunları söylemişti: "Korkmana gerek yok! Çünkü

sen her zaman doğruyu söyler, akrabanı gözetirsin.

Muhtaçlara yardım eder, misafire ikramda

bulunursun. Allah, hiçbir zaman seni utandırıp

üzmez."

Aziz Müminler!

Aile; güvendir, dayanaktır, sığınaktır. Tüm

varlığıyla iyilikte yardımlaşmak, el birliğiyle

kötülüğe engel olmaktır. Hz. Hatice'nin sevgisini ve

desteğini asla unutmayan Peygamberimiz,

vefatından yıllar sonra bile onu hasretle anmıştır.

Zira aile; vefadır, sadakattir. Eşleri birbirine güven

ve sadakatle bağlayan en kıymetli bağdır. Aile

fertleri, hayatın zorluklarını aşmak ve güzelliklerini

paylaşmak üzere birbirlerinin yanında olurlar. İffet,

izzet ve mahremiyetlerini muhafaza ederler. İşte

ailedeki bu sadakat, dünyada şeref, ahirette ise

kurtuluştur.

Kıymetli Müslümanlar!

Allah Resûlü'nün (s.a.s) ailesinde istişare

hâkimdi. Peygamberimiz aile fertlerinin fikirlerine

değer verir, aile içinde yaşanan sorunların sabır ve

ferasetle çözülmesini sağlardı. Çünkü istişare,

şiddete başvurmadan akl-ı selim ile sıkıntıları

aşmayı sağlar. Eşlerin ve çocukların ortak aklı

sayesinde hata yapılmasını engeller. Ailede hakların

ve sorumlulukların dengeli biçimde dağıtılmasını

sağlar. Çünkü erkeklere ailede adaleti öğütleyen

Allah Resûlünün ifadesiyle, "Sizin hanımlarınız

üzerinde hakkınız olduğu gibi, hanımlarınızın da

sizin üzerinizde hakları vardır."

Değerli Müminler!

Ailede şefkat ve merhametin varlığı,

Rabbimizin "Rahmân" isminin tecellisidir.

Merhamet sadece acıma hissi değil, muhatabımıza

değer vererek onu anlama çabasıdır. Merhamet, aile

fertlerine ihsanla, insafla, iyilikle, güzellikle ve

şefkatle davranmaktır.

Peygamber Efendimizin ailesinde vazgeçilmez

olan değerlerden biri de şefkatti. Rahmet Elçisi

(s.a.s), ailesine karşı son derece müşfik davranırdı.

Ailede kimsenin gönlünü kırmaz, kaba ve incitici

konuşmaz, bağırıp çağırmaz, ağzından kötü söz

çıkmazdı. Eli asla şiddete kalkmaz, kadının ve

çocuğun hırpalanmasına kesinlikle izin vermezdi.

Nitekim Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde

şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlınız, ailesine

karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı

en iyi olanınızım!"

Aziz Müslümanlar!

Resûl-i Ekrem'in ailesi sevgi doluydu. Hane-i

saadetin her ferdi, yüreğinde derin bir muhabbet ve

ülfet hissederdi. Peygamberimiz, eşlerine,

çocuklarına ve torunlarına sevgi sunmaktan

çekinmezdi. Onları takdir eder, mesela sevgili kızı

Hz. Fatıma geldiğinde ayağa kalkarak kendi yerini

kızına verirdi. Her akşam hane halkını toplayıp

onlarla sohbet ederdi.

Hayatın yükünü bizimle birlikte taşıyan en

yakınlarımız, sevgimizi duymayı en çok hak

edenlerdir. Güler yüzümüz, gönül alıcı bir çift

sözümüz, ailede sevgiyi çoğaltır. Bu yüzden

Peygamberimiz, "Büyüklerimize saygı,

küçüklerimize sevgi ve şefkat göstermeyen bizden

değildir."4 buyurmuştur.

Muhterem Müminler!

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de

Peygamberimize hitaben şöyle buyurur: "De ki:

'Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da

sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü

Allah çok bağışlayandır, çok merhamet

edendir.'"5 Bir mümin için Allah Resûlü'nü

sevmenin anlamı, onun yolundan gitmek yani onun

hayat tarzını benimsemektir. Mutlu bir aile yuvası

için de onun örnekliğine ve yaşattığı ahlakî değerlere

her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır.

Peygamberimizden öğrendiğimize göre, bir aile

sevgi ve güvenle kurulur, adalet ve merhametle

korunur. Ailesinde huzur isteyen müminler olarak

duamız şudur: "Rabbimiz! Eşlerimizi ve

çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a

karşı gelmekten sakınanlara önder eyle."