Dha Yurt Bülteni - 6
Kolon kanseri hastalarının 'torba parası' sıkıntısıİzmir'de bir araya gelen kolon kanserli hastalar, her gün kullanmak zorunda oldukları stoma torbaları için 1 Nisan 2019'dan itibaren fiyat farkı ödemek zorunda kaldıklarını belirterek, düzenlemenin iptali için imza topladı.
Kolon kanseri hastalarının 'torba parası' sıkıntısı
İzmir'de bir araya gelen kolon kanserli hastalar, her gün kullanmak zorunda oldukları stoma torbaları için 1 Nisan 2019'dan itibaren fiyat farkı ödemek zorunda kaldıklarını belirterek, düzenlemenin iptali için imza topladı. 17 yıldır stoma kullandığını belirten Kolostomili ve Ostomililer Derneği Başkanı Talat Cankıymaz, "Biz lavabomuzu yanımızda taşıyoruz ama bu lavabo bize çok pahalıya mal oluyor" dedi.
Kolon kanserine yakalandıktan sonra vücut dışında, sindirim sistemini tamamlayan torba 'stoma' ile yaşamaya başlayan kanser hastaları, 1 Nisan 2019'dan itibaren, günde iki kez kullanmak zorunda oldukları stoma için medikal firmalara fiyat farkı ödemek zorunda kaldı. Dövizdeki yükselişe bağlı olarak stoma fiyatlarının da arttığını belirten Kolostomili ve Ostomililer Derneği'nin kurucusu ve başkanı Talat Cankıymaz (49), İzmir'de yaşayan kolon kanserli hastalarla bir araya gelerek devlet desteği beklediklerini ifade etti. Sosyal Güvenlik Kurumu ve İl Sağlık Müdürlüğü ile görüşerek şikayetlerini ilettiklerini dile getiren Cankıymaz, "Biz Cumhurbaşkanlığı'na da şikayetlerimizi bildirdik. Ama derdimizi anlamadılar. 2017'den bu yana dolar 3.9'dan TL'den 5.80 TL'lere çıktı. Ben bu ay stomalarım için 375 lira ödedim. Bugün imza topluyoruz. Sağlık Bakanlığı'na gideceğiz" diye konuştu.
17 yıldır kolon kanseriyle mücadele ettiğini ve karaciğer ile akciğer kanserine karşı bir mücadele verdiğini anlatan Cankıymaz, daha önce hiçbir fark ücreti ödemedikleri stoma için 1 Nisan'dan itibaren farklı tutarlarda fark ücreti ödediklerini belirtti. Cankıymaz şunları söyledi:
"Kolon kanserli insanlar sadece kolon kanseriyle mücadele etmiyor. Bilinçsiz bir toplum var. Kimse stomanın ne olduğunu bilmiyor. Bazı hastalar reçetelerini oturdukları mahallede değil, uzak hastanelerde yazdırıyorlar. Çünkü bu hastalığın çevresindekiler tarafından bilinmesini istemiyorlar, çekiniyorlar. Oysa bu hastalıkta en iyi ilaç moraldir. Bize kim destek olacak? Biz lavabomuzu yanımızda taşıyoruz ama bu lavabo bize çok pahalıya mal oluyor."
KALİTESİNE GÖRE FİYAT DEĞİŞİYOR
Stomanın kullanımıyla ilgili bilgi veren Fahrettin Varol (72) da adaptörü vücuda yapıştırdıklarını, stomayı da kilitlediklerini belirttti. İki ayda bir 120 torba ve 40 adaptöre ihtiyacı olduğunu dile getiren Varol, "Ben 6 yıl önce kolon kanseri oldum. 5 yıl önce ameliyat oldum. 5 yıldır kolostomi torbalarını kullanıyorum. Firmalar bunu ücretsiz verirken dolar artışı nedeniyle fark ödememiz gerektiği söylendi. Benden 160 lira talep edildi. Kimi firmalar bin lira istiyor. Bu fiyat farkı, stomanın kalitesine göre değişiyor. Günde 2 torba kullanıyorum. İki günde bir adaptörü değiştiriyorum. Bir emekli maaşıyla bunu karşılayamayız. Şu an Türkiye'de 50 binden fazla insan kolostomi torbası kullanıyor. Dünyanın hiçbir yerinde kanser hastalarından para alınmaz" dedi.
'BU MAĞDURİYET GİDERİLSİN'
İzmir'de yaşayan ve 20 yıldır aynı hastalıkla mücadele ettiğini ifade eden Şükran Kartal Özel (52) ise şöyle konuştu:
"Biz bütün kolostomi kullanan arkadaşlar adına bir araya geldik. Zaten psikolojik sorunlarımız ve bir sürü sıkıntılarımız var. Üstüne Sağlık Bakanlığı bir de aldığımız stomalardan fark çıkarmaya başladı. Ben devlet büyüklerimizden, cumhurbaşkanımızdan rica ediyorum bu mağduriyet giderilsin. Zaten bir sürü ameliyatlar geçirdik, sıkıntılar yaşadık. İnsanlar bizi anlamıyorlar. Toplum baskısı var üzerimizde. Bir de bu ücretlerle uğraşmayalım. Ben malulen emekli oldum. Ayda 500 lira bu torbaya vermek zorundayım. Bu beni sarsıyor. Engelli olduğumuz için hiçbirimiz çalışamıyoruz, yardım istiyoruz."
Görüntü Dökümü
---------
-İmza toplanmasından görüntü,
-Kanser hastası vatandaşlardan detay görüntü,
-Stomanın nasıl kullanıldığını anlatmalarından görüntü,
-Stoma torbalarından detay görüntü,
-Hastalarla röp.
Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Melis KARAKUZULU/ İZMİR,
===============
Zeytinyağı yüklü TIR devrildi, 20 ton zeytinyağı yola saçıldı
Bursa'nın Orhangazi ilçesinde zeytinyağı yüklü TIR, yola devrildi. Kaza sebebiyle yaklaşık 20 ton zeytinyağı yola dökülürken Yalova-Bursa Karayolu yaklaşık 3 saat trafiğe kapandı.
Kaza, Bursa'nın Orhangazi ilçesi Yeniköy Yolu kavşağında meydana geldi. Serkan Bozkurt idaresindeki 34 HF 2605 plakalı zeytinyağı yüklü TIR, Yeniköy kavşağında direksiyon hakimiyetini kaybederek devrildi. Kaza sonrasında TIR'ın dorsesinde yüklü bulunan yaklaşık 20 ton zeytinyağı yola döküldü. Sürücü Serkan Bozkurt, çevredeki vatandaşların yardımıyla araçtan çıkarıldı. Ağır yaralı sürücü Bozkurt, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Orhangazi Devlet Hastanesine kaldırdı. Kaza sebebiyle, Yalova-Bursa Karayolu yere dökülen zeytinyağı ve devrilen TIR nedeniyle trafiğe kapandı. Yaklaşık 3 saat kapalı kalan Yalova-Bursa Karayolu, ekiplerin TIR'ı kaldırması ve dökülen zeytinyağını temizlemesiyle yeniden trafiğe açıldı. Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.
Görüntü Dökümü
-----------
-Kaza yeri
-Yaralı sürücüye müdahale
-Ambulansa taşınması
-Kamyonun, yoldan saçılan zeytinyağlarının görüntüsü
-Zeytinyağı tenekelerinin kepçe ve grayder ile taşınması
-Karayolları ekiplerinin yola kum dökümü
-Detay görüntüler
Haber-Kamera: Hasan BOZBEY/ BURSA,
==============
Erzurum'da binlik su borusu patladı, şehir susuz kaldı
Erzurum'un içme suyu ihtiyacını karşılayan Palandöken Barajı'nın binlik boru hattında meydana gelen patlama sonucu kent merkezi susuz kaldı. Palandöken ilçesin Tepe Mahallesi arazisindeki patlama yoldan geçen vatandaşlar tarafından cep telefenloraı ile görüntülendi. Binlik borudan fışkıran sular yaklaşık 30-40 metre yüksekliğe ulaştı.
Çat ilçesinde inşa edilen Palandöken Barajı'ndan içme suyu arıtma tesisine su taşıyan binlik boru hattında dün öğle saatlerinde henüz belirlenemeyen bir sebeple patlama meydana geldi. Merkez Palandöken İlçesi'ne bağlı Tepe Mahallesi arazisinden geçen boru hattındaki patlama yoldan geçen vatandaşlar tarafından görüntülendi. Boru hattından fışkıran ve yaklaşık 30-40 metre yükselen suyu araçlarını durduran vatandaşlar cep telefonlarıyla görüntelemeye çalıştı. Erzurum Su ve Kanalizasyon İşleri (ESKİ) Genel Müdürlüğü ekipleri, arızayı gidermek için çalışmalarını sürdürüyor. Boru hattında meydana gelen arıza sebebiyle kent merkezi 1 gün boyunca susuz kaldı. Dün öğleden beri susuz kalan vatandaşlar çareyi mahalle ve sokaklardan evlere su taşımada buldu.
Belediye yetkilileri arızının giderilmesi için çalıştıklarını bildirdi
Görüntü Dökümü
----------
-Patlayan boru hattından fışkıran su
-Yol kenarında suyu izleyen
-Çeşmelerden su taşıyanlar
-Vatandaşlarla röp
-Vatandaşların suları arabalara koymaları
Haber-Kamera: Turgay İPEK/ ERZURUM,
================
Tüp bebek için geldiler, yangında hastanelik oldular
Ülkelerindeki iç savaştan ve tüp bebek tedavisi için, İran üzerinden Türkiye'ye giriş yapan Afganistan uyruklu Aamina Kamali Atayee ve Zabiullah Atayee'nin Erzurum'da kaldıkları evde yangın çıktı. Yanarak yaralanan Afgan çift, Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi (BEAH) Yanık Merkezi'nde tedavi altına alındı.
Geçen yıl el ele tutuşup, diğer kaçaklarla birlikte günlerce yürüyerek Türkiye'ye gelen Aamina Kamali Atayee (23) ve Zabiullah Atayee (31) Erzurum'a yerleşti. Merkez Yakutiye ilçesinin Rabia Ana Mahallesi'nde kiraladıkları bir evde kalmaya başlayan çift bu sırada hem iyi bir iş arayıp hem de tüp bebek için doktorlarla görüşmeye başladı. 26 Mart günü evlerinde çıkan yangında yaralanan çift komşularının haber vermesi üzerine 112 acil servis ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı. Acil Servis'te yapılan ilk müdahalenin ardından Yanık Merkezi'nde tedavi altına alınan çiftin vücudunun çeşitli yerlerinde 2 ve 3'üncü derecede yanıklar oluştu.
Umut yolculuğuna çıkan binlerce kaçaktan biri olan Atayee çifti, umutlarını yitirmediklerini söyledi. Türkiye'ye gelebilmek için eşi ile birlikte günlerce yürüdüklerini söyleyen Zabiullah Atayee, "Geçen yıl geldiğimiz Erzurum'a yerleştik. Her şey istediğimiz gibi gidiyordu. Çalışıp hem evimi geçindiriyordum hem de tüp bebek için para topluyordum. Ama evde çıkan yangında ikimiz de yandık. Ama umudumuzu yitirmedik herşeyin güzel olacağını hayal ediyoruz" diye konuştu.
Vücutlarındaki yanıklar nedeniyle vücutlarının büyük bir bölümü tamamen sarılarak eşi ile birlikte mumyaya dönen Aamina Kamali Atayee ise, "İki hayalimiz vardı. Bunlardan birini Türkiye'ye gelerek gerçekleştirdik, diğeri ise tüp bebek. Bir bebeğimizin olmasını çok istiyoruz. Tüp bebek isterken evimizde çıkan yangın sonucu hatanelik olduk. Ama bu günleride atlatacağımıza inanıyoruz. Buradaki doktorlar başta olmak üzere herkesin bize yardım elini uzatmasını görmek bize güç veriyor" dedi.
Görüntü Dökümü
-----------
-Afgan çiftin hastanede görüntüleri
-Afgan çiftle röp
-Afgan çiftin yanan evlerin görüntüsü
-İtfaiye ekiplerinin çalışması
591 MB
Haber-Kamera: Turgay İPEK/ ERZURUM,
================
Çanakkale cephesindeki propaganda savaşı
Çanakkale Kara Savaşları'nda çetin mücadeleler yaşanırken, her iki taraf bir yandan da broşürlerle propaganda savaşı verdi. Türkler, özellikle İngilizlerin sömürge askerleri üzerinde etkili olmaya çalıştı. İngilizler ise, Almanların Türkleri kandırdığı vurgusu yaptı. Dr. Mithat Atabay, her iki tarafın da İslam dinine vurgu yaparak askerlerin vicdanlarına hitap ettiklerini söyledi.
104 yıl önce dünya harp tarihine 'Son centilmenler savaşı' olarak geçen Çanakkale Kara Savaşları'nda, Türk ve İngiliz askerleri silahlı mücadelenin yanında propaganda savaşıyla da karşı karşıya kaldı. Savaş sırasında her iki tarafın da sayısız propaganda broşürleri ve yöntemleri kullandığını belirten Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, bunun askerlere etkilerini anlattı. Gelibolu Yarımadası'ndaki şiddetli savaş sırasında askerlerin bir gözü silahların namlusundayken, kafalarının ise propaganda araçlarında olduğunu söyleyen Dr. Mithat Atabay, Türkçe ve İngilizce metinlerin yer aldığı propaganda broşürlerinin siperlere hem uçaklardan, hem de gönüllü askerler tarafından atıldığını söyledi. İngilizler tarafından hazırlanan broşürlerin, Türklerin Almanlar tarafından kandırıldığı mesajı içerdiğini, Türkler tarafından hazırlanan broşürlerin ise, Yeni Zelanda ve Avustralya askerlerinin İngilizler tarafından kandırıldığı üzerine kurgulandığını belirtti.
Gelibolu'ya getirilen İngiliz birlikleri içerisinde yer alan Müslüman askerler nedeniyle her iki tarafın propaganda araçlarında 'İslam' vurgusunun dikkat çektiğini belirten Dr. Atabay şunları söyledi:
"Savaş sadece siperlerde gerçekleşmedi. Aynı zamanda askerleri ikna etmek, mukavemetlerini kırmak veyahut kamuoyu oluşturmak için propaganda faaliyetleri de had safhaya çıktı. Bu amaçla özellikle havacılar kullanılmıştır. Uçaklar vasıtasıyla atılan propaganda broşürleri askerleri ikna etmek için onların dillerinde yazılmış olan metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda gerek Türkler, gerekse karşı taraf propagandaya çok önem verdiler. Propaganda metinlerinde savaşın ne kadar anlamsız olduğu, İslam dünyasının koruyuculuğunun aslında kendi devletleri tarafından yapıldığı gibi ana temaları görmekteyiz. Ayrıca komutanlar konusunda da propagandaya önem verildiğini görüyoruz. Örneğin, Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili olarak Alman propagandasına önem verildiği görülür. Bir tarafta Almanların Osmanlı'ya savaşta büyük yardım yaptığı belirtilirken, diğer tarafta İngilizlerin ise, Almanların aslında Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkmaya yönelik propaganda afişlerine önem verildiği görülmektedir. Türklerin özellikle Arıburnu bölgesinde Anzak askerlerine karşı yaptıkları propagandaların ana temasını ise, İngiltere'nin Anzak askerlerini kandırdığı, İngiltere'nin asıl amacının onları sömürmek, kendi askerlerini ölüme götürmek yerine kolonilerinde sömürge askerlerini savaşa sürerek ölümlerine sebep olduğunu anlatıyor. Bu bağlamda savaş hem propaganda yönüyle, hem siperlerde, hem de cephe gerisinde çeşitli ajanlar vasıtasıyla yapılan kamuoyu oluşturma çabalarıyla devam etmiştir.ö
Cephedeki diğer önemli bir konunun da yiyecek içecek ile ilgili olduğunu belirten Dr. Mithat Atabay, "Askerler savaşı bırakırlarsa, daha iyi yiyecek ve giyecek ile daha iyi şartlarda hayatlarını devam ettirecekleri, savaşın anlamsız olduğu ve bir an evvel savaştan vazgeçmeleri konuları dikkat çekicidir. Mayıs ayı başında İngilizler attıkları bir broşürde, askerlerin aç ve susuz olduğunu ima ederek, savaştan vazgeçmelerini istemişlerdi. Buna karşı yapılan propagandada ise, Türk askerleri 2 Mayıs tarihinde ceplerine fındık, fıstık ve kuru üzüm doldurarak hücuma geçtikleri görülmektedir. Bu İngilizlerin propagandasına verilen cevap olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu propagandalarda genel olarak bir tarafın üstünlük sağladığı gözükmemektedir. Baktığımız zaman savaştan kaçma, bırakma konusunda fazlaca bir bilgi bulunmamaktadır " dedi.
Görüntü Dökümü
-------
Arıburnu Yarları'ndan Anzak Koyu görüntüsü.
Çanakkale Kara Savaşları'nda kullanılan broşürlerden görüntü.
Dr. Mithat Atabay'ın propaganda broşürlerini göstermesi ve anlatmasından genel ve detay görüntü.
Dr. Mithat Atabay ile röp.
Haber-Kamera: Burak GEZEN-Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE,
====================
Sandıklı'da üretici, patates ekimine yöneldi
Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde, yaklaşık 20 gün önce patates ekimine başlandı. Ziraat Odası Başkanı Fatma Toptaş, ilçede şeker pancarı ekim kotası düştüğü için bu yıl patates ekim alanlarının artmasını beklediklerini söyledi.
Türkiye'nin önemli patates üretim merkezlerinden Sandıklı'nın merkez ve köylerinde ürün ekimine, yaklaşık 20 gün önce başlandı. Üreticiler, fiyat düşüklüğünden ve maliyetlerin yüksekliğinden yakınırken, ilçede geçen yıl 180 bin ton olan şeker pancarı ekim kotasının bu yıl 50 bin tona düşürülmesi nedeniyle üreticilerin patates üretimine yönelmesi, dolayısıyla patates üretim alanlarının artması bekleniyor. Geçen yıl ilçe merkez ve köylerinde 15 bin dekar alanda patates ekimi yapılırken, bu sene 20 bin dekar alanın üzerinde ekim yapılacağı tahmin ediliyor.
'PATATES EKİMİNİN YÜKSELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ'
Sandıklı Ziraat Odası Başkanı Fatma Toptaş, patates ekim alanlarının bu yıl artmasını beklediklerini söyleyerek, "İlçemizde yaklaşık 20 gün önce başlayan patates ekimi devam ediyor. Geçen yıl ilçemizde 15 bin dekar alanda patates ekimi yapılmış ve 120 bin tonun üzerinde rekolte elde etmiştik. Bu yıl ise şeker pancarı ekim kotası düştüğünden, şeker pancarında geçen yıl yaşanan sıkıntılardan dolayı üreticinin patates ekimine yöneleceğini ve patates ekiminin yükseleceğini düşünüyoruz. Ancak üreticilerimiz maliyetlerin ve girdilerin yüksekliği nedeniyle çok zor şartlarda üretim yapmaktadır. Buna bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Özellikle mazot, gübre, elektrikli sulamalarda elektrik fiyatları çok yüksek. Çiftçilerimiz bu yüksek fiyatları kaldıramıyor. Zor şartlarda üretimi sürdürmeye çalışıyor" dedi.
'FİYATLARIN DAHA İYİ OLMASINI BEKLİYORUZ'
İlçeye bağlı Alagöz köyünde patates üretimi yapan Bayram Korkmaz da "Hayırlısıyla 2019 yılı patates ekimine başladık. Geçen yıl 20 dekar alanda patates ekimi yapmış ve kilosunu 1 lira 20 kuruşa satmıştık. Bu yıl yine aynı miktarda ekim yaptık. Geçen yıl verim ve kazancımız iyiydi. İnşallah bu yıl da aynı şekilde iyi kazanç bekliyoruz. Bu yıl Türkiye genelinde patatese ihtiyaç olduğundan fiyatların daha iyi olmasını bekliyoruz. Girdiler çok yüksek. Biz sadece alnımızın terinin karşılığını istiyoruz. Başka bir şey istemiyoruz" diye konuştu.
Görüntü Dökümü
------------
Patates ekim çalışmasından görüntü
Patates ekimi yapan makinede ki patates tohumlarının ekilişi yakından görüntü
Ziraat Odası Başkanı Fatma Toptaş arazide incelemeden görüntü
RÖP 1: Fatma Toptaş (Sandıklı Ziraat Odası Başkanı Fatma Toptaş)
Patates ekimi çalışmasından görüntü
Patates üreticisi Bayram Korkmaz ekim için hazırlık yaparken görüntü
RÖP 2: Bayram Korkmaz (Patates üreticisi)
Mağaralarda patates işinde çalışan işçilerin görüntüsü (arşiv görüntü)
401 MB/// 03.37"
Haber-Kamera: Ahmet DAĞLI/SANDIKLI (Afyonkarahisar),
==================
Maden kuyusuna düşen inek, 6 saatte kurtarıldı
Eskişehir'de lületaşı maden ocaklarının bulunduğu bölgede otlayan inek, sürüden ayrılarak 13 metre derinliğindeki terk edilmiş maden kuyusuna düştü. Mahsur kalan inek için AKUT, AFAD ve itfaiye ekipleri seferber olurken, inek yaklaşık 6 saat süren kurtarma çalışmalarının ardından sağ olarak çıkarıldı.
Odunpazarı ilçesine bağlı Karatepe Mahallesi'nde Durmuş Özgün ait inekler dün çobanla birlikte meraya çıktı. Sürüden ayrılan bir inek, lületaşı maden ocaklarının bulunduğu bölgede gezdiği sırada toprak kayması sonucu 13 metrelik terk edilmiş maden kuyusuna düştü. Çoban ve hayvan sahibi Durmuş Özgün'ün ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, AKUT ve AFAD ekipleri sevk edildi. Yumuşak toprak zemin nedeniyle iş makineleri ineğin mahsur kaldığı alanın çevresinde çalışma yaptı. Sabah saat 10.00'da başlatılan kurtarma çalışmaları yaklaşık 6 saat sürerken, lületaşı maden kuyusuna inen ekipler, ineğin çevresindeki toprakları temizleyip arka ayaklarından iple bağladı. Kepçe yardımıyla toprakların arasından inek sağ olarak çıkarıldı.
Arama ve Kurtarma Derneği (AKUT) Eskişehir Operasyon Sorumlusu Ercüment Kocabaş, ineği mahsur kaldığı yerden çıkarmak için bütün ekiplerin seferber olduğunu ifade ederek, "Eskişehir İtfaiyesi, AKUT ve AFAD ekipleriyle olay yerine geldik. Yaklaşık 13 metrelik derin bir kuyu içerisinde inek mahsur kaldığını görerek çalışmalara başladık. Toprak zeminin de yumuşak olması nedeniyle çevrede iş makinesiyle temizlik yapıldı. Yaklaşık 6 saat süren operasyonun ardından ineği sağ olarak düştüğü kuyudan çıkardıkö dedi. İneği mahsur kaldığı yerden kendi imkanlarıyla çıkarmadıklarını ifade eden Durmuş Özgün ise hayvanını lületaşı maden kuyusundan çıkaran tüm ekiplere teşekkür etti. Özgün, "Yumuşak toprak olduğu için inek tamamen toprak altında kalabilirdi. Herkes seferber olup sağ olarak ineğimizi çıkardıö şeklinde konuştu.
Görüntü Dökümü
----------
-İneğin kuyudan çıkarılması
-Çevresindeki ekipleri
-Genel görüntüler
Haber-Kamera: ESKİŞEHİR,-