Dinçer, Üniversite Öğrencileriyle Bir Araya Geldi
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, "Çocuklarımıza birinci sınıfta daha çok oyun oynatacağız."
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, "Çocuklarımıza birinci sınıfta daha çok oyun oynatacağız. Çocuklarımıza daha çok oynarken öğretmeye çalışacağız. İkinci aydan sonra okuma yazma öğretelim diye uğraşan bir müfredat yapmak istemiyoruz" dedi.
Dinçer, Turgut Özal Üniversitesi'nde öğrencilerle bir araya geldi.
Öğrencilere, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun ve uygulamasını anlatan Bakan Dinçer, kanunu Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk eğitim sisteminde bir değişim olarak nitelendirdi.
Kanunla, çocukların ve toplumun bilgi, beceri ve ihtiyaçlarına göre bir eğitimin tasarlanacağını dile getiren Dinçer, "Artık biz hizmet sunduğumuz insan ve toplumun ihtiyaçlarını esas alan bir yaklaşım sunacağız, devletin öngördüğü ve devletin tasarladığı hizmeti değil" diye konuştu.
Eğitim alanında dünya ile Türkiye arasında ortaya çıkan stratejik farkın kapatılmasında, yeni kanunun etkili olacağını belirten Dinçer, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkenin eğitim ortalamasının 12 yıl civarında, Türkiye ortalamasının ise 6-6,5 yıl olduğunu söyledi.
Son dönemde çok sayıda ülkenin eğitim stratejilerinde önemli değişikliklere gittiğine hatırlatan Dinçer, "İmkan ve fırsatlar elverdiğinde çocuklarımızın tamamını üniversiteden mezun edecek hedefi ortaya koymalıyız" diye konuştu.
Kesintisiz sekiz yıllık eğitimle sadece mesleki eğitimin değil, çocukların bireysel kabiliyetlerinin de önünün kesildiğini ifade eden Dinçer, her ülkenin kendi şartlarına göre eğitimlerini kademelendirdiğine dikkati çekti.
Kanunla, ikinci kademede öğrencilere okullarını tercih etme imkanı sağlanacağını bildiren Bakan Dinçer, bu sayede eğitim sisteminde esnekliğin artırılacağını kaydetti.
İlköğretime başlama yaşının, yapılan düzenlemeyle 66 ay olarak belirlendiğini hatırlatan Dinçer, bu konudaki eleştirilere değindi. Avrupa'daki bazı ülkelerden ilköğretime başlama yaşları konusunda da bilgi veren Dinçer, Hollanda'da çocukların 48 ayda zorunlu eğitime alındığını belirtti.
-"Çocuklarımızı uyandırıp okula göndermekte zorlanıyoruz"-
İlköğretime başlama yaşını eleştirenlerin "Okulda bez de bulundurun" gibi değerlendirmeler yaptıklarını ifade eden Dinçer, şunları söyledi:
"Bu tür eleştiri yapanların eğitim konusunda ne kadar bilgi sahibi olduklarına dair bir fikir söylemeyeyim, ama dünyadaki uygulamalar konusunda pek bilgilerinin olmadığını iddia edebiliriz. Türkiye'de zaten 60 ile 72 ay arasındaki çocukların yüzde 67'sini biz eğitiyorduk, okullarımıza almıştık. Zaten okul öncesi eğitim almış, bir okul disiplinine sahip çocuklarımızın önemli bir kısmını ilkokul birinci sınıfa alacağız. Bu açıdan bakıldığında, yaş bakımından ortaya konulan tereddütler, alışılmış düzeni koruma çabasından ve yerleşik geleneklerin devamıyla ilgili güvenden başka bir anlam taşımıyor."
-"Çocuğun pedagojisine uygun bir müfredat uygulamaya başladık"-
İlkokul birinci sınıfta verilmesi planlanan eğitime de değinen Bakan Dinçer,
"Çocuklarımıza birinci sınıfta daha çok oyun oynatacağız. Çocuklarımıza daha çok oynarken öğretmeye çalışacağız. İkinci aydan sonra okuma yazma öğretelim diye uğraşan bir müfredat yapmak istemiyoruz. Velilerimize şunu söylemeliyim, bu yıl aldığımız çocuklar Kasım, Aralık aylarına gelindiğinde hala okuma yazma öğrenmiyorlarsa telaşa kapılmayın. Çünkü bu, çocuklarınızla alakalı değil, biz çocuğun pedagojisine uygun bir müfredat uygulamaya başladık da onun için" dedi.
İlk dört senede çocukların okullarını sevmesini sağlayacak bir program hazırlamak zorunda olduklarını vurgulayan Bakan Dinçer, "Çocuklarımız okullarına severek gitmeli. Uyanamayıp da gitmediğinde kalkıp 'Beni niye uyandırmadınız-' diye sitem etmeli. Şimdi biz çocuklarımızı uyandırıp okula göndermekte zorlanıyoruz" dedi.
-Kur sistemi-
Eğitim sisteminde çok köklü ve radikal değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu belirten Bakan Dinçer, ikinci dört yıllık eğitimde, çocuklara temel derslerin verileceğini, bunun yanı sıra seçmeli derslerin de olacağını söyledi.
Öğrencilerin kendi ilgilerine göre dersleri alabileceklerini anlatan Bakan Dinçer, seçmeli derslerin arasında Kur'an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi derslerinin de olacağını bildirdi.
"Bu karar toplumun Cumhuriyet kurulduğundan beri var olan beklentisine ve ihtiyacına cevap verdi" diyen Dinçer, şunları kaydetti:
"Genel yapı olarak düşüncemiz, Kur'an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi öğretiminde kur sistemini esas alacağız. Yani 5. sınıftan 12. sınıfa kadar bir çocuk her yıl Kur'an-ı Kerim dersi seçmek istiyorsa, seçebilecek ve her yılda geldiği seviyeye göre Kur'an dersi alacak. Bir çocuk da bir yıl ya da iki yıllık seçimli ders alacaksa onun için de bir seviye tespit sınavı yapacağız. Onun için de seviyesine uygun, kaldığı yerden kur sistemi ile dersini alabilecek. Seçimlik dersler sadece Kur'an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi ile kalmayacak. Gerek küresel ihtiyaçlara gerekse ulusal ihtiyaçlara cevap verebilecek daha farklı seçimlik dersler de koyacağız. Bunlarla çocuklarımız kendi ilgilerine göre dersler seçebilecekler."
-Dinçer, öğrencilerin sorularını cevapladı-
Bakan Dinçer, öğrencilerin sorularını da yanıtladı. Okul Sütü Projesi'ne ilişkin bir soru üzerine Dinçer, "İlk gün bütün okullarımıza aynı saatte 6 milyon 981 bin öğrencimize ulaştık. Önce görülmesi gereken şey bu" dedi.
Bazı illerde çocukların süte hassasiyet gösterdiğini hatırlatan Dinçer, hiçbir çocuğun zehirlenme müşahedesiyle hastanede tutulmadığına dikkat çekti.
Dinçer, "Süt dağıtımda ısrar edeceğiz, stratejik olarak doğru görüyoruz, uygulamada da ortaya çıkan problemleri yeri ve zamanı geldikçe çözeceğiz ve daha etkin hale getireceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
Öğretmenlerin ister devlet üniversitesi ister vakıf üniversitesi, ister kendi alanlarında ister başka alanlarda yüksek lisans ve doktora yapmalarını
"şiddetle tavsiye" eden Dinçer, "Maalesef bizim öğretmenlerimiz doğuda, güneydoğuda ya da Anadolu'nun bir başka köşesinde öğretmen olduktan sonra, bizimle sözleşme yapıyorlar aslında. Daha bir yıl geçmeden de verdiği sözü unutuyor. 'Başka bir yol bulamazsam yüksek lisans gibi bir yolu seçerim' diyorlar. O yüzden o konularda rasyonel bir zemin üzerinde öğretmenlerimizin hepsinin eğitimi teşvik ediyoruz, edeceğiz" dedi.
Türkiye'deki sınavların öğrencileri seçmek ve sıralamak için yapıldığını ve bu anlayışın yanlış olduğunu belirten Dinçer, şunları kaydetti:
"Son günlerde karşı karşıya kaldığımız ve dershane ile Türk eğitim sistemi arasındaki çatışma ifade ediliyor. Bugünlerde öğrencilerimizin önemli bir kısmı dershaneye gidiyor ve üniversiteye hazırlanıyoruz diye okullarına devam etmiyorlar. 45 günlük devamsızlıkla ilgili birtakım düzenlemeleri iptal ettim. Çoğu kez insanlar rapor almaya teşebbüs ediyorlar. Bu raporların hepsini incelemeye tabi tutacağımı da söyledim herkese" diye konuştu.
Dinçer, şöyle devam etti:
'İzin almış ve ruhsatlandırılmış bütün dershaneler, ruhsatları gereği eğitimin yapıldığı zaman diliminde, lise öğrencilerini, eğitim çağında olan öğrencileri üniversiteye hazırlık kurslarına alamazlar. Ruhsatlandırılma sözleşmelerine aykırı davranmış olurlar. Yapacakları programlar, eğitim zaman diliminin dışında olması lazım. Çünkü dördüncü sınıf öğrencilerinin lisede programı varken aynı zamanda dershanede de eğitim programının olması kabul edilemez. Bu zaten mantığa da aykırı. Dershaneler şayet okul zamanı ders programı düzenlemişlerse hukuka aykırı bir işlem yapıyorlar ve kayıt dışı bir işlem yapıyorlar buna izin vermeyiniz. Çocuklarınızın okula gitmelerini sağlayınız."
- ANKARA