Uygulamayı yükle! YÜKLE

Dış Politika Ödülü Dr. Arend Oetker'in

Son Güncelleme:

Oetker, İslam Dünyasına İlgisi Arttıkça Hristiyan Olarak Konumunu Daha İyi Anlamaya Başladığını Söyledi.

Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz: Küresel ortamda Avrupa'nın son bir hamle daha yapması gerekiyor bu hamle Türkiye ile ilgili"


"AB küresel ölçekli projeye dönüşecekse, mutlaka ve mutlaka Türkiye ile birlikte bunu yapmak durumunda"


TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner: "21. yüzyılın dinamikleri dikkate alındığında tek kültürlü bir AB'nin hiçbir şekilde parlak, olumlu bir geleceği olamaz"


TÜSİAD'ın 2010 yılı "Dış Politika Ödülü", Almanya Dış İlişkiler Konseyi (DGAP) ve Arend Oetker Holding Yönetim Kurulu Başkanı, Alman Sanayi Federasyonu (BDI) Başkan Yardımcısı Dr. Arend Oetker'e düzenlenen törenle verildi. Oetker, ödülünü Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz'dan aldı.


"AB'NİN KİMLİĞİ HUKUK DEVLETİNE, DEMOKRASİYE VE İNSAN HAKLARINA DAYANMAK DURUMUNDADIR"


Yılmaz, Avrupa'nın kimliğinin hiç bir zaman belli bir dine, ideolojiye, coğrafyaya indirgenebilecek bir kimlik olmadığını belirtti. Yılmaz, "AB'nin kimliğinin esas itibariyle temel insanlık değerine, hukuk devletine, demokrasiye ve insan haklarına dayanmak durumundadır. Avrupa 21. yüzyılda dar bir kimlik tanımı mı yapacak, geniş bir kimlik tanımı mı yapacak, küresel ölçekte bütün çevreleri kucaklayıcı bir model mi oluşturacak, yoksa coğrafi ve kültürel anlamda kendi içine kapanan, mirasını korumaya çalışan, ama giderek zaman içinde gücünü kaybeden bir bloka mı dönüşecek? Bana göre temel tercih burada" diye konuştu.


"BUGÜNE KADAR TÜRKİYE BANA GÖRE AB SÜRECİNDEN ÇOK ÇOK KARLI ÇIKMIŞTIR"


AB sürecinin Türkiye'nin modernleşmesine, rekabet gücünün artmasına, temel hakların daha da güçlenmesine destek verdiğini belirten Yılmaz, "Bugüne kadar Türkiye bana göre AB sürecinden çok çok karlı çıkmıştır. Bu sürecin devam etmesi Türkiye için son derece önemli. Avrupada genel olarak Türkiye'den bağımsız ekonomik korumacılık gibi kaygıların arttığını görüyoruz. Özel olarak Türkiye'ye ilişkin de bir takım önyargıların, endişelerin olduğunu görüyoruz. Bunlar zaman zaman Türkiye'deki Avrupa karşıtlarıyla da paralellik oluşturabiliyorlar" ifadelerini kullandı.


"AVRUPADAN UZAKLAŞMAK GİBİ ROMANTİK DÜŞÜNCEMİZ OLAMAZ"


Cevdet Yılmaz, asıl meselenin Türkiye içinde olduğunu bilmek gerektiğini ifade ederek, "Avrupalı dostlarımız ne derlerse desinler asıl mücadele Türkiye içinde asıl müzakerede Türkiye içinde. Türkiye değişecekse, dönüşecekse bunu kendi içinde konuşarak, tartışarak yapacak. Ben Türkiye'nin önümüzdeki dönemde iç müzakeresinin devam edeceğine inanıyorum. Siyasi konjonktürün zaman içinde bizim lehimize gelişeceğine inanıyorum. Hepimize düşen AB müktesebatında ülkemizin, halkımızın yararına gördüğümüz unsurları vakit geçirmeden hayata geçirmek. Bizim bu anlamda Avrupa'dan uzaklaşmak gibi hiç böyle romantik düşüncemiz olamaz." dedi.


"TEK KÜLTÜRLÜ BİR AB'NİN HİÇBİR ŞEKİLDE PARLAK, OLUMLU BİR GELECEĞİ OLAMAZ"


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, tek kültürlü bir AB'nin hiçbir şekilde parlak, olumlu bir geleceği olamayacağını belirtti. Boyner, "AB'de yabancı düşmanlığı konusunda, Türkiye'nin Avrupalı olmadığına dair görüşlerde artış olduğunu görüyoruz. Aşırı sağcıların görüşüne karşı durmamız gerektiğini düşünüyoruz" dedi.


"KÜLTÜRLER ARASI KAMPLAŞMA POLİTİKALARINA KARŞI BİRLİKTE DURACAĞIMIZDAN HİÇ ŞÜPHEMİZ YOK"


İslamofobi'ye de değinen TÜSİAD Başkanı Boyner, "İslamofobi, yani Müslümanlık korkusuna da değinmek istiyorum. Bu konudaki tartışmalar sonucunda yapıcı bir şeyler ortaya çıkmalıdır. Çok kültürlülük ve entegrasyon açısından bu konuda vizyoner politikalara ve düşünürlere ihtiyacımız var. Eğer bu olmazsa, yaşanan tartışmalar Almanya'nın daha önceki başarılarına gölge düşürülebilir. 21. yüzyılın dinamikleri dikkate alındığında tek kültürlü bir AB'nin hiçbir şekilde parlak, olumlu bir geleceği olamaz. AB'de yabancı düşmanlığı konusunda ve Türkiye'nin Avrupalı olmadığına dair görüşlerde artış olduğunu görüyoruz. Aşırı sağcıların görüşüne karşı durmamız gerektiğini düşünüyoruz. Kültürler arası kamplaşma politikalarına karşı birlikte duracağımızdan hiç şüphemiz yok" dedi.


"İSLAM'I ANLAMAM BENİ DEĞİŞTİRMİYOR"


Arend Oetker de konuşmasında, çıkarlar ve ahlaki değerlere sıkı sıkıya bağlı bir insan olduğunun belirterek, ahlaki açıdan başka görüşlere tahammülsüzlüğün olamayacağını, tahammül etmek için ortaklığın iyi bir yol olduğunu söyledi.

Kendisinin İslam dünyasına ilgisi arttıkça Hristiyan olarak konumunu daha iyi anlamaya başladığını dile getiren Oetker, "İslam'ı anlamam beni değiştirmiyor. Birbirimizin konumunu kabul ediyor muyuz? Evet kabul ediyoruz. Yoksa işbirliği yapamayız" dedi.


"BEN SANA SAYGI DUYUYORUM, SEN DE BANA SAYGI DUYMALISIN"


Oetker, "Minarenin çan kulesinden daha uzun olmasına izin verilebilecek mi? Devlet başkanının eşi başörtüsü takabilir mi takamaz mı? Önemli resepsiyona başörtülü gelebilir mi gelemez mi? Bu durumlarla medeni bir şekilde, kontrollü bir tartışma çerçevesinde başa çıkmalıyız. Ben sana saygı duyuyorum, sen de bana saygı duymalısın. Semboller üzerinden giden tartışmalar duyduk. Bütün tarafların diğerinin sembollerine saygı duyması lazım. Ancak bu şekilde insan haklarına saygı olabilir. Ancak o zaman mutlu bir yaşantımız olabilir. Farklılıkları inkar etmemeliyiz" diye konuştu.

Kaynak: DHA