Diyarbakır'da 205 STÖ: Barış Dilinin Terk Edilmesi Onlarca İnsanın Ölümüne Neden Oldu
Diyarbakır ve ilçelerinde faaliyet gösteren 205 sivil toplum örgütü, son günlerde tırmanan terör olaylarına ilişkin, barış dilinin terk edilmesiyle başlayan savaş sürecinin onlarca insanın yaşamını yitirdiği belirtildi.
Diyarbakır ve ilçelerinde faaliyet gösteren 205 sivil toplum örgütü, son günlerde tırmanan terör olaylarına ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, barış dilinin terk edilmesiyle başlayan savaş sürecinin onlarca insanın yaşamını yitirdiği belirtildi.
STÖ'ler adına açıklamayı okuyan '1978'liler Grubu' Diyarbakır Başkanı Gani Alkan, " Türkiye'yi karanlığa sürükleyen operasyonlardan gözaltılardan, tutuklamalardan, baskıcı ve yasakçı yasalardan vazgeçmeli. Tutuklu bulunan siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcileri serbest bırakılmalı, özgürlükçü ve demokratik yasalar hazırlanıp zaman geçirilmeden yürürlüğe girmelidir" dedi.
Merkez Yenişehir İlçesi Belediye Konukevi önünde 'Demokrasi Platformu' adı altında toplanan ve aralarında Diyarbakır barosu, Ticaret ve Sanayi Odası, Diyarbakır Ticaret Borsası, Güneydoğu Sanayici ve İş Adamları Derneği, İnsan Hakları Derneği, Eğitim-Sen, Tabibler Odası gibi oda ve derneklerin bulunduğu 205 STÖ temsilcisinin imzaladığı açıklamayı 1978'liler Grubu Diyarbakır Başkanı Gani Alkan okudu.
Türkiye'nin geçmiş politikalarında ısrarıcı davrandığını ve yaşanan acıların ve ölümlerin kendilerini derinden yaraladığını kaydeden Gani Alkan, Kürt sorunu başta olmak üzere bütün sorunların çözüme kavuşturulmasının mümkün olduğunu söyledi. Alkan, şöyle dedi:
"Yasakçı, baskıcı, askeri ve siyasi operasyonlar AKP hükümetinin temel politikası haline gelmiştir. Son günlerde Şırnak ve Hakkari başta olmak üzere bölgemizde, İstanbul, İzmir ve diğer kentlerde yapılan gözaltı ve tutuklamalar 12 Eylül dönemini bile geride bırakan siyasal uygulamalara dönüşmüş bulunmaktadır."
"BAŞBAKAN, TEHDİT VE ŞANTAJ DİLİNİ KULLANIYOR"
Başbakan ve hükümetin tehdit ve şantaj dilini kullandığını iddia eden Gani Alkan şunları söyledi:
"Demokratik, meşru, hukuki temelde çalışma yürüten özellikle BDP'li Şırnak belediye başkanları, BDP'li yönetici ve üyelerine, kent meclisi üyelerine, KESK yönetici ve üyelerine, STK üyelerine yönelik gözaltı ve tutuklama furyası artarak devam etmiştir.
Seçilmişlerden, siyasetçilerden, sivil toplum örgütü temsilcilerinden, aydın, yazar, şahsiyetlerden oluşan toplumun meşru zemindeki örgütlenmesi olan DTK 'da hedef haline getirilmiştir. Toplum dinamiklerinin sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel sorunlarını ele alan, çözüm projelerini ortaklaştıkları bu platformda illegalize edilmek istenmektedir."
Sivil demokratik alana yönelik yapılan yoğun baskıların ülkeyi demokratik ve özgürlükçü değerlerle buluşturamayacağını, karanlığa ve kaotik bir döneme süreceğini söyleyen Alkan, şöyle devam etti:
" İmralı'da geliştirilen tecrit ve izolasyon politikaları gerginlik ve çatışmaları derinleştireceği endişesi taşımaktayız. Geçmişte denenmiş operasyonel politikalar Kürt sorununa çözüm getirmediği gibi sorunu daha da derinleştirmiş acıların ve ölümlerin çoğalmasından başkada bir şeye yaramamıştır.
Türkiye'yi karanlığa sürükleyen operasyonlardan, göz altılardan, tutuklamalardan, baskıcı ve yasakçı yasalardan bir an önce vazgeçilmelidir. Tutuklu bulunan siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcileri serbest bırakılmalı, özgürlükçü ve demokratik yasalar hazırlanıp, zaman geçirilmeden yürürlüğe girmelidir."
Kürt sorununu şiddet politikaları ile çözmekte ısrar etmenin ölüm ve gözyaşı getirdiğini dile getiren Gani Alkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Barış dilinin terk edilmesinden sonra başlayan savaş süreci yine onlarca insanımızın yaşamını yitirmesine neden olmuştur. Kürt sorununun barışçıl çözümüne büyük katkı sunacak özgürlükçü, çoğulcu, eşitlikçi, demokratik bir anayasa hazırlanması için tüm toplumsal kesimlerin sürece katılımı sağlanmalıdır.
Demokratik siyasetin önü açılmalı, halkların ve toplumun temel talepleri ertelenmeden, zamana yayılmadan, oyalamadan karşılanmalıdır. Hükümetin geliştirdiği bu politikalar neticesinde son dönemde yaşanan kayıplar bizleri derinden üzmekte ve kaygılarımızı arttırmaktadır. Bu sürecin acil olarak durdurulması ve diyalog zemininin tekrardan başlatılması gerekmektedir." - Diyarbakır