Halep'in Kültürel Mirasını Kurtaran Restoratör
Nimet Bedevi, iç savaşta yıkılan Halep'in kültürel mirasını restore ederek geleceğe taşıyor.
Suriye'de iç savaş sırasında en ağır yıkıma sahne olan kentlerden Halep'te, bombaların ve çatışmaların gölgesinde yok olmaya yüz tutan kültürel miras, Halepli restoratör Nimet Bedevi'nin çalışmalarıyla yeniden hayat buluyor.
İç savaşın başladığı 2011 öncesinde Halep'te kurdukları merkezde yüzlerce öğrenciye sanat eğitimi veren, İtalya'da ise Bizans, Yunan sanatı ve ikonografi üzerine uzmanlaşan Bedevi, tüm zorluklara rağmen doğup büyüdüğü şehri terk etmeyerek kendisini tarihi eserleri kurtarmaya adadı.
Bedevi, özel koleksiyonlardan katedral kubbelerine, asırlık tablolardan kilise ikonalarına kadar yüzlerce eseri aslına uygun şekilde restore ederek gelecek nesillere aktarıyor.
150 yıllık manastırı restore etti
Bedevi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğundan bu yana sanatla iç içe olduğunu, iç savaşla birlikte sanat icra etmenin ötesinde tarihi eserleri kurtarmayı insani ve kültürel bir görev olarak gördüğünü söyledi.
Bedevi, savaş dönemindeki ilk acil müdahale deneyimini Halep'teki İtalyan Hastanesi bünyesinde bulunan 150 yıllık bir manastırda gerçekleştirdiğini belirtti.
İç savaşın ilk döneminde roket isabet etmesi sonucu duvarı ve tavanı çöken tarihi manastırın tavanını kurtarma görevini üstlendiğini ifade eden Bedevi, "Tavan barok tarzındaydı ve çok tanınmayan Halepli bir ressam tarafından yapılmıştı. Ağabeyim Beşir ile o alanı kurtarmayı, restore etmeyi ve büyük bir kısmını yeniden resmetmeyi başardık." dedi.
Savaş sürecinde Halep'in gizli kalmış ya da depolarda kötü şartlar altında unutulmuş birçok kültürel hazinesini keşfettiklerini anlatan Bedevi, kilise, manastır ve özel koleksiyon sahiplerinden gelen yoğun talepler üzerine laboratuvara dönüştürdükleri alanlarda restorasyon çalışmalarına hız verdiklerini ifade etti.
"Paris'teki Notre Dame Katedrali yangınının ardından sanatsal bir dokunuş yapma fırsatım oldu"
Halep'in tarihi hazinelerini kurtarmak için yürüttüğü bu çalışmaların uluslararası sanat camiasının da dikkatini çektiğini aktaran Bedevi, şunları söyledi:
"Louvre Müzesi tarafından düzenlenen ve dünyanın farklı ülkelerinden restoratörlerin katıldığı bir konferansa davet edildik. Halep'teki tarihi eserlerin restorasyonunda üstlendiğimiz önemli rol sebebiyle, orada yaptığımız çalışmaları dokümanlar, fotoğraflar ve videolar eşliğinde uluslararası kamuoyuna sunduk. Bunun bir neticesi olarak, Paris'teki Notre Dame Katedrali yangınının ardından sanatsal bir dokunuş yapma fırsatım oldu. Antakya bölgesi ve Suriye'yi temsil eden Antakyalı Aziz Ignatios'un bir ikonasını resmetmekle görevlendirildim."
Halep'in dramını yansıtan çalışması
Henüz tamamlanmamış ve kentin dramını yansıtan bir çalışmasını da gösteren Bedevi, eserlerinde kullandığı malzemelerin hikayesini ise şu sözlerle anlattı:
"Bu çalışmada, üst üste yığılmış, bitişik nizam ve parçalanmış evlerin olduğu bu şehre karşı duyulan bir hüzün var. Eserde kullandığım tahta parçalarından biri, yıkılmış bir evin enkazındaki dolap kalıntısından; diğeri ise roket isabet eden ağabeyimin evinden. Eski Halep sokaklarından, yıkıma uğramış bölgelerden geçerek vidalar, menteşeler, roket ve bomba şarapnelleri topluyorum. Bu aşınmış metaller, bu şehirdeki insanın da tıpkı o demirler gibi yıpranmasını, adeta şarapnele dönüşmesini temsil ediyor."
Zorlu restorasyon süreçleri aylar sürüyor
Bedevi, keten üzerine yapılan 300 yıllık tabloların restorasyonunun bazen 6-7 ayı aştığını ve adeta iğneyle kuyu kazmaya benzeyen bu sürecin büyük bir titizlikle yürütüldüğünü vurguladı.
Bedevi, bugüne kadar Maroni Katedrali'ndeki 1816 yılına ait Belçikalı bir sanatçının eserini, Süryani Katolik Kilisesi'nin 700 metrekarelik Orta Doğu'nun en büyük kubbe resmini ve Ermeni sanatçılara ait yüzyıllar öncesine ait birçok eseri kurtarmayı başardıklarını dile getirdi.
"Bu yorgun şehre artık istikrar gelmeli"
Halep'teki kültürel miras için çalışmalarını sürdüreceklerini dile getiren Bedevi, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bugün en büyük amacım, her şeyden önce bu yorgun şehre bir istikrarın gelmesidir. Siyasi görüşü ne olursa olsun, bu 15 yıllık savaş artık insanları tüketti, herkes yoruldu. Ekonomik durumun istikrara kavuşmasını, dünyadaki insanların yeniden işe ve eğitime yönelmesini, zihinlerin açılmasını temenni ediyorum. Bu ülkenin artık buna ihtiyacı var."