Hat ve Tefekkürle Yoğrulan, "Kılı Kırk Yaran" Altınlama...

Son Güncelleme:

Yazma kitaplarda, sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi, yaldızlama anlamına gelen; Osmanlı'da "kitap süsleme sanatı" olarak gelişen tezhip, "adanmış" bir sanatçı ruhu gerektiriyor.

Yazma kitaplarda, sayfaların yaldız ve boya ile bezenmesi, yaldızlama anlamına gelen; Osmanlı'da "kitap süsleme sanatı" olarak gelişen tezhip, "adanmış" bir sanatçı ruhu gerektiriyor.


Kadın tezhip sanatçısı (müzehhibe) Arife Aktuğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Arapça "Zeheb" (altın) kökünden türetilen tezhip kelimesinin, mana olarak "altınlama" anlamına geldiğini söyledi.


Osmanlı'da kitap süsleme sanatı olarak gelişen tezhip sanatının ilk örneklerinin 9. yüzyılda görüldüğünü hatırlatan Aktuğ, "İlk örnekler 9. yüzyılda görülse de Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Devleti'nin kuruluş devrinde motifler ve renkler açısından büyük gelişme yaşadı" dedi.


Aktuğ, içeriğinde varak altın (çok ince altın levha) ve pahalı malzemeler kullanılması ve yapımının uzun sürmesinden dolayı tezhibin, "aristokrat sanatı" olarak nitelendirildiğini ifade ederek, "Padişahlar altın keselerini vermişler, sanatçının ne ihtiyacı varsa karşılamışlar. Padişahların desteği olmasa, bu sanatlar bugüne gelemezdi zaten. Biz sanatçılar için en büyük sıkıntı da bizi destekleyecek kişiler" diye konuştu.


-Altından bir sanat-


Kitap ve yazıların süslenmesinde kullanılan tezhibi, hat sanatının makyajı olarak nitelendiren Aktuğ, tezhibin yapım aşamasına ilişkin şu bilgileri verdi:


"Hat sanatçıları tarafından yazılan ayet, güzel söz, müzehhib (erkek tezhip sanatçısı) ya da müzehhibeye (kadın tezhip sanatçısı) verilir. Orada bir tefekküre (derin düşünce) dalarsın, 'Ben bunu nasıl süsleyeyim- Bundaki bilgiyi, mesajı, ayetin çarpıcılığını nasıl verebilirim' diye bir tefekkür sürecine, bir yoğunlaşma sürecine girmek gerekir. Sanatçının, kendisini yapacağı esere adaması gerekir. Sonrasında sanatçının söz algısı ve ruh haliyle çizilen desen, hattın yapıştırıldığı murakkaya geçirilir. 'Murakka' denilen kalın mukavva, en az dört kağıdın aralarına buğday nişastasından yapılan özel bir muhallebinin sürülmesiyle 6 ay bekletilerek elde edilir."


Aktuğ, öncesinde ezilip boya haline getirilen varak altının, desenin üzerine işlenerek 'mühreleme' işlemine geçildiğini belirterek, şöyle devam etti:


"Kağıt üzerinde mat bir görünüm sergileyen altının, akik taşından yapılmış olan ve mühre ismi verilen aletle mührelenerek parlaması sağlanır. Altının bir nakış gibi çok ince fırçalarla desene işlenmesinin ardından 'tahrir' denilen işlemde mürekkep ile altının etrafı çizilerek tahrir işlemi yapılır. Çok ince fırçalarla yapılan tezhibin, en çok sabır isteyen bu süreci, altının daha belirgin olmasını sağlar."


Tahririn ardından son işlem olan zemin boyama kısmında çizilen çiçek motiflerinin içinin renklendirildiğini belirten Aktuğ, eserin büyüklüğüne göre süresi değişen bu sürecin 4 ila 8 ay arasında bir çalışmayı gerektirdiğini kaydetti.


-Kılı kırk yaran bir çaba-


Süslediği yazının manasını yansıtan tezhibin, insanın hayatındaki tekamülü


(olgunlaşma, gelişme) simgelediğini, sanatçıların da ruh halini düzenlediğini dile getiren Aktuğ, "Tezhip çok teferruatlı bir sanat. Tasavvufta şöyle bir bilgi vardır; alacaksın bir kılı, kırka böleceksin, kırkta birini alıp, yine kırka böleceksin. İşte tasavvuf bu kadar rafine insan yetiştirir" diye konuştu.


Kur'an-ı Kerim'de Bakara Suresi'nin, "Allah güzeldir, güzellik sergileyenleri sever" ayetine işaret eden Aktuğ, "Zaten sanatçı Hakk'tır, biz onun fırçası ve kalemiyiz. 'Bu eserleri ben yaptım' diyemeyiz" dedi.


Aktuğ, bu sanatta 12 yılı tamamladığını, ancak bir eseri bitirdiğinde hala


"Daha güzelini yapabilirdim, beğenmedim' dediğini ifade ederek, "Bu sanat, dipsiz, uçsuz bucaksız bir kuyu, her gün bir başka şeyi keşfedeceksiniz" görüşünü dile getirdi.


- BURSA

Kaynak: AA