Havyar Mafyası İhracatı Türkiye'den Deliyor
Borsa Krizi Nedeniyle Değer Kaybeden Para Birimine Karşı Döviz Bulma İhtiyacı Doğan Rusya Bunun İçin Havyarı Kullandı.
Borsa krizi nedeniyle değer kaybeden para birimine karşı döviz bulma ihtiyacı doğan Rusya bunun için havyarı kullandı. Mafya, yok olma tehlikesi olan türlerin ticaret kurallarını belirleyen CITES’in koyduğu havyar ihracat sınırını aşmanın yolunu Türkiye’de buldu. Micha Glenny, McMafia adlı kitabında Rusya’dan Samsun’a kalkan havyar gemilerini yazdı.
1998 yılında hızla değer kaybeden para birimine karşı önlem almak için dolar bulma ihtiyacı doğan Rusya, bunun için elindeki hiçbir para biriminde asla değer kaybetmeyen siyah altın havyarı kullandı. Rus Mafyası, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan türlerin ticaret kurallarını belirleyen CITES’in koyduğu ülke dışına çıkartılabilen havyar sınırını aşmanın yolunu Türkiye’de buldu. Micha Glenny, Rusya’dan Samsun’a kalkan havyar dolu gemileri yazdı.
Samsun’a kalkan feribot
Rusya’dan gerçekleşen havyar ihracatının yüzde 33’ü Amerika’ya, yüzde 38’i Batı Avrupa’ya geri kalanı da orta doğuya gerçekleşiyor. CITES’e göre Azerbeycan, Kazakistan, Türkmenistan ve Rusya’ya giden turistler ülkeden çıkarken legal olarak yanlarında sadece 250 gram havyar çıkarabiliyor. Bu sınır gümrük ile ilgili herhangi bir risk almak istemeyen Rus Mafyası’nın her geçen gün yeni yeni yöntemler geliştirmesini sağlıyor.
Taksim’deki restoranlar
McMafia’nın yazarı Misha Glenny, Türkiye’nin de içinde yer aldığı bir yöntemi şöyle özetliyor: "Hergün yüzlerce kişiyi Samsun’a giden feribotlar ile Türkiye’ye gönderen mafya, feribota bindirdiği kişilere legal sınır olarak 250 gramlık havyarı da taşıtıyor. Türkiye’ye küçük paketler halinde giren bu havyar, herhangi bir ihracat sınırı olmadığı için Samsun’da birleştiriliyor. Ardından da bir kısmı Türkiye üzerinden Arap zenginlere gönderilirken bir kısmı da Taksim Meydanı’ndaki restoranlarda servis ediliyor. Mafya da sadece 10 dolarlık bilet parası karşılığında fazla risk almadan büyük kárların üzerine oturmayı başarıyor."
İnanılmaz kár marjı
1970’lere kadar sınırlı havyar üreten İran ve Sovyetler Birliği, 1977 yılında dövize ihtiyacı olduğu gerekçesiyle üretimi bir anda artırdı. Bir ara ihracat o kadar çok abartıldı ki havyar taşıyacak demiryolu aracı bulmakta bile zorlanılmaya başlandı. Fakir görünümlü balıkçılar devlete sattıkları her 1 kilo havyardan 3 dolar kazanıyordu. Dişi balık yumurtaları New York ve Paris sofralarında yer bulduğunda ise bir kilonun değeri bir anda 7 bin dolara kadar fırlıyordu. Çok büyük kár getiren marj, kurallara uymak konusunda en hassas balıkçıyı bile yoldan çıkartabiliyordu.
Gorbaçov frenledi, illegal ihracat 40 bin tona yükseldi
BÜYÜK kárın çekiciliği Rusya’da 1989 yılında Mihail Gorbaçov döneminde avlanmalarına sınır getirilen çok sayıda balıkçının havyar bulmaya çalışırken nehirde hayatını kaybetmesine neden oldu. Petrol alanları gelişmemiş olan Azerbaycan için de havyar hayati önem taşımaya başladı. Dağıstan Cumhuriyeti ve Rus gümrüklerinde sınır koruyan görevlilerin havyar mafyasına karşı yenik düşmesi sonucunda kuralsızlık başgösterdi. Moskovanın yeni zenginleri kárlı kazancı sevince her yıl 20 bin ton ile 40 bin ton arasında değişen havyar batıya illegal yollardan gönderilmeye başlandı.
Gümrük müdürü aracı oldu yasal sınır hemen aşıldı
KAZAKİSTAN’da yetkililerin havyarın sadece hükümetin belirlediği belli lokasyonlarda satıldığı konusunda iddialı savunmalar yaptığını dile getiren Misha Glenny bu savunmayı çürütme hikayesini de şu şekilde anlatıyor: "Kazakistan’da 60 bin kişinin yaşadığı Atryau’da hükümetin havyar satışı için belirlediği dükkanların 100 metre ilerisinde şehrin pazarında herhangi bir turist, yine herhangi bir satıcıya havyar sorup yasal sınırı aşan alımlar yapabiliyor. Bu denemeyi bizzat ben de yaptım. azarın içinde oturan bir yaşlı kadına ’Havyar var mı’ diye sormam üzerine hemen "Hangisini istersin" diye soru ile karşılık aldım. Pazardan elimde 1 kilo havyarın bulunduğu bir salata tabağı ile çıktım."
X-Ray’de fark ettiler
Gümrükten geçerken göstermek üzere satıcı kadından fatura istemesi üzerine satıcının kendisine Nurlan adında bir adamın telefon numarasını verdiğini anlatan Glenny, şöyle devam ediyor: "Satıcı gümrük müdürü olduğunu söylediği Nurlan’ın benim her türlü sorunumu çözeceğinden söz etti. Sırf merak ettiğim için ülkeden ayrılırken o salata kabını da bavuluma koydum. X Ray cihazından geçmeden önce Nurlan’ı aramadım. Görevli XRayden geçirirken bavulumun içindeki kavanozu gördü ve içinde ne olduğunu sordu."
Nurlan sorunu çözdü
Bavulun içindekinin havyar olduğunu söyler söylemez arka bölmede bir odaya alındığını anlatan Glenny hikayesini şu şekilde sürdürüyor: "Vaktin geldiğini düşünerek Nurlan’ı aradım. Nurlan’ın telefona istediği güvenlik görevlisi 3 dakika konuştuktan sonra gülümseyerek telefonu bana geri uzattı. İyi yolculuklar dilemeyi de ihmal etmedi. Kazakistan’da balıkçıların devlete kilosu 3 dolara satılan havyarı 175 dolara almıştım. Ancak, birkaç mil sonra elimdekinin değeri bir anda binlerce dolara ulaşacaktı. Ancak benim kaçakçılığım diğerlerine göre devede kulak kalıyor."