Hüseyin Baş'tan Ekonomi Değerlendirmesi
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Türkiye ekonomisinin derin bir kriz içinde olduğunu belirtti.
(BURSA) - BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Bursa'da gerçekleştirdiği RUMELİSİAD ziyaretinde Türkiye ekonomisinin uzun süredir kriz içinde olduğunu belirterek, "Ekonomi dengesini kaybetmiş durumdadır. Sanayi güçlenmeden ve yatırım yapılmadan bir ülkenin kalkınması mümkün değildir" dedi.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Baş, parti kurmaylarıyla birlikte Bursa'da Rumelili Yönetici Sanayici ve İş Adamları Derneği'ni (RUMELİSİAD) ziyaret etti.
Dernek Başkanı Murat Evke tarafından karşılanan Hüseyin Baş, önce RUMELİSİAD'ın Rumeli Parkı'nı gezerek, Balkanlar'daki Türk-İslam ve Osmanlı eserlerinin minyatürlerini inceledi.
"TÜRKİYE ASLINDA BİR BALKAN ÜLKESİDİR"
Hüseyin Baş, park ziyaretine ilişkin, "Türkiye aslında bir Balkan ülkesidir. Biz ne tam anlamıyla bir Avrupa ülkesiyiz ne de bir Ortadoğu ülkesi. Müziğiyle, kültürüyle, mimarisiyle, sanatıyla ve insan yaşayış biçimiyle yoğun bir Balkan esintisi taşımaktayız" derken RUMELİSİAD Başkanı Evke, "Toplamda 60 bin çalışanı istihdam eden ve yıllık ticaret hacmi 2,5 milyar doları bulan, 330 üyeden oluşan bir derneğiz. Bünyemizde sanayiciler, inşaatçılar, tekstilciler, mobilyacılar ve daha birçok sektörden temsilciler bulunmaktadır. Toplam 36 farklı sektörde hizmet veren üyelerimiz vardır. Balkanlara yönelik hissiyatımız yalnızca ekonomik değildir; kültürel boyutu da vardır. Ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi hususunda Balkanlarla ciddi temas halindeyiz" dedi.
Baş, Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmede ise şu ifadeleri kullandı:
"DEVLET DEDİĞİNİZ MİLLETTİR"
"Devleti toplum olarak tanımlarım. Türkiye'de bu anlayış son yıllarda biraz farklılaşmıştır. Devlet ve millet ayrı kavramlarmış, devlet milletin sahibiymiş gibi bir yönetim ve işleyiş anlayışı ortaya çıkmıştır. Ben buna bütünüyle karşıyım. Çünkü devlet dediğiniz millettir ve devletin sahibi de millettir. Şeyh Edebali'nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturu da bunun bir başka ispatıdır. Velhasıl, biz de bu köprüyü görmek adına bir siyasi yolculuk yapıyoruz."
"EKONOMİ DENGESİNİ KAYBETMİŞ DURUMDADIR"
Piyasada mali açıdan ciddi bir zorluk ve problem bulunmaktadır. Üstelik bu sorun çözülememektedir. Normal şartlarda kriz dediğimiz süreç bir yıl, belki iki yıl sürer; en fazla üç yıl sürsün diyelim ancak Türkiye belki de on yıldır derin bir krizin içerisindedir. Son bir ya da bir buçuk yıldır dövizin ciddi şekilde baskılanmış olması da ihracat açısından rekabeti zorlaştıran bir unsur haline gelmiştir. Dövizi serbest bıraksanız bu kez ithalata dayalı iç piyasa ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacaktır. Ekonomi dengesini kaybetmiş durumdadır. Hiç kimse aldığı maaştan memnun değildir. Hatta bırakın maaşı; ailenizle bir yemeğe gitseniz gelen hesap sizi şaşırtıyor. Hesabı ödeyen 'Bu kadar para mı ödenir' diyor. İşletmeci ise parayı alırken 'Bu parayla para kazanamıyoruz' diyor. Bu durum mobilya sektöründe de böyledir, diğer sektörlerde de.
"MİLLİ EKONOMİ MODELİ, MEVCUT EKONOMİK ANLAYIŞLARDAN FARKLI BİR PERSPEKTİF ORTAYA KOYMAKTADIR"
Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2004 yılında kaleme aldığı Milli Ekonomi Modeli, dünyadaki mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya koymaktadır. Bu model üzerine 11 farklı uluslararası kongre gerçekleştirilmiştir. Modelin temel farklılıklarından biri, dünyada hakim para birimi olan Amerikan doları yerine milli paralarla ticaret yapılmasını savunmasıdır. Bugünlerde dünyada sıkça duyduğunuz bu fikir ilk kez Milli Ekonomi Modeli'nde yer almıştır. Buna göre devletler ticaret yaparken Amerikan doları yerine kendi milli para birimlerini kullanmalıdır. Nitekim Venezuela'da Nicolás Maduro'ya yönelik girişimlerin temelinde, Çin ile Venezuela'nın kendi milli para birimleriyle ticaret yapmasıydı. Bugün bu durum, Amerika Birleşik Devletleri'ni ciddi şekilde rahatsız eden bir mesele haline gelmiştir.
"DEVLET PİYASAYA YATIRIMCI VE VATANDAŞ LEHİNE MÜDAHİL OLMALI"
Sanayi güçlenmeden ve yatırım yapılmadan bir ülkenin kalkınması mümkün değildir. Türkiye'de yabancı yatırımcı beklenmektedir. Buna itirazımız yok. Ancak yerli yatırımcı ülke dışına giderken yabancı yatırımcı çekmeye çalışmak doğru değildir. Mısır'la ticaret yapan bir arkadaşım, 'Uçağa biniyorum, herkes Türk tekstilci' diyor. Tekstilciler Mısır'a gidiyor. Yarın diğer sektörler de farklı ülkelere yönelebilir. İnsanlar Avrupa'ya, örneğin Bulgaristan'a gidiyor. Bu durum değiştirilebilir. Bunun için devletin mutlak surette ön ayak olması, teşvik etmesi ve yatırımcının önünü açması gerekir. Bu, bugün teşvik olmadığı anlamına gelmez. Teşvikler vardır; ancak demek ki yeterince tahrik edici değildir. Eğer yatırımcıyı veya iş insanını harekete geçiremiyorsanız, verdiğiniz teşvik yeterince etkili değildir. Dolayısıyla devletin piyasaya yatırımcı ve vatandaş lehine müdahil olduğu bir model savunulmaktadır. Biz de parti olarak bunu destekliyoruz."
Ziyaretin sonunda Baş'a Atatürk'ün, "Muhacirler, kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdır" sözünün yer aldığı plaket ve Balkanlardan göçü anlatan "Ölüm ve Sürgün" kitapları hediye edildi.
Baş ise RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke'ye Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modeli" kitabını hediye etti.