İBB davasında 2. gün! İmamoğlu sanık kürsüsünden adaylığını ilan etti
İBB'ye yönelik 402 sanıklı yolsuzluk davasının ikinci gününde de tansiyon yükseldi. 2 bin yıla kadar hapis cezası istenen Ekrem İmamoğlu, savunmalardan önce söz alarak kürsüde bir konuşma yaptı. İmamoğlu, "Bu iddianamenin adı iftiranamedir. Dün söz hakkı vermediniz. Ben bu ülkenin birinci partisinin cumhurbaşkanı adayıyım. Ben ilk seçimde iktidar olacak partinin cumhurbaşkanı adayıyım. Çoklu söz alma hakkımı sizin takdirinize sunuyorum" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen ve Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 402 sanıklı "yolsuzluk" davasının ikinci celsesi ilk duruşma gibi gerginlikle başladı. Zaman zaman tansiyonun yükseldiği duruşma salonunda sanık savunmalarına geçilmeden söz hakkı alan Ekrem İmamoğlu, kürsüye gelerek konuşma yaptı ve "Ben ilk seçimde iktidar olacak partinin cumhurbaşkanı adayıyım.Bana söz hakkı vermek size bir şey kaybettirmez" dedi.
"KARARINIZI VERMEDEN ÖNCE DİNLEMENİZ GEREKTİĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORUM"
106'sı tutuklu 402 sanıklı davada hakkında 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası istenen İmamoğlu konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Cumhuriyet tarihinin en önemli siyasi davalarından birisi. Elbette bir usule karar vereceksiniz ve kararı uygulayacaksınız. Bir listeden bahsettiniz. Dün bir bölümü yayınlandı, sonra o kargaşada ekrandan kaldırıldı ve ardından avukatlar bunu bir şekilde temin etti. Bu sizin kararınız ama kararınızı vermeden önce de dinlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Bunu yapmadınız, takdiriniz ama burada 'Sizi dinlemiyorum' ya da 'Size söz hakkı vermiyorum' demenizin yüce Türk yargısına uygun olmadığını düşünüyorum. Türk yargısı 'Adalet mülkün temelidir' ise, devletin temeliyse, sizin oradaki bakışınızla buradaki hiç kimse suçlu değil. Buradaki her arkadaşım adına bağımsız, ortada duran, adil davranan ve nihayetinde bir karar vermekle yükümlü olan bir görevi yapıyorsunuz. Kutsal bir görev. 16 milyon İstanbullunun belediye başkanı burada, şu an karşınızda, huzurunuzda. Bana 'Sizin önerinizi dinlemiyorum' demek baştan bu mahkemeye güven sorunu yaratır. Sonuçta sizin orada vereceğiniz karara kim karışabilir. Karar vereceksiniz, diyeceksiniz ki 'Ben böyle karar verdim, böyle bir listeyle yapacağım' Elbette herkes buna riayet gösterecek ya da bir şekilde buradaki düzen işleyecek ama 'İmamoğlu'nu dinlemiyorum, bu önerisini duymak istemiyorum' demeniz size sorun yaratır.
"İLK SEÇİMDE İKTİDAR OLACAK PARTİNİN CUMHURBAŞKANI ADAYIYIM"
Ne için burada olduğunu bilmeyen onlarca arkadaşımız var. Daha dün hastaneden çıkan insan var… Kimi neyle test ediyorsunuz? Bu olmaz. Adı iftiranamedir. Baskı altında bir sistemle karşı karşıyayız. Buraya geliş amacım kürsüyü işgal etmek değil. Biz nezaketli insanlarız. Ben bu ülkenin birinci partisinin cumhurbaşkanı adayıyım. Ben ilk seçimde iktidar olacak partinin cumhurbaşkanı adayıyım.
Cumhurbaşkanı adayı burada konuşmazsa, dünya bizi izliyor, bu olmaz. Siz bana 15-20 dakika söz hakkı vermekle hiçbir şey kaybetmezsiniz. Yoksa benim burada miting yapacak halim yok. Karar zaten ömür boyu sizinle gelecek. Geçmişte olduğu gibi. Lütfen yargılama sürecini bir düzene koyunuz. Bu davanın her sayfası İmamoğlu… Ben en başta da en sonda da konuşurum… Sizin bırakın Ekrem İmamoğlu'nu ilk veya en son dinlemeyi, arada bile dinlemeniz gerekir. Siz yine en son bildiğiniz kararı vereceksiniz.
"BAŞSAVCI GÖRÜNÜMLÜ SİYASETÇİ BUNA 'ASRIN YOLSUZLUĞU' DEDİ"
Başsavcı görünümlü siyasetçi buna kalktı 'asrın yolsuzluğu' dedi. Bizi dinlemezseniz olmaz, kurban olurum… 'Asrın yolsuzu' dedi bize… Böyle bir asrın arsızlığı olur mu? Mahkeme bir kişinin kendini en çok güvende hissettiği yerdir. Ben askerin, bayrağın kıymetini bilirim. Bizi neden karşı karşıya getiriyorsunuz? Askerimizin burada bu duruma düşürülmesini benim yüreğim kabul etmiyor. Bu sürecin bütüncül olarak Ekrem İmamoğlu adına hem başlangıçta hem sonrasında çoklu söz hakkı olduğunu düşünüyorum. Çünkü burada hem sizin konuyu iyi idrak edebilmeniz adına Ekrem İmamoğlu'nun yorumuna ihtiyaç duyacağınızı düşünüyorum"
"SAYIN HAKİM SABIR GÖSTERİN BİZİ 12 YIL YARGILAYACAKSINIZ"
Mahkeme Başkanı araya girerek, "Ekrem bey tamamlayalım. Talebi alalım lütfen" dedi. İmamoğlu şöyle devam etti:
"Sayın hakim sabır gösterin. 12 yıl yargılayacaksınız bizi… Bunu iddia makamı diyor. Bırakın jandarma arkadaşlarımızı görevini başka yerde yapsın, biz saygın bir şekilde süreci burada yürütelim. Yapmayın… 2026 yılındayız. Bakın etrafımız ateş topu. Savaş tepemizden dönüyor. Mübarek ramazan ayındayız. Türkiye'nin tek liderlik anlayışı vardır, yurtta sulh cihanda sulh. O barış; adil, eşit, özgür biçimde mücadele ile sağlanır.
"ÇOKLU SÖZ ALMA HAKKIMI SİZİN TAKDİRİNİZE SUNUYORUM"
Son sözüm şudur. Mübarek ramazan ayındayız. Benim ramazan ayında iftara giderken seçimim iptal edildi hem de bu milletin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanı tarafından, bizzat kendi ağzıyla. Aynı şekilde ramazan ayında diplomam iptal edildi. Daha sonra ramazan ayında, daha gün doğmadan sahur sofrasından hemen sonra evim basıldı. Şimdi burada ramazan ayında duruşma yapıyoruz. Ramazan ayında yaşatılana ve yaşanana bakın. Bu yaptığınız liste yanlıştır, uygulama yanlıştır. Çoklu söz alma hakkımı sizin takdirinize sunuyorum"
ARA KARAR NİSAN SONUNDA VERİLECEK
CHP'li Aykut Erdoğdu'nun savunmasından önce Mahkeme Başkanı, duruşmaların nasıl devam edeceğini açıkladı. Buna göre, her tutuklu sanığın ardından avukatları da savunma yapacak. Gelecek hafta arife gününe kadar (19 Mart) duruşmalar devam edecek. Nisan sonunda bir ara karar verilerek tutukluluk değerlendirmesi yapılacak.
İKİNCİ CELSE SONA ERDİ
Duruşmanın ikinci günü tamamlandı. İBB davasının üçüncü duruşması yarın tutuklu Bulut Aydöner ile devam edecek. Bugünkü duruşmada sadece eski CHP'li milletvekili Aykut Erdoğdu'nun savunması alınmış oldu.
"HANGİ ÇANTAYLA PARA? BİR TANE DELİL GÖSTERİN"
Duruşmada tek savunma yapan tutuklu sanık Aykut Erdoğdu savunmasında şu ifadeleri kullandı:
"Ben yaklaşık 10 aydır tek başıma bir hücredeyim. 4 bin sayfalık bir iddianame var, bin sayfa da ekleri var. Ben o hücrede tek başımayım. Her gün çıktığımda çoraplarıma kadar aranıyorum. Bana bir iddianame verdiler, hücrenin yarısını kapladı. Kendi bölümümü okudum. Sayın Başkanım, siz Türk milleti adına karar veriyorsunuz ve Türk milletine çok büyük bir saygım var. Bu yüzden heyetinize de çok büyük saygım var. Ceketimin önünü kapatamıyorum çünkü ceketim olmuyor. Bunu da şöyle kısaca açıklayayım. Öyle bir hapishane koşulunda yaşıyoruz ki. Savunma hakkımızın kısıtlanmasının bir yönü de budur. Bana haftada 2 saat bilgisayar odası kullanma izni verildi. Toplamda 8 saat. Ne okuyabileyim Sayın Başkanım. Neyi okuyayım ben, hangi ekine bakayım, hangi sözleşmesine bakayım, hangi iddiasına bakayım. Buraya geldik, gerginlikte ne olduğunu anlayamadık. Bunu bir tespit olarak alın, bir suçlama olarak değil. Anlıyorum, hiç kimse böyle bir yargılama ne gördü ne yaşadı. Şimdi iddianamede, Ertan Yıldız isimli şahıs benim para götürdüğümü ve o paranın Fatih Keleş’e teslim edildiğini söylemiş. Dört deliliniz var. Birincisi Ertan Yıldız’ın ifadesi, ikincisi Serkan Aydın’ın ifadesi, üçüncüsü baz kayıtları, dördüncüsü de bir banka dekontu. Dört delilden iddianame hazırlanmış. Sizce bu şahıs bunları hapisten çıkmak için mi söylemiştir, yoksa adalete yardımcı olmak için mi. Bir şirketin bir çalışanı bir para çekmiş. Ne bileyim niye çekmiş. Benimle ne ilgisi var bunun. Üçüncüsü telefon baz kayıtları. Nerede telefon baz kaydı var. Bir tane otelde telefon baz kaydı var. O otel benim 5 senedir kaldığım, çalıştığım, bir tür ofis olarak kullandığım bir şehir oteli. İkinci baz kaydı nerede. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, Fatih’te. Ben o bölgenin milletvekiliyim, o partinin genel başkan yardımcısıyım. Sayın Başkan, bu delillerle bir insan tutuklanır mı. Ben tutuklandım. Her gün televizyonda 'Çantayla para taşıdı' deniliyor. Hangi çantayla para. Bir tane delil gösterin. Bir tane çantanın fotoğrafını gösterin. Çantayla kim götürür Büyükşehir Belediyesi’nin binasına, bin tane kameranın olduğu, X-ray’den geçmek zorunda olduğunuz bir yere 1 milyon 250 bin doları. Buna inanır mısınız"
"HAPİSTEN ÇIKMAK İSTEYEN 12 BÖLÜMLÜK DİZİ YAZAR"
Mahkeme başkanının, "Yıldız’ın beyanlarının iftira olduğunu söylediniz. Aranızda ne gibi bir husumet var Ertan Yıldız ile" sorusuna Erdoğdu, "Sayın Başkanım, hapisten çıkmak isteyen biri 12 bölümlük dizi yazar. Her şey tutarsız. Güya ben arayacağım, 'Ben sana çantayla para getireceğim. Neredesin.' diyeceğim. Belediye’de bütün kameraların olduğu, çoğu personelin AK Partili olduğu, 30 bekçinin bulunduğu yere 1 milyon 350 bin dolarla geleceğim. Serkan Aydın ise dördüncü derece kanser hastası. Zaten son günleri. Niye böyle bir şey diyebilir diye sorgulayamam. Hasta biri için ne diyeyim ben. Ertan için söylerim; hapisten çıkmak için söyledi; ama onun için bir şey diyemem" şeklinde konuştu.
İmamoğlu'nun konuşmasından önce duruşmanın ikinci gününde yaşananlar şöyle:
SANDALYE GERİLİMİ TANSİYONU YÜKSELTTİ
Gergin geçen ilk duruşmanın ardından ikinci celsede de İmamoğlu ile hakim arasındaki restleşme devam etti. Duruşmanın ikinci gününde mahkeme salonunda yaşanan "sandalye" tartışması gerginliğe yol açtı. Mahkeme heyetinin koridor kenarında oturan Ekrem İmamoğlu'nun önüne jandarma tarafından ekstra bir sandalye konulmak istenmesi üzerine salonda tansiyon yükseldi.
"AĞZIMI BANTLA MI KAPATACAKSINIZ?"
İmamoğlu getirildikten sonra jandarma, kürsüye gitmesini engellemek amacıyla önüne sandalye koydu. İmamoğlu ise, "Ağzımı bantla mı kapatacaksınız, kimin önünü kesiyorsunuz? Hakim gelecek, neden koyduğunu söyleyecek. Ayaktayım, oturmuyorum. Böyle bir düzen yok. Hakim bey bunu yapmanız yüz karasıdır. Alnınıza yapıştı" dedi.
MAHKEME BAŞKANI İLE İMAMOĞLU ARASINDA TARTIŞMA
Mahkeme Başkanı: O sizin takdiriniz
İmamoğlu: Kimden talimat aldınız?
Mahkeme Başkanı: Biz kimseden talimat almadık.
İmamoğlu: Hakimlik yapacaksanız, yüce Türk yargısını temsil edecekseniz bizim de hakkımızı savunmak zorundasınız. Ben sizi de korumaya geldim.
Mahkeme Başkanı: Gereksiz polemiklere girmeyelim Ekrem Bey, benim sizin korumanıza ihtiyacım yok.
İmamoğlu: Neden korkuyorsunuz, ben belki avukatıma sesleneceğim, niye almıyorsunuz?
Mahkeme Başkanı: Burası sizin avukatınıza sesleneceğiniz bir alan değil. Sizin yüzünüzden dünden beri yargılama yapamıyoruz.
Bunun üzerine avukatlar slogan atmaya başladı.
Mahkeme Başkanı: Neden bağırıyorsunuz? Bu kadar bağırınca bir şey değişmiyor, ben sizi duyabiliyorum zaten. Oradaki uygulamanın amacı önceliği vekaleti olan avukatlara tanımaktı. Dün bize vekaleti olan avukatlardan şikayet aldık. Baro başkanıyla görüşüp bu kararımızdan döndük.