"Irkçılık Avrupa İçin Tehdittir"
Abdullah Gül, "Son yıllarda bilhassa ekonomik krizi bahanesiyle yapılan ırkçılık Avrupa için tehdittir" dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Son yıllarda bilhassa ekonomik krizi bahane ederek, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobiden beslenen aşırı akımlar, öncelikle Avrupa'nın kendi değerlerine yönelik bir tehdittir. Bu tehdidin AB'nin daha fazla içine kapanmasına neden olacak ve öncülüğünü yaptığı evrensel değerlere halel getirecek şekilde zemin kazanmasının engellenmesi, samimi temennimdir" dedi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Gül "Avrupa Günü" dolayısıyla mesaj yayımladı.
Gül mesajında, "Siyasi, ekonomik, insani, tarihi ve kültürel açılardan tartışmasız parçası olduğumuz Avrupa kıtasında barış, istikrar ve refahın sembolü olan 9 Mayıs Avrupa Günü münasebetiyle vatandaşlarımız başta olmak üzere, tüm Avrupa halklarını kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Avrupa Günü'nün, Avrupa'nın dayandığı ve günümüzde tüm insanlık için evrensel nitelik taşıyan temel hak ve özgürlükler, demokrasi, hukukun üstünlüğü, kadın-erkek eşitliği ve serbest piyasa ekonomisi gibi değerlere bağlılığın hatırlatılması bakımından önemli bir vesile teşkil ettiğini belirten Gül, Türkiye'nin, başta Avrupa olmak üzere özgür dünyanın savunulması ve değerlerinin korunması için geçmişte büyük fedakarlıklar yaptığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:
"Bugün ise, Avrupa değerlerinin siyasi projesi olan demokrasinin Akdeniz'in doğusuna ve güneyine genişlemesini heyecanla karşılamış, bu tarihi dönüşüme müşahhas katkılar sağlamıştır. Öte yandan, Gümrük Birliği yoluyla 16 yıldan uzun süredir Avrupa ekonomik bütünleşmesinde rol oynayan Türkiye, Avrupa'nın içinden geçtiği durgunluk döneminde, hızlı büyüme oranı ve dünya ekonomisine sunduğu üretim ve yatırım potansiyeli ile, yaşanan güçlüklerin aşılmasına ve ekonomik canlanmanın yeniden sağlanmasına katkıda bulunabilecek bir konumdadır.
Avrupa yönelimini yaklaşık 50 yıl önce imzalanan Ankara Anlaşması ile pekiştiren Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik hedefi, bir devlet politikası olarak stratejik vizyonumuzun önemli bir unsurunu teşkil etmektedir. Bu yönde sarf ettiğimiz çabalar, Atatürk'ün belirlemiş olduğu muasır medeniyet hedefi ve vatandaşlarımızın toplumsal ilerleme isteğiyle olduğu kadar, Cumhuriyetimizin temel öncelikleriyle de örtüşmektedir. söz konusu stratejik tercihin bir yansıması olarak, medeniyetler beşiği Anadolu'nun çok kültürlü yapısından ve kadim birleştirici ruhundan güç alan Türkiye daima Avrupa tarihinin bir parçası olmuş, modern Avrupa'daki tüm siyasi, ekonomik ve kültürel yapılanmaların içinde, büyük bir bölümünün kurucu üyesi olarak yer almıştır."
-AB'ye üyelik süreci devam ediyor"-
Kopenhag kriterlerine tam uyum sağlamak amacıyla AB'ye üyelik sürecine azimle devam edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Gül, "Türkiye, geniş bir toplumsal ve siyasi mutabakatla üyelik hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlemekte, kapsamlı bir reform ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Reformlar sayesinde daha demokratik, daha müreffeh ve daha güçlü bir Türkiye inşa edilmesi, tüm vatandaşlarımızın hayat standartlarının en üst seviyeye yükseltilmesi bakımından, öncelikle milli menfaatlerimizin gereğidir" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin AB sürecine olan bağlılığının en son örneğinin AB Genel Sekreterliği'nin AB Bakanlığına dönüştürülmesi olduğunu vurgulayan Gül, toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçlarına cevap verecek yeni ve kapsamlı bir Anayasanın kabul edilmesine yönelik çalışmaların devam ettiği bilgisini de verdi.
-"Türkiye'nin üyeliği AB'ye dinamizm katacak"-
Gül, "Türkiye'nin samimi çabalarının nihayet AB üyeliği ile taçlanması, AB'nin taahhütlerine sadık kalarak, yapıcı bir yaklaşımla, 'ahde vefa' prensibi gereği katılım konusunda aynı kararlılığı göstermesine de bağlıdır" ifadesini kullanan Gül, şöyle devam etti:
"Halbuki, bugün Avrupa'yı etkisi altına aldığını üzülerek müşahede ettiğimiz bazı çevrelerin yaymaya çalıştığı mesnetsiz kanaatler ve önyargılı düşünceler, Türkiye'nin AB'ye katılımının önüne suni engeller olarak çıkarılmaya çalışılmaktadır. Meşru beklentimiz, Avrupa halklarının, yersiz endişelere kapılmadan, Türkiye ile üyelik yolunda yarım asır önce başlayan beraber yürüyüşlerine devam etmeleri ve bu alandaki desteklerini hakkaniyetin bir gereği olarak güçlendirmeleridir."
Türkiye'nin üyeliğinin AB'ye de her alanda dinamizm katacağına vurgu yapan Gül, " Ekonomi, enerji, dış politika ve güvenlik gibi alanlarda sağlayacağı yeni açılımlarla AB'ye uluslararası alanda şüphesiz daha belirgin ve ağırlıklı bir konum kazandıracaktır. Ülkemizin katılım sürecinin başarıyla sonuçlanması, AB'nin gelecekteki rolü ve temsil ettiği değerlerin daha geniş coğrafyalarda kabul görmesi yönünden de eşsiz bir fırsat sunmaktadır" görüşünü aktardı.
-"Aşırı akımlar, Avrupa'nın kendi değerlerine yönelik bir tehdittir"-
Gül, mesajında şu ifadelere yer verdi:
"Son yıllarda bilhassa ekonomik krizi bahane ederek, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobiden beslenen aşırı akımlar, öncelikle Avrupa'nın kendi değerlerine yönelik bir tehdittir. Bu tehdidin AB'nin daha fazla içine kapanmasına neden olacak ve öncülüğünü yaptığı evrensel değerlere halel getirecek şekilde zemin kazanmasının engellenmesi, samimi temennimdir.
Bir süredir Avrupa kıtasını etkisi altına alan ekonomik ve sosyal güçlüklerle mücadele yönünde sergilenen kurumsal gayretler, Avrupa'nın içine kapanmadan, açık bir vizyonla yoluna devam etmesinin önemini bir kez daha hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur. Avrupa'nın her alanda dışa açık bir görüntü sergilemesi, yüzyıllardır dünyaya örnek teşkil eden toplumsal dokusu zedelenmeden daha da güçlenmesi bakımından da elzemdir.
Bu düşüncelerle, başta vatandaşlarımız olmak üzere, bütün Avrupalıların 9 Mayıs Avrupa Günü'nü içtenlikle kutluyorum."
- ANKARA