İso Başkanı Bahçıvan, Basınla Bir Araya Geldi
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan: "Türkiye eğer birçok açıdan olumsuz gelişmelere tanık olduğumuz ilk yarıyı yüzde 3,7 büyüme ile kapattıysa, yıllık bazda yüzde 4'lük hedef yakalanabilir" "Merkez Bankası'nın kısa vadeli hedeflerine inanıyoruz" "Kısa ve orta vadede böyle bir hedef koyduysa elindeki silahlarla ne yapar ne eder bu hedefleri de tutturur"
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, "Türkiye eğer birçok açıdan olumsuz gelişmelere tanık olduğumuz ilk yarıyı yüzde 3,7 büyüme ile kapattıysa, yıllık bazda yüzde 4'lük hedef yakalanabilir" dedi.
Basın mensuplarıyla bir araya gelen Bahçıvan, kur, reel sektör, Türkiye ekonomisinin 2. çeyrek büyümesi ve Fed politikaları gibi birçok konu hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Bahçıvan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na (TCMB) yönelik eleştirilerine ilişkin, " Merkez Bankası'nın bağımsızlığına inanmış bir kişi ve bir kurumun yöneticisi olarak Merkez Bankasıyla ilgili günlük eleştirilerin ne Merkez bankamıza ne Türkiye ekonomisine bir katkı sağladığını düşünmüyorum. Bu kuruma güveniyorsak uzun vadeli olarak bu kurumun başındaki kişilerin Türkiye'nin finansal istikrar noktasındaki en ince detayı görerek tüm uygulamalarını o çerçevede içinde yaptıklarına inanıyorum. Geçtiğimiz süre içinde de Merkez Bankamız dünyaya örnek olacak derecede başarılı sınavlar verdi" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'de serbest kur sisteminin bulunduğunun unutulmaması gerektiğine dikkati çeken Bahçıvan, "Hepimizin kabullenmesi gereken bir nokta var ki, dünyadaki gelişmelerin ışığında Merkez Bankamız ne kadar güçlü olursa olsun bu kurun belirli bir şekilde disipline edilmesinin ancak belli bir ekonomik güce sahip olduğunuz zaman gerçekleşiyor olması. Şu anda MB'nin kısa vadeli hedeflerine inanıyoruz" dedi.
"Merkez Bankası yeterli argümanları olmasa kesin konuşmaz"
TCMB Başkanı Erdem Başçı'nın AA Finans Masası'ndaki yılsonu döviz hedeflerine ilişkin açıklamalarıyla ilgili bir soru üzerine Bahçıvan, "Ben 2,25-2,30'lar arasında bir sepetle yılsonunun kapanabileceğini tahmin ediyorum. Merkez Bankası'nın böyle bir hedefinin yılsonuna kadar tutabileceği konusunda yeterli argümanları olmasa kesin konuşmaz diyorum. Kısa ve orta vadede böyle bir hedef konduysa elindeki silahlarla ne yapar ne eder bu hedefleri de tutturur" cevabını verdi.
İkinci çeyrek büyüme rakamlarını olumlu karşıladıklarını dile getiren Bahçıvan, "Bundan sonraki iki çeyrekte de hedeflerin tutturulması noktasında inancımız var. Cari açığı azaltma konusunu önceliklerimiz arasında da ilk sıraya yerleştirebilirsek sağlıklı bir büyüme yakalayacağız" değerlendirmesini yaptı.
Finans piyasalarının reel ekonomi üzerinde büyük bir tahakküm kurduğunu belirten Bahçıvan, "Bu aslında çok genel bir sorun, bir felsefi problem. Ama finansın reel ekonomiyi emri altına aldığı ortada" dedi.
Türkiye'nin ilk yarı büyümesi
Bahçıvan, Türkiye'nin 2013 yılında yüzde 4'e yakın bir büyüme yakalayabileceğini daha önce söylediğini anımsatarak, "Birinci çeyreğin yüzde 2,9'luk büyümesini yüzde 4,4'le izleyen ikinci çeyrek, bunun realize olabileceğini işaret ediyor. Bu, ilk yarı büyüme oranının yüzde 3,7 olması demek. Büyümenin ana kaynağı ise yurt içi tüketim. Yani ikinci çeyrekte ağırlıklı olarak tüketimin desteklediği bir büyümeye tanıklık ediyoruz. Büyümeye net ihracatın katkısı yok. Kamu kesiminin büyüme de ağırlıklı bir rol oynadığı ise bir gerçek. Bizim tahminiz, Türkiye eğer birçok açıdan olumsuz gelişmelere tanık olduğumuz ilk yarıyı yüzde 3,7 büyüme ile kapattıysa, yıllık bazda yüzde 4'lük hedef yakalanabilir" dedi.
Bunların, büyüme yolundaki en önemli faktör olan finansal istikrarın bozulabileceğine dair endişelere yol açtığına işaret eden Bahçıvan, bu endişelerden uzak kalabilmek için üretimden gelen büyümeye önem verilmesi gerektiğini, üretime dayalı büyümenin sürdürülebilir olduğunu kaydetti.
Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2010 ve 2011 yıllarında görüldüğü gibi dış kaynak finansmanına ve tüketime dayalı büyümenin sürdürülebilir bir yanı yok. 2012 yılı büyümesi bunu gösterdi. Şimdi 2013 yılında da bunu görüyoruz. Yani, dış finansman kaynakları kısıldığı ya da sınırlandırıldığı anda büyüme hemen düşüveriyor. Türkiye şu anda bu konuda yol ayrımını yapmak zorunda. Finansın yaratmış olduğu huzurla, sadece finanstan gelen mutluluk kaynağıyla bir yere kadar geldik.
Finansal istikrara dayalı mutluluklar dönemseldir. Tüketime dayalı büyümeyle bir yere kadar gelinebilir. Artık değişime ihtiyaç var. Türkiye'nin halen elinde, yeni bir sanayi hamlesi yapabilmesi için, henüz bozulmamış bir finansal istikrar kozu var. Artık finansal istikrarın, enflasyonuyla, düşük faiziyle, uzun vadeli kaynak bulabilme rahatlığını yarattığı bir Türkiye var."
Çözüm süreci
İSO Başkanı Bahçıvan, Çözüm sürecine yönelik olarak da Türkiye'nin 30 yıl büyük acılar yaşadığını, herkese maddi ve manevi bedeller ödeten çatışma dönemini ve ortamını bir süredir geride bıraktığını, barıştan herkesin kazançlı çıktığını bugün herkesin yaşayarak gördüğünü anlattı.
Bahçıvan, "Bunun kıymetini herkes çok iyi bilmeli. Türkiye'nin yaşamakta olduğu barış ve huzurdan rahatsız olabilecek bazı çevrelerin varlığını dikkate alarak olası nifak çabalarına karşı çok dikkatli olunmalı. İstanbul Sanayi Odası olarak, ülkemizin bunu başaracağına inanıyoruz. Bu başarıya giden yolda her türlü desteği vermeye hazırız. Bu kapsamda gelecek hafta, 20-22 Eylül tarihlerinde meclis üyelerimizden oluşan kalabalık bir heyetle Diyarbakır ve Mardin'i kapsayacak bir ziyaret gerçekleştireceğiz. Bu ziyaretimizde iki ilimizin sanayi ve ticaret odaları meclisleriyle ortak toplantılarımız olacak. İki bakanımız bize eşlik edecek. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker Diyarbakır'da, İçişleri Bakanı Muammer Güler de Mardin'de ve bizimle birlikte olacak. Gelinen noktayı önemsiyoruz. Hiçbir kan akmamasını istiyoruz, bu çok önemli. Barış sürecinin kalıcı olmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Suriye'ye yönelik gelişmelere ilişkin de Bahçıvan, şunları kaydetti:
"Ülkemiz, sınırları içinde bir barış ve istikrar yaşarken sınırlarımızın ötesinde Ortadoğu'da büyük bir kaos ve çatışma var. Bölgemizde yaşanan bu olumsuz tablonun daha da kötüleşmesi hatta böyle giderse büyük bir bölgesel savaşa evirilmesinden endişe ediyoruz. Ortadoğu'da kördüğüme dönüşen politik gelişmeler, başka açılardan olduğu gibi dış pazar açısından da ülkemizi olumsuz etkilemektedir. O bölgelerdeki yatırımlarımız, ihracatımız açısından son derece önemli bir durum var. Ülkemizin ekonomik gerçeklerini de dikkate almak gerekiyor.
Özellikle ihracatımız açısından bu bölgeler önemli. Elde edilen dış ticaret başarısında, dış politikanın başarısı var. Yakın ilişkinin eseri olan bir başarı vardı. Şimdi bu yönde bir dikkatin ortaya konulması ve bu başarının heba edilmemesi gerekiyor. Sanayi savaşı sevmez. İstikrarı sıkıntıya sokacak hiçbir şeyi sevmeyiz. Savaşın aktörü olmayı kimse istemez. Burada yaşanmakta olan insanlık dışı olaylara nötr kalma olanağı da yok. Yüzbinlerce mülteci var. Orada bir insanlık sorunu var. Buna duyarsız da kalınamaz." - İstanbul