İsrail'in Savaşları Teopolitik Çerçevede Nasıl Meşrulaştırılıyor?

Son Güncelleme:

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Selim Han Yeniacun, İsrail'in savaşlarının tarihi mitlerle nasıl meşrulaştırıldığını ve ABD'nin bu söylemlere nasıl destek verdiğini analiz etti. Savaşın teopolitik çerçevedeki yeri, dini ve ideolojik unsurların çatışmalar üzerindeki etkisinin altını çizmektedir.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Selim Han Yeniacun, İsrail'in savaşlarını teopolitik bir çerçevede konumlandırdığını ve ABD'deki bazı çevrelerin bu söylemleri meşrulaştırdığını AA Analiz için yazdı. 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak hava saldırılarıyla başlayan savaş, 7 Nisan'da ilan edilen iki haftalık ateşkesle geçici bir ara döneme girmiş görünse de kırılganlığını korumaktadır. Lübnan cephesinde İsrail'in işgal politikalarının devam etmesi bu süreci etkileyen önemli bir faktördür.

İsrail'in tarihsel mitlerden yararlanarak işgal politikalarını ve bölgesel savaşı iç kamuoyunda meşru hale getirdiği ortaya çıkmaktadır. Kökleri 6000 yıl önceye uzanan Talmudik/Rabbinik geleneğin teopolitik yorumlamaları güncel siyasete güçlü bir şekilde etki etmektedir. Bu anlatı, Yahudi eskatolojisindeki altı bin yıl anlayışıyla birleşerek siyaseti kutsal bir zorunluluk üzerinden tanımlamaktadır. Toprak, egemenlik ve savaş, stratejik meseleler olmaktan çıkıp ilahi bir vaadin parçası olarak sunulmuştur. Bu durum, ateşkes ve müzakere gibi pragmatik seçeneklerin zayıflık olarak görülmesine yol açmıştır.

İsrail'de aşırı sağ çevreler bu dili açıkça kullanmakta ve hükümet politikalarını belirlemektedir. İran, yalnızca jeopolitik bir rakip değil, aynı zamanda varoluşsal ve teolojik bir tehdit olarak sunulmuştur. Bu dil, çatışmayı klasik devletler arası rekabetin ötesine taşıyarak iyi-kötü ikiliği üzerinden ideolojik bir çerçeveye oturtmuştur. Böylece askeri operasyonlar tarihi ve kutsal bir mücadele olarak meşrulaştırılmıştır.

ABD'deki Evanjelik ve Hristiyan-Siyonist çevreler, bu söylemi küresel bir meşruiyet çerçevesine dönüştürmüştür. Özellikle beyaz Evanjelik Protestanların İsrail'e verdiği destek, Cumhuriyetçi siyaset üzerinde etkili olmuştur. Donald Trump döneminde bu dil daha görünür hale gelmiş, İran savaşını iyi ile kötü arasındaki mücadele olarak tanımlamıştır. Evanjelik liderler de bu söylemi destekleyerek askeri operasyonlara dini bir anlam yüklemiştir.

İsrail'deki dini-milliyetçi yaklaşım, ABD'deki Evanjelik söylemle birbirini tamamlamaktadır. Temple Institute gibi kurumların öncülüğündeki kızıl düve ritüeli ve arz-ı mev'ud anlayışı, bu teolojik çerçevenin sembolik boyutunu oluşturmuştur. Bu durum, çatışmanın çözümünü zorlaştırarak onu daha ideolojik hale getirmekte ve dinamiğini canlı tutmaktadır.

Kaynak: Son Dakika Haber Servisi