"Karanlık İnsanlara Karşı Hukuki Tedbirlerin Alınması Lazım"

Son Güncelleme:

Bekir Bozdağ, Hazreti Muhammed'e hakaret eden film ve karikatürlerin, Batı'da ve bazı ülkelerde "düşünceyi ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirildiğini söyledi.

Kadir Karakuş - Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Hazreti Muhammed'e hakaret eden film ve karikatürlerin, Batı'da ve bazı ülkelerde


"düşünceyi ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirildiğini, bunun fevkalade yanlış olduğunu belirterek, "Düşünce ve düşünceyi ifade tabi saygındır, ama 'ne düşüncedir, ne düşünce değildir' bunu da doğru ayırmak lazım. Dünyanın hiçbir yerinde küfür ve hakareti düşünce olarak kabul etmek mümkün değildir ama maalesef bazı ülkelerde düşüncesizler düşünce üretemeyince küfür ve hakaret üretiyorlar" diye konuştu.


Bozdağ, AA muhabirinin Hazreti Muhammed'e hakaret içeren film ve Fransa'da İslam'a hakaret içeren karikatürlere ilişkin sorularını yanıtladı.


Din ve din sembolleriyle değerlerinin insanlar için kutsal olduğunu, bu nedenle her insanın kendi dinine gösterilmesini istediği saygıyı başkalarının dinine, dini değerlerine göstermek zorunda olduğunu ifade eden Bozdağ, "Eğer dini değerlere, dinin sembollerine ve kutsallarına saygı göstermezse birisi, onun kendi inancına dönük de başkaları tarafından saldırılar yapılabilir" dedi.


Laik, demokratik, hukuk devletlerinin din ve vicdan özgürlüğünü teminat altına almak ve dini değerleri korumak zorunda olduğunu vurgulayan Bozdağ, şöyle devam etti:


"Laik devletler, demokratik devletler, hukuk devletleri dine ve sembollerine karşı saldırılara tedbirler alır. Çünkü, bunlara dönük saldırılar toplum içerisinde arzu edilmedik olayların çıkmasına neden olabilir, kamu düzenini bozabilir, o nedenle de tedbirler alır. Bugün Batı'da ve bazı ülkelerde dini değerlere, dinlerin kutsallarına dönük saldırıların 'düşünceyi ifade özgürlüğü' kapsamında değerlendirildiğini görmekteyiz. Bu da fevkalade yanlıştır. Düşünce ve düşünceyi ifade tabi saygındır, ama 'ne düşüncedir, ne düşünce değildir' bunu da doğru ayırmak lazım. Dünyanın hiçbir yerinde küfür ve hakareti düşünce olarak kabul etmek mümkün değildir ama maalesef bazı ülkelerde düşüncesizler düşünce üretemeyince küfür ve hakaret üretiyorlar. Yönetimler de bu küfür ve hakarete düşünce muamelesi yapıyor. Bu fevkalade yanlıştır.


Küfür ve hakarete düşünceyi ifade kapsamında bir muamele yapmak, o saygısızlığa ortak olmak anlamına gelir. Hem ABD'de ortaya çıkan film, hem Fransa'da ortaya çıkan karikatür bütün bunlar Müslümanlara, Müslümanların inandığı değerlere, sembollere açık bir hakarettir, açık bir saygısızlıktır, açık bir küfürdür. Bunun karşısında Avrupa ülkelerinin yöneticilerinin ortak tavır koyması, bu işleri yapanlara karşı toleranslı yaklaşımı bırakıp, yasal düzenlemelerle kutsal değerleri koruyacak adımlar atması ve bu tür işleri yapanlara da cezai müeyyideleri tatbik etmesi lazımdır. Aksi takdirde bu her tarafta İslam'a karşı bir ön yargının oluşmasına, Müslümanlara karşı hakaretin, sövmenin, küfrün yaygınlaşmasına yol açacak, bu da tabi başka sonuçların doğmasına yol açacaktır. Herkesin bu konulara duyarlı olması lazım."


-"Karanlık insanlara karşı hukuki tedbirlerin alınması lazım"-


Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ABD Başkanı Barack Obama'nın dün yaptığı bir açıklamada, Hazreti Muhammed'e hakaret içeren filmi yapanları "karanlık insanlar" olarak nitelendirdiğini anımsatarak, "Ama bu karanlık insanlara karşı hukuki tedbirlerin alınması lazım. Fransa'da da aynı şekilde tedbirlerin alınması lazım. Alınmadığı takdirde yönetimler bu saygısızlığı, küfrü yapanların küfrüne ve saygısızlığına karşı kayıtsız kalıyor, zımni olarak destekliyor anlamı çıkar. Bunu ortadan kaldırmak için herkesin tavır koyması lazım" diye konuştu.


Almanya'da da yarın "radikalizmle mücadele" söylemiyle Alman İçişleri Bakanlığı'nın piyasaya sürmeyi planladığı afişlerle de Müslümanların rencide edileceğine işaret eden Bozdağ, afişlerde başörtülü ve sakallı her Müslümanın terörist gibi lanse edildiğini vurguladı.


"Almanya'da da devlet destekli bir İslamofobiya çalışması yapıyor ki bu fevkalade yanlış bir şeydir" diyen Bozdağ, şöyle konuştu:


"Buradan Alman Başbakanı Sayın Merkel'e de tekrar çağrımızı yineliyoruz. Müslümanların tamamına hakaret sayılacak bu afişlerin Almanya'nın sokaklarına asılması ve oralarda gösterime çıkması bütün Müslümanlara sövmek, bütün Müslümanlara küfretmek, saygısızlık anlamına gelir. Bunun radikalizmle mücadele olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Almanya İçişleri Bakanı'nın radikal anlayışı, radikalizmle mücadele edemez, etmesi de mümkün değildir. Masum insanları radikal insan göstererek, suçsuz insanları suçlu göstererek, terörist olmayan insanlardan terörist üretmek için gayret ederek radikalizmle mücadele edilemez. Büyük bir yanlışlık devam ediyor orada. Umarız bu yanlışlıktan dönülür ve bu afişler piyasaya çıkmaz."


-"Tepki gösterenlerin tepkisinin de sınırları var"-


Bozdağ, İslam ülkeleri ve Avrupa'daki Müslümanların, Hazreti Muhammed'e karşı yapılan saygısızlığa tepkilerinin doğal olduğunu vurgulayarak, "Tepki gösterenlerin tepkisinin de sınırları var. Nedir bu- Demokratik sınırlardır. İfade hürriyeti çerçevesinde tepkilerini demokratik usullerle göstermeleri, kimseye karşı şiddet uygulamadan, kimseye zarar vermeden, kimsenin ölümüne neden olmadan, haksızlığı dile getirip o haksızlığın karşısında insanların bilinçlenmesi için tepkilerini gösterebilirler" diye konuştu.


Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şunları kaydetti:


"Bir yandan Müslümanlara küfürler, hakaretler yapılıyor öte yandan da küfre ve hakarete muhatap olanların tepki göstermesi doğaldır. 'Niye tepki gösteriyorsun' diye kızanlar da fevkalade yanlış yapıyorlar. İnsanların kutsallarına, değerlerine sövüp ondan sonra da tepki gösterenleri suçlayanlar da yanlış yapıyorlar. Eğer bu karikatürle, filmle ilgisi alakası olmayan insanlara suçlu gözüyle bakıp, onlara bedel ödetmeye kalkışılırsa bu filmi yapan insanlar ne kadar kötü niyetle hareket etmişse onlar da aynı kötülüğe düşmüş olurlar ki büyük bir yanlış yapmış olurlar. Müslüman kardeşlerimizin bu olaylar karşısında düşüncelerini ifade etmeleri normaldir. Ama bu düşünceyi sınırlar, hukukun içerisinde, başkalarına zarar vermeden, başkalarının yaptığı zararı başkalarına ödetme gibi ilkel bir anlayışa düşmeden, demokratik bir biçimde göstermelerinde fayda vardır.


ABD'deki film de Fransa'daki karikatür de Almanya'daki, daha çıkmadı ama çıkacak olan afiş, birer provokasyondur. Bu provokasyonların esas amacı, bir yandan Müslümanların kutsallarına küfretmek, diğer yandan Müslümanların gösterdiği tepkiler sonucunda, insanların kabul edemeyeceği kötü fotoğraflar, manzaralar ortaya çıktığında 'Müslümanlar böyledir' diye İslam'ı ve Müslümanları karalamak için Müslümanlar tarafından yanlış işler yapılmasını sağlamaktır. Bu noktada hukukun dışına çıkan başkalarına zarar veren iş ve işlemler yapılması bu provokasyonları yapanların hedefine hizmet etmekten başka sonuç doğurmaz. Müslüman kardeşlerimizin bu noktada tepkilerini demokratik sınırlar içerisinde hakka, hukuka riayet ederek, düşüncelerini ortaya koymalarında fayda var, ama şiddete, insanlara zarar vermeye, başkalarının malına zarar vermeye dönük eylemlere prim vermemelerin, bunu yapmak isteyenlerin büyük bir provokasyon içerisinde olduğunu bilmelerinde fayda vardır."


Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret filmin ardından Katar'da bir film şirketinin Hazreti Muhammed'in yaşam öyküsünü konu alan film çalışmasına başlamasını da değerlendiren Bozdağ, "Birilerine cevap vermek için değil ama dinimizi, Peygamberimizi doğru anlatmak, anlaşılmasını sağlamak için Müslümanların çalışmalar yapmasında fayda vardır. Dini bilmeyen insanların, dini başkalarına kötü göstermek için yaptıkları küfür ve sövme kampanyalarına karşı iyi bir çalışma olur. Bütün insanlar, Peygamberimizi birinci ağızdan, birinci elden, doğru kaynaklardan, doğru kişilerden doğru öğrensin diye yapmak lazım" ifadelerini kullandı.


Yayıncı: Ebubekir Gülüm - ANKARA

Kaynak: AA