'lokman Hekim Gelse Yaram Azdırır'

Son Güncelleme:

HT Gazete otomotiv editörü Hakan Özenen'in bu haftaki köşe yazısı.

Trafikte sinirlerinizi bozanların kimler olabileceği hakkında hiç düşündünüz mü? Yani nasıl insanlardır, evlerinde nasıl yaşıyorlardır, otomobil kullanmıyorken tanısanız arkadaşlık eder misiniz?


Önünüzde twit atmak için otomobilini sürekli şeritten kaçıran, olur olmaz yerde fren yapan esmer kız, ya da makyajını tamamlayamadığı için yeşil yandıktan 15 saniye sonra hâlâ hareket etmemiş olan sarışınla akşam bir yerlerde tanışsanız, gülümsemek yerine koşturarak otomobilinize gidip yine deli gibi kornaya basar mısınız mesela? Yapmaz mısınız, deli mi derler?


Peki, siz, nasılsa trafik sıkışıktır, makyajımı yolda yaparım diye cici hanımefendi, siz korna çaldığınızda trafiğin açılıvereceğini kimden öğrendiniz, ya da döneceğiniz yolu son anda fark edip aniden kırıverince, size sinirlenen diğer sürücülere kaşla göz arasında IQ testini yapıp, en kırık notu o saat çakıvermeyi?


Babanızdan mı? E, az önce de babanız, şık lacivert döpiyesiyle pahalı otomobilini bir türlü park edemeyen bankacı ya da avukata benzeyen anneniz yaşında bir sürücüyü dünyanın en eski mesleğini icra ettiğine ikna etmeye çalışıyordu. Ondan öğrenmiş olamazsınız! Aslında bu trafikteki kimse, diğerinden en küçük bilgi kırıntısını bile öğrenmiş olamaz.


Olamaz, çünkü ben kiminle konuşsam, şu trafik denen acayip ortaklıkta hep ötekinin hatalı olduğunu söylüyor. Ben "berbat kullanıyorum, ne kural dinerim, ne öncelik hakkı, göbeklerden nasıl dönüleceğini bilmem, çünkü kimse öğretmedi, kavşakta trafik yürümediği halde, aracımı trafiği kilitleme pahasına kavşağın ortasına sürerim" diyene rastlamadım. Neden? Soru mu şimdi bu, çünkü hep ötekiler suçlu, bana ne bakıyorsunuz öyle?


İşin ilginci bunu söyleyen herkes de haklı. Mesela beni en mutlu edecek gelişme benden başka kimsenin trafiğe çıkmaması olurdu. Hoş o bile trafik kazalarını önlemeye yetmiyor ya. Bundan yıllar önce Kadir Çöpdemir henüz oyuncu değil, sesiyle ünlü bir radyocuyken, tek başına yol aldığı otoyolda otomobiline takla attırmayı başarmış, neyse ki kazayı ucuz atlatmıştı. Peki, başka kimse yoksa hata kimdeydi? Yağmurda elbette, evet hava yağışlıydı!


Benim de tek başıma yaptığım benzer bir kaza var ama aradan 14 yıl geçmesine rağmen hatalı olan bulunamadığı için zamanaşımına uğradı, anlatmaya değmez!


Ruh durumumuzu görmeye yaradığı için başka bir örnekle bitireyim bu haftayı. İş kurmuş, zengin olmuş ama sonra nedense batıp yeniden başladığı yere hatta belki daha da altına dönmüş insanların neredeyse tamamının o hale düşmelerinin nedeni de 'ortaklarıdır' memleketimizde. İki ortak var diyelim, ikisi de 'ortak yüzünden' diyor, böylelikle ruhun üzerindeki bulutlar dağılıyor, Hekime gitmeye gerek kalmıyor.


Hem zaten hekimler de aynı trafiğin bir parçası değiller mi? Yazının başlığını aşırdığım 'karadır kaşların' türküsü pek güzeldir, boş verin didişmeyi. Henüz otomobiliyle sokakta kalan kimse olmadı, herkes varacağı yere varıyor bir şekilde. Şarkı, türkü dinleyin rahatlayın. Üstelik hiç hatamız yokken gerilmenin ne manası var değil mi?

Kaynak: OtomobilGazetesi.com