Markaları Değil Projeleri Ödüllendirdik
Emre Özpeynirci'nin Otoyaşam Eki'ndeki Köşe Yazısı.
10 Ocak'ta Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) bir ilke imza atarak sektördeki başarılı markaları 'Gladyatör' ismiyle ödüllendirdi. Satış performansına göre ödüllerde bir sorun yok. Çünkü yıl içindeki resmi satış rakamlarına göre en çok satan, en fazla satışını artıran markalar ödüllendirildi. Problem 'iletişim' adı altında verilen ödüllerdeydi. Çünkü markaların yıl içindeki gazete ve dergi ilanı, TV reklamı, fuar standı gibi kategorilerdeki iletişim ödülleri önce halk oylamasıyla daha sonra da belirlenen jüri tarafından seçildi. Benim daha en başından itiraz ettiğim nokta eğer halk oylaması yapılıyorsa jürinin seçimi nihai sonucu çok etkilememeliydi. Çünkü daha önce 5 yıl 'Otobil' isimli bir yarışma yaptığımdan sıkıntıları az çok biliyordum. Biz de yılın en beğenilen otomobillerini halk oylamasıyla belirliyor, seçiyor, finale kalanları ise özel belirlenen jüriyle test edip nihai sonucu belirliyorduk. Ama bizim yaptığımız oylamada jürinin oyları ancak katsayı olarak halk oylamasına ekleniyordu. Yani finale kalan araçlar arasında ciddi bir fark varsa nihai sonucu jüri kesinlikle tayin edemiyordu.
Halkın beğenisi nerde
ODD ödüllerinde ise halk oylamasıyla ilk 3 belirlendikten sonra birinciyi belirlemek tamamen jürinin insiyatifindeydi. Yani halkın verdiği oylar jüri için önemini kaybediyordu. İşte sıkıntı da bence burda yaşandı. Çünkü eğer halk oylaması sonucu birinci olan markayla ikinci arasında ciddi bir fark varsa ve jüri ikinci markayı birinci seçiyorsa ortaya bir çok dedikodu da çıkar, sıkıntı da doğar. Şöyle düşünün 'X' marka halktan 2 bin bin oyla birinci oldu ve 3 finalist arasına adını yazdırdı. Arkasından gelen 'Y' markasının oyu ise 800. Şimdi bu durumda jüri bu oyları dikkate almadan 'Y' markasına ödül verirse, halkın beğenisini ortadan kaldırmış ve tamamen kendi seçimini yapmış olur.
Bende bu yüzden ödül töreninden sonra internette yazdığım yazıda, 'Şaibeler Amerika'dan bile duyuldu' yorumunu yaptım. Bu yazıma ilişkin geçtiğimiz hafta ODD Gladyatör İletişim Ödülleri Jüri Başkanı Fügen Toksoy aradı ve üzüldüğünü dile getirdi. Kendisine durumu aktardım ve jüriyi tanımadığı söyledim. Toksoy'da sıkıntının zaten bu noktada yaşandığını, jürinin kimlerden oluştuğunu biraz geç yayınladıklarını dile getirdi.
Noter huzurunda oylama
Toksoy, jürinin oylamasıyla ilgili ise şu değerlendirmeyi yaptı: "Biz iletişim sektörünün temsilcileri olarak, gayet objektif ve profesyonellik çerçevesinde değerlendirme yaptık. Profesyonelliğini mesleklerinde ispat etmiş ve bugüne kadar çok sayıda iletişim projesini incelemiş jüri üyeleri, otomotiv kuruluşlarının projelerini, iletişim bilimi ve unsurları çerçevesinde değerlendirdi. Öncelikle belirtmek isterim ki, ODD Gladyatör Jürisi olarak ?Markaları? değil, ?Projeleri? değerlendirdik, ?Markaları? değil, ?Projeleri? seçtik. Her kategoride önce projeyi inceledik, sonra aramızda değerlendirme yaparak görüşlerimizi belirttik, daha sonra kapalı oy yöntemi ile oyladık. Toplanan oylar, yanımızda bulunan Noter katibi yardımı ile hemen sayıldı ve kazanan projeyi bulduk."
Toksoy'un söylediklerine ve jürinin tamamen objektif olduğuna ilişkin söyleyecek bir sözüm yok. Ben sadece oylama sisteminde halkın belirleyici olması görüşündeyim. Sonuçta, eleştiriler olmalı ki bir sonraki ödüllerde benzer sıkıntılar yaşanmasın. Gladyatör jürisi
Fügen Toksü Türkiye Halkla İlişkiler Derneği Başkanı
Melda Cinman Şimşek Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı
Haluk Gürgen Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı
Suat Gezgin İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı
Yorgo Pasedeosi Alabama Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı/ iletişim
Murat Tabanlıoğlu Yüksek Mimar
Aytül Gülçelik Reklamcılar Derneği Asbaşkanı
Bir zahmet Karsan'a biraz destek olalım
ÖNCE Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün ardından Başbakan Erdoğan, iş dünyasından 'Türk markalı otomobil' geliştirmelerini istedi. Bu isteğin ardından bir çok haber yazıldı çizildi. Yok efendim 'Türk marka ancak 20 yılda gelişirmiş', yok efendim '4 milyar dolar yatırım gerekirmiş.' Ama böyle bir şeye gerçekten ihtiyacımız var mı. Tüm dünyada yılların markaları ortadan silinirken, Ford ve GM gibi devler Volvo ve Saab gibi markaları elinde tutamazken, niye Türk malı bir otomobil geliştirelim ki. Zaten dünyada böyle bir eksiklik veya ihtiyaç olsaydı inanın Hindistan, Çin, Brezilya ve Rusya bunu başarırdı. Düşünün Rusya, Lada markasını yaşatamıyor, Çin ve Hindistan yarattıkları markaları ancak kendi ülkelerinde satabiliyor. Aksi takdirde bugün Chery'nin Tata'nın dünya devi olması gerekirdi. Biz bırakalım marka yaratmayı da daha fazla nasıl yeni proje ve yatırımı Türkiye'ye çekeriz onu tartışalım.
Desteksiz bu noktaya geldi
Ama eğer illa da marka yaratma isteğimiz devam ediyorsa o zaman bir zahmet Karsan'a biraz destek olalım. Karsan bugün tamamen kendi gücüyle, arkasına devlet desteğini almadan New York'ta taksi ihalesine girerek finale kaldı. Karsan markasıyla tüm dünyaya ismini duyurdu. Tüm zorluklara ve Amerika'daki lobilere göğüs gererek hiç destek almadan bunu yapıyorsa, varın siz devletin desteğiyle neler yapacağını. Sonuçta yüzde 100 Türk mühendisler tarafından geliştirilen bir araçtan bahsediyoruz. Tamamen Türk bir marka ve gelecek vadeden bir platform var ortada. Karsan yetkilileri açık açık, New York için geliştirdikleri taksinin platformunda farklı aile tipi araçlarda yapacaklarını söylüyorlar. O zaman neyi tartışıyoruz ve bekliyoruz. İşte buyrun size yüzde 100 Türk malı otomobil.