MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Açıklaması

Son Güncelleme:

"Dersim katliamı yoktur, Dersim isyanı vardır.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, 1937'de Dersim'de yaşananlarla ilgili olarak, "Dersim katliamı yoktur, Dersim isyanı vardır. 1937 Dersim isyanı, feodal yapının ve ağalık sisteminin devam etmesine, bölge insanının cumhuriyet rejimine entegre olmasını engellemeye yönelik bir başkaldırıdır" değerlendirmesinde bulundu.


Yalçın, yaptığı yazılı açıklamada, "Başbakan Davutoğlu'nun Dersim isyanı ve Seyit Rıza hakkındaki açıklamaları ve bunun üzerinden MHP'ye yönelik getirdiği çılgınca tenkitler, kendisinin akademik unvanına rağmen bir tarih cahili olduğunu su yüzüne çıkarmıştır" ifadesini kullanan Yalçın, Davutoğlu'nun açıklamalarının peşin hüküm içerdiğini ileri sürdü.


Yalçın, açıklamasında şunları kaydetti:


"Tayyip Erdoğan'ın milli tarihimiz konusundaki malum ön yargılarının ve eskinin hesaplarını yeniden görüp intikam alma niyetinin, Ahmet Davutoğlu tarafından sürdürülmesi bizi şaşırtmamaktadır. Çünkü kendisi gerçek başbakan değil, sadece saltanat naibidir. Bu haliyle Tayyipleşmeye çalışan Davutoğlu, Erdoğan'ın kötü bir kopyasıdır.


1937'de yaşananlarla ilgili ilk doğru tespit şudur:  Dersim katliamı yoktur, Dersim isyanı vardır. Mesele 1935 tarihli Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun'a karşı duruştur. Aşiret reislerinin silahlı adamlarıyla devlete başkaldırmasıdır. 1937 Dersim İsyanı, feodal yapının ve ağalık sisteminin devam etmesine, bölge insanının cumhuriyet rejimine entegre olmasını engellemeye yönelik bir başkaldırıdır. Başkaldırı tek parti rejiminin zulmüne karşı değil, Türkiye Cumhuriyetinin kanunlarına tabi olmamak için tertip edilmiştir."


"Ayrılıkçı Kürtçülerin iddiasının aksine Dersim isyanı bastırılırken Kürt katliamının kesinlikle yaşanmadığını" savunan Yalçın, "Bölge halkını sömüren, derebeylik rejiminin ortadan kaldırılmasına direnen silahlı çeteler tenkil edilmiştir. Mesele bugünkü PKK başkaldırısı için de böyle olmalıdır. Aksi takdirde devletin PKK ile mücadelesi de bir zulüm olarak kabul edilecektir" ifadesine yer verdi.


-"Türkeş, daima devletin bekasından yana tutum takınmıştır"-


Davutoğlu'nun açıklamalarında Atatürk ve İnönü dönemlerinin tek hedef haline getirildiğini öne süren Yalçın, açıklamasının devamında şunlara yer verdi:


"İnönü döneminin günah ve vebali olan 1944 olayları da Atatürk'e yüklenmekte, Atatürk ve cumhuriyet rejimi hedefe konmaktadır.


Dersim isyanını demokratik hak arayışı, Seyit Rıza ve onun gibileri masum olarak göstermek, binlerce vatandaşımızın ve güvenlik görevlilerinin kanına giren PKK ile onun elebaşını da masum olarak göstermekle aynıdır.


AKP hükümeti eşkıyaya gösterdiği merhameti Türk askerinden, polisimizden ve devlet için canından geçen koruculardan esirgemektedir. Çünkü askerle polisle geçmişteki tek parti iktidarlarını aynı yerde tutmaktadır. Halbuki Tunceli olayları sırasında devlete başkaldıranları dönemin iktidarı üzerinden aklamaya çalışmak çok sakat ve tehlikeli bir tutumdur. Türk Silahlı Kuvvetlerini bir siyasi parti gibi görmek, devletin güvenliğini ve milletin bütünlüğünü sağlama çabalarını da zulüm olarak görmek, bilinçli ve maksatlı bir tercihtir."


Davutoğlu'nun bugünkü konuşmasında, "Başbuğ Alparslan Türkeş ve arkadaşlarına zulmedilmesinden bahsettiğini" kaydeden Yalçın, "Alparslan Türkeş, geçmişte gördüğü zulüm yüzünden devlet ve rejim düşmanı olmadığı gibi, insanların hatalarını devlete mal etmemiş, daima demokrasiden ve devletin bekasından yana sorumlu bir tutum takınmıştır" ifadesini kullandı. - Ankara

Kaynak: AA