MHP Genel Başkanı Bahçeli Açıklaması
"(HSYK'nın yapısında değişiklik öngören kanun teklifi) 2010'da bu değişimlere MHP olarak tavrımızı net koymuş ve karşı durmuştuk. O günden bugüne kadar bu müesseseler iktidarın istismar konusu oluyorsa, şimdi de genel kurula sunacakları yasa değişikliklerini de yine reddedeceğimizi İstanbul'dan belirtmek.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, HSYK'nın yapısında değişiklik öngören kanun teklifine ilişkin, "2010'da bu değişimlere MHP olarak tavrımızı net koymuş ve karşı durmuştuk. O günden bugüne kadar bu müesseseler iktidarın istismar konusu oluyorsa, şimdi de genel kurula sunacakları yasa değişikliklerini de yine reddedeceğimizi İstanbul'dan belirtmek istiyorum" dedi.
Bahçeli, Türkiye Otel Lokanta Dinlenme Yerleri İşçileri Sendikası'nı (TOLEYİS) ziyaret etti. Burada konuşan Bahçeli, 30 Mart'ta mahalli idareler seçiminin yapılacağını, MHP'nin bu seçimlere, bütün siyasi partilerden evvel hazırlandığını ve adaylarının büyük bir çoğunluğunu tespit ettiğini söyledi.
Türkiye'nin, 11 yıldan bu yana hiçbir siyasi partiye nasip olmayan bir sayısal çoğunlukla tek başına bir iktidar tarafından yönetildiğini ifade eden Bahçeli, 11 yılın bütünüyle ele alınıp analiz yapıldığında ve bugünkü ani gelişmeler de dikkate alındığında ülkenin iyi yönetilmediğini bildirdi.
"Şu anda ülkemiz, kriz, kargaşa, kaos, kutuplaşma, kavga buna benzer sosyal ve siyasi sıkıntılarla karşı karşıya bulunmaktadır" diyen Bahçeli, son günlerde meydana gelen gelişmelerin kendilerini düşündürdüğünü kaydetti.
Televizyonlarda yayınlanan kadın cinayetleri haberleri için eleştirilerde bulunan Bahçeli, "İnsanın olduğu yerde bu olaylar vardır. Ama bunu önlemek, en asgariye indirmek hepimizin görevidir. Televizyon yöneticileri bunu dikkate almalıdır. Reyting uğruna cinayeti teşvik edecek gösterimlerden vazgeçmelidir. Çünkü geçim darlığına düşmüş bir ailenin o günkü yaşantısında, bir gün evvel televizyonda gördüğü benzer olayları, o şiddetin yoğunlaştığı bir ortamda denemeye kalkıyor" diye konuştu.
"Türkiye'nin birinci sorunu işsizlik ise ikinci sorunu ailelerdeki şiddettir. Bunlar birbirlerini tamamlamaktadır" diyen Bahçeli, üçüncü sorunun ise kentte yaşayanlar için asayişsizlik olduğunu söyledi.
Bunların önlenmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:
"Bunları önleyecek gayreti ortaya koyacağımız yerde bunları daha da artırabilecek, toplum için kangren haline gelmiş bazı sosyal hastalıklarla da karşı karşıya kalıyoruz. Yokluk içinde aile geçimsizliği, aile şiddetinin yaygınlaştığı bir ortamda yolsuzluklar ve rüşvetlerle çok büyük gelirler elde edenlerin varlığı da bir arada olunca, toplumsal şiddet, toplumsal kargaşa çok daha yoğunlaşıyor. Bugün Türkiye'de bu görülüyor. Bu sebepten dolayı 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet olayının göz ardı edilmemesi lazım. Üstü örtülmemeli, gerçekler saklanmamalıdır. Bunu başka alanlara saptırarak, algı yönetimi kullanmak suretiyle milletin aldatılması doğru değildir. Yani siz yolsuzluk ve rüşveti, bugünkü siyasi iktidarın yargı darbesi olarak algılar, televizyonu bu anlamda aşırı derecede kullanır ve gerçekleri saklar iseniz, bunun nereye dayanacağı malum bir şekildeki gelişmesini de önlemek açısından kıyıma da başlarsanız, bunun arkasından belli bir dönem yolsuzluk ve rüşvetin üstünü örtseniz dahi toplumdaki yara yıllar sürer."
"Sokakta hiçbir şeyin çözümü olmaz"
Bahçeli, böyle bir süreçte sokakla sandığın çatışmasına fırsat verilmemesi gerektiğine işaret etti. "Sokakta hiçbir şeyin çözümü olmaz" diyen Bahçeli, bunun tehlikeli olduğunu, yıllar önce denendiğini ve sonuçlarının millet için hayırlı olmadığını söyledi.
Demokrasinin milli iradeyi temsil edebilmesine fırsat tanıyan müesseselerden birinin seçim olduğunu vurgulayan Bahçeli, 30 Mart'ta yapılacak seçimlerin, milletin kargaşa, kaos, kutuplaşma ve kavga ortamından, kötü yönetime son verecek milli bir tercihi ortaya koyması bakımından önemli olduğunu kaydetti.
Bu seçimlerin ardından Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, daha sonra da 25. Dönem milletvekilliği seçimlerinin olacağını anımsatan Bahçeli, bugünkü iktidarın yüzde 51 ile geldiği iddiasını taşıdığını aktardı.
Bahçeli, "Yüzde 51'e göre bugünkü yönetimde iktidar kudretini kullanarak, başka amaçlar taşıyan politika uyguluyor ise bu politikasının özünü de mağduriyet oluşturarak, halkın tekrar kendisini koruması, yanında olması çabası gösteriliyorsa o zaman milli iradeyle geldiği iddiasını taşıyanları, milli irade ile göndermek lazım" diye konuştu.
"Ne AKP, ne CHP öyleyse MHP diyoruz"
Yerel seçimlere 25 siyasi partinin gireceğini hatırlatan Bahçeli, partisinin de İstanbul ve ilçelerinde kabiliyetli kadrolarla göreve talip olduğunu söyledi.
Bahçeli, "Televizyonlar, bazı kurumlar, İstanbul'un geleceğini ve yönetimini, halkın her türlü ihtiyacını karşılayabilecek bir belediyecilik anlayışını, bir sarkacın iki ucunda iki partiye teslim etmek gibi bir yanlışa düşüyorlar. İstanbul, ne AKP, ne de CHP demektir. İstanbul'da 25 tane parti vardır, bu 25 partiden bir tanesi de MHP'dir. Biz de ne AKP, ne CHP öyleyse MHP diyoruz" ifadelerini kullandı.
HSYK kanun teklifi
Bir gazetecinin, " HSYK'daki değişiklik adalet komisyonunda onaylandı, genel kurula gelecek, tavrınızı merak ediyoruz. Ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında bir deprem yaşandı, bu konudaki fikirlerinizi merak ediyoruz" sorusunu Bahçeli, şöyle yanıtladı:
"Bugünkü iktidar 2010'da HSYK'nın bu şekliyle oluşmasını sağlayan ve bunun uygulamasından yararlanan bir siyasi partidir ve iktidardır. Şimdi aynı siyasi iktidar, HSYK'nın bu etkinliğinin kendisinin önünde 'vesayetleri temizliyoruz, şunları böyle yapıyoruz' derken toplumsal intikamını, Cenabı Allah'ın büyük bir lütfu olarak tersine dönmüş, yolsuzluk ve rüşvetle boğulacak bir siyasi iktidarı kurtarmaya yönelik bir araç olarak, bugün topluma takdim ediliyor. 2010'da bu değişimlere MHP olarak tavrımızı net koymuş ve karşı durmuştuk. O günden bugüne kadar bu müesseseler iktidarın istismar konusu oluyorsa, şimdi de genel kurula sunacakları yasa değişikliklerini de yine reddedeceğimizi İstanbul'dan belirtmek istiyorum."
"Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda, yolsuzlukla rüşvetin hanedanlara kadar, bacanaklara kadar yayılmasını önlemek açısından dün faydalandıkları savcıları bugün teker teker temizlemeye çalışıyorlar" diyen Bahçeli, bunun yanlış olduğunu dile getirdi.
Hakim ve savcıları bu kadar incitmemek, bu kadar kötümser bir şekilde takdim ederek, "istediğim kadar yararlanırım, istemediklerimi ayıklarım" mantığına toplumu düşürmemek gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Özellikle güvenlik konularında hayatını ortaya koyan, binlerce şehidimizi veren emniyet güçlerini, operasyon öncesinde 'bizim eve gelmesinler' diye kandırıp, gelme kararlılığında olanları sürmenin bir manası yok. O bakımdan savcılar, hakimlerden ve emniyet güçlerinden bugünkü siyasi iktidar özür dilemeli, herkesi tecrübesi, kabiliyeti, birikimi ile olması gereken yerde değerlendirmeli" şeklinde konuştu.
Bahçeli, "Başbakan, devlet içindeki yapıyı Haşhaşiler olarak nitelendirdi, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Türkiye'de, bir sosyal gruba, cemaate, inanmış kitleye, sivil toplum kuruluşlarına ve kamu kuruluşlarına Haşhaşi lakabını yakıştırmak çok çirkindir. Bu çirkinlikten Sayın Başbakan vazgeçmelidir. 11 yıldan beri beraber yürüdükleri bu Türkiye'de, şimdi ne oldu da Haşhaşi olduğunu fark etmiştir. Haşhaşi nedir, kendisi bu Haşhaşileri ne kadar bilmektedir, o da ayrı bir konu. Haşhaşi gibi siyaseti çirkinleştiren, kinleştiren, intikam almaya yönlendiren, incitici, kırıcı davranış ve sözlerden vazgeçmeleri lazımdır. Zaten beraberce yürüdüler, beraberce bugünkü Türkiye'nin birlikte hizmetlerinde bulundular. Yargıyı çalıştırmak, adaletin önüne herkesi çıkartmak lazım. Adaletin verdiği karara da herkesin saygı duyması lazım. Onun için Sayın Başbakan'a buradan söylüyorum. Bilal oğlunu yanına al, karakola git, oradan da savcıya uğra, oradan da yargının önüne çık. Beraat ederse kıymetli bir evladın yine kıymetini korusun, suçlu ise gereğini sen yap."
Bahçeli, daha sonra Mısır Çarşısı ve Kapalıçarşı'yı gezdi. - İstanbul