Mustafa Destici: "Gerçek Bir Barış Hedefleniyorsa Bunun Yolu, Hükümlü Bir Örgüt Liderine Yeni Payeler Vermek Değildir"

Son Güncelleme:

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, “Büyük Birlik Partisi olarak bizim duruşumuz nettir. Gerçek bir barış hedefleniyorsa bunun yolu, hükümlü bir örgüt liderine yeni payeler vermek değildir. Bunun yolu, şiddetin kesin ve geri dönülmez biçimde tasfiye edilmesidir; silahın gölgesinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır; demokratik siyasetin hiçbir tereddüde yer bırakılmayacak şekilde güçlendirilmesidir. Hukuku esneterek barış inşa edilemez” dedi.

(ANKARA) - Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Büyük Birlik Partisi olarak bizim duruşumuz nettir. Gerçek bir barış hedefleniyorsa bunun yolu, hükümlü bir örgüt liderine yeni payeler vermek değildir. Bunun yolu, şiddetin kesin ve geri dönülmez biçimde tasfiye edilmesidir; silahın gölgesinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır; demokratik siyasetin hiçbir tereddüde yer bırakılmayacak şekilde güçlendirilmesidir. Hukuku esneterek barış inşa edilemez" dedi.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Destici konuşmasına, Balıkesir'de F-16 uçağının düşmesi sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat'ın yakınlarına başsağlığı dileyerek başladı.

Destici, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, ramazan dolayısıyla 81 ilde okullara gönderdiği genelgeye yönelik tepkileri eleştirerek, şunları söyledi:

"Bildiğiniz üzere Milli Eğitim Bakanlığımız, ramazan ayı dolayısıyla 'Maarif'in Kalbinde Ramazan' temasıyla bir çalışma hazırlamış ve bunu okullara göndermiştir. Bu çalışmaya, aralarında isimlerinin önünde yazar, sanatçı, profesör gibi unvanlar bulunan tam 168 kişilik bir topluluk itiraz etmiştir. Bu topluluk, söz konusu çalışmayı 'talibanlaşma, eğitim sistemini baskıcı ve dayatmacı bir anlayışla yeniden şekillendirme, oruç tutmayan öğrencileri dışlamak ve ötekileştirmek, açık bir fişleme belgesi, laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suç' gibi tuhaf, anlaşılmaz ve hatta korkunç ifadelerle eleştirmektedir."

"Türk milleti Müslümandır ve dünya var olduğu sürece de Müslüman kalmaya devam edecektir"

Bu açıklamada milletimize yönelik iyi niyetli bir tavır göremiyoruz. Bu davranış biçiminin ülkemize, milletimize ve birliğimize hiçbir faydası olmadığını herkesin bilmesi gerekir. Bugüne kadar buna izin vermedik, bundan sonra da izin vermeyeceğiz. Başta bu 168 kişi olmak üzere herkes duysun ve bilsin ki burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Türkiye Müslüman bir ülkedir. Türk milleti Müslümandır ve dünya var olduğu sürece de Müslüman kalmaya devam edecektir."

"Demokratik hukuk düzeninde meşru olan millettir ve onun temsil ettiği Türk devletidir"

Destici, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilgili "statü" ve "baş müzakereci" tartışmalarına ilişkin, şöyle konuştu:

"Dün kamuoyunda tartışmaya açılan Öcalan'a özgürlük, Öcalan'a statü ve özelde terör örgütünün siyasi uzantısı olan partinin baş müzakereci statüsü meselesine dair görüşlerimizi açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyoruz. Öncelikle şunu belirtelim ki, İmralı'da hükümlü bulunan terörist başı için yasal güvenceye kavuşturulmuş bir baş müzakereci statüsü talep edilmesi, sıradan bir cezaevi düzenlemesi tartışması değildir. Bu konu, doğrudan hukuk devleti ilkesini, demokratik siyaset zeminini ve Türkiye'nin egemenlik anlayışını ilgilendirmektedir. Dünyanın en kanlı terör örgütlerinden birini kurmuş, işlemediği suç kalmamış, yıllarca bu örgütü sevk ve idare etmiş bir millet ve devlet düşmanının, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış bir hükümlünün statüsü zaten hukuk tarafından belirlenmiştir. Bunun ötesine geçerek yeni bir siyasal sıfat üretmek, fiilen iki meşru taraf varmış gibi bir algı oluşturacaktır. Oysa demokratik hukuk düzeninde meşru olan yalnızca millettir ve onun temsil ettiği Türk devletidir."

"Öcalan'ın terör örgütü ve türevleri üzerinde bir etkisi yoktur; varsa da çok alt düzeydedir"

Ayrıca sahadaki gerçeklik ile kamuoyuna sunulan söylem arasında ciddi bir çelişki bulunmaktadır. Açık kaynaklarda ve terör örgütüne müzahir çevrelerde dahi İmralı'daki hükümlünün bağlayıcılığının zayıfladığı ifade edilirken, bugün aynı figürün merkezi muhatap olarak sunulması samimiyet sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bu süreçte defalarca ifade ettik, bir kez daha vurgulayalım, Öcalan'ın terör örgütü ve türevleri üzerinde bir etkisi yoktur, varsa da çok alt düzeydedir. Ne terör örgütünün Kandil yapılanmasının, ne Avrupa merkezli kuruluşların, ne Irak'taki Barzani'nin, ne Suriye'deki Mazlum Abdi'nin ne de DEM'lilerin umurunda değildir. Onlar yalnızca, tırnak içinde 'TC'nin elinde tutsak' olarak nitelendirdikleri Öcalan'ın mahpusluk ve cezaevi sürecini istismar etmektedirler. Öcalan'ı kullanarak içeride ve dışarıda mağduriyet ve meşruiyet üretme peşindedirler.

"Hukuku esneterek barış inşa edilemez"

Şunu da ifade etmek isterim ki Büyük Birlik Partisi olarak bizim duruşumuz nettir. Gerçek bir barış hedefleniyorsa bunun yolu, hükümlü bir örgüt liderine yeni payeler vermek değildir. Bunun yolu, şiddetin kesin ve geri dönülmez biçimde tasfiye edilmesidir; silahın gölgesinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır; demokratik siyasetin hiçbir tereddüde yer bırakılmayacak şekilde güçlendirilmesidir. Hukuku esneterek barış inşa edilemez. Egemenlik haklarımızı gözeterek, üniter yapımıza zeval verecek en ufak zayıflıklardan dahi uzak durarak ve en önemlisi hukuku sağlam tutup kararlı biçimde uygulayarak toplumsal güven tesis edilebilir.

Bu millet, umut hakkını da teröristlere yapılacak bir genel affı da asla kabul etmez ve etmeyecektir. Bu millet, Anayasa'nın 66'ncı maddesi değiştirilerek kimliğimizin değiştirilmesine, yani ortak adımızın Türk olmaktan çıkarılmasına da asla müsaade etmez ve etmeyecektir. Yine herkes bilsin ki bu millet, Türkçemizin yanına ikinci bir resmi ya da eğitim dili eklenmesine de müsaade etmemiştir ve etmeyecektir. İnanıyorum ki devletimiz ve hükümetimiz de buna müsaade etmeyecektir."

Kaynak: ANKA