Prof.dr. Özkan'dan Kompozit Doku Değerlendirmesi

Son Güncelleme:

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr.Ömer Özkan, Kompozit Doku Mevzuatı'nın dünyanın en iyi mevzuatı olduğunu belirterek, "Eğer o mevzuatta bir yanlışlık varsa günahı da bize ait."

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ömer Özkan, Kompozit Doku Mevzuatı'nın dünyanın en iyi mevzuatı olduğunu belirterek, "Eğer o mevzuatta bir yanlışlık varsa günahı da bize ait. Ama o mevzuat dünyanın en iyi mevzuatı. Bunu övünmek için söylemiyoruz. Kimseye bir soru bırakmıyor, kriterler çok keskin ve belirgindir" dedi.


Türkiye'de adını gerçekleştirdiği ilk nakillerle duyuran ve son olarak ilk yüz naklini başarıyla


tamamlayan Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ömer Özkan, bir televizyon kanalına katılarak gündeme ilişkin soruları cevapladı.


'Hacettepe Üniversitesi ile Akdeniz Üniversitesi hekimleri arasında rekabet var mı?' sorusuna Prof. Dr. Ömer Özkan, şöyle karşılık verdi: "Doç. Dr. Selahattin Özmen, Doç.Dr. Serdar Nasır ile aynı dönemin eğitimlerini alan bir jenerasyonun doktorları olduklarını hatırlatarak, "Birbirimizin evinde çıkmayan yıllarca birlikte yaşayan arkadaşlarız. Biz çok sık görüşürdük. Uzun süre görüşmediğimiz zaman birbirimizi merak ederdik. Bunlar biraz spekülasyonlar. Aslında bunlar gündemin konusu bile olmayacak


şeyler. Tıp bir rekabettir tabii ki. Hep güzel şeylerden bahsedildi. Hep en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bu en iyinin yapılması insanlara daha iyi bir tedavinin verilmesi için zaten bir gereklilik. O konuyu uzatmanın gerekli olmadığını düşünüyorum. Türkiye'de 'Üzümü mü yemeye çalışıyoruz, bağcıyı mı dövmeye çalışıyoruz?'. O konuya açıklık getirmeye çalışıyorum. Tıp etiği statik bir şey değil, dinamiktir. Yıllarca zatürre ve kanser hastalarına nasıl davranacağımızı ve neler yapacağımızı çok iyi öğrendik.


2006 yılında Türkiye'de böyle bir program suni olarak çekilip insanlara film gibi seyrettirilseydi, bu bir bilim kurgu olarak algılanırdı, inanılmaz bir ilgi çekerdi. Türkiye'deki tıbbın geldiği düzeyi göstermesi açısından ve buna da en ufak bir katkım olduysa benim için mutluluk verici bir olaydır"


AMERİKA ÖRNEĞİ


Prof.Dr. Ömer Özkan, yüz nakli olan Uğur Acar'ın çok sık kameraların önüne çıkarılmasının eleştirilmesi ile ilgili olarak ise şunları söyledi: "Reklama ihtiyacımız yok. Ama bu olayın Amerika'da nasıl işlediğini kısaca anlatmak isterim. Amerika'da bu tür nakilleri yapıldıktan ancak 30 gün sonra duyarsınız veya 15 gün sonra duyarsınız. Çok önemli bir konu ama nasıl yapılıyor bu nakiller. Bir televizyon ya da haber kanalına bunlar satılıyor. Ama satıldığı paralar da inanılmaz paralar. 2 milyon, 10 milyon


dolarlar geliyor ki. Bu da hastanenin tüm masraflarını yıllarca karşılayan paralar"


YÜZ NAKLİNİN DUYULMASI BASININ BİR BAŞARISIDIR


Türkiye'de ilk çift kol naklini basından gizlemek için her şeyi yaptıklarını ifade eden Prof.Dr.Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Biz, Türkiye'de ilk kol naklini yaptığımızda basından nasıl gizli yapabiliriz. Türkiye'de ilk defa bir şey yapılıyor. Özel izinle yapılıyor. Ben, o nakilde başarısız olsaydım kariyerimin çok kötü yerine gelecektim. Üniversite çok kötü duruma düşecekti. Sağlık Bakanlığı da bana bu özel izni verdiği için çok çok zor duruma düşecekti. Hal böyleyken, ben biraz orta zekanın üzerindeysem. O ameliyatı ertesi gün basına göstermek istemem bu bir gerçek. Yüz naklinde de bu durum böyle. Ama basından hiç bir şekilde


kaçılmıyor. Çift kol ve yüz nakli ameliyatından çıktığım zaman ben, 'Türkiye'de tarih yazılıyor' haberlerini okudum internette. Bir şeyleri yaparken insanlardan kaçırmaya başlarsanız, bu sefer de başka türlü algılanır. Türkiye ile dünyadaki durumlar biraz farklı. Ben ameliyattayım ama dışarıda çoktan ameliyatın detayları yazılmış. Bu da gazetecilerin bir başarısı diye nitelendiriyorum."


REKLAM İÇİN YAPMADIK


"Uğur'u basın karşısına çıkarmadığınız zaman neler olduğu çok merak ediliyor" diyen Prof.Dr.Özkan, şunları söyledi: "İnanın biz bunu reklam için yapmıyoruz. Benim ilk anda ve 6 ay sonra nakil olan kişiyi kameralar karşısına çıkarmam varsa öyle bir şey benim reklam veya tanınabilirliğimi değiştirmez. Hastayı ben 6 ay sonra kameralar karşısına çıkarsam her şey daha güzel olur. Ben özünde bir şey kaybetmem hastayı 6 ay sonra sunmak isterim. Uğur Acar'ın traş edilmesini ben hiçbir zaman medyaya duyurmadım.


Ömer Özkan yaptı diye bir açıklama da yapmadım. Bu gazeteci arkadaşların başarıları. İnanılmaz başarılılar gerçekten. Benim kol düğmem ve kazağımım renginden tanımışlar ve Ömer Özkan traş yaptı yazmışlar"


Her yapıcı eleştiriden mutlaka bir örnek aldığını ifade eden Prof.Dr. Özkan, "Şu an çift kol nakli yapılan Atilla Kavdır'ın hiç bir problemi olmadığı halde göstermiyorum. İstesem bugün bile gösterebilirim. Bu çok önemli değil" ifadelerini kullandı.


UĞUR MEVZUATA UYGUN OLARAK SEÇİLDİ


"Yüz nakli için Uğur Acar'ı nasıl seçtiniz?" sorusuna ise Prof.Dr. Özkan, şöyle karşılık verdi: "Türkiye'de bir bilgi bankası var. Bu merkeze biz 4 yüz nakil hastasını bildirdik. 4 tane hastane kompozit doku nakli ruhsat aldı. Hastalar burada sırada olurlar. O sırada, bir donör çıktığında kriterlere en uygun hasta seçilir. Çok sayıda hasta kriterlere uygun çıkabilir. İki merkezde de nakle uygun hastalar olabilir. Son hastada olduğu gibi o zaman ruhsat aldığı sıraya verilir. Hem bizim hem Hacettepe


Üniversitesi'nin uygun hastası vardı. Ruhsat sırası bizden geçtiği için ve biz hastamızı ameliyat ettiğimiz için sıra Hacettepe Üniversitesi'ne verildi. Bu nedenle bu ameliyat yapıldı. Bizde de çok uygun hastalar vardı. Çünkü, her kan grubundan yıllardır biz hazırlıklarımızı yapıyoruz. Her doku ve cinsiyetten hastamız var. Ama Hacettepe'de o hasta çıkmamış olsfnalına bunlar satılıyor. aydı, yine biz nakil yapacaktık. İlk donör çıktığında 37 yaşındaydı. Biz 19 yaşındaki bir hastaya naklettik. O sırada


başka bir merkezin hazırladığı 25-30 yaşında bir hasta olsaydı, o merkez nakil yapacaktı. Bizim koyduğumuz mevzuat kurallarında 20 yaşa kadar aralıklarla olmak üzere cinsiyet, doku grubu uyabildiği kadar uysun, bu kriterlere göre seçim yapıyoruz"


MEVZUATTA HATA VARSA GÜNAHI BİZİM


Prof.Dr. Özkan, "Çift kol ve bacak nakli yapılan Şevket Çavdar, mevzuata uyuyor muydu, burada bir hata var mı?" sorusuna da


şöyle cevap verdi: "Mevzuat çıksın diye biz uğraş verdik. Eğer o mevzuatta bir yanlışlık varsa günahı da bize ait. Ama o mevzuat dünyanın en iyi mevzuatı. Bunu övünmek için söylemiyoruz. Kimseye bir soru bırakmıyor, kriterler çok keskin ve belirgin. Bu mevzuatı çıkarırken kısmen de olsa insanlara esneklik payı verdik. Ruhsat verilen merkezlerdeki arkadaşlarımın en iyi kararı vereceğini ve iyi bir alt yapısının olduğunu bilerek imza attık. Benimle birlikte 5 arkadaşımın daha imzası var. Şevket Çavdar'ın


başına gelen çok önemli bir konudur. Mevzuat belli. Oradaki kriterler belli, ne kadar esnetilebileceğini çok iyi biliyoruz. O ameliyatı yapan arkadaşımda çok iyi biliyor. Burada önemli olan o hastanın hayatını kaybetmiş olması. Eğer hasta hayatını kaybetmemiş olsaydı, sadece kollarını ve bacaklarını kaybetmiş olsaydı çok daha rahat tartışırdık. Burada hayatı kaybeden bir ailenin tartışmasını yapıyoruz."


ATİLLA DA EN UFAK BİR TEHLİKE GÖRSEM KOLLARI ALIRDIM


Prof.Dr.Ömer Özkan, "Çift kol ve bir bacak nakli yaptığı Atilla Kavdır'ın bacağını geri alırken endişelendiniz mi?" şeklindeki soruya da, şöyle karşılık verdi: "Biz kaybedilebilecek bir hastayı kurtardık. Bacaktan bir doku salınıyor ve böbrekte kısmı bir şey olduğunu hissettim. Bacağın dolaşımı çok iyiyken bile bacağı 8 ile 10. saat arasında aldım. En ufak bir tehlike görsem kolları da alırdım. Eminim arkadaşlarım da aynı şeyi yapmaya çalıştı. Hastanın bize gediği gibi teslim edilmesi çok önemli. Benim


hastamdan aldığım tecrübe, yaşamını kaybeden hastadan aldığım tecrübe çok önemli. Bundan sonraki nakillerin başarılı şekilde yapılması için çok önemli. Bunu donör ve aileye saygı açısından düşünmekte önemli fayda var"


Özkan'a, "Yurt dışından gelen övgüler ve Türkiye'den yapılan eleştirilerin ardından yurt dışına çıkmak istediniz mi?" sorusu iletildi. Prof.Dr. Özkan da şöyle cevap verdi: "O her zaman insanların aklında olan bir şeydir. Kol naklini yapmadan önce de teklifler aldım. Birçok arkadaşım teklif alıyor. Yurt dışında bir çok kez bulundum. Bana önerilen merkez dünyanın en iyi merkezlerinden birisiydi. Bunlar yine reklam diye algılanacak. Akdeniz Üniversitesi dünyanın nakillerini çok başarılı şekilde yapıyor.


Buradaki doktorlar dünyanın en iyi merkezlerinde yer almayı hak ettiği gibi Türkiye'de bu doktorları hak ediyor. Bunu böyle düşünmek lazım"


UĞUR'U HEMEN ATİLLA'YI İKİ HAFTA İÇİNDE TABURCU EDEBİLİRİZ


Prof.Dr. Özkan, Uğur Acar ve çift kol nakli yapılan Atilla Kavdır'ın son durumuyla ilgili şu bilgileri aktardı: "Uğur, Facebook sayfasına kendi fotoğrafını koymuş. Hayatından inanılmaz mutlu. Benim yıllardır bilmefnalına bunlar satılıyor. diğim Facebook'u o bana öğretmeye kalkıyor. O konuda bir sıkıntı yok. Psikiyatri hocası yakından takip ediyor.Atilla Kavdır'ın tüm organ sistemleri normale döndü. Kolların dolaşımı gayet iyi.


Ama bacak nedeniyle bir sürecimiz oldu. Uğur'dan iki hafta geride gidiyoruz.


Uğur'u bugün taburcu edersek Atilla'yı da iki hafta sonra taburcu ederiz diye düşünüyorum"

Kaynak: İHA