Şanlıurfa, Yeni Başkanından İmar Sorunu İçin Çözüm Bekliyor
BDP Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Şeyhmus Çakırtaş, yeni seçilecek belediye başkanının kentteki imar talanına 'dur' diyebileceğini belirtti.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Şeyhmus Çakırtaş, "Yeni gelecek olan belediye başkanının itiraz etme hakkı var. Bu itiraz hakkını kullanabilir, sonuna kadar götürebilir. Kendisi yeni bir imar planını hazırlayıp meclisten geçirtebilir. Yeni gelecek yönetim şu andaki mevcut duruma dur diyebilir. Kent merkezinde Topçu Meydanı projesi, 11 Nisan projesi, keza Balıklıgöl civarındaki restorasyon çalışmalarıdır, hepsi geleceğe yönelik birçok sorun ve sıkıntıyı işaret ediyor." dedi.
Gazete İpekyol'a yaptığı ziyarette konuşan Şeyhmus Çakırtaş, BDP tabanının aday konusunda nasıl bir beklenti içerisinde olduğu yönündeki bir soruya, şu yanıtı verdi:"Ben şimdi aday adayıyım. Dolayısıyla insanlarla konuşuyoruz. BDP'nin tabanı bu seçimlerde galip çıkacağını, çok güçlü bir oy alacağına dair bir inanç besliyor. Neden böyle bir inancı var BDP tabanının? Çünkü siyasal süreç, Kürt özgürlük hareketi her yerde güçlenmesine neden oldu. Hem çözüm sürece hem Rojava'daki gelişmeler hem de dünyadaki konjektörel durum Kürt siyasal kaynaklı sorunla ilgilenen BDP'nin giderek bölgede güçlendiğini gösteriyor. Halkın da, tabanın da beklentisi bu dönem güçlü bir yönetimle AKP'yi zayıflatmak ve seçimi almak gibi bir hedef insanlar umut ediyor. Yüreklerinde böyle bir hayal kuruyor."
'BELEDİYE İKTİDAR ARACI OLMAYACAK'
Belediyecilik tecrübesi olan ve Urfa için hayalini anlatan Çakırtaş, şöyle konuştu: "Bu kentte hepimiz yaşıyoruz. Dolayısıyla bu kentin sorunlarını, sıkıntılarını aynı zamanda birebir de yaşıyoruz. Bunun için kafamı yastığa koyduğum zaman hep böyle daha düzgün, daha yaşanılır bir kent nasıl olur diye kendi kendime soruyorum. Bu kent yıllardır beton yığınına çevrilen bir imar sorunu yaşıyor. Gelen bütün belediyeler betonlaşmaya, apartmanlara önem veriyor. Bu aynı zamanda rant kapısını da açıyor. Arazi mafyası, araziyle ilgili müteahhitlik hizmetleri… Şimdi elbette müteahhitler de olacak. Arazi alım satımı da olacak. Ama her şeyin belli bir kuralı, belli bir yolu ve yöntemi var. Urfa hemen hemen dünyanın en sıcak bölgelerinden bir tanesi. Yazın sıcaklık 45 dereceye çıkıyor. Şimdi siz her tarafa apartman dikerseniz, her taraf beton olursa buradaki sıcaklık giderek yükselecek ve yaşam giderek zorlaşacak. Oysa bu kentin daha yeşil, daha yaşanılabilir, daha sessiz, ulaşımı daha düzgün, gezi alanları, dinlenme yerleri olan imar çalışması yürütmek mümkündür. Ancak bugün itibariyle Urfa'da yeşil alan düşündüğümüzden çok çok azdır. Dünya genelinde kişi başına yeşil alan 10 metrekare düşerken, Urfa'da ikidir, bilemediniz iki buçuktur. İki buçuk metrekare çok büyük bir alan değildir. Dolayısıyla bizim her şeyden önce önceliğimiz insana dair, insanına rahatça yaşayabileceği bir kent yaratmaktır. Aynı zamanda ekolojik bir kentin de temelini atmaktır. Daha çok yeşil alan, daha çok dinlenme yerleri, daha çok sosyal donatılar, daha çok ticarileşmemiş bölgeler bizim hedefimizdedir. Elbette bunu yapmak kolay değil. Biz bunu biliyoruz. Ama biz şunu hedefliyoruz. Bizim yönetimimizde belediye iktidar aracı olmayacak. Altını çizerek söylüyorum. Belediye iktidar aracı olmayacak. İktidar aracı olduğu an rantın, yolsuzluğu, rüşvetin önünü açmış olursunuz. Oysa hizmet belediyenin temel görevidir. Yani belediye yeşil alan yapmak zorundadır. Doğru, yaşanabilir konut projeleri, imar alanları yaratmak zorundadır. Bunu yasalara, hukuka uygun yapmak zaten belediyenin birinci görevidir. Bunun dışında yaptığı bütün işler belediyenin babasının hayrına yaptığı işler değildir. Belediye halka temiz, kaliteli içme suyu getirmek zorundadır. Alt yapıyı yapmak zorundadır. Ulaşımın kolaylaştığı yollar yapmak zorundadır. Ama maalesef kentimizde trafik neredeyse içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Bizim hedefimiz öncelikle buranın imar alanıyla ilgili ciddi bir çalışma yürütmek ve yaşanabilir bir Urfa projelendirmek. Bu koşullar, belediyenin bütçesi nedir, nereye gidiyor, bunları görmeden de bir takım şeyleri söylemek de çok doğru değil. Ama biz az parayla çok büyük işler başarmayı hedefliyoruz. Bugün neredeyse kenti geneli 2 milyon nüfusa yaklaşmış. Kent merkezinde 500-600 bin insan yaşıyor. Dolayısıyla şu an mevcut yollar yeterli değil. Biz her tarafta asfaltlama, her tarafa devasa yollar yapmanın da çözüm olmadığını düşünüyoruz. Bunun yerine alternatif, daha ekolojik, doğaya uygun, insana saygı temelinde, yerel ekonomiyi düşünen ve buradaki etkinlikleri görmezden gelmeyen bir projeyle bu kenti geleceğe taşımayı düşünüyoruz. Bu kentin en önemli problemlerinden bir tanesi imardır. Diğeri de ulaşım problemidir. Bunun dışında alt yapı sorunu vardır, kentin hijyenik problemi vardır. Turizm alanlarının yeterince tanıtılmama sorunu vardır. Dünyanın en eski en kadim kenti olmasına rağmen hala doğru düzgün bir turizm politikası yoktur. Bütün bunlar tek tek ele alınması gereken, tek tek üzerinde düşünülmesi gereken ve gerçekten de ciddi projelendirilmesi gereken işlerdir. Ama bugün en önemli problem imardır. Burada ev fiyatları bu kadar yükseliyorsa, bunun arka planında belediyenin kendi görevini yapmadığının açık kanıtıdır."
'RANT YOKSA 11 NİSAN PROJESİNİ BEKLETSİNLER'
Kentteki çarpık kentleşme ve özellikle sosyal donatı alanlarının yağmalanması hususuna da değinen Çakırtaş, "Yeni gelecek olan belediye başkanının imara itiraz etme hakkı var. Bu itiraz hakkını kullanabilir, sonuna kadar götürebilir. Kendisi yeni bir imar planın hazırlayıp meclisten geçirtebilir. Yeni gelecek yönetim şu andaki mevcut duruma dur diyebilir. Kent merkezinde Topçu Meydanı projesi, 11 Nisan projesi, keza Balıklıgöl civarındaki restorasyon çalışmalarıdır, hepsi geleceğe yönelik birçok sorun ve sıkıntıyı işaret ediyor. Çok büyük iddialarla Topçu Meydanı projesini ortaya koydular. Ama sonuçta ucube bir şey çıktı. 11 Nisan'la ilgili Özel İdare yangından mal kaçırır edasıyla, mantığıyla burayı satışa çıkartıyor ve burayı AVM yapmak istiyor. Halkın yeşil alanlarının ticarileştirilmesi insan haklarına, kent yönetimine, modern kent yönetimine aykırıdır. Biz buna açıkça rant diyoruz. Bunun arkasında yatan neden ranttır. Rant değilse, bizim yanıldığımızı düşünüyorlarsa, doğru söylediğimizi düşünüyorlarsa beklesinler. Yeni belediye seçilsin, oranın ne yapılmasına karar vereceklerse halka sorar, STK'lara sorar, demokratik kitle örgütlerine sorar. İnşaat ve mühendis odalarına sorar, onlardan bilgi alır." diye konuştu.
'KÜÇÜK ESNAF BİTER'
Kentin en önemli gündemi haline gelen 11 Nisan Projesi'nin küçük esnafı bitireceğini kaydeden Çakırtaş, "Sonuçta biz yöntemi konuşuyoruz. Birileri elbette AVM de isteyebilir. Birileri istemeye de bilir. Ama biz kendi düşündüklerimizin doğru olduğunu düşünüyoruz. Oraya AVM yapmak bu kente yapılacak en büyük zarar. En büyük kötülüktür. Birincisi siz küçük esnafı bitiriyorsunuz. İkincisi kent trafiğini yerle bir ediyorsunuz. Üçüncüsü kentin merkezinde, kentin hava alması gereken, oksijen depolanması gereken yere beton dikiyorsunuz. Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değil. Bence 11 Nisan ve benzeri projelerin tamamıyla iptal edip, oraların yeşil alanlara çevrilmesi, yeşil alanların da ticarileştirilmeden halkın hizmetine sunulması gerektiğini düşünüyorum." dedi.
'DEMOKRASİNİN KANALLARINI AÇACAĞIZ'
Belediyecilikte özellikle demokrasiye vurgu yapan Çakırtaş, sözlerini şöyle tamamladı: "Bizim diğer partilerden farkımız şu. Herkes katılımcılıktan, demokrasiden herkes şeffaflıktan bahseder. Elbette her yönetimin bir paradigması var. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Biz demokrasinin kanallarını açacağız. Yani kentin bütün paydaşlarını, bütün bileşenlerini, bütün anlayışlarını kent yönetimine, belediye yönetimine karar süreçlerinde katılması için kanallar açacağız. Lafla bu iş yürümüyor. Ben katılımcı bir belediye oluşturacağım demekle olmuyor. Bunun alt yapısını hazırlamak gerekiyor. Biz bunun alt yapısını hazırlayacağız. Pratiğimiz de bunu gösteriyor. Üç dönemdir BDPli bunu yapıyor. Herkesin karar sürecine katılması ne demektir? Şu anlama geliyor. Birincisi bütçeyi halka açacağız. Yani bütçeyle ilgili karar alırken halkın duygu ve düşüncelerini esas alacaksın. Onların gözü önünde bunun planlayacaksın. Kapalı kapılar arkasında bütçe yürütüldüğü an halkın katılımı engellenmiş olur. Keza sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, sendikalar, kadın örgütleri, gençlik örgütleri, mesleki örgütler, gazeteci cemiyetleri, bütün dernekler, vakıflar, cemaatler aklınıza gelecek kim varsa, bütün bunların kanaatleri alındıktan sonra bütçe planlanması yapılırsa düzgün bir alt yapı hazırlanmış olur ve katılımın önü açılmış olur. Biz sadece belediyecilik anlamında alt yapı, üst yapı, yol, suyla ilgilenmeyeceğiz. Zaten bu belediyenin temel görevidir. Biz halkın temel problemleriyle de ilgileneceğiz. Sorunlarıyla ilgileneceğiz. Aynı zamanda bizim demokrasiyi geliştirme gibi bir sorumluluğumuz da var. Biz temiz içme suyuyla ne kadar ilgileniyorsak, ülkenin sorunlarıyla, demokrasiyle ve Kürt sorunuyla da o kadar ilgileneceğiz. Dolayısıyla bizim belediyeciliğimiz diğerlerinden farklı olacak. Biz hem kente yaşamanın bütün kurallarını, ihtiyaçlarını belirleyerek projelendireceğiz teknik ekiple mühendislerimizle. Aynı zamanda demokrasi mücadelesi vereceğiz. Burada yaşayan her insan istediği dilde hizmet isteme hakkına sahiptir. Biz çok büyük bir belediyecilik anlayışına sahibiz. Bütün hizmetlerimiz de çok dilli bir şekilde yürüyecek."
(Kaynak: Gazeteipekyol)