Şefkat Çetin: TBMM'de Fezlekelerin Okunmaması Milli İrade Gaspı

Son Güncelleme:

MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, TBMM olağanüstü toplantısında AK Partili dört eski bakana ait fezlekelerin okunmamasının "milli irade gaspı" anlamına geldiğini ileri sürdü.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, TBMM olağanüstü toplantısında AK Partili dört eski bakana ait fezlekelerin okunmamasının "milli irade gaspı" anlamına geldiğini ileri sürdü.


Çetin yazılı açıklamasında TBMM olağanüstü toplantısının şaibelerden kurtulmak için iyi bir fırsat olduğunu kaydederek, "Ancak fezlekelerin Meclis'te okunmasına engel olarak gizleme girişimleriyle milli iradeye darbe vurulmakta ve aklanma fırsatı tepilmektedir. Her fırsatta milli irade sözünün arkasına sığınan Tayyip Erdoğan ve hükümeti, söz konusu olan kendileri hakkındaki suçlamalar olduğunda gizlilik kararı bahanesiyle milletin iradesini hiçe saymaktadır" dedi.


Yolsuzluk ve rüşvet skandallarıyla sarsılan AKP hükümetinin 30 Mart seçimlerinden ölümcül hasar almadan çıkabilmek için Türkiye'de olağanüstü hal ilan ettiğini öne süren Şefkat Çetin, "Devlet kadrolarındaki tayin fırtınası, ardı ardına çıkarılan yasalarla HSYK'nın bakan emrine verilerek yargının siyasallaştırılması ve başta internet olmak üzere medya üzerindeki ağır sansür AKP hükümetinin sıkıyönetim rejiminin ispatıdır" iddiasında bulundu.


MHP'li Çetin, Başbakan Erdoğan'ın milletten gerçekleri gizleme çabasının baskı, sürgün ve sansürle sınırlı kalmadığını, milli iradenin tecelligahı Yüce Meclis'e kadar uzandığını iddia ederek, "Denetim yetkisine sahip TBMM'nin yürütme organı üyelerine ait fezlekedeki delilleri öğrenmesinin engellenmesi, apaçık bir yetki gaspıdır. Devletin en mahrem bilgilerinin görüşülebildiği TBMM'nin dört bakan hakkındaki yolsuzluk iddialarına ulaşamaması, Tayyip Erdoğan'ın iradesinin milli iradenin üzerine çıkması anlamına gelmektedir" görüşünü savundu. Çetin şöyle devam etti:


"Tayyip Erdoğan dönüşmeye başladığı Tunus, Libya, Mısır, Irak ve Suriye'deki eski kankalarının akıbetine bakıp ibret almalıdır. Facebook, twitter gibi sosyal medya mecralarına varıncaya kadar milletin haber alma hakkına sansür uygulayan diktatörler çoktan devrilmiş ve milletlerinden çaldıkları olağanüstü servetleri hiç birisini kurtaramamıştır. Bütün diktatörlerin gittiği bu yolun sonu bellidir. Yasaklarla, arkadan yetiştirilen kanunlarla, polis, istihbarat ve medya gücüyle gerçeklerin üzerinin sonsuza kadar örtülmesi mümkün değildir. Bu yüzden AKP'nin tek çıkar yolu, ak mı kara mı olduklarının ortaya çıkması için yargıyı işletmektir. Deve kuşu misali kafalarını kuma gömerek kabahatlerini kimsenin görmeyeceğini sanmakla, kendileri yeterince olmuştur ancak Türkiye'yi de bütün dünyaya rezil etmektedirler. Olan Türk milletine olmakta, hükümet yetkilileri yüz kızartıcı suçlamalara rağmen temsil makamında oturmaya devam etmektedirler. Bu utanca Türk milleti layık değildir ve katlanmayacaktır."


Çetin, Avrupa Parlamentosu'nun 30 Mart seçimleri için Türkiye'ye gözlemci heyet gönderme girişiminin son dönemde yurt dışında yolsuzluk ve rüşvetlerle anılan Türkiye'nin imajı açısından yüz kızartıcı bir gelişme olduğunu öne sürdü. Türkiye'ye üçüncü dünya ülkesi muamelesi yapıldığını iddia eden Çetin, "Diğer taraftan yaklaşan seçimlerin şeffaflığını bahane eden AB'nin gözlemcilerine kapı aralayan AKP hükümetinin Ukrayna'da yaşananları yeterince anlayamadığı anlaşılmaktadır. Türkiye'nin son dönemde sürüklendiği kutuplaşmayı tahrik edecek ve keskinleştirecek müdahalelere, bilhassa dış kaynaklı olanlara karşı uyanık olunmalıdır" dedi.


Hükümetin seçim güvenliğini sağlama görevi bulunduğunu hatırlatan Çetin, "Başta AKP'li bir büyükşehir belediye başkanı olmak üzere bu çevreden sürekli provokasyon kokan açıklamalar yapılmaktadır. 30 Mart seçimlerini kendileri için bir hayat memat meselesi olarak gören AKP'lilerin, sandıktan olumsuz bir sonuç çıkmasındansa hiç açılmamasını tercih eder bir halleri vardır. Ukrayna'da kötü bir sınav veren AB'nin Türkiye'deki seçimlerde gözlemcilikten ziyade bir taraf olma ihtimaline rağmen Tayyip Erdoğan'ın gözlemcilere itiraz etmemesi bu açıdan düşündürücüdür" değerlendirmesinde bulundu.


Şefkat Çetin, "Seçim bürosu açılışında şehit edilen Ülküdaşımız Cengiz Akyıldız'ın ardından gencecik evlatlarını kurban vermeye devam eden Türkiye, AKP hükümetinin günahlarını ödemektedir. Kaybedilen her can bizim için acı bir kayıptır. Gençlerimizi sokaklara döken ve onlara kıyanların amacı Türkiye'nin birlik ve bütünlüğüne kastetmektir. Ötekileştirici ve çatışmacı dil kullanan Tayyip Erdoğan, başbakan gibi değil bir provokatör gibi hareket etmektedir" dedi.


Şefkat Çetin ayrıca, "Yüce dinimizi hiç kimse kabahatlerini ve ayıplarını örtmek, siyasi ve ekonomik ihtiraslarına paravan yapmak gibi bir yanlışa alet edemez. Bin yıl İslam'ın bayraktarlığını yapmış Türk milletine haram ve helali de, muta nikâhını da işinize geldiği gibi tarif ederek yutturamazsınız" ifadesini kullandı.

Kaynak: ANKA