TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: Enerjiyle İlgili Tüm Yüksek Vergileri Kademeli Olarak Azaltalım
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, müteşebbislerin şikayet ettikleri konuların başında üretim ve ihracattaki yüksek girdi maliyetlerinin geldiğini belirterek, akaryakıt üzerindeki vergilerin hem rekabet gücünü azalttığını, hem de kayıtdışılığı körüklediğini söyledi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, müteşebbislerin şikayet ettikleri konuların başında üretim ve ihracattaki yüksek girdi maliyetlerinin geldiğini belirterek, akaryakıt üzerindeki vergilerin hem rekabet gücünü azalttığını, hem de kayıtdışılığı körüklediğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Enerjiyle ilgili tüm yüksek vergileri kademeli olarak azaltalım" çağrısında bulundu.
TOBB'un 70. Mali Genel Kurulu'nda açılış konuşması yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, herkesi tarifsiz acılara boğan Soma maden kazası ertesinde toplandıklarını vurguladı. "Soma'da 301 kardeşimizi şehit verdik. Kendilerine Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun. Kederli ailelerinin acısını yürekten paylaşıyor, başsağlığı ve sabır temenni ediyorum" diyen Hisarcıklıoğlu şunları kaydetti:
"Facianın ilk günü Soma'daydık. Her şeylerini bırakıp kurtarma ekibine katılanları gördük. Pek çok kahramanlık hikayesine de şahit olduk. İnsanlık dersi aldık. Bir arkadaşı daha orada kalmasın diye geri dönüp, yeniden madene giren cesur insanları tanıdık. Milletimiz, Soma'nın acısını acısı bildi. Bu acıyı hisseden, yaraya bir nebze merhem olmak için çalışan herkese teşekkür ediyorum. Şehit maden işçilerimizin aileleri artık bizlere emanettir. TOBB olarak başlattığımız yardım kampanyasına katılan ve katılacak Oda ve Borsalarımıza bu vesileyle teşekkür ediyorum. Tüm iş dünyamızı da bu kampanyaya katılmaya çağırıyorum."
-"HER ALANDA İNSAN HAYATI ÖNCELİĞİMİZ OLMALI"-
Geride kalanların acısını paylaşmanın, sorumluluğu hafifletmediğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Bizim inancımıza göre bütün kainat insan için yaratılmıştır. Kainattaki hiçbir şey insan hayatından önemli olamaz. Artık her alanda insan hayatı önceliğimiz olmalı. Bu bir haktır, hukuktur. Bunun için herkes, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. Soma faciasından sorumlu olanlar da, kamu veya özel sektör hiç fark etmez, mutlaka bulunmalı ve şeffaf bir şekilde yargılanmalı" diye konuştu.
-"ŞİRKETLERİMİZ VE VATANDAŞLARIMIZ DAHA TEDBİRLİ OLMAK ZORUNDA"
Dünyada 2014 ve sonrasında, alışkın olunandan farklı bir küresel ekonomik ortamın reel sektörü beklediğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, "Ben şahsen oyunun kurallarını yeniden belirleyecek ve dünyayı değiştirecek 7 küresel trendin ortaya çıktığını görüyorum. Birincisi, küresel finansman iklimi değişiyor. Küresel kriz sonrasında parasal genişleme ve bol likidite dönemi başlamıştı. ABD Merkez Bankası FED, her sene piyasaya yaklaşık 1 trilyon dolar veriyordu. Bu sayede ülkeler, şirketler ve hatta bireyler rahatça borçlanıp, yatırım ve harcama yapıyorlardı. Ekonomiler büyüyordu.
Ama bu dönem sona eriyor. FED, piyasaya verdiği parayı azaltıp, tamamen sonlandıracak. Şimdi, hem şirketlerimiz, hem de vatandaşlarımız artık daha tedbirli, daha temkinli hareket etmek zorunda. Kamu ve özel sektör olarak, bu yeni ortama nasıl uyum sağlayacağımıza birlikte odaklanmalıyız.
İkincisi, küresel ticaret ve yatırım ortamı değişiyor. Dünyada bölgeselleşme hız kazanıyor. Bunda öncülüğü ABD yapıyor. Önce pasifik ülkeleri ile Transpasifik Ortaklık Anlaşması başlatıldı. Burada ABD, Japonya, Kore gibi önemli ülkeler var. Öte yandan ABD geçen sene AB ile Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı girişimine de hız verdi. Bu iki girişim dünya ekonomik gücünün üçte ikisine denk geliyor. Bu ortaklıklar küresel ticaretin ve yatırımların yönünü belirleyecek. Bununla da kalmayacak, üretim standartlarını belirleme konusunda da büyük bir güç elde edecekler."
-"ÜÇÜNCÜ ÖNEMLİ TREND DEĞİŞENİ ENERJİ HARİTASI"-
Hisarcıklıoğlu, üçüncü önemli trend değişenin ise enerji haritası olduğunu söyledi. Gelişen teknoloji sayesinde "kaya gazı"nın, giderek daha ucuz ve daha fazla üretilir hale geldiğine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Bu sayede ABD'deki doğal gaz fiyatı son 5 yılda yüzde 60 geriledi. ABD'nin yakın gelecekte doğal gazda, net ihracatçı olması bekleniyor. Bu gelişme dünyadaki yatırım tercihleri dahil her kararı kökünden değiştirecek. Enerjide dışa bağımlı bir ülke olarak, bizim de, şimdiden bu konuya odaklanmamız gerekiyor" diye konuştu.
-"ÜLKELERARASI REKABETTE GİRİŞİMCİLİK ANA UNSUR HALİNE GELDİ"-
Dördüncü küresel trendin ülkelerarası rekabette "girişimciliğin" ana unsur haline gelmesi olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, tüm ülkelerin "yenilikçi girişimcileri" kendi topraklarına çekmek için mücadele verdiğini aktardı. Beşinci trendin internetin ekonominin belkemiği haline gelmesi olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu şunları kaydetti:
"Ne yazık ki biz İnternet'i sadece sosyal medya gibi, hatta kahvehane gibi kullanıyoruz. Oysa özellikle KOBİ'ler için Internet maliyetleri düşürme ve dünyaya açılma fırsatıdır. İnternet sayesinde her KOBİ, dağıtım ağına muhtaç olmadan tüm dünyaya ulaşabilir. Bakın İnegöl'ün mobilyası, Gaziantep'in baklavası, internet üzerinden dünyaya satılıyor. İşte tek tuşla dünya elimizin altından. Ne duruyoruz, bu dev pazarı keşfedelim."
-"ORTA SINIF BÜYÜYOR"-
Hisarcıklıoğlu, altıncı küresel trendin tüm dünyada "orta sınıfın" büyümesi olduğunu vurguladı. Her yıl dünyada orta sınıfa 150 milyon kişinin dahil olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu şunları söyledi:
"Yani 2 Türkiye ekleniyor. Bugün orta sınıfın mevcudu takriben 2 milyar kişi. Sadece 6 yıl sonra, 2020'de 3 milyara ulaşacak. Küresel orta sınıfın bugün yaptığı harcama yılda 7 trilyon dolar. 2020'de bu harcama 3'e katlanacak ve 20 trilyon dolara yükselecek. İşte bu talebi karşılayacak, altyapı lazım, üretim lazım. Bu pazarlara ulaşıp, daha fazla mal satabilmek için; biz de sanayi politikalarımızı buna göre gözden geçirmeliyiz."
-"BU TRENDLERE GÖRE POLİTİKA BELİRLEYEN ÜLKELER ÖNE ÇIKACAK"-
Yedinci küresel trendin ekonomide "şehirlerin" öne çıkması olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, büyüyen orta sınıfın şehirlerde toplandığına işaret etti. Bugün dünyanın en büyük 600 şehrinde 1.5 milyar kişinin yaşadığını belirten Hisarcıklıoğlu, "Bu şehirlerin ekonomik hacmi dünya ekonomisinin yaklaşık yarısı. 10 yıl sonra bu şehirlerde yaşayanların sayısı, 2 milyara yükselecek. Üretimleri, dünya ekonomisinin, yüzde 60'ına ulaşacak.
Bunun anlamı şu. Artık dünyada sadece ülkeler değil, şehirler birbiriyle rekabet ediyor. Bakın çok ilginçtir, geçenlerde yabancı bir yayında gördüm. Rekabette öne çıkmak isteyen yabancı bir şehir, dünyanın en hızlı internet altyapısını kuruyor. Böylece ileri teknoloji alanındaki şirketleri şehrine çekiyor, şehir hızla zenginleşiyor.
İşte biz de, şehirlerimizin cazibesini artırmalıyız. Bunun için şehirlerimizin markalaşmasına, çevre duyarlılıklarının artmasına ve 'akıllı şehir' olmalarına ihtiyaç var. İşin özü, işte dünya bunları tartışıyor ve hazırlık yapıyor. Zira bu trendlere göre politika belirleyen ülkeler öne çıkacak. Kazanan onlar olacak. Bizim de bütün bu gelişmeleri gündemimize alıp, tartışıp, fikir üretmemiz gerekiyor."
-"EN ÇOK HUZURA İHTİYACIMIZ VAR"-
Bu yıl 2 önemli seçim süreci yaşandığını belirten Hisarcıklıoğlu, yerel seçimlerde milletin, kendine yakışan bir olgunlukla demokrasiye sahip çıktığını ve iradesini ortaya koyduğunu söyledi. Şimdi önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimi bulunduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, Cumhurbaşkanının ilk defa halkoyuyla seçileceğinden dolayı, farklı bir önemde olduğunu belirtti. Bu seçim sürecinin itidalli bir şekilde tamamlanacağına inancını dile getiren Hisarcıklıoğlu, "İnşallah seçim sonucu, ülkemizde 'yeni bir toplumsal mutabakatın' oluşmasına da vesile olur. Zira en çok, 'huzura' ihtiyacımız var. Huzur bulalım ki, hepimiz işimize odaklanalım. Daha fazla üretim, daha fazla yatırım, daha fazla ihracat yapalım" dedi.
-"EKONOMİYE YENİ BİR İVME KAZANDIRIP, YÜKSEK BÜYÜMEYİ SÜRDÜREBİLMELİYİZ"-
Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın her geçen gün daha karmaşık hale geldiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, buna rağmen, bu yılın ilk çeyreğinde sanayi üretiminin yüzde 5.3, ihracatın altın hariç yüzde 4.5 arttığını vurguladı. Bu tablonun büyümeye olumlu bir başlangıç yapacağına inandığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Daha iyi bir Türkiye ve daha iyi bir gelecek için, bundan daha iyisini yapabilmeliyiz. Çünkü fert başına düşen milli gelirimiz son 6 yıldır 10 bin dolarda takıldı kaldı. 2023'de, 2 trilyon dolar milli gelir hedefini yakalamak istiyorsak, her yıl yüzde 8 civarında büyüme oranı tutturmak gerekiyor. Son 10 yılda 4 defa yüzde 8'in üzerinde büyümeyi sağlamışız. Demek ki biz bunu yapabiliyoruz.
Şimdi ekonomiye yeni bir ivme kazandırıp, yüksek büyümeyi sürdürebilmeliyiz. Ancak, üretmek için cari açık veren, büyümek için borçlanan bir ülke olarak bunu başaramayız.
Yüksek hızda nasıl büyüyecek, rekabet gücümüzü nasıl koruyacağız? Düşük tasarruf oranı engelini nasıl aşacağız? Kamu idaresinde keyfilikten uzak, kurumsal bir yapıyı nasıl yerleştireceğiz? İşgücü maliyetlerinden dolayı kaybettiğimiz rekabet gücümüzü, kalite ve yenilikçilikle yeniden kazanabilecek miyiz? İşte tüm bu soruların cevabı, 'yeni bir büyüme modelidir'. Bunun için de bir dizi yapısal reforma ihtiyaç var. Siyasetçisi, bürokratı, akademisyeni, iş dünyası el ele verip, ortak akılla, doğru politikaları tasarlamalıyız" şeklinde konuştu.
-"REFORM ATEŞİ YENİDEN CANLANDIRILMALI"-
Hükümetin son 10 yılda hayata geçirdiği ekonomik reformların, iş dünyasına cesaret ve güven verdiğini belirten Hisarcıklıoğlu, şimdi, reform ateşini yeniden canlandırıp, eksik kalanların da tamamlanması gerektiğini söyledi.
Düzenli anketlerle iş dünyasının nabzını tuttuklarını ifade eden Hisarcıklıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Görüyoruz ki, iş dünyamız geleceğe umutla bakıyor. Zaten umut olmadan kalkınma olmaz. Ama ihtiyaç duyulan yapısal reformlar var. Bunlardan ilk 5 öncelikli alan şunlardır; "Vergi reformu, cari açığı azaltacak sanayi stratejisi, istihdamın teşviki, girdi maliyetlerinin azaltılması ve reel sektörün bankalarla çalışma ortamının iyileştirilmesi."
-"VERGİ REFORMU İŞ DÜNYASININ EN ÖNCELİKLİ MESELESİ"-
Vergi reformunun iş dünyasının en öncelikli meselesi olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, vergi reformuyla, sadece "yakaladığından" değil, herkesten, daha adil vergi toplayan bir sistem kurulması gerektiğini belirtti. Yapılacak vergi reformunun, sadece devletin gelirini artırmayı hedeflememesi gerektiğinin altını çizen Hisarcıklıoğlu, "Elde edilecek ilave vergi geliri, yüksek vergilerin indirilmesi için kullanılmalı. Her zaman ifade ettiğimiz bir husus var. Vergisini düzenli ödeyenlere pozitif ayrımcılık yapalım ki, herkes vergi ödemeye teşvik edilsin. Gelin artık vergisini aksatmadan ödemiş olanları ödüllendirelim. Vergisini hakkıyla ödeyene sahip çıkalım" dedi.
-"İSTİKRARLI BÜYÜME İÇİN CARİ AÇIĞIN AZALTILMASI ŞART"-
Cari açığın azaltılmasının daha sağlıklı ve istikrarlı bir büyüme için şart olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, bunun yolunun da, sanayinin güçlenmesinden geçtiğini dile getirdi. Sanayinin yapısal dönüşüm ihtiyacı bulunduğuna değinen Hisarcıklıoğlu şunları kaydetti:
"Kısıtlı kaynaklarımızın, daha az katma değerli alanlar yerine, sanayi yatırımına yönelmesini sağlamalıyız. Yüksek katma değerli sanayi faaliyetlerini, özel programlarla desteklemeliyiz. Ürün bazında yatırım teşviki verebilmeli, bundan çekinmemeliyiz. Yeni sanayileşme hamlemizi hazırlarken, sadece Türkiye'yi değil, bölge ekonomilerindeki fırsatları da göz önünde bulundurmalıyız. Türkiye'nin etrafında bize bağlı üretim ve değer zincirleri kurmalıyız. TOBB camiası olarak bizim bir hayalimiz var. Biz bölge ülkelerinde; içinde Türkçe konuşulan, kapısında Türk bayrağı dalgalanan sanayi bölgeleri hayal ediyoruz. Çünkü Türkiye, bu coğrafyanın sanayi devi. Artık hedefimiz büyük olmalı. Hedefimiz, dünya için üretip, katma değeri Türkiye'ye getirmek olmalı."
-"ENERJİ İLE İLGİLİ TÜM YÜKSEK VERGİLERİ KADEMELİ OLARAK AZALTALIM"-
Hisarcıklıoğlu, müteşebbislerin en çok şikayet ettikleri konulardan birinin de, üretim ve ihracattaki yüksek girdi maliyetleri olduğunu belirterek, akaryakıt üzerindeki vergilerin hem rekabet gücünü azalttığını, hem de kayıtdışılığı körüklediğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Enerjiyle ilgili tüm yüksek vergileri kademeli olarak azaltalım" çağrısında bulundu.
Hükümetin cesaretle hayata geçirdiği "istihdam primi indirimi" sayesinde, hem kayıtlı istihdamın hem de prim gelirinın arttığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Kayıt dışılık azaldı. Hem işçi, hem işveren, hem de devlet kazanmış oldu. Bunlara devam edelim. İhracat yapan sanayicimizin, yurtiçi taşımada kullandığı akaryakıt üzerindeki vergi yükünü de düşürelim. Sanayicilerimizin yurtdışı taşımalarına navlun desteği verelim. Son dönemde ülkemizin her bölgesini birbirine bağlayan pek çok ulaşım projesi hayata geçirildi. Ulaşımdaki yatırımlar ülkemizin çehresini değiştiriyor, Tüccar ve Sanayicimizin ulaşım maliyetlerini düşürüyor. Özellikle demiryolu yatırımlarını, verimlilik esasını dikkate alarak, daha da artıralım. Demiryolunu OSB'lere, limanlara ve lojistik merkezlerine mutlaka ulaştıralım" diye konuştu.
-"BÖYLE DEVAM EDERSEK, ANADOLU KOBİLERİNDEN YARININ KÜRESEL ŞİRKETLERİ ÇIKMAZ"-
Hisarcıklıoğlu, ihtiyaç duyulan önemli bir konunun da, KOBİ'lere pozitif ayrımcılık yapılması olduğunu söyledi. Küreselleşmenin, ekonominin mantığı gereği, büyüklere avantaj sağladığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Eğer bu süreç doğru yönetilmezse, rekabet ortamı bozuluyor. Piyasalar, tamamen büyük şirketlerin kontrolüne giriyor. Kobilerimiz ve sanayicimiz fasoncu haline geliyor.
Bakın KOBİ'lerin ekonomi için ne kadar önemli olduğuna dair bir rakam vereyim. Buna hiç kimse dikkat etmiyor. Bugün ihracatın yüzde 63'ünü KOBİ'ler yapıyor. İthalatınsa sadece yüzde 39'unu. Demek ki dış ticaret açığının çözümü de KOBİ'lerde.
KOBİ'lerin de büyüyebilecekleri ve büyük şirketler tarafından piyasadan silinmeyecekleri, onlarla eşit şartlarda rekabet edebilecekleri bir eko-sistem lazım. Bunun için dünyada benimsenen bir sistemi, ülkemizde de uygulamalıyız. Bu da 'Kalkınma Temelli Kamu Satın Alma Politikasıdır'. Biz kamu alımlarında yabancı ürünlere kucak açtığımız için, 'yabancı ülkelerin şirketlerini' desteklemiş oluyoruz. Böyle devam edersek, Anadolu'nun KOBİ'lerinden 'yarının küresel şirketleri' çıkmaz" şeklinde konuştu.
-"KAMU ALIMLARINDA DA KOBİLER LEHİNE DÜZENLEME YAPILMALI"-
Kamu alımlarında da KOBİ'ler lehine düzenleme yapılması gerektiğini belirten Hisarcıklıoğlu, mevzuatta bazı hükümler bulunduğunu, ama uygulamasının zayıf olduğunu dile getirdi. Başbakanın talimatıyla, kamu alımlarında yerli üretime yüzde 15 fiyat avantajı uygulanması kararı alındığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu şunları kaydetti: "Ne yazık ki bürokrasi bunu uygulamadı. Kamu mal alım ihalelerinin yüzde 93'ünde bu karar işletilmedi.
Belediyeler bile gidiyor, ülkemizde üretileni değil, ithal olanı tercih ediyor. Hükümetimiz de bu genelgenin uygulanmadığını gördü. 3 ay önce yerli malına fiyat avantajı sağlayan yeni bir düzenleme getirdi. Olumlu yönde atılmış bu adımın uygulamaya da yansımasını bekliyor ve teşekkür ediyoruz.
Şimdi benzer bir düzenleme de, ofset işlemlerine getirilmeli. Bu sayede milli sanayimiz için yeni iş ve teknoloji edinme imkanları doğacaktır."
-BANKALARA UYARI: "REEL SEKTÖR HAPŞIRIRSA, BANKACILIK SEKTÖRÜ GRİP OLUR"-
Hisarcıklıoğlu konuşmasında bankaların yüklediği maliyetlere de değindi. Küresel finansman koşulları yüzünden özel sektörün kredi maliyetlerinin arttığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, bunun üstüne bir de, bankaların her yıl artan işlem ücretlerinin bindiğini kaydetti. Reel sektörün bankalara farklı isimler altında; harç, komisyon, dosya ücreti ödemekten bıktığını belirten Hisarcıklıoğlu, "Zaten bu kadar faiz ödediğimiz bankalar, bir de dosya ücretine mi muhtaç durumda? Bu dönemde reel sektör hapşırırsa, bankacılık sektörü grip olur. Bankalara sesleniyorum; artık bu vicdansızlığı, 'hep bana' anlayışını bırakın. Unutmayın, KOBİ varsa siz varsınız" dedi.
-"ORTAKLIK KURUN, BİRLEŞİN, HALKA AÇILIN" ÇAĞRISI-
Yaptıkları anket çalışmalarının önemli bir gerçeği daha gösterdiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, şirket ölçeği ne kadar küçükse, çekilen sıkıntının o kadar arttığını, ama şirketlerin hala küçük olsun benim olsun anlayışını terk etmediğini ve güçlerini birleştirmediğini vurguladı.
"Halbuki birlikte hareket etmek bizim kültürümüzde var" diyen Hisarcıklıoğlu, şirketlerin artık bu kültürü harekete geçirmesini, güçlerini birleştirmesini önerdi. Hisarcıklıoğlu, "Alırken, satarken, bankayla pazarlık yaparken, güçlü olmak istiyorsanız, şirketinizi büyütün. Bunun için sermayeniz yoksa ortaklık kurun, birleşin. Halka açılın" dedi.
-"ÖNCELİKLER ORTAK AKILLA BELİRLENMELİ"-
Oda-Borsa başkanlarının ve başarılı işadamları için yeşil pasaport çalışmaları yapıldığını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, ancak bunların hayata geçirilemediğini vurguladı. Yeşil pasaportlu zihniyetin buna engel olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
"Unutmayalım, ülkemizi sadece bürokratlarımız değil, iş adamlarımız da temsil ediyor. Girişimcilerimizin itibarı, ülkemizin itibarıdır. Başarıları, ülkemizin başarısıdır. Artık bizim ayağımızdan şu prangaları söküp atın! Biz de Türk firmalarını dünyaya açalım. İş aleminin önemli bir sıkıntısı da bölgesel kalkınma ajanslarında özel sektörün ikinci plana atılması. Biz yerel kalkınma projelerinin hayata geçirilmesi için Kalkınma Ajanslarına çok önem veriyoruz.
Bunu sağlamak için de, yerel aktörlere daha etkin rol verilmesini gerekli görüyoruz. Başta valilerimiz olmak üzere bürokratlarımız, gittikleri illerde belirli bir süre için görev yapıyor. Yani ne ilin geçmişini hissedebiliyor, ne de projelerin öncesini ve sonrasını takip edebiliyor.
Oysa oda ve borsalarımız o şehrin hafızasıdır, iş aleminin asli temsilcileridir. Şehirleri için yapılan projeleri kendi işleri gibi sahiplenip sonuna kadar takip ederler. Bu nedenle İl ve Bölgelerde Kamu-Özel sektör el ele vermeli, öncelikler ortak akılla belirlenmeli."
-"BİZİ DIŞLAYAN, BİZE ZARAR VEREN BU YAPI MUTLAKA DEĞİŞMELİ"-
Avrupa Birliği'nın istikrar ve demokrasiyi geliştirmenin önemli bir aracı olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, "Ekonomik açıdan da AB sürecinin Türkiye'ye fayda sağladığını vurguladı. "Bundan sonra da bizi rekabetçi seviyede tutacak pazar Avrupa Birliği pazarıdır" diyen Hisarcıklıoğlu, AB'nin hala dünyanın alım gücü en gelişmiş, Türkiye'ye en yakın pazarı olduğunu, yakın gelecekte de böyle olacağını kaydetti.
İş dünyası olarak AB değerlerini sonuna kadar desteklediğini belirten Hisarcıklıoğlu, bu süreçte AB liderlerinin vizyonsuzluğu ve önyargılı yaklaşımlarının Türkiye'yi gerekli reformları yapma iradesinden vazgeçirmemesi çağrısında bulundu. Hisarcıklıoğlu, " Gümrük Birliği, AB'nin 3. ülkelerle yaptığı ama bizi dahil etmediği Serbest Ticaret Anlaşmaları yüzünden aleyhimize dönmeye başladı. Bu yetmezmiş gibi, bir de önümüze taşıma kotaları ve tarife dışı engeller konuluyor. Bizi dışlayan, bize zarar veren bu yapı mutlaka değişmeli" dedi.
-"YENİ ANAYASAMIZI ARTIK HAYATA GEÇİRELİM"-
Hisarcıklıoğlu, önümüzdeki döneme ilişkin önemli diğer bir konunun ise yeni Anayasa olduğunu söyledi. Evrensel standartlarda, AB normlarına uygun, demokratik bir anayasanın gerekli olduğunun toplumun her kesimince kabul edildiğini belirten Hisarcıklıoğlu, "Bu sayede; yasama, yürütme ve yargı erklerinin ahenk içinde çalışması mümkün olacak. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yapımız kurumsallaşacak. Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere emaneti olan Cumhuriyetimiz, muasır medeniyet hedefine ulaşacaktır.
Bu süreçte Meclisimize, siyasi partilerimize ve bütün kurumlarımıza önemli görevler düşüyor. Türkiye'nin geriye gitmesine, kavga, karmaşa ve belirsizlik ortamına sürüklenmesine izin vermeyelim.
Ülkemizde; kavganın değil huzurun, çatışmanın değil diyaloğun hakim olmasını sağlayalım. Demokrasiyi ve kalkınmayı sekteye uğratacak her girişimin de karşısında duralım. Böyle bir Türkiye için kenetlenip, böyle bir Türkiye için, hep birlikte daha fazla çalışalım. Bu çerçevede yeni Anayasamızı artık hayata geçirelim" diye konuştu.
-"TÜRKİYE YERİNDE SAYSIN DİYE UMANLARIN RÜYALARI GERÇEK OLMAYACAK"-
Türkiye'nin tüm müteşebbislerinin temsilcilerinin genel kurul salonunda olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Biz 'Türkiye'ye hizmet etmek için' gecesini gündüzüne katan, kocaman bir aileyiz. Biz, her sabah dükkanını dualarla açan, siftahını besmeleyle yapan, gün sonunda işyerinden 'hamdolsun' diye çıkan tüccarlarız. Biz Anadolu kaplanlarıyız. Biz, helal rızık peşinde koşan, Ardahan'dan Edirne'ye bu ülke için çalışan neferleriz. 7 bölgedeyiz, 81 ildeyiz. Her renkten, her görüşten, her nakıştanız. Bizim yolumuz doğru, gönlümüz Hak'ta. Bizim davamız bir, sevdamız bir, aşkımız bir. Kalkınmış bir Türkiye, büyük bir Türkiye, zengin bir Türkiye. Güçlü ekonomisi ve kaliteli demokrasisi ile dünyanın hayranlıkla izlediği lider bir Türkiye. Bizim hedefimiz bu! Bizim tarafımız bu! Bizim siyasetimiz bu! 'Türkiye yerinde saysın' diye umanların rüyaları asla gerçek olmayacak. Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacak.
Bunu, bu salonu dolduran sizlerin temsil ettiği iş dünyası, tüccar ve sanayiciler yapacak. Sizler yatırım yaptıkça, ürettikçe, istihdam ve ihracat sağladıkça Türkiye kalkınacak. Allah'ın izniyle hep birlikte bunu da başaracağız. Üstad'ın dediği gibi: 'Sanma bu tekerlek kalır tümsekte, yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir' Hedeflerimize ulaşacağız. Hayalleri hep birlikte gerçek yapacağız. 'Varmak için menzile, yürüyeceğiz gündüz gece.' Yarın bizimdir, yarın Türkiye'nindir, yarınlar bu milletindir."