TÜSİAD Gündemi Değerlendirdi
TÜSİAD Yönetim Kurulu tarafından 2013-2014 dönemine ilişkin çalışma programını paylaşmak üzere toplantı düzenlendi.
Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu tarafından 2013-2014 dönemine ilişkin çalışma programını paylaşmak üzere Ceylan Intercontinental Otel'de toplantı düzenlendi.
Toplantının açılışında konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, TÜSİAD'ın çalışma programını şekillendiren genel çerçevenin ana eksenini küresel gelişmelerin oluşturduğunu ifade ederek, "Önümüzdeki dönemde, artık yeni bir iktisadi düzen ve yeni bir küresel yönetişim modelinden bahsedeceğiz. Artık klasik büyüme anlayışıyla, insanların mutluluğunu, refahını sağlamanın ve sürdürmenin mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Ayrıca, ulus-devlet modelleriyle tutarlı olan iktisat politikaları, küreselleşme dinamikleriyle yeniden şekillendirilmek zorundadır. Bu önemli dönüşüm sürecini yakından izliyor ve üyesi olduğumuz uluslararası örgütler içindeki partnerlerimizle birlikte tartışmaya katkıda bulunmaya gayret ediyoruz" diye konuştu.
Değişim sürecinde bir tehlikeyi tespit etmek gerektiğinin altını çizen Yılmaz, "Devletin krizle mücadele ortamında ekonomik yaşamda daha fazla rol alması, bu rolün kalıcı hale gelmesi ve böylelikle bir tür müdahaleci ekonomi anlayışının benimsenmesi ihtimali görünmektedir. İşte bu tartışma alanı iş dünyası örgütleri açısından son derece önemli. Günümüz özel sektörünün en önemli özelliği olan özgür girişimciliğin korunarak, geliştirilmesi konusunda tüm muhatap örgütlerimizle birlikte çalışmaya, kafa yormaya devam edeceğiz" dedi. Yılmaz, küreselleşme sürecini sadece bir iktisadi dönüşüme indirgemenin mümkün olmadığını belirterek, "Bu değişimin dış politikadaki iz düşümünü açıklıkla görüyoruz. 20. yüzyılın uluslararası siyasi dengeleri de, ekonomik dinamiklere paralel olarak süratle yeniden oluşmakta. Bir yandan küreselleşmenin tetiklediği özgürlükçü arayışlar otoriter rejimlerin düşmesine neden olurken, diğer yandan, demokrasiyle refah arasında tercih yapmaya yönelen yönetim anlayışlarının gelişmekte olduğunu görmekteyiz. Küresel kriz ile tetiklenen bu tartışmalar ve yeni arayışlar iş dünyası açısından çok önemli. Biz bu tartışmanın içinde yer almak durumundayız ve demokrasi ile refahın birlikte gittiklerini savunanların yanında yerimizi almalıyız" diye konuştu.
AB, KONTROLLÜ VE DENGELİ KÜRESELLEŞMENİN BİR PROVASIDIR
Küreselleşmenin en önemli aktörlerinden ve belirleyici unsurlarından birinin Avrupa Birliği (AB) olduğunu söyleyen Muharrem Yılmaz, şunları kaydetti: "Küreselleşmenin, barış ve demokrasi referansını AB sağlayacaktır. AB, kontrollü ve dengeli küreselleşmenin bir provasıdır ve başarıya ulaşması herkesin çıkarınadır. Yeni küreselleşme anlayışının demokrasi, özgürlükler, çalışanların hakları, çevre duyarlılığı gibi değerler nüvesi yine AB merkezli oluşacaktır. Öte yandan kriz sırasında yaşadığı sıkıntılar ve kilitlenme hali de göstermektedir ki, AB 'Yeni Dünya Düzeni'ne uyum sağlayabilmek için yeni bir yapılanmaya, birliği derinleştirmeye ihtiyaç duymaktadır. Türkiye, AB'nin sağlıklı gelişmesi için kritik öneme sahip bir ülkedir. AB'nin gerçek anlamda bir küresel sürükleyici güç olması aşamasında Türkiye'nin de AB'ye üye olması bir zorunluluktur. AB'nin yeniden yapılanması, tek pazarın genişlemesi açılarından kritik önemdedir. Biz AB sürecine hiç bir zaman salt bir ticaret ortaklığı olarak yaklaşmadık. Öncelikle barışın, insan haklarının ve demokrasinin referansı olarak değerlendirdik. AB bu değerler kümesini içinde barındırdığı için önemliydi. Bu yönüyle halen aynı düzeyde ve hatta artan derecede öneme sahiptir. TÜSİAD Komisyonları içinde münhasır bir AB Komisyonu kurulması ve yeniden yapılanma çalışmalarını AB'deki muhatap kuruluşlarımız ile özel bir proje olarak ele alacak olmamız, bu konuya verdiğimiz önemin bir göstergesidir. ABD Başkanı Obama'nın, geçtiğimiz günlerde, 'Birliğin Durumu' adlı yıllık kongre konuşmasında 'Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı' çağrısının hepimizin dikkatini çekmesi gerekir. Bu çağrı 2 yıl içerisinde bir anlaşmayla sonuçlandığı takdirde, AB'yle ABD arasında şu anda ortalama yüzde 3 olan gümrük duvarının sıfırlanması ve böylece tahminlere göre her iki tarafın büyümesine, ilk aşamada, 0.5 puan eklenmesi söz konusudur. Türkiye bu gelişmeyi çok yakından izlemek, varılacak anlaşmaların oluşmasına bir şekilde katkıda bulunmak zorundadır."
BİZ, UZLAŞMAYA İNANIYORUZ
Yılmaz, Türkiye gündemine ilişkin olarak da şu değerlendirmeleri yaptı: "Yeni anayasa ve Kürt meselesi konuları bağlamında Türkiye demokratikleşme sürecinin en önemli aşamalarından birine girmektedir. Bu süreçte, katılımcı demokrasi bağlamında üzerimize düşen nedir? Çağdaş refah toplumuna ulaşılmasına nasıl katkı yapabiliriz? Girişimde bulunan, yatırımı yapan, istihdam yaratan, yenilikçi olmak isteyen ve risk alan bir topluluğuz. Üzerinde faaliyet gösterdiğimiz zeminin güçlü olmasını sağlamak üzere bu sürece katkı vermek arzusundayız. Bunu bir görev ve sorumluluk olarak görüyoruz. Güçlü olmasını istediğimiz bu zemin demokrasi zeminidir ve yeni anayasa, bu zeminin güçlendirilmesi için çok önemli bir fırsat sunmaktadır. TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu, bir buçuk yıla yakın bir süredir çalışmalarını sürdürüyor. Daha önce de TÜSİAD olarak vurguladığımız gibi, partilerin eşit temsil edildiği bir özel uzlaşma komisyonun kurulmuş olmasını çok olumlu karşılıyoruz. Komisyonun tüm toplum kesimleri, akademik camia ve STK'lardan görüş toplayarak sürece başlamasını bizatihi çok önemli bir adım olarak değerlendirdik. Son zamanlarda basına yansıyan birkaç konudaki görüş ayrılığını doğal karşılıyoruz. Bunlar yola çıkarken beklenen tartışmalardı. Siyasi partilerimizin hiç biri dün sabah kurulmadı ve doğal olarak ideolojik farklılıkları, söylem farklılıkları ve politika farklılıkları var. Ancak biz tüm görüş ayrılıklarına rağmen, uzlaşılacak pek çok alan olduğunu ve uzlaşma anlayışıyla gidilirse, her konuda ilerleme sağlanabileceğini düşünerek yeni anayasa çağrısı yapmıştık. Biz, uzlaşmaya inanıyoruz. Yeter ki, hiçbir parti yeni anayasada, bugüne kadar savunduğu tüm tezlerini aynen görmeyi beklemesin. Tüm tarafların uzlaşma niyetiyle hareket etmelerini ve 21. yüzyılın öngördüğü özgürlükçü tercihler ile müzakere etmelerini bekliyoruz. Özellikle birkaç gün önce sivil-asker ilişkilerinde çok önemli bir konuda tüm partilerimiz arasında uzlaşma sağlanmış olduğu haberi çok umut verici. Keşke Komisyonun uzlaşmaya vardığı diğer konuların da kamuoyu ile paylaşılması mümkün olsa ve uzlaşma umudu böylelikle daha canlı tutulabilse. Ülkemizi, Komisyonda partiler arasında sağlanacak bir uzlaşma kadar ilerletecek başkaca bir unsur yoktur. Geniş tabanlı bir uzlaşmanın sağlandığı bir anayasa, en az anayasanın içeriği kadar önemlidir."
SÜREÇ, ÇOK DİKKATLİ BİR DİL VE TUTUMLA DEĞERLENDİRİLMELİ
Yeni anayasa sürecinde kendilerine düşen görevin, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmalarını izlemek ve uzlaşmayı teşvik etmek olduğunu dile getiren TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, "Yeni Anayasa üzerinde mutabakata varılmasını talep etmeyi kendimize hak görüyoruz. Bu noktada terör ve Kürt meselesinin çözümüne yönelik süreçten de bahsetmek istiyorum. Bu süreç, barışın, huzurun ve demokratikleşmenin önemli ayaklarından birini oluşturacak ve anayasa sürecine çok önemli bir ivme kazandıracak. Sürecin çok dikkatli bir dil ve tutum ile en iyi şekilde değerlendirilmesi gerekir. Acaba süreç nerede takılır, nerede tökezler gibi başarısızlık hikayelerine kendimizi kaptırmamalıyız. Bunların yerine, üzerinde uzlaştığımız bir toplumsal sözleşmenin, bir mutabakat anayasasının sağladığı ortamda hep birlikte barış ve huzur içinde yaşayacağımız olumlu senaryoyu hayata geçirmek için çaba sarf etmeye gayret etmeliyiz. Demokratik standartları yükselteceğini umduğumuz yeni anayasanın yazılması ve Kürt sorununun çözümüyle birlikte kalkınmanın da hızlanacağına inanıyoruz. Huzur ortamı, bölgesel kalkınmışlık farklarını süratle azaltacak çalışmalara imkan sağlayacaktır. AB ile ilişkilerimizde buzlar yavaşça erimeye başlıyor. 2.5 yıl sonra nihayet bir fasıl açılacak gibi. Bu faslın Bölgesel Politikalar Faslı olmasını, son derece anlamlı buluyorum ve birçok fırsatı barındırdığını düşünüyorum" diye konuştu.
TY - İstanbul/ Merkez