Zonguldak - Gmis, Ttk'dakı Taşeronlaşmayı Yargıya Taşıyor
Zonguldak'taki Genel Maden İşçileri Sendikası (gmis), Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (ttk) Ait, Taşeron Firmanın Çalıştığı Maden Ocağında 30 Madencinin Ölümüyle Sonuçlanan Grizu Patlamasının Ardından, Kurumdaki Taşeronlaşmaya Son Verilmesi İçin Yargıya Başvurmaya Hazırlanıyor.
ZONGULDAK'taki Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS), Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) ait, taşeron firmanın çalıştığı maden ocağında 30 madencinin ölümüyle sonuçlanan grizu patlamasının ardından, kurumdaki taşeronlaşmaya son verilmesi için yargıya başvurmaya hazırlanıyor.
GMİS Genel Başkanı Ramis Muslu, TTK Karadon Müessese Müdürlüğü'ne ait Karadon Yeni Servis Kuyusu'nda 17 Mayıs'ta meydana gelen grizu patlamasında ölen 30 madenciden 2'sinin cesetlerinin hala çıkarılamamasına tepki gösterdi. Patlamamanın üzerinden 4 ay geçmesine rağmen maden işçileri 31 yaşındaki Engin Düzcük ve 41 yaşındaki Dursun Kartal'ın cesetlerinin bulunamamasının TTK'nın ayıbı olduğunu vurgulayan Muslu, "Daha 540 kodundaki 2 arkadaşımızın cenazesini alamadık. Bu TTK'nın ve Zonguldak'ın ayıbıdır. Aradan 4 ay geçti. Çinli firmanın gelip kuyuyu onarması bekleniyor. Çinliler bugün iş başı yapsalar, 3-3.5 ay sürecek" dedi.
TAŞERON ŞİRKET KORUNUYOR
Bilirkişi raporuna göre TTK'nın yüzde 30, taşeron firma Yapıtek'in ise yüzde 70 oranında kusurlu olduğunu hatırlatan Muslu, kazanın ardından taşeron şirketin adının bile anılmadığını, birilerinin bu şirketi koruduğunu, kolladığını savundu. 2 işçinin cesetlerinin de taşeron firma tarafından ocaktan çıkarılması gerektiğini kaydeden Muslu, "Ama nerede taşeron firma? 17 Mayıs'tan itibaren TTK uğraşıyor. Kendi işini bıraktı. Patlama TTK'nın sahasında, ama taşeron firmaya ihale edilen işyerinde oldu. Orada 30 can gitti. Biz bundan sonra bir işçimizin bile buralarda, iş güvenliğinden yoksun, denetimden yoksun, kontroldan yoksun, örgütlenmeden yoksun şekilde burnunun kanamasını istemiyoruz. Eğer kanarsa, sorumlusu da taşeronlaşmayı burada savunanlardır" diye konuştu.
ASLİ İŞLER TAŞERONA VERİLMEZ
160 yıldır kendi elemanlarıyla, kendi işçisiyle, kendi mühendisleriyle maden ocaklarındaki hazırlık çalışmalarını sürdüren TTK'nın içine de, 2004-2005 döneminde ülkede artan taşeronlaşma ile birlikte taşeron firmaların girdiğini kaydeden Muslu, patlamayla ilgili hem iş güvenliği müfettişleri, hem de bilirkişi heyetinin raporunu inceledikten sonra TTK'daki taşeronlaşma konusunu yargıya taşıyacaklarını söyledi. 2 işçinin cenazelerinin çıkarılması için şimdiye kadar beklediklerini belirten Muslu, "Raporlar da daha yeni açıklandı. Bu raporlar üzerinde yönetim kurulu, teknik arkadaşlarımızla birlikte bir çalışma yapacağız. Önümüzdeki günlerde de TTK'da taşeronlaşmaya son verilmesi için yargıya gideceğiz. Çünkü, madendeki hazırlık işleri TTK'nın asli işidir. Asli işler hiçbir zaman taşeron firmaya verilemez. Verilmesi için taşeron firmaların bir takım yenilikler yapması lazım. Ama bugün baktığımızda 6 yıla yakın yapılan çalışmada hiç bir yenilik olmadığı gibi, TTK'nın kiralamış olduğu araç-gereçlerle ve malzemelerle ilerleme yapmaktadırlar" dedi.
BİLİRKİŞİ RAPORU: "TAŞERONLAŞMA SORGULANMALI"
Kazaya ilişkin bilirkişi raporunda da, kurumdaki taşeronlaşmanın sorgulanması gerektiği vurgulandı. Kömür çıkarmak için yer altında yapılan galeri açmak gibi hazırlık faaliyetlerinde TTK uzmanken, bu işlerin taşeron firmaya verilmesinin irdelenmesi gerektiği belirtilen raporda, şöyle denilmişti:
"TTK'dan çok daha uzman olmayan ve kurumun ekipmanını kullanan yükleniciye işin verilmesinde sistemden kaynaklanan zorlama vardır. İşletmede bu yapılanmaya yol açan TTK üst yönetimi ve ilgili bakanlıkların karar ve onaylarının etkisi sorgulanmalıdır. Aynı altyapıyı kullanan iki farklı kurum ve iki farklı statüye sahip personel söz konusudur. Birisinin riskli davranışı diğerinin güvenliği için tehdit oluşturabileceğinden denetimin tek elden yapılamaması kaygı veren durumdur."