İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

Son Güncelleme:

Yunan sahil güvenliğinin göçmen teknesini batırmaya çalıştığı anlar kameradaMUĞLA'nın Bodrum ilçesi açıklarında, Yunan sahil güvenlik unsurları tarafından bulundukları bot batırılmaya çalışılan göçmenler, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince kurtarıldı.

Yunan sahil güvenliğinin göçmen teknesini batırmaya çalıştığı anlar kamerada

MUĞLA'nın Bodrum ilçesi açıklarında, Yunan sahil güvenlik unsurları tarafından bulundukları bot batırılmaya çalışılan göçmenler, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince kurtarıldı. Botun batırılmaya çalışıldığı anlar görüntülendi.

Bugün, Yunanistan'a botla geçmek için yola çıkan göçmenlere, Bodrum açıklarında Yunan Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri müdahale etti. Yunan sahil güvenlik unsurları, göçmenlerin bulunduğu lastik botu, önce yanından hızla geçerek batırmaya çalıştı. Daha sonra da yanlarına yaklaşıp, uzun sopalarla göçmenlere vurdu. Yunan sahil güvenlik ekiplerince göçmenlerin yanında havaya ateş açıldığı da görüldü. Yunan sahil güvenlik unsurlarının göçmenlerin botunu batırmaya çalışması, kameralara anbean yansıdı. Yunanistan'a geçmek için hareket halindeyken denizde zor durumda bırakılan göçmenler, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri tarafından kurtarıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Göçmenleri taşıyan botun görüntüsü

-Yunan ekiplerinin bota müdahalesi

-Yunan ekiplerinin göçmenlere vurması

-Yunan ekiplerinin havaya ateş açması

-Yunan gemisinin yanından hızla geçmesi

-Detay

Haber: Ersin ERCAN/ANKARA, -

==============================

Göçmenler, Meriç Nehri'ndeki adacıkta mahsur kaldı

EDİRNE'den Yunanistan'a geçmek isteyen kadın ve çocuklarında aralarında bulunduğu bir grup göçmen nehrin ortasında adada mahsur kaldı.

Türkiye'nin çeşitli illerinden Avrupa'ya gitmek için yola çıkan göçmenlerin, Edirne'ye gelişleri sürüyor. İstanbul'dan taksi, otobüs ve trenlerle Edirne'ye gelen göçmenlerin sayısı her geçen saat artıyor. Yunanistan'ın kapattığı Pazarkule Sınır Kapısı'ndan geçişlere izin vermeyip TOMA'lardan tazyikli su, gaz bombası ile müdahale ettiği göçmenler, Meriç Nehri ve kırsal alanlardaki tel örgüleri aşarak, tüm engellemeleri aşarak Yunanistan'a geçmeyi başarıyor.

Edirne'nin sınırın sıfır noktasındaki Elçili köyünde Meriç Nehri üzerinden Yunanistan'a geçmek isteyen bir grup göçmen nehrin ortasındaki adada mahsur kaldı. Yunan askerlerinin karşı taraftan uyarı ateşi açtığı belirtilirken, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 30 kişilik grup, bekleyişlerini sürdürüyor. Suyun yükselmesiyle botları kıyıda kalan göçmenleri bulundukları yerden almak için çalışmalar sürüyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------

-Meriç Nehri'nden detaylar

Adacıkta mahsur kalan göçmenler

Göçmenlerden detaylar

Nehir kıyısında bekleyenler

Kıyıdaki bot

Detaylar

Haber-Kamera: Semih ÇALIŞKAN- İdris TİFTİKCİ Can EROK- Resul ORUÇOĞLU/EDİRNE,

========================

Yunanistan ölüme terk etti, Türk Sahil Güvenlik ekipleri kurtardı

ÇANAKKALE'nin Ayvacık ilçesi sahilinden lastik botla Yunanistan'ın Midilli Adası'na gitmek için yola çıkan Afgan göçmenleri bu ülkenin sahil güvenlik ekipleri, denizde ölüme terk etti. Göçmenler, Türk Sahil Güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı.

Türkiye'nin kapıları açmasının ardından Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi sahillerinden de göçmenler, lastik botlarla Yunanistan'ın Midilli Adası'na geçmeye başladı. Ancak, Midilli Adası'nda yaşayan Yunanlılar, göçmenleri istemediklerini belirterek, Türk karasularına geri dönmesi çağrısı yaptı. Yunanistan Sahil Güvenliği, bir grup göçmene müdahale ederek, botun benzinine el koyup, denizde ölüme terk etti. Bottaki göçmenler, Türk Sahil Güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı. Kurtarma anları, Türk Sahil Güvenlik botundaki ekip tarafından görüntülendi.

Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın Twitter hesabından paylaşılan görüntülerde bir Afgan göçmen, "Bizi ölüme terk ettiler. Denizin ortasına geldiğimizde botumuzun benzinini aldılar ve küfür ettiler. 'Bizi kurtarın' dedik, ama yardım etmediler. Denizin ortasında kaldık. Türk askerinden Allah razı olsun. Bizi gelip denizin ortasından kurtararak çıkardılar" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

---------------

-Yunan sahil güvenlik ekiplerinin mültecileri botta bırakmaları görüntüsü

Afganlı göçmenin konuşma görüntüsü

Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ/ ÇANAKKALE,

===========================

Göçmenlerin İpsala'daki bekleyişi gece de devam etti

AVRUPA ülkelerine gitmek içen Edirne'ye akın eden göçmenler, Yunanistan'a açılan ve bu ülke tarafından kapatılan Pazarkule Sınır Kapısı'nın ardından İpsala Sınır Kapısı'na yöneldi. Yunanistan'ın Kipi Sınır Kapısı'na açılan İpsala Sınır Kapısı önündeki yoğunluk her geçen saat artarken, göçmenler gece soğuk havada ateş yakarak ısınmaya çalışıyor.

Edirne'ye akın eden göçmenler, Yunanistan'a açılan ve kapalı bulunan Pazarkule Sınır Kapısı'nın ardından diğer gümrük bölgesi olan İpsala Sınır Kapısı'na yöneldi. Aileleriyle birlikte Yunanistan'ın Kipi Sınır Kapısı'na açılan İpsala Sınır Kapısı önünde toplanan göçmenlerin sayısı her geçen saat artıyor. Yunanistan'a geçme umutlarını sürdüren göçmenler, havanın kararmasıyla birlikte soğuktan korunmak için yoğun çaba sarf ediyor. Aileler bebeklerini ve çocuklarını yorgan ve kıyafetlere sararak soğuktan korumaya çalıştı. Bazı göçmenlerin ise ısınabilmek için geceyi ateş başında geçirdikleri görüldü.

ŞERİF RAHMİ: BU ŞEKİLDE YAŞAMAK ZOR

İpsala Sınır Kapısı'ndaki bekleyişinde 4'üncü gününü  geride bıraktığını söyleyen Afganistanlı Şerif Rahimi, gece olduğunda daha da zorlandıklarını belirtti. Rahimi, "Dört gündür buradayım. Karşıya üç kere geçtim. Oradan bizi geri gönderdiler. Burada çocuklar var, hava soğuk. Ekmek yok. Yunanistan'a gittiğimizde bizi dövüyorlar. Burada ailelerimiz ve çocuklarımız var. Hava gerçekten soğuk. Gecelerimiz zor geçiyorö diye konuştu.

'KAPILAR AÇILMADAN BURADAN AYRILMAYACAĞIZ'

Sınırın diğer tarafına geçtiğinde Yunan askerlerinin yoğun müdahalesi ile karşılaştıklarını söyleyen Şerif Rahimi, özellikle küçük çocukların yaşananlardan çok etkilendiğini ifade etti. Rahimi, "Elimdeki ekmeği ben buradan buldum. Dört gündür hiçbir şey yemedim. Ben yemesem bir şey olmaz ama çocuklar da var. Küçükler var, aileler var. Tek isteğimiz var, yollar açılsın ve biz geçelim. Çocuklarımız beklerken hasta oldu. Biz o tarafa geçmek istiyoruz. On gün olsun, bir ay olsun biz buradan hiçbir yere gitmeyeceğiz. Sonuna kadar biz buradayız. Kapılar açılmadan biz hiçbir yere gidemeyizö diye konuştu.

ŞÜKRİYE ALİZADE: BEBEĞİM HASTA

Beş aylık bebeği ile İpsala Sınır Kapısı'nda 3 gündür bekleyen Şükriye Alizade, "Üç gündür buradayız. Bebeğim hasta, ben hastayım. Burada ekmek yok, su yok. Ben az Türkçe biliyorum ve bildiğim kadarıyla buradan sesleniyorum. Lütfen bize yardım edinö dedi.

MUHAMMED RAHMANOĞLU: GECE GÜNDÜZDEN DAHA SOĞUK, DAHA ZOR

Gece gündüzden daha çok zorlandıklarını ve kapılar açılana kadar sınır kapılarını terk etmeyeceklerini belirten Afganistan kökenli Muhammed Rahmanoğlu, "Biz iki gün önce geldik. Burada soğukta kaldık ve kimse bize bakmıyor. Gece çok soğuk. Gündüzden çok daha soğuk, daha zor geçiyor. Karşıya geçtik ama mecbur kaldık ve buraya geri geldik. Yunanlılar telefonumuzu, çantamızı, paramızı aldı. Geri yolladılar. Bekliyoruz burada. Yunanistan'da temelli kalacak değiliz biz. Ama kapılar açılana kadar buradayız, yapacak bir şey yokö ifadelerini kullandı.

GÜVEN YILDIZ: TÜRKLER YARDIMIMIZA KOŞUYOR

Şartların giderek zorlaştığını ve geceyi ateş yakarak geçirdiklerini ifade eden Güven Yıldız, "İki üç gün burada kaldık. Yunanistan'a geçtik, orada Yunanistan polisleri bizi yakaladı. Götürdü bir yere, pislik bir yerdi orası. Telefon, para, ekmek ve çantamızı aldılar. Geri bu tarafa geçirdiler. Zor durumdayız. Türk Polisi'nden ve Türk Kızılay'ından Allah razı olsun. Yardımımıza yetişiyorlar. Yemek, ekmek veriyorlar. Şu an zor durumdayız. Biz beklemeye devam edeceğiz. Asla dönmeyeceğiz. Biz ileri gideceğiz. Dönmek yok. Geceleri zor geçiyor. Uyku yok. Hava çok soğuk ve üşüyoruzö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------

Muhabir anonsu

Ateş başından göçmen detayları

Şerif Rahmi ile röportaj

Şükriye Alizade ile röportaj

Muhammed  Rahmanoğlu ile röportaj

Güven yıldız ile röportaj

Haber-Kamera: Burçak BOZKUŞ-Osman BAKIR/İPSALA(Edirne),

=====================

Silahlı gasp şüphelisi kameradan belirlenip yakalandı

GAZİANTEP'te, silah tehdidi ile bir fırın çalışanının para ve cep telefonunu gasp eden şüpheli, güvenlik kamera kayıtlarından tespit edilerek yakalandı.

Olay, Karataş Mahallesi'nde 20 Şubat tarihinde meydana geldi. M.A adlı şüpheli gece saatlerinde geldiği fırının çevresini bir süre gözetledi. Kimsenin bulunmadığı sırada içeriye giren şüpheli, üzerinde taşıdığı tabancayla fırın çalışanını tehdit ederek çekmecede bulunan 300 lira parayı aldı. Şüpheli daha sonra çalışanın cep telefonunu da alarak kaçtı. Şüphelinin kaçmasının ardından gasba uğrayan çalışan durumu polise bildirdi. İhbarla gelen ekipler işyerinin güvenlik kamerası kayıtlarını incelemeye aldı. Yapılan incelemede gasp şüphelisinin M.A. olduğunu belirleyen ekipler harekete geçti. Tespit edilen adreste üzerinde suç aleti tabancayla yakalanan M.A., emniyetteki sorgulamasının ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine konuldu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------

Şüphelinin işyerini gözetlemesi

Şüphelinin işyerine girişi

Şüphelinin silah tehdidiyle gasp olayını yapması

Şüphelinin işyerinden kaçışı

Şüphelinin adliyeye sevk edilmesi

Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Hasan KIRMIZITAŞ/ GAZİANTEP

======================

Babasını çektiği acıları görünce cihaz geliştirdi

DÜZCE Bilim ve Sanat Merkezi öğrencisi Elif İnce (17), kanser teşhisi konulan babasının damarlarının incelmesi sonucu yaşadığı sorunları görünce damarları görüntüleyen cihaz geliştirdi. Elif İnce, cihazı geliştirmek istediğini söyledi.

Düzce Bilim ve Sanat Merkezi öğrencisi Elif İnce'nin, 2018 yılında kanser teşhisi konulan babası kemoterapi tedavisi görmeye başladı. Tedavi ilerledikçe İnce'nin babasının damarları inceldi ve sağlık çalışanları damarlarını bulmak konusunda zorluk yaşamaya, baba ise acı çekmeye başladı. Elif İnce ise babasının bu durumu karşısında damarların daha kolay bulunması için bir cihaz geliştirmeye karar verdi. BİLSEM'e giden ve araştırmalar yapan Elif İnce, tamamen amatör malzemelerle yaptığı cihaz sayesinde vücutta incelen damarlar dahil tüm damarları görüntülemeyi başardı. Elif İnce cihazın geliştirilmesi için çalışma başlattı.

Cihazla ilgili açıklama yapan Elif İnce, "2018 yılında babama kanser teşhisi konuldu. O günden beri hastanelere sık sık gidip geliyorum. Kemoterapi aldığı dönemde damarları çok inceldiğinden hemşirelerin uygun damarı bulmakta sıkıntı yaşadığını fark ettim. Bunun üzerine BİLSEM'e geldiğimde beyin fırtınası yapmaya başladık. Biraz literatür taraması yaptığımda fark ettim ki kanımızdaki hemoglobin kızılötesi ışığı soğuruyormuş. Bizde görünür ışığı engelleyerek, kamerada ufak bir değişiklik yaptık. Kızılötesi ışınlarla damarların daha net görünmesini sağladık." dedi.

İnce, cihazın geliştirilmesi için daha kaliteli malzemelere ihtiyacı olduğunu belirterek, "Kullandığımız malzemeler çok amatör malzemeler. Klasik her yerde bulunacak bir webcam, herhangi bir elektronik mağazasından aldığımız kızılötesi led kullanarak gerçekleştirdik. Biz elimizdeki imkanlarla istediğimiz kalitede elbette ki kaliteli görüntü alamıyoruz. Tam netliği sağlayamadık. Ancak HD kameralarla daha kaliteli filtrelerle ve ledlerle çalışabilirsem çok daha iyi görüntüler alabilirim" diye konuştu.

"GÖZLÜK OLARAK TASARLAMAK İSTİYORUM"

Elif İnce geliştirdiği cihazı gözlük olarak tasarlamak istediğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"İlerleyen aşamalarda bunu taşınabilir ve gözlük haline getirmeyi planlıyoruz. Çünkü şu hali ile benim elime odaklı ve ben bunu hareket ettiremiyorum ama ileride gözlük haline getirdiğimde birebir hastanelerde kullanılabilecek. Özellikle onkoloji ve çocuk bölümlerinde kullanılmasını istiyoruz. Çünkü kanser hastalarında damarlar inceldiği için hemşireler damarları bulmakta zorluk çekiyorlar. Çocuklarda da vücut gelişimleri bizim seviyemizde olmadığı için hem çocuklar acı çekiyor hem de hemşirelerin üzerine yük biniyor. Kim olursa olsun karşısında ki insanın acı çekmesini istemez. Bizde istemiyoruz, o yüzden bu projeyi geliştirdik."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------

Geliştirilen cihazdan görüntü

Cihazdan alınan damar görüntüleri

Cihazı geliştiren öğrencinin cihazı tanıtması

Cihazı geliştiren öğrenci ile röp ve detaylar

HABER-KAMERA: Tezcan SOLMAZ/ DÜZCE,

==========================

Evinde beslediği kuzuyu yanından ayırmıyor

SAMSUN'da oturan Bayram (58) ve Hanife (43) Yurt, çifti 'Kibrit' ismini verdikleri 2 aylık kuzularına çocukları gibi bakıyor. Kuzunun altını bezleyen, ayaklarını yıkayıp, özel parfümünü sıkan çift biberon ile süt içirerek besliyor. Bayram Yurt yanından ayırmadığı kuzusu ile son olarak Samsunspor-İnegölspor maçını tribünden izledi.

Çarşamba ilçesinde oturan işçi emeklisi 6 çocuk babası Bayram ile ev hanımı eşi Hanife Yurt, 8 yıldır evlerinde kuzu besliyor. Çift, her yıl 1 aylıkken aldıkları kuzuları 1 yaşına kadar evlerinde özenle bakıyor. Son aldıkları 2 aylık kuzularına 'Kibrit' adını veren çift, kuzuyu yıkıyor, özel parfümünü sıkıyor, bisküvi ilaveli sütle biberonla besliyor. Çift, birlikte sabah ve akşam spor yapmak için yürüyüşe de çıkıyor. Bayram Yurt yanından ayırmadığı kuzusu ile son olarak Samsunspor-İnegölspor maçını tribünden izledi.

'8 YILDIR EVDE BESLİYORUZ'

Kuzusunu gittiği her yere götürmek için arabasının bagaj kısmına özel bir yer yaptırdığını anlatan Bayram Yurt, "8 yıldır kuzu besliyorum. 1 aylıkken alırım ardından 6 aylık yada 1 yaşına kadar beslerim. Sonrasında ağabeyime veriyorum. Bir sonraki yıl başka bir kuzu alıp yine evimde bakarım. Bu yılda 'Kibrit' ismini verdiğim kuzuma bakıyorum. Onu besleyip büyütüyoruz. Altını bezleyip evimizde bizimle birlikte yaşıyor. Ben nere gitsem o da peşimden gelir. Benim yanımdan hiç ayrılmaz" dedi.

'HAYVAN SEVMEYEN İNSAN SEVEMEZ'

Kuzusunu son olarak Samsunspor'un maçına bile götürdüğünü söyleyen Yurt, "Tribünde maçı izledik ama 31'inci dakikada bir görevli gelip bizi dışarı çıkardı. Ben yine maç izlemeye kuzumla birlikte gideceğim. Onun kimseye hiç bir zararı yok. Ben kuzuları çok seviyorum. Hayvan sevmeyen insan sevemez. Çocuklarım kadar onunla ilgileniyorum. Gözümüz gibi bakıyoruz. Beslediğim bu kuzuyu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan kabul ederse kendisine hediye etmek istiyorum" diye konuştu.

'BİBERONLA BESLİYORUZ'

Hanife Yurt ise eşinin hayvanları çok sevdiğini belirterek "Eşim her yıl bir kuzu alıp besler. Evimizde kuzuya bakıyoruz. Tabi evde bakmak zor oluyor ama artık alıştık. Onu özel olarak temizliyoruz, biberonla besliyoruz. Bende eşimde çok seviyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Bayram ve Hanife Yurt ile kuzudan detaylar

-Yürüyüş yapmaları

-Aracın bagajında kuzunun özel yerde bulunması

-Kuzuya biberonla süt verilmesi

-Kuzunnu ayaklarının silinmesi

-Kuzunun bezlenmesi

-Detaylar

-Röportajlar

-Muhabir anonsu

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/ÇARŞAMBA(Samsun),

Haber Kodu : 200302011

==================================

Ölen Azerbaycanlı savcının babasından 'zehirlendi' iddiası

AZERBAYCAN'da savcı Emin Hüseynov (29), 18 Ağustos 2017'de Antalya'da otelde tatil yaparken, spor salonunda hayatını kaybetti. Hüseynov'un babası Beybala Hüseynov, oğlunun zehirlenerek öldürüldüğü iddiasıyla Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Azerbaycan'da savcı olan Emin Hüseynov, eşi E.H. ile birlikte 2017 yılının Ağustos ayında Antalya'ya tatile geldi. Lara turizm bölgesinde 5 yıldızlı otele yerleşen Hüseynov, 18 Ağustos günü öğle saatlerinde otelin spor salonunda spor yaparken bir anda fenalaşarak yere yığıldı. Spor salonundakilerin durumu bildirmesiyle gelen sağlık ekipleri tarafından özel hastaneye götürülen Hüseynov, ardından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildi. Hüseynov, burada hayatını kaybetti.

ANTALYA VE BAKÜ'DE SUÇ DUYURUSU

Oğlunun zehirlenerek öldürüldüğünü öne süren Beybala Hüseynov, hastanede Emin'e otopsi yapılmadığını, emniyet ve adli birimlere haber verilmeden cenazesinin Azerbaycan'a gönderildiğini öne sürdü. Beybala Hüseynov, oğlunun zehirlendiğinden şüphelendiğini belirtti.

Avukatı Elchin Mammad aracılığıyla hem Antalya'da, hem Azerbaycan'da adli makamlara başvurduklarını belirten Hüseynov, oğlunun kaldırıldığı hastanede kanında bulunan prokalsitonin düzeyinin yüksekliğinin, zehirlenmeyle oluştuğunu öğrendiğini söyledi. Beybala, uzman kişilerden rapor aldığını, bu raporlarda oğlunun haricen verilen bir madde ile zehirlediğinin belirlendiğini öne sürdü.

ŞÜPHELİ YAT TURU

Oğlunun ölmeden bir gün önce tatil programında olmamasına rağmen yat turuna çıkarıldığını, zehirleme olayının da bu yat turunda gerçekleştirildiğinden şüphelendiğini anlatan Beybala Hüseynov, yat turunu yapan kişi veya şirkete bir türlü ulaşamadığını dile getirdi. Bu gezinin kim tarafından ve nasıl organize edildiğinin belirlenmesi, Türkiye ve Azerbaycan'da bulunan kişilerin sorgulanması halinde sonuç alınacağını söyleyen Hüseynov, oğlunun kan testini sakladığını iddia ettiği doktorların da sorgulanmasıyla faillere ulaşılabileceğini kaydetti.

BAŞSAVCILIĞA YENİ BAŞVURU

Azerbaycan'da, savcı Hüseynov'un eşi ve tatili organize eden firmanın sahibi Y.N. hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını belirten avukat Elchin Mammad, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na daha önce de birçok kez başvuruda bulunduklarını, 28 Şubat 2020'de yeni başvuru da yaptıklarını söyledi. Başvuruda, Emin Hüseynov'un zehirlenerek öldürülmesiyle ilgili delillerin toplanması talep edildi.

DAVA AÇILMASI TALEP EDİLDİ

Emin Hüseynov'un ölümünün şüpheli olduğunu belirten Mammad, "Müvekkil Beybala Hüseynov, oğlunun ölümünden sorumlu olan fail ya da faillerin tespiti için elde ettiği bilgi, belge delilleri dosyaya ibraz ederek bir an önce tahkikatın yapılmasını ve dava açılmasını talep etmektedir. Yaklaşık 3 yıla yaklaşan soruşturma süreci tamamlanmadığı gibi tarafımıza ileri sürülen birçok husus aydınlatılmamış, ele geçmesi mümkün deliller konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır" diye konuştu.

DOKTORLAR DA SUÇLANIYOR

Dilekçede Emin Hüseynov'un zehirlenerek veya harici nedenle öldüğüne dair tıbbi raporlar ve diğer delillerin dosya kapsamında bulunduğunu dile getiren Mammad, başvurusunda şu iddialarda bulundu:

"Maktulün ölümü, tedaviyi yapan doktor ve hastane görevlileri tarafından olay sonrasında adli makamlara bildirilmemiştir. Maktul, hastanede ölümü sonrası, doğal ölüm rapor düzenlenerek Azerbaycan'da defnedilmiştir. Bu olayı adli makamlara bildirmeyen görevliler ve doktor hakkında yapılan soruşturmanın tamamlanması zaruret arz etmektedir."

KANINDAKİ PROKALSİTONİN YÜKSEK ÇIKMIŞ

Bilimsel tıbbi raporlara göre ölüm sebebinin kanındaki prokalsitonin düzeyinin yükselmesine neden olan dışarıdan maddenin alınması veya verilmesi olduğunu öne süren Mammad, ilk müdahale ve tedaviyi yapan özel hastanedeki görevli doktorun, kan testinde bulunan prokalsitonin seviyesinin normal değerlerin üstünde 6,9 seviyesinde olduğunu bildirmediğini kaydetti. Bu bulguları içeren kan testlerinin tedavinin yapıldığı AÜ Hastanesi'ne gönderilen dosyaya eklenmediğini belirten Mamad, "Bu şekilde tanı ve tedavi süreci olumsuz etkilenmiştir" dedi.

SAVCININ EŞİ DE SUÇLANIYOR

Adli otopsi yapılmadığını belirten Mammad, dilekçesinde, "Soruşturma sürecinin geldiği aşama itibarıyla müvekkilimin oğlunun zehirlenmesinde bilgi ve katılımı kuvvetle muhtemel kişi, eşi E.H.'dir. E., maktulün karaciğer ameliyatı sonrası ilaçlarını verdiği halde bunu tedavi yapan doktorlara söylememiş, ölüm sonrası maktule ait olup teslim aldığı telefon kayıtlarını silmiştir. Müvekkilin buna yönelik sorularına yanlış ve çelişkili cevaplar veren E., eşinin hastanede olduğu sırada kaldığı otelde konsere gidecek kadar duyarsız davranabilmiştir" dedi.

TELEFONU DENİZE ATILMIŞ

Avukat Mammad ayrıca "E.'nin annesi A.M. ile maktulün cep telefonunu denize attığını söyleyen kardeşi O.M. de olayın şüphelisidir. Bu kişilerin ayrıntılı beyanlarının alınarak, sakladıkları hususların tespitini ve haklarında dava açılması gerekmektedir" dedi.

Dilekçede, tatili organize eden firma sahibi Y.N. ve D.İ. adlı kişilerin planda olmayan yat turunu sakladıkları, adaleti yanılttıkları ve ayrıntılı sorgulanmaları gerektiği belirtildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

-Azeri savcının spor salonunda yere düşerken görüntüsü

-Spor salonu çalışanlarının müdahalesi

-Düğün resimleri

-Mezarından görüntü

-Baba ve avukatın görüntüsü

-RÖP 1: Beybala Hüseynov (baba)

-RÖP 2: Elchin Mammad (Azeri avukat)

Haber: Mehmet ÇINAR- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

Haber Kodu : 200302013

===============================

Aile sağlığı merkezinde doktorlara darp ve tehdide hapis cezası

İZMİR'in Bayraklı ilçesinde, gittiği Aile Sağlığı Merkezi'nde kendine rapor vermeyen Aile Hekimi Doktor Mahide Agara (45) ve Doktor Alper Durmuş Sönmez'i (47) darbettiği suçmalasıyla İzmir 52'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Birkan Yeşilbağ (38) için karar verildi. Mahkeme Yeşilbağ'ı 1 yıl 9 ay 20 gün hapis cezasına çarptırdı. Sönmez kararla ilgili, "Karar bizim yaşadıklarımızı unutturmuyor, ancak bir daha böyle olaylar yaşanmaması açısından caydırıcı olabilir" dedi.

'Uyuşturucu' ve 'hırsızlık' suçlarından sabıkalı, denetimli serbestlik kapsamında bulunan Birkan Yeşilbağ, 11 Temmuz günü saat 12.30 sıralarında, Bayraklı 20 No'lu Aile Sağlık Merkezi'ne gitti. Yeşilbağ, burada Aile Hekimi Doktor Mahide Agara'dan kendine rapor yazmasını istedi. Ancak Agara bunun mümkün olmadığını belirtip, Yeşilbağ'ın bu isteğini geri çevirdi. Bunun üzerine, Yeşilbağ iddiaya göre Agara ile tehditkar şekilde konuşmaya başladı. Agara da durumu aynı Aile Sağlığı Merkezi'nde çalışan meslektaşı Doktor Alper Durmuş Sönmez'e anlatıp, yardım istedi. Yeşilbağ, bu kez de Sönmez'den kendisine rapor vermesini istedi. Ancak Sönmez'den de olumsuz yanıt alan Yeşilbağ, bir anda masadaki bilgisayarın klavyesini söküp Doktor Agara'ya fırlattı ardından Sönmez'e yumruk attı. Bu sırada, bir kadın hasta araya girip, Yeşilbağ'ın doktorları darbetmelesine engel olmaya çalıştı. Yaşanan arbedede kalp hastası olan ve kalbinde pille yaşayan Doktor Sönmez, fenalaştı. İhbar üzerine gelen ekipler, Sönmez'i, Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi'ne kaldırıldı. Sönmez'in kalbinde ritim bozukluğu tespit edilip, tedaviye alındı. Sönmez'in, burada meslektaşlarının müdahalesi ile kalp ritmi normale döndürüldü.

Olay yerine gelen polis ekiplerince Birkan Yeşilbağ gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan Yeşilbağ, sevk edildiği adliyede çıkarldığı mahkemece tutuklandı.

1 YIL 9 AY 20 GÜN HAPİS

Birkan Yeşilbağ hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmanın ardından iddianame hazırlandı. İddianame İzmir 52'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Yeşilbağ, davanın geçen yıl Eylül ayında görülen ilk duruşmasında yaptığı savunmada suçunu itiraf edip, üzgün olduğunu söyledi.

26 Şubat'ta görülen ikinci duruşmada hakim, Yeşilbağ'a, Doktor Alper Durmuş Sönmez'e yönelik 'kasten yaralama' ve 'tehdit' suçlarından toplam 1 yıl 8 ay, Doktor Mahide Agara'ya yönelik 'tehdit' suçundan ise 1 ay 20 gün olmak üzere, toplamda 1 yıl 9 ay 20 gün hapis cezası verdi.

'CAYDIRICI OLABİLİR'

Mahkemenin verdiği kararı DHA muhabirine değerlendiren Doktor Alper Durmuş Sönmez, "Karar bizim yaşadıklarımızı unutturmuyor, ancak bir daha böyle olaylar yaşanmaması açısından caydırıcı olabilir. Aile Sağlığı Merkezleri'nde güvenliğin sağlanması açısından da bir an önce çalışma yapılması gerekiyor. Biz o gün ölüm korkusunu yaşadık. Ancak, bundan sonra kimsenin bunu yaşamasını istemiyoruz. Bizim daha fazla darbedilmememizi sağlayan şey ise bir kadının araya girip kendisini siper etmesi oldu" dedi.

Sönmez, bundan sonra da sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin cezasız kalmaması için çağrıda bulundu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Dr. Alper Durmuş Sönmez ile röp.

-Darp edilen Dr. Alper Durmuş'un hastanedeki görüntüsü

-Genel ve detay görüntü

Haber: Davut CAN - Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

Haber Kodu : 200302021

=================================

Tekvandonun şampiyon ikizlerinin hedefi olimpiyatlar

MERSİN'de 5 yıl önce Özgecan Aslan cinayetinin ardından savunma amaçlı başladıkları tekvando branşında, ulusal ve uluslararası başarılar elde eden 16 yaşındaki ikizler Özge ve Öykü Özbey kardeşler, gözünü olimpiyatlara dikti.

Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın 2015 yılında öldürülmesinin ardından ikiz kardeşler Özge ve Öykü Özbey, okullarına gelen milli takım antrenörü Ercan Aldemir ile tekvandoya başladı. Bu spora kendilerini savunmak için başlayan ikizler, yıllar içerisinde kendilerini geliştirerek ulusal ve uluslararası arenada başarılar elde etmeye başladı. İkizler, önce Balkan, ardından Türkiye şampiyonu olurken, geçen yıl da milli takıma seçildi. Son olarak İsveç'te düzenlenen Başkanlık Kupası'na katılan ikizlerden Özge şampiyon olarak Ümitler Avrupa Şampiyonası'na katılmaya hak kazandı.

ÖYKÜ ÖZBEY: HEDEFİM OLİMPİYATLARDA MADALYA ALMAK

Tekvandoya başlama öykülerini ve başarılarını DHA muhabirine anlatan Öykü Özbey, "Ercan hocamızın okulumuza gelmesi ile başladı her şey. Önce kendimizi savunmak için yola çıktık, ama sonrasında şampiyonalara katılmaya başladık. Ben Türkiye ve Balkan şampiyonu oldum. Avrupa şampiyonasına katılarak ülkemizi temsil ettim. Bundan sonraki hedeflerim Avrupa ve Dünya Şampiyonluğu, ardından da Olimpiyatlarda madalya almak. Bu başarıları alırken yanımızda hep hocalarımız oldu. Bu spor, öncelikle savunma sporu. Tüm kızlara bu sporu tavsiye ediyorumö dedi.

ÖZGE ÖZBEY: İKİZİMLE HEDEFİM YÜKSEK

İkizlerden Özge ise, "Özgecan Aslan cinayetinin ardından kendimizi savunmak için başladık bu spora. İlk olarak Türkiye Şampiyonu ardından Balkan Şampiyonu oldum. Avrupa üçüncülüğü ile ikinciliğim var. Son olarak İsveç'te Başkanlık Kupası'nda birinci oldum ve Ümitler Avrupa Şampiyonası'na katılmaya hak kazandım. Şampiyon olduğum için çok gururluyum. Dünya şampiyonluğunu hedefliyorum. Sonraki hedefim Olimpiyatlara katılmak. Antrenmanlarda kardeşimle birlikte çalışıyoruz, hep maç yapıyoruz. Öncelikle kız çocuklarına kendilerini savunmaları için bu sporu tavsiye ediyorum. Çok güzel bir spor. Ailelerin çocuklarını bu spora yönlendirmeye çağırıyorumö diye konuştu.

İkizlerin antrenörü Fuat Can Aldemir ise şunları söyledi:

Kızlar 5 yıl önce Özgecan cinayetinin ardından yanımıza gelerek bu spora başladı. İlk başta savunma amaçlı başladılar, ama antrenmanların ardından yurt içinde ve yurt dışında şampiyonluklar elde ettiler. İkisi de uzun zamandır zirvede olan isimler. Son olarak İsveç'te Başkanlık Kupasında Özge şampiyon oldu, Öykü ise derece maçında Rus rakibine kaybetti. Bu başarılar 5 senelik planlı, programlı bir çalışmanın ardından geldi. Emeğimizin karşılığını alıyoruz. İlk hedefimiz dünya şampiyonluğu ardından 2024 olimpiyatlarına katılmak. Gençlerimize tekvando sporuna yönelmelerini tavsiye ediyorum. Gençlerimiz spora yönelmeli. Gençlerimiz spor ile hayatına yön verebilirler."

Gözünü Avrupa ve Dünya Şampiyonluklarına diken ikizlerde en büyük hedef birlikte 2024 olimpiyatlarına katılmak.

Görüntü Dökümü

-----------------------

İkizler ve antrenörleri salona gelirken

İkizler ve antrenörleri salona girerken

İkizler bayrağa ve hocalarına selam verirken

İkizler antrenman yaparken

İkizler ile röp

Antrenör ile röp

Haber-Kamera: Mustafa ERCAN-Soner AYDIN/MERSİN,

Haber Kodu : 200302018


Kaynak: DHA