
Nohutalan köylülerinin, organik sertifikalı zeytinlerin yakınında taşocağı işletmek isteyen şirkete karşı başlattığı hukuk mücadelesi zaferle sonuçlandı. İzmir 2. İdare Mahkemesi, şirkete verilen ruhsatı iptal etti.
İzmir- Çeşme Karayolu’nun üzerinde bulunan, geçimini tamamen tarım ve hayvancılıkla sağlayan, kavunu ve son yıllarda artan organik tarım alanları ile ünlü, 150 nüfuslu, Urla’ya bağlı Nohutalan Köyü sakinleri, köyün yerleştiği tepenin üzerine Mostar Maden Pazarlama Şirketi tarafından ‘Kalker ocağı ve kırma- eleme tesisi’ adı altında kurulmak istenilen taş ocağına karşı 2008 yılının Mayıs ayında başlattığı hukuk mücadelesini kazandı.
Yürütmeyi durdurma
Köyün suyunu sağlayan altı kuyunun ortasında, organik sertifikalı zeytin ağaçlarına 75 metre, evlere 200 metre, köyde bulunan tarihi kiliseye 150 metre uzaklıkta bulunan taş ocağına verilen ruhsata karşı önce mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı alan köylüler, şimdi de İzmir İl Özel İdaresi tarafından verilen 2. sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatını iptal ettirdi. İzmir 2. İdare Mahkemesi heyeti, Levent Köstem, Aydın Eroğlu ve Halit Gümüş’ün açtığı iptal davasında, görevlendirilen üç kişilik bilirkişi heyetinin verdiği raporu esas aldı. Mahkeme, Mostar Maden Pazarlama Şirketi tarafından işletilecek taşocağına verilen ruhsatın yasal mevzuata uygun olmadığına, turizm ağırlıklı olarak değerlendirilen Urla Yarımadası’nda böyle bir yapılanmada yerel, bölgesel ve ülkesel bir kamu yararı bulunmadığına, ayrıca kapalı bir havza niteliğinde olan köye, tarım alanlarına büyük zarar vereceğine dikkati çekti. Mahkemenin kararına esas olan bilirkişi raporunda ise başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan köyde, işletilecek ocaktan yıllık 150 bin ton üretim yapılacağı, bu üretimin ancak 15 bin kamyon seferi ile köyden taşınmasının mümkün olacağı, bu kadar çok sefer sayısının da köyde üretilen ürünlerin değerini kaybetmesine neden olacağı belirtildi.
Geleceğimizi kurtardık
Köyün bulunduğu alanın kapalı bir havza niteliğinde olduğu anlatılan raporda, “Yörede maden işletmeciliği yapılması durumunda, yapılmakta olan organik tarımın sertifikalandırılması imkanı ortadan kalkacak, alanlar korunamayacaktır” denildi. Seracılık yapan Aydın Eroğlu ise köyde 50 yıl sonra su bulunduğunu belirterek, “Şaraplık üzümden, sebze meyveye herşeyi yetiştirmeye, bunu da organik yapmaya çalışıyoruz. Geleceğimizi organik tarım üzerine kurduk. Geleceğimizi kurtardık.” diye konuştu.
Son Dakika › Ekonomi › Köylünün Hukuk Zaferi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.